Ankara Borusu, haberin var mı, avukatlar ne durumda?

Ankara Borusu, haberin var mı, avukatlar ne durumda?


Ankara Borusu, haberin var mı, avukatlar ne durumda?

 

 

Ankara Borusu, pardon.. Pardon.. Barosu..

Ankara Barosu, üyesi olan avukatların haklarını sanki tümü ile hayata geçirmiş.

Avukatlar, “Tamam, bundan sonra artık talep edeceğimiz bir şey kalmadı”demişler gibi..

Kafayı LGBTİ’lerin sözümona “hak”larına takmışlar..

Avukatlar duruşma beklerken stresten ne haldeler, düşünen, sorunu çözmeye çalışan bir baro yok..

Hakimin 10 tane duruşmayı, aynı saate vermesine itiraz eden yok..

Avukatlar mahkemelerle ilişkilerinde, gerçekten hakettikleri konumdalar mı, dertlenen bir baro yok..

Mahkemelerde derin çeteler mi var, dosyalar patır yatır kayboluyor.. Kim kaybediyor, kim sessiz kalıyor, sorgulayan barolar yok..

Ama..

“LGBTİ’lerin cinsel yönelimleri sebebi ile kendilerine toplumda reva görülen suçlamalarla mücadelede nasıl daha aktif olunabilir”i tartışan, bu konuda özel eğitimler organize eden barolar var...

Heyyy.. Baro başkanları..

Haberiniz var mı bilmiyorum..

Büyükşehirler için garanti veriyorum..

Küçük şehirlerde de, artık şansınıza..

Avukatların en fazla işlerinin düştüğü icra dairelerinde..

İcra memurları, icra dairesi görevlileri, kendilerine tahsis edilen sabit telefonları kaldırıp da, “Alo” deme zahmetine bile katlanmıyorlar..

İstanbul’daki bir avukat..

Ankara’daki bir icra dairesinde küçücük bir işi olsa..

İcra dairesinin telefonunu arayarak, “iki kelime ile” derdini anlatamıyor..

Ya atlayıp Ankara’ya gidecek..

Ya da..

Bir avukat arkadaşına söyleyip, onun peşinden bir hafta boyunca koşturacak: “Gidebildin mi? Konuşabildin mi?”

Oysa..

O icra dairelerine gidin.. Bütün memurların elinde bir cep telefonu.. Özel tanıdıkları ile.. Muhabbeti olan avukatlarla, iş sahipleri ile, saatlerce cep telefonundan konuşuyorlar..

Yani şu mu: “Memur tanıdığın ise, özel telefonundan ulaşırsın. İşini halettirirsin.. Tanıdığın yok ise.. Devletin icra dairesine tahsis ettiği, internet sitelerinden duyurduğu, barolara irtibat numarası olarak verdiği sabit telefondan arayıp konuşmak istersen.. Havanı alırsın..”

Ve bu “havanı alırsın” muamelesine karşı..

Bu tabloya karşı..

Ankara Barosu.. İstanbul Barosu.. İzmir Barosu.. Bir çözüm üretmeyi düşünmeden.. Tribünden maçı izlemekle yetiniyorlar..

Adalet Bakanlığı’nı ziyaret edip, “Bizim böyle bir sorunumuz var” demiyorlar..

Adliyenin başsavcılığını ziyaret edip, “İnternet sitenizde ilan ettiğiniz telefonlar var. Bu telefonlar sabahtan akşama kadar tek bir defa dahi ‘Alo’ cevabı vermiyorsa, niye buna boşuna para ödüyorsunuz” diyemiyorlar..

Kendi üyelerinin mesleklerini yapma noktasında kendilerine kolaylık sağlayacak işlerde yoklar..

Takılmışlar, sokaklara dökülüp, “Velev ki ibneyiz, size ne?” afişleri ile yürüyenlerin peşlerine..

Dertlenmişler, “Bu ibneler (Kendi ellerindeki afişlerde bu ifade olduğu için kullanıyorum. Yoksa, durduk yerde böyle bir sıfatı, velev ki öyle olsunlar, kimse için kullanmak istemem) sokaklarda ne yaparlar, ne ederler. Hangi haksızlıklara uğrarlar..” üzerinden, eğitim seminerleri veriyorlar..

Tamam, anladık.. 

Avukatsınız..

Tamam, anladık, göreviniz herkesi savunmak..

Ama..

Siz önce avukatları savunun..

Avukatların haklarını savunun..

Avukatların, hakkı ile mesleklerini yapmalarının önündeki engelleri kaldırın..

Telefonla 15 saniye konuşarak çözülecek bir iş için, 8 saatlik mesafedeki adliyeye gitmek zorunda bırakanlarla mücadele edin..

Sırf planlama yapamadığı için, saat 10’a bıraktığı duruşmayı, saat 12’de yapabilen, böylece avukatın 2 saatini çalan hakimleri gündeme getirin..

Yok yok..

Onlar, avukatların sorunlarını ikinci derece önemli görüyorlar..

Onların esas sorunları..

Sanki seçime girmişler..

Ülke yönetimini ele geçirmişler gibi..

“Kadına karşı şiddetin önlenmesi” konusunda merkezi yönetime düşen görevleri üstlenmek..

Toplumun örf ve adetlerine aykırı haraketleri adet haline getiren, çoğu defa da polisle çatışan, direnen gruplarla haşır neşir olmak..

Bunun için baro çatısı altında, “LGBTİQ+ hakları merkezi” kurmak..

Merak ettim..

Mevzuatta, “LGBTİQ+” şeklinde bir kavram var mı diye?

Anayasal bir kuruluş.. Kanunla kurulmuş bir meslek odası.. Bir kavrama dayalı olarak bütçe ayırıyor, vakit ayırıyor, mekan ayırıyor ve merkez kuruyorsa..

“Bunun arka planında mevzuatta da bir karşılığı olması gerekir” diye düşündüm.

Yok..

Mevzuatımızda “LGBTİQ+” diye bir kavram yok..

Uyanıklık yapıp da, sonundaki “+” ile arama yaptığımı, bulamadığımı sanmayın..

Sonundaki “+”yı da çıkarsanız.. 

“Q”yu da çıkarsanız..

“İ”yi de çıkarsanız..

Devlet literatüründe böyle bir kavram yok..

Ama..

Devletin bütçesinden harcama yapıp, mevzuatta olmayan bir kavram üzerinden merkez açan baromuz var..

Bunun sonrası ne?

Bunun sonrası..

“Genelev kadınları hakları merkezi” kurmak..

Yetmez..

Genelev dışındaki o işi hayat tarzı olarak yürütenler için, “Fahişe hakları merkezi” kurmak..

Yetmez..

Devam ettirip gidebilirsiniz..

Hani yakında, bir farklı rüzgar estirip, “cinsel taciz sanıklarının hakları” için de bir merkez kurarlarsa, hiç şaşırmayın..

Avukatların hakları için mesai harcamazlarsa..

Kuruluş amaçları ile ilgili faaliyet göstermezlerse..

Yapacakları ne?

Kendilerine böyle işler icat edip..

Toplumun yozlaşmasına katkı sunmak..

Bu vesile ile..

Adalet Bakanlığı’na da bir çağrımız olsun.

Velev ki, Barolar, avukatları bırakıp..

“Velev ki ibneyiz” diyenler için uğraş verseler de..

Belirttiğimiz sıkıntılar için, bakanlık olarak adımları atıp, sorunları çözmeliler..

Ne demiş atalarımız: “İyilik yap (bu örnekte biz “Görevini yap” diye değiştirelim), denize at. Balık bilmezse,  Halik bilir.”

 

yeni akit

Google+ WhatsApp