Altın hesabı, babaya borç ve check up

Altın hesabı, babaya borç ve check up


Saygıdeğer hocam. Öncelikle selamlarımı iletiyor, sağlık ve afiyet diliyorum. Bizler inanmış insanlarız hamdolsun. Herkes gibi tabiî ki her şeye mubah gözüyle bakamıyoruz. Kafamıza takılan soruları sizin gibi değerli hocalarımıza soruyoruz. Şimdiden kusura bakmayın hocam hakkınızı helal edin. Sorum şu: Müslümanlar olarak birazcık da olsa birikimlerimizi altına çeviriyoruz. Yalnız altını evde saklamak tehlikeli. Yani zamanla hırsızlık olayları oluyor, hep duyuyoruz. Bankalara götürüp yatıralım diyoruz, bazı kişiler caiz değil diyorlar. Katılım bankalarına yatırıyoruz, bu sefer altını geri alırken altın olarak değil o günkü fiyattan parasını alırsın diyorlar (bazıları). Altın hesabı açalım ufak ufak birikim yapalım diyorum, onun da şüpheli olduğunu, caiz olmadığını söylüyorlar. Peki, hocam bizler Müslümanlar olarak ne yapacağız. Malum sistemde birikimlerimizi nasıl muhafaza edeceğiz. Bunun bir çıkış yolu yok mu?

 

Cevap

 

Katılım bankaları fıkha uygun olarak altın ticareti yapar, katılımcının rızasına dayalı olarak altını döviz veya TL’ye çevirir, bununla ticaret yapar, altını TL’ye çevirip korumalı hesap açar, munzam karşılık olarak yatırdığı altın havuzlardan yapılan masraf olacağı için havuzun genel olarak kazancına veya zararına o miktardaki altın da katılmış olur…

 

Bütün bunlar yapıldıktan sonra müşteri/katılımcı, altını külçe, lira vb. şekillerinde almak isterse sözleşmeye ve kullanma şekline göre ya aynı miktarda veya kâr ve zarar hesabına göre oluşan miktarda alabilir. Katlım bankaları fiziki altın ödemiyor sözü doğru değildir.

 

Soru

 

Selamünaleyküm hocam.

 

Ben 4 çocuklu ailenin bir ferdiyim. Ailemle yaşarken memuriyete girdim ve bir miktar para biriktirdim. 2012 yılında daha henüz evlenmemiş ve babamın evinde yaşarken eski evi sattık ve yeni bir ev aldık. Bu evi alırken de babama evin 1/3’lük kısmının parasını ben verdim (Bugün yaklaşık 200.000Tl.) 2013 yılında evlendim. Borç harçla evimin ve düğün masraflarının hepsini iğneden ipliğe kendim yaptım. Babam hiçbir masrafıma karışmadı. Hep, “Beni babam evlendirmedi, kendiniz evlenin” sözünü suratıma çarptı. Aradan yıllar geçti, para konusu hakkında hiç konuşmadık. Ancak ikinci çocuğum olunca araba ihtiyacı doğdu. Babamdan bir miktar borç aldım ve borcumun da büyük bir kısmını ödedim. Ancak borcumdan çok az bir kısmı kalmışken kardeşimin evliliği ortaya çıktı. Bana kendin evlen diyen babam kardeşime kudretince yardım etmeye başladı. Ayrıca bir mirası eşit paylaşmamız hakkında bize telkinde de bulundu. Kendisine araba borcu öderken hiçbir zaman oğlum sen de ev alırken bize yardım ettin vermene gerek yok gibi bir söz de söylemedi. Hatta bazı zamanlar borcumu öderken o kadar sıkboğaz etti ki neredeyse arabayı satıp veresim geldi, ancak çocuklarımı mağdur edeceğimden yapamadım. Hatta bir ara öyle bir hadde vardı ki, “Biz de verdik” dedim; “Vermeseydin, biz baktık besledik tabii vereceksin” gibi sözlerle suratıma çarptı. Çocuklarının arasında ayrımcılık yapan, birinden yararlanan ama diğerine yağan babama kalan borcumu ödemek içimden gelmiyor. Babama borcumu ödeyeyim mi? Ayrıca yarın miras mevzusu olduğunda nasıl bir yol izleyeyim? Bu konuda tavsiyelerinizi istiyorum, Allah’a emanet olun.

 

Cevap

 

Baba oğula ve oğul babaya ödünç alma sebebiyle borçlu olursa ve borçlunun ödeme imkânı da varsa borcunu ödemesi gerekir.

 

Baba oğuldan ödünç aldığı para ile ev alsa, sonra ölüp bu evi vârislerine bıraksa, oğul hem vâris olarak evden hisse alma hem de bu ev için ödünç verdiği parayı terekeden alma hakkına sahip olamaz. Alacağının, hissesine düşen meblağdan daha fazla olan kısmını, alacaklı sıfatıyla öncelikli olarak alır.

 

Babanıza, ev alırken verdiğiniz parayı ödünç verdiyseniz hükmünü açıkladım. Bağışladıysanız babanız borçlu sayılmaz.

 

Bir kimse ölmeden önce malından, öldüğünde vâris olacak yakınlarına, miras hissesine riayet etmeden bağışta bulunabilir. Peygamberimiz (s.a.), bu bağışlama işinde “adil olmamızı” tavsiye buyurmuşlardır, ama adalet eşitlik, eşit bağışlamak değildir; verme eyleminin hak etme ve ihtiyaca göre farklı olması caizdir. Bir kimse ölmedikçe malı miras olmaz; meşru olarak istediğine verir, istediğini alır.

 

Soru

 

Allah size sağlıklı, uzun ömür versin. Âmin.

 

Sizlerden, toplumda yaygın olarak yapılan tarama testleri ve muayeneleri hakkındaki görüşünüzü istirham edeceğim. Bilindiği gibi kanser başta, var olan veya daha sonra çıkması muhtemel hastalıklar için tarama testleri ve muayeneleri yapılmaktadır. Bu kişilerin çoğu o anda sağlıklı olan veya olduğunu düşünen kişilerdir. Nadiren de bilmeden üzerlerinde bilmedikleri bir hastalıkları vardır. Sağlıklı iken yapılan bu test ve muayeneler için görüş ve önerilerinizi istirham ediyorum.

 

Cevap

 

Bu kimselerin sağlıklı oldukları ancak testten sonra biliniyor; daha önce böyle bir bilgileri yok, hastalığın ilk evresinde de olabilirler; bu sebeple “sağlıklı insanların test edilmeleri” değil, hasta olmaları muhtemel insanların zamanında hastalıklarının teşhis edilerek tedbir alınması için test edilmeleri (check up) bahse konudur ve bu da caizdir.

Google+ WhatsApp