Allah yolunda çekilen her çilenin bir ecri vardır

Allah yolunda çekilen her çilenin bir ecri vardır


Allah yolunda çekilen her çilenin bir ecri vardır

 

 

Yeryüzüne halife olan insan; eşref-i mahlûktur. Eşref-i mahlûkatı güzel kılan hükmü hâkimiyetine teslim olmakla Rabbu’l âlemine kulluk’tur. Allah’ın dinini hayatın yegâne amiri yapmak, Müslüman için azad kabul etmez sorumluluktur.

İslâm coğrafyasında bu asırda birkaç Firavun Müslümanları götürüyor idama. Bu durum karşısında sessiz ve tepkisiz kalınca ümmet; galiba geri geliyor Bizans ve Roma. “Ve ferman, kumardaki dört kralın buyruğu; başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu!” Bir ülkede idarecilerin idarede yöntemi olmuşsa kumar; o ülkede zor değil, çok bulunur emperyalistleri sırtında taşıyan iki ayaklı hımar!

İslâm topraklarında küresel enjektörler, yakalamış Müslüman damarı; “Laiklik” narkozuyla, indiriyor şamarı. Tehlike çok büyük İslâm topraklarında “Biz de Müslüman’ız” diyenlerin eliyle küresel şeytanların gerçekleşiyor emeli; ha çöktü, ha çökecek, ailenin temeli. Hatalar tonlarca dillerde kin ve nefret, kalplerde kibir kiri; gerçeklerle yüzleşmek, istemiyor hiçbiri. Hayatın komuta merkezine amir kılmak gerek Tekbiri. Şu bir hakikattir ki; kibir şeytana hastır. Şeytanla dost olanın, âkibeti iflâstır!

Üstümüze çöküyor, şirk akidesine dayalı çatı. Çünkü kılcallara yayılmış, putların saltanatı. Ehliyet ve liyakattan sayılıyor dalkavukluk sanatı. Cahiliyye düzeninde dalkavukluk sanatı, bir liyâkat faktörüdür. Münâfıklar her dalda, sektörün başaktörüdür. Bu durum Sahâbe-i Kiram’ın ahlâkını kaybetmekten ötürüdür: Kûfe Valisiyken Hz. Ömer (ra) tarafından azledilen Ammâr b. Yâsir’e: “Seni azlettiğime kızmadın değil mi?” diye sorunca cevap şöyle oldu: “Beni valiliğe atadığın zaman sevinmedim ki azlettiğinde üzüleyim.” (İbn-i Sa’d, Tabakâtü’l Kübra, 3/291)

Hilafetin ilgasından bu yana ümmetin ufuklarını kuşatmış, basiretini bağlamış Siyonist tuzakları. Sağını solunu, önünü göremeyen Müslüman nereden görsün uzakları. Cihadı yol edinmeden Müslüman çözemez ayaklarına takılan bukağıları. 

Dâhildeki mürted hariçten gelen harbiyle dost olmuş bekler pusuda. Gücü yetse Müslümanı boğacak bir kaşık suda. Müslüman hâlâ uyanamadı devam ediyor derinde uykuda! 

Hilafet düşmanları Osmanlı’nın yakasına yapıştılar dört elle. Çizdiler masa başında sınırları cetvelle. Ulusçuluk putu uğruna alay ettiler ümmetle. Bugün dahi zevk-ü sefa içinde yaşayan birkaç kukla, ümmeti tehdit ediyor yoklukla!

Allah’ın arzında Allah’ın diniyle idare olunma imkânı elinden alınmış Müslümanın hayat ışığı söner. Müslümanın gül yüzü susuzluktan çatlaşmış toprağa döner. 

Müslümanlık; aleyhinde de olsa adil olmaktır manası. İnsanlığın müşterek sevdası her yerde ve her zaman hak ve hukukun korunması. İnsanlığın baş belâsıdır hukuk bilmezi. Her yerde ve her zaman adalet insanlığın vazgeçilmezi!

Hilafetin ilgasından sonra hukuku kanuna boğduranlar bu milletin başına çorap ördüler. Kendilerini tıpkı tarihte yaşamış Firavun gibi gördüler. Hak ve hukuka karşı hep kördüler!

Allah’ın mülkünde Allah diniyle idare olunmak Rabbimizden hükmü fermadır. Hilafet nizamının yerine ve önüne geçirilen sistemim adı ne olursa olsun, Müslümanın boynuna geçirilen bir tasmadır. Bu, aynı zamanda kölelik fermanına hem de mühür basmadır.

Müslüman! Senin değildir Allah’ın hükmünü ve hâkimiyetini hiçe sayan bu düzen. Bu düzeni koruyor ve kolluyorsan bil ki senden başkası değildir masumları, mazlumları üzen! 

Hilafet-i Raşide devri geri geldiğinde hukuk zemininde çekilir bir bir zalimlerin kulakları. Onlara ödetilir yedikleri bütün kul hakları!

Cenazeler çağında canlı cesetler, ne görür, ne duyarlar;  onlar, “çağdaş” putların, buyruğuna uyarlar. Müslüman olup da mürteciliğe dönüş yapanlar birkaç putperesti memnun etmek için durmadan Müslümanda kusur ararlar. Onlar Allah’a değil, kendileri gibi birkaç insana taparlar.

Mevki makam sevdası uğruna hududullah’ın dışında görüştüler. Su alan gemiyi kurtarmaları gerekenler gemiyi terk eden farelerin peşlerine düştüler. Batan geminin kurtarılmasını işaret edenlere gülüştüler. Rabbimizin şu âyetinin haber verdiği azabı bölüştüler:

“Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin. 

Bütün bu sayılanların kötü olanları, Rabbinin katında sevimsiz şeylerdir.” (İsra Sûresi/ 37-38)

Kibir kiriyle kirlenmiş olanlar, toplumu kirletmekten öteye geçemezler. Kibir kiriyle hareket edenler hakkı batıldan ayrıt edemezler. Kırılacaktır Müslümana uzatılan eller; şayet Müslüman Müslümanla olursa beraber. Ne zaman ki mü’minlerin yürekleri toplu vurur; işte o zaman dünyada akan mazlum kanı durur!

Allah yolunda Allah için çekilen her çilenin bir ecri, sabırla sabahı beklenen her gecenin bir fecri vardır. Müslümanın kıymeti, ancak kameti kadardır. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp