Ankara ve İstanbul’u, gerçekten CHP mi kazandı?

Ankara ve İstanbul’u, gerçekten CHP mi kazandı?


Ankara ve İstanbul’u, gerçekten CHP mi kazandı?

 

 

CHP, İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanlıklarını kazanmış..

Bunu duyunca kahkahalarla gülesim geliyor..

CHP, neyi almış?

Anavatan partili aday ile mi belediye başkanlığını kazanmış?

Ülkücü adayla seçim almayı, “CHP kazandı” diye mi bakıyorlar?

Ankara’da CHP kazandı diye meyhaneye kutlamaya gidenlere, Mansur’u sor..

Mansur’a, pavyonda seçimi kutlayanları sor..

Birbirlerine küfür ederler.

Aralarında dağlar kadar fark var.

Aynı şekilde..

Eyüp Sultan’da Yasin okuyarak seçmene mesaj veren Ekrem’in belediye başkanlığını (şimdilik de olsa) kazanmasını, Beyoğlu’nun arka sokaklarında.. Kadıköy’ün kafelerinde içki içerek kutlayanlara sor.. 

Ekrem’e de, kendisini destekleyen grupları isimlerini vererek sor..

Birbirlerine söylemedik şey bırakmazlar..

Ama..

Şimdilik kardeş oldular..

Kardeş oldular da..

Bu kardeşlik bir günlük.

Bilemediniz iki günlük.

Üçüncü gün “Benim militanı niye almadın” ile başlayacaklar kavgaya..

“Berkin Elvan’ın anne babasını işe aldınız tamam da.. Amcasının karısının yeğenini niye almadınız..” ile başlayacaklar tartışmaya..

Diğer taraf da..

“Biz size o mekanı, sabahlara kadar içesiniz diye mi verdik? Mahalleli bir şikayet etti, sümenaltına koyduk.. İki şikayet etti.. ‘Bakıyoruz’ dedik. Ama bu iş böyle gitmez ki!” diyerek restler çekilecek..

“Benim verdiğim mekanda, sen ne haltlar yiyorsun öyle” ile birbirlerine girecekler..

İyi Partililer “Biz kazandırdık” deyip isteyecek..

HADEP’liler, “Faşistlere bu ne kıyak” diye kafayı kaldıracak..

Saadet Partililer, “Ne oldu bizim, ilçelerde aldığımız 200 bin oy ile, büyükşehirde aldığımız 100 bin oy arasındaki 100 bin oy.. Bedavaya mı gitti?”diye soracak..

Sonrasında seyredin siz gümbürtüyü..

Bazıları öyle bir hava estiriyor ki!

Öyle pembe tablolar çiziyorlar ki..

Sanki İstanbul Ve Ankara’da seçimi kazanan CHP’liler, dört dörtlük ideal bir topluluk.. 

Sanki karşımızda Asr-ı Saadet dönemi insanları var.. 

Nefislerini ayakların altına almış ezmişler.. Birlik olup, farklı görüşlere rağmen mücadeleye girişmişler. 

“Ölmek var, dönmek yok” demişler.. Bundan sonra da öyle devam edecekler.. 

Haram mala el uzatmayacaklar. İşçi ne yiyorsa, kendileri de onu yiyecek.. 

Zinhar, işini yapan kimseyi kapının önüne koymayacaklar.. 

Başörtülü-başı açık ayrımı yapmayacaklar.. 

Böyle bir rüzgar estiriyorlar..

Ama bu söylemin hayal olduğunu, ilk atamalarla görüyoruz..

İlk haber, Mansur Yavaş’tan geldi..

Eski hakim Osman Kaçmaz’ı, kendisine danışman yapmış..

Ben tam da..

Ciddi ciddi..

Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve ekibi yeni bir parti kuracak olurlarsa..

İlk iş olarak..

“Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ı yeni partiye transfer etmekle başlarlar”diye tahminde bulunacaktım ki..

“Nasıl olsa belediye meclisinde de bir altyapıları yok.. Sadece isimleri var.. O isimlerin yeni partiye geçmeleri, acayip sükse yapar” diye düşünüyordum ki..

“Ekrem’in de, Mansur’un da.. Köken itibari ile CHP ile bir bağları yok.. Sureta CHP tabelası altında seçime girdiler. Aslında kendileri CHP’li değiller.. Başka partiye transfer olmaları, CHP’de hayal kırıklığına sebep olsa da.. CHP tabanından bu isimleri bir tepki doğmaz. Tepki olsa olsa, bunları aday yapan yönetime doğar” diye fikir egzersizi yaparken..

Abdullah Gül’ü, hem de cumhurbaşkanı iken, yargılamaya kalkan Osman Kaçmaz, Mansur Yavaş’ın danışmanı oldu..

Benim tahminim suya düştü..

Suya mı düştü..

Yoksa..

Düne kadar FETÖ tarafından takip edilen, ayağı kaydırılmaya çalışılan Osman Kaçmaz ile..

FETÖ sayesinde başkanlık koltuğuna oturan Mansur Yavaş’ın birlikteliğini..

Yani..

FETÖ karşıtı hakim ile..

FETÖ’cülere sıcak mesajlar yollayan bir başkanın hangi menfaat uğruna yanyana gelebildiğini nasıl anlayamıyor isek..

Yarın, Abdullah Gül ile, Osman Kaçmaz’lı Mansur Yavaş’ların da..

HDP’liyi, İP’liyi sandıkta aynı adaya oy atacak şekilde buluşturan ve onlara Ekrem İmamoğlu’nu seçtiren “üst akıl”ın.. 

Tayyip Erdoğan’ı devirme amaçlı bir FETÖ projesinde, birlikte olmalarını anlayamayız..

Daha koltuğa oturalı bir gün olmuş..

Şu rezalete bakınız..

Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın tüm bilgisayar bilgilerinin, iki müfettiş nezaretinde kopyalatılmaya çalışılıyor..

Üstelik, bu işi yapacak adamların büyükşehir çalışanları olması şart değil.. Gerekirse dışardan yardım alınarak.. O dışardan yardım alınacak olan kişilerin kimlikleri, terör örgütleri ile ilişkileri, menfaat çeteleri ile bağları, ihale mafyası ile ilgileri araştırılmaksızın.. 

Affedersiniz..

Bir yolsuzluk peşinde iseniz..

O verileri, şu an yeni yönetimin inceleme yetkisi var.

Kopyalama yapabilecek olanlar, kopyalama olmadan verileri incelemeye de yetkili demektir..

Varsa bir şüphen..

Kopyalama yapmadan incele..

Kopyalama ne oluyor?

Ne için yapılıyor?

İşte burası bir muamma..

O bilgiler ihale mafyasına mı verilecek..

Pensilvanya’ya, verilen desteğin karşılığı olarak mı yollanacak?

Yoksa, daha başka örgütlere mi gidecek?

Kim bilebilir?

Nitekim, İstanbul 4. İdare Mahkemesi bu kararı derhal yürütmesini durdurdu..

Bir vahim olayı önlemiş oldu..

Bu arada bir kopyalama yapılmış ise..

O veriler, illegal şekilde piyasada yarın dolaşacak olursa..

Şunu söylemek zorundayım..

Görevliler, istedikleri gibi kayıtları incelesinler..

Orda sıkıntı yok.. 

Ama.. Bu bilgiler belediye dışına çıkartılıp, kim olduğu belirsiz kişilere teslim edilecek olursa..

Burda devlet ciddiyeti de, büyük yara alır..

Devletin CHP’ye emanet edilemeyeceği gerçeği, bir defa daha haklılık kazanır..

 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp