Allah’ın farzı ihmal ve ihlale gelmez

Allah’ın farzı ihmal ve ihlale gelmez


Farz, Allah’ın kesin emridir. Müslüman ferdin kişiliği, Müslüman toplumun da kimliği onda mündemiçtir. Müslüman ferdin tufanı kişiliğini, Müslüman toplumun da tufanı kimliğini kaybettiği zaman kopulur. Öyle bir asra düştük ki; tufanı çok, Nuh’u yok!

Allah kendi kitabında Peygamberine itaati farz kılmıştır. Sünnetin dinde teşr’i değerini nikâr edip bağlayıcılığını kabul etmeyerek Peygamberlerine itaati tartışan Müslümanların dinde ve imanda nasipleri kalmamıştır. Allah Kitabı’nda ve Peygamberinin sünnetinde yer almayan bir söz için, “bu farzdır” denilmez. Zira Allah, Peygambere imanı, kendisine imanla birlikte zikretmiştir.

Parçalanmaktan, bölünmekten vaz geçip Allah yolunda Allah için tek saf olmalıyız. Biz dağların kendisinden ürktüğü bir yükün hamalıyız. Dünya ve içindekiler bize sunulsa da bahtiyarlığı hep bu hamallıkta aramalıyız. En yüce makam, hep Allah’a kullukta kalmalıyız.

Hilafetin ilgasından bu yana İslâm coğrafyasında hiç eksik olmadı, kan, katliam ve cinayet. Kan ve katliamdan başkasını tarihe miras bırakmadı mimsiz medeniyet. Avrupa’dan “kanun” diye ateşe sarılı acıları getirenlere duyulur mu minnet? İslâm hayata amir olmadan asla ve kat’a bulunmaz adalet ile emniyet!

Müslümanlar tarafından ne zaman ki beğenildi Batı’nın hayat tarzı, kan kapladı arz’ı. Bütün arz’ı da bize verseler yine ihmale ve ihlale gelmez Allah’ın farzı.

Siyonist Yahudiler cansız çocukların gözbebeğinde Arz-ı Mevud-u gözetliyorlar. Füzelerin ucunda Tevrat’tan yapraklar, her akşam Harun’u ağlatıyorlar. Yahudileşerek insanlığın namusuna tecavüz edenler de İbrahim’in ateşini harlayarak Nemrud’u yeniden canlandırıyorlar!

Firavunî düzenlerde yaşayanların umutları asrın Musa’larında. Firavun mumyasından hortlamış dolanıyor Kudüs’ün semalarında. Siyonist Yahudileri cehenneme postalayacak olanlar, nöbet tutacaklar Nil’in, Fırat’ın kıyılarında!

“Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. O, “Ya üzerinize savaş farz kılındığı hâlde, savaşmayacak olursanız?” demişti. Onlar, “Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz hâlde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.” (Bakara Sûresi/246)

Firavuni düzenleri ayakta tutmak isteyenler, çocuklarımız asrın “Musa”ları olarak yetişmesinler diye ayaklarına geçirdiler bukağılar. Düşlerimize armağan ettiler demir kanatlı buzağılar.

İmanı bozulmamış, vicdanı delinmemiş her Müslüman atıldığı dipsiz karanlık kuyudan çıkmak ister. Dost bir yüz görse bakar titrer. Bir kez mutlu etse, o bin bekler. O, Saadet Asrına dalar. Saf bir tebessüme bir ömür adar.

Kişi hayatını sürdürüyorsa inatlarla, tereddütsüz her gün yüreğini kanatır hatalarla. Allah’ın farzlarını ihmal ve ihlal ederek israf edilen ömür geri gelmez heyhatlarla!

Kıymet ifade eder Allah yolunda yıpranmış tozlu papuçlar. Allah yolunda Allah için cihad ederken dökülür yüreğimize gökyüzünden yıldızlar.

Farz, ferman-ı Rabbülâlemin. Şunun veya bunun hatırına bu fermanı öteleyerek yaşayıp köhnemek hazin!

Farz, hayatı Allah’ın dinine sabitlemektir. Dinde farzı ihya etmek, âhireti ihya etmektir. Farz uğruna feda olunur, ama farz feda olunmaz. “Gönül gösterme mir’ât-ı te’essüf vech-i dünyaya. Ki dünya bir denidir kim teveccüh eyler ednaya!” Allah’ın farzları bize yeter. O farzlar uğruna hayatı feda etmek bile değer. Dinde farz denildi mi ötesi teferruattır. 

Farzı ihya edenler, kendilerini Allah’a satanlar, onu ihmal ve ihlal edenler ise şeytana tapanlardır. Kafalar Yahudileştikten, hayatlar Hıristiyanlaştıktan sonra düşmanın işgal ve istilâsına gerek kalmaz. Çünkü Yahudileşip Hıristiyanlarımız, düşmandan geri durmaz.

Din farz zemininde yükselir, sünnet zırhı ile de korunur. Bilerek kasden ve teammüden farzı ve sünneti ihmal ve ihlal edenlerin dini olmaz. Farz, şeytandan değil, Allah’tan yana olmaktır. Sünnet, tağutun yolunu değil, Peygamberin izini seçmektir. Farz, haramın kıyısından değil, tedbirin ortasından yürümektir. 

Farz; mazeretlerin arkasına saklanmadan Allah yolundaki engelleri aşmaktır. Bütün insanlığı bağrımıza basacak kadar büyük bir yürek taşımaktır. Dinde kasden ve teammüden ihmal ve ihlal edilen her farz,geçirilmiş bir iman krizidir.

Farz, Müslümanın dindarlık azığıdır. Farzı ihmal ve ihlal etmek, dinsizliğe kaymaktır. Çünkü dinsizlik kapısı, farzı ihmal ve ihlal ile açılır. Farzın ihmal ve ihlalinin esas alındığı yerde söylenen her söz, bize müşrik asrın tarzını hatırlatır. Müslüman için farz Allah’ın ikramıdır gereği yapılır, sorgulanmaz. Onu ihya ederken önüne dağ da çıksa deler de yorulmaz. 

Google+ WhatsApp