Amerika’dan düşman olur ama müttefik olmaz / 2

Amerika’dan düşman olur ama müttefik olmaz / 2


Amerika’dan düşman olur ama müttefik olmaz/2

 

 

Amerika, insanlığa düşmanlığı varlık sebebi haline getirmiş bir devlettir. Tarihi yüz karası kan, zulüm ve katliamlarla dolu olan ABD, başta Vietnam, Japonya ve Kore olmak üzere, tarihi sırasıyla Küba, Panama, Guatemala, Nikaragua, Meksika, Filipinler, Afganistan, Irak, İran ve Suriye’de yüz binlerce sivili öldürüp, dünya tarihinin en büyük vahşet ve katliamlarına imza atmıştır.

Amerika’dan dost, veli, yardımcı ve idareci olmaz. İmanı olanlara düşen görev; Amerika’nın müttefikliğinden vazgeçip onu düşman ilan etmektir. Bunu yaptığımızda Rabbimizin şu âyetinin gereğini yerine getirmiş oluruz. “Ey iman edenler! Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.” ( Bakara Sûresi/51) Amerika, terörist Hıristiyanları ve terörist Yahudileri etkili ve yetkili kılan insanlık düşmanı bir terör devletidir. Amerika, dünya teröristlerinin gözü ve kulağıdır. Amerika’yı dost ve müttefik edinmek, dünya teröristlerine yardım ve yataklık etmektir.

Amerika, sadece ve sadece kendi çıkarı için yola çıkmış çakallar yurdudur. Çıkarı uğruna kan akıtmaktan ve katliamlar yapmaktan asla geri durmaz. Amerika, insanların rahat bir ekmek yemelerine müsaade etmez. İnsanların helal kazançlarından pay almak ister. Nitekim günümüzde ABD istediğini almak için, ekonomik saldırıyı bir koz olarak kullanıyor. Amerika’nın bu hususta yaptıklarını alkışlayanlar, ekonomik terörün işbirlikçileridir. Türkiye’de Amerikan merkezli faiz lobisi, hükümeti ve merkez bankasını faiz artışına zorlamak için dolar ile avroyu tetiklemeye devam ediyor. Amerika merkezli uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının da destek verdiği algı operasyonları neticesinde oluşturulan tedirginlik ortamı, vatandaşların ve işletmelerin, ihtiyaçları olmasa bile dolara ve avroya yönelmesine neden oldu. Oluşturulan panik havası neticesinde sofralarımızdaki helal lokmalarımız gasp edildi.

Hilafetin ilgasından bu yana Türkiye yıllardır üretimden uzak, tüketim odaklı, dış kaynak bağımlısı bir ekonomik yapı inşa ederek kendini zor bir duruma soktu. Ekonomik yapısı kırılgan bir hale geldi. İşte bu nedenle, Türkiye›yi düşman gören Amerika, Türkiye›ye yumuşak karnından saldırarak, doları suni bir şekilde yükselterek Türkiye›de bir kriz ortamı meydana getirmeye çalışıyor. Kriz ortamları, kaos zamanları Amerika’nın sömürü hortumlarını serbest bir şekilde döşeme anlarıdır.

Şeytan Amerika, bir gözümüz dövizde, diğeri borsada olmasını istiyor. Ancak bu şekilde tüketim köleleri olarak kalmamızı sağlayacağına inanıyor. Türkiye’yi sanal ve sahte oyunlarla savurma, hatta sindirme çabasındadır. Dövizi zalim tahakkümlerle, zorba yaptırım tehditleriyle yükselterek Türkiye’nin batıya köleliğini, bağımlılığını garantilemeye çalışıyor. Dolayısıyla Şeytan Amerika tarafından karanlık ve kahredici bir kumpasla temellendirilmiş ekonomik operasyona maruz kaldığımızı itiraf ve ifade etmek mecburiyetindeyiz. Türkiye ekonomisinde dövizi açıktan ve alçakça yükselterek taviz ve teslimiyet çemberine hapsolmamızı planlayanlar, müttefiklerimiz değil, hakiki düşmanlarımızdır. Biz Amerika’yı müttefik yerine düşman ilan etmediğimiz müddetçe düşmana ganimet, kuzgunlara yem, kuduzlara av olmaya mahkûmuz.

Amerika, konvansiyonel olmayan finansal silahlarla ülkemizi yaylım ateşine tutmuş bulunmaktadır. Bu durum karşısında “Amerika bizim müttefikimizdir” cümlesini imanı olanların, firaset-i olanların, hamiyet-i diniyyesi olanların ağızlarına alacakları, seslendirecekleri bir söz değildir. Amerika’nın eliyle dövizdeki tırmanış, İslâm ümmetinin bekasına saldırıdır. Dolayısıyla İslâm ümmetinin her ferdini Amerika’nın şeytan kıvamında ve seviyesinde aleni bir düşman olduğuna ikna etmeliyiz. Küresel angajman ve ittifakları dinimizin emir ve nehiyleri doğrultusunda sorgulamadan şeytan Amerika karşısında kararlı durmamız, güçlü refleks ve güçlü stratejilerle iktisadi cephemizi tahkim etmemiz mümkün değildir.

Amerika’nın İslâm topraklarında dövizi tetikleyen mekanizmaları, finans ve ekonomik enstrümanları var. Döviz, faiz ve rant lobisi vasıtasıyla bizi tüketim köleliğine mahkûm etmeye çalışıyor. Harama çanak tutan, haine selam çakandan başkası bu olup bitenlere evet diyemez. Şunu bilelim ki; ABD yönetimi Evanjelist ve Siyonist emellerin yörüngesine sabitlenmiş bir karanlıklar yumağıdır. Amerika’nın eliyle dövizin yükselişi, siyasi ve diplomatik şantajları da beraberinde getiriyor. Dövizin çıkışından memnuniyet duyup siyasi çıkar ve nihai olarak müsebbip kollayanlar, bunun üzerinden kaos ve karmaşa hayali kuranlar, içimizdeki “Emperyalizm Canavarının Ücretli Köleleri”dir. Amerika dövizdeki yapay sıçramalarla vicdanımızı, cüzdanımızı ve soframızı rehin almaya çalışıyor. Amerika’nın bu yaptıkları karşısında düşünülmeyeni düşünmek, geçilmeyen yolları denemek, bağımsız duruş göstermek; tarihimizle, kültür ve maneviyatımızla ilişkilendirilmiş ve dinimizle temellendirilmiş bir iktisadi sistemi projelendirmek üzerinde kafa yormak zorundayız. Bu bizim için cihad cümlesinden sayılır.

 

yeni akit

Google+ WhatsApp