Allah Yargısız İnfaz Yapar mı?

Allah Yargısız İnfaz Yapar mı?


Allah Yargısız İnfaz Yapar mı?

 

Şeref Bülbül /Viyana

Benim dört şıklı bir sorum olacak:

(1)   Kabir azabının varlığına dair Kur’an’da bir delil var mı?

(2) Şayet varsa;  Ölen insan sorup sual olmadan neyin azabını çekecek?

(3) Eğer Kabir azabı var sayıyor salar o zaman mahşer deki mizanda sorgulama ne mana ifade ediyor?

(4) Yine kabir azabı var sayıyor salar;  Mesela bir milyon yıl önce ölenin çekeceği kabir azabı ile  Kıyamete bir sene kala ölenlerin azabı nasıl eşit olacak /adil olacak?

Şimdiden Allah razı olsun inşallah diyorum selam ve dua ile

 

Cevap 1:Kur’an da Kabir azabı ile ilgili bir ayet yoktur. Ancak varlığına delil gösterilen iki ayetten söz edilir. O ayetlerin de kabir azabıyla bir ilgisi yoktur. Bu ayetleri birlikte görelim:

“Kim benim zikrimden yüz çevirirse onun hakkı dar bir geçimliktir. Ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.” (Taha 20/124)

Hasan Basri Çantay bu ayetin altına dip not koymuş ve bir de “hadis” ilave etmiş. Dar geçimlik kabir azabı demektir deyip hadisi ilave etmiş:

“Tirmizinin Ebu Hureyre’den naklettiği hadis şöyle:

“Bu ayet kimin hakkında nazil olmuştur denildi. (Dikkat ederseniz hadis üslubunda böyle bir ifade olmaz. Resulullah böyle dedi/ buyurdu olur.) Allah ve Resulü bilir buyurdu. (yine burada da ilgisiz bir ifade kullanılıyor. “Allah ve resulü bilir demeleri gerekmez mi?.) O kâfirin kabrinde göreceği azaba dairdir. O kâfire doksan dokuz “Tinin” musallat olur. “Tinin”  nedir bilir misiniz?  Hayır dediler. Buyurdu ki, o yedi başlı bir yılandır. Kâfirleri kabirlerinden kaldırılacakları zamana kadar ısırırlar, sokarlar ve şişirirler.”(Yine burada söylenen imkan dahilinde olmayan bir söz var: Bir yılanın yedi başı var ve bundan doksan dokuz tane varve bunlar bu insan dirilinceye kadar ısırıp acıtmaya ve etlerini şişirmeye devam ediyor. Bu ne demektir; bu adamın cesedi hiç çürümeyecek etleri canlılığını koruyacak ki acı duymaya devam etsin . halbuki insan vücudu yapısının özelliği kısa zamanda kokuşur ve çürür geriye sadece kemikleri kalır. )  (Tirmizi, ibni Ebid dünya, ibni Cerir, ibni Hıbban, Ebu Hureyre den )

Hadisin sıhhati hem ravisinden hem de konuyu anlatış biçiminden anlaşılıyor! Allah elçisi böyle tutarsız bir söz söylemez.

Ayetin ifade ettiği “dar geçimliğin” kabirle ve kabir azabıyla bir ilgisi yoktur. Allah’ın kitabına itibar etmeyip yüz çeviren bir adamın dünyada ve ahirette işi elbette zordur. Dünyada hiçbir zaman yarınlarından emin olamaz güven duyamaz. Her gürültüyü kendi aleyhine zanneder. Ahirette ise tümüyle sıkıntıdır. Yeri cehennem cezası ise ateş olacaktır. Anlatılmak istenen budur.

İkinci ayet ise kabir azabı düşüncesini desteklemek için meallendirme de yapılan bir müdahale ile ayetin anlamını ortadan bölerek; birinci kısma kabir azabı ikinci kısma da ahiret azabı yorumunu yapmışlardır. Bunun için Meallerdeki anlamlandırma şöyle yapılmıştır:

“Onlar sabah akşam o ateşe sokulurlar. Kıyametin kopacağı gün de: Firavun ailesini azabın en çetinine sokun (denilecek)!” (Mümin 40/46)

Şimdi ayetin Kur’an bütünlüğü içerisinde sondan başa doğru cümleyi toparlayarak verilmesi gereken anlamını verelim:

Kıyamet koptuğu gün, Firavun ve ailesini azabın en şiddetlisine sokun denilir. Onlar, sabah akşam/ ara vermeden sürekli olarak o ateşe sunulurlar.”(Mümin 40/46)

Ayetin ifade ettiği mana bu. Görüldüğü gibi herkesin azap edileceği kıyamet günü geldiğinde firavun ve avanesi için yapılacak azabın ne zaman olacağını haber verdiği gibi;  nasıl olacağını biçimsel olarak da haber veriyor. Sürekli ve ateşe sunulmak suretiyle yapılacağını anlatıyor.  Birilerinin zannettiği gibi sabah akşam ateşe gösterme kabirde, şiddetli azap da kıyamet koptuktan sonra cehennemde olacak şeklinde değildir.  Allah Teâlâ hiç kimseye hesabını görüp defterini eline vermeden özel muamele yapacağına dair bir bilgi vermiyor. Aksini ise onlarca ayette haber veriyor:

“Her insanın amel defterini boynuna doladık, kıyamet günü açılmış bulacağı kitabı önüne çıkarırız.”

“Kitabını oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter.” (denilecek)  (İsra 17/12-14)

İşte bu iş Firavun içinde, Nemrut içinde, Ebu cehil içinde, Müminler içinde böyledir. Allah suçunu ispat edip önüne koymadan cezalandırmamaktadır.

İslam’da kabir hayatı ile ilgili herhangi bir bilgiye yer verilmez. Kur’an da Kabir kelimesi “Mergad” lafzıyla Yasin suresi 52. Ayetinde;  ve “Ecdas” lafzıyla da Yasin 36/ 51, Kamer 54/ 7, ve Meariç  70/43. Ayetlerinde dört yerde geçmektedir.  O da yine kıyamet koptuğunda diriltilme anı ile ilgili bir durumu anlatan ayetlerdir:

“Nihayet Sûr’a üfürülünce, bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rabbine giderler.”

“Onlar: «Eyvah başımıza gelenlere! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? O Rahman’ın vaat ettiği gün bu gün olsa gerek. Gönderilen peygamberler de doğru söylemişler derler.”

“Olan müthiş bir sesten ibarettir. Bunun üzerine onların hepsi hemen huzurumuzda hazır bulunurlar. “(Yasin 36/51-52)

“O gün, kabirlerinden süratle çıkarlar, sanki onlar dikili bir şeye (yarış için dikilmiş bir taşa) koşar gibi koşarlar.”

“Gözleri düşük, kendilerini bir alçaklık saracak da saracak. İşte onlara vaad edilen gün, o gündür.”         (Meariç 70/43-44)

“Gözleri korkudan önlerine eğildikçe eğilmiş, dehşet içinde mezarlarından çıkar, yayılmış çekirgeler gibi her tarafı dalga dalga kaplarlar.”

“Boyunlarını, çağıran münadiye doğru uzatmış vaziyette, kâfirler: «Bugün çok zorlu bir gün, işimiz bitik!» derler.” (Kamer 54/7-8

Görüldüğü gibi o gün göreceğimiz muamele bundan ibarettir. Esas işin çetin kısmı bundan sonra hesap yerinde olacaktır. Allah Teâlâ kimseyi istisna etmeden:

“Elbette kendilerine peygamber gönderilen kimseleri de, gönderilen peygamberleri de mutlaka sorguya çekeceğiz!” “Ve elbette onlara, olan- biten her şeyi bir bilgi ile anlatacağız; çünkü biz onlardan uzak değiliz.” “O gün tartı haktır. Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” “Kimin de tartıları hafif gelirse, işte onlar, âyetlerimize karşı haksızlık ettiklerinden dolayı kendilerini ziyana sokanlardır.” “Doğrusu biz sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size geçim vasıtaları verdik. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!” (Araf 7/6-10)

Burada aklıselim sahiplerinin şunu düşünmesi gerekmez mi? Ahirete olacaklar konusunda bu kadar ayrıntılı bilgi veren Allah, kabir hayatı ile ilgili niçin bilgi vermiyor? Allah hiç kimsenin gözünün yaşına, ela gözüne kara kaşına bakmaz; orada da azap veya mükafat olsaydı elbette ondan da bahsederdi!..  Bu nedenle olmayan bir şeyin bahsi de olmaz. Kur’an da iki âlemden bahsedilir. Biri dünya âlemi diğeri de Ahiret âlemi. Bu ikisi hakkında karanlık bir nokta bırakmadan bütün teferruatıyla anlatılmıştır:

“Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.”

“Geceleyin sizi öldüren (öldürür gibi uyutan), gündüzün de ne işlediğinizi bilen; sonra belirlenmiş ecel tamamlansın diye gündüzün sizi dirilten (uyandıran) O’dur. Sonra dönüşünüz yine O’nadır. Sonunda O, yaptıklarınızı size haber verecektir.” (Enam 6/59-60)

Bakar mısınız Allah o günün dehşetini nasıl haber veriyor:

“Sakın Allah’ın peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Çünkü Allah mutlak üstündür, İntikam sahibidir /kimsenin yaptığını yanına bırakmaz.”

“O gün yeryüzü bir başka yere, gökler, başka göklere çevrilecek ve bütün varlıklar, kabirlerinden çıkıp bir ve gücüne karşı durulmaz olan Allah’ın huzurunda toplanacaklardır.”

“O gün, günahkârların zincire vurulmuş olduğunu görürsün.” “Onların gömlekleri de katrandandır,  yüzlerini de ateş bürümektedir.”

“Çünkü Allah, herkesi kazandığı ile cezalandıracaktır. Gerçekten Allah, hesabı çabuk görendir.” (Hesap görülmeden cezalandırmanın olmadığının delili olarak bu ayet yeterlidir.)

“İşte bu,  kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın bir tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş açık bir tebliğdir.” (İbrahim 14/47-52)

Kabir azabı olmadığına göre diğer üç sorunun muhtemel cevapları da verilmiş oldu.  Kabir azabı olmadığına göre, “şayet varsa” diye ihtimal içeren kısımlar için bir şey demeye gerek kalmadı. Zaten rabbimiz böyle bir adaletsizlikten beridir. Mükâfat ve mücazat konusunda herkese hak ettiğini vereceğini vadetmektedir:

“Sizin yanınızdaki dünya malı tükenir, Allah’ın katındakiler ise tükenmez. Muhakkak ki biz, Allah yolunda sabredenleri, yaptıkları amelin daha güzeliyle mükâfatlandıracağız.”

“Erkek veya kadın, mümin olarak kim iyi amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız. Ve mükâfatlarını, elbette yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz.” (Nahl 16/96-97)

Bu müjdeye layık olmak için henüz kabre girmeden güzel ameller yapmak için gayret etmeliyiz. Bizi kurtaracak olan ancak sahih iman ve salih amellerimizdir. Elimizden gelen budur. Elimizin ermediği gücümüzün yetmediği yerde ise Allah kullarını yardımsız bırakmayacaktır. Onun yardımını umar sadece ondan yardım ister sadece ona kulluk ederiz. Bu minval üzere kulluk edenlerin üzerine selam ve akıbetleri selamet olsun inşaallah.

 

 

iktibas çizgisi

Google+ WhatsApp