Allahû Ekber, Vallahû Ekber Kur’ân-ı Hâkim Bize Rehber/2

Allahû Ekber, Vallahû Ekber Kur’ân-ı Hâkim Bize Rehber/2


Hayatın her alanında Allah’ı söz sahibi kabul ederek Allah’ı büyükleyelim. Hayata Allah’ı karıştırmamaya çalışan tüm şeytanları ve şeytan sistemlerini reddederek Allah’ı tekbir edelim. Hayatımızın tümünde Allah’ı büyükleyelim. Malda ve canda Allah’ı söz sahibi kabul ederek, Allah için maldan ve candan geçerek Allah’ı tekbir edelim. Hayatımızın tümünü O’nun emrine vererek Allah’ı büyükleyelim. “Mal da, can da senindir Allah’ım! İşte kes dedin kesiyorum! Ver dedin, malımı yoluna kurban ediyorum! Yarın inşallah canımı da yoluna feda edeceğim! Sen şahit ol ki ben buna hazırım ya Rabbi!” diyerek Allah’ı büyükleyelim. Kılık-kıyafet konusunda Allah’ın istediğini tercih ederek Allah’ı büyükleyelim. Kazanma, harcama, çocuklarımızın eğitimi, hukuk konusunda ve tüm konularda yeryüzünde büyüklenen tüm müstekbirleri, tüm sahte ilahları küçülterek Allah’ı büyükleyelim. Bunun elbette bir bedeli vardır. Bunu canımızla, malımızla bu bedele katlanalım.

 

Bu dünyada sadece “Allahû Ekber” diyen Hz. İbrahim nesli yok, aynı zamanda “Allahû Ekber” nidasından nefret duyan bir Nemrud nesli de vardır. Nemrud nesli “Allahû Ekber” nidalarını işitmek istemiyor. Her fırsatta bu husustaki kin ve nefretini kusuyor.

 

İzmir depreminde canla başla çalışarak enkaz altından canlı kurtarma sevinçlerini Allahû Ekber tekbirleriyle ifade eden İHH İnsani Yardım Vakfı mensuplarına kin ve nefret kusanlar, bu ülkede yaşayan Ebu Cehil’in torunlarıdır. Halkı büyük çoğunlukla Müslüman olan bir ülkenin bazı vatandaşlarının ‘Allahu Ekber’ ifadesinden rahatsız olması, inançsızlık değil, Nemrudluktur, Ebu Lehebliktir. Nemrud öldü, Ebu Cehil öldü, Ebu Leheb öldü, ama Nemrudluk, Ebu Cehillik, Ebu Leheblik ölmedi. Nemrudluk nesileri bozuyor, ülkeleri ifsad ediyor. 

 

Hilafet-i Şer’iyye’nin yokluğunda İslâm coğrafyasının büyük bir kesiminde “Allahû Ekber” nidasına karşı bir tepki var. Çünkü ortaya konulan icraat Allah’ın muradına göre değildir. Bakınız Filistinliler sınırda sık sık İsrail ordusuna ait köpeklerin saldırısına uğruyor.

 

İsrail’in Filistin’de Müslümanlara yönelik yaptığı zulüm sınır tanımıyor. İsrail ordusuna ait köpeklerin, “Allahû Ekber” diyenlere saldıracak şekilde eğitildiği ortaya çıktı. Haaretz gazetesinin haberine göre bu iddia, İsrailli bir Arap milletvekili tarafından dile getirildi. Arap asıllı Milletvekili Ahmet Tibi, İsrail ordusuna ait köpeklerin “Allahû Ekber” diyenlere tepki verecek şekilde eğitildiğini söyledi. “Allahû Ekber” diyene saldıran İsrail’in köpeklerinin iki ayaklı kardeşleri bu ülkede yetişmiş. Bunu gizlemenin, görmemezlikten gelmenin hiçbir anlamı yoktur. “Allahû Ekber” nidasına tepki koymak, toplumsal azaba davetiye çıkartmaktır.

 

Rabbim şahittir, bundan otuz sene önce Şanlı Urfa’da camide imam iken hutbelerimin sonunda “Allahû Ekber, Vallahû Ekber, Kur’ân-ı Hâkim bize rehber” diyordum. Hutbemi dinleyen Diyanet müfettişleri “Okuduğun hutbenin sonunda ne amaçla ve ne maksatla ‘Allahû Ekber, Vallahû Ekber, Kur’ân-ı Hâkim bize rehber’ diyorsun? Bunun suç olduğunu bilmiyor musun?” diye beni sorguya çekmişlerdi. Allah için yapılan bir mescidde din adına, dindarlık adına “Allahû Ekber” demenin hesabını soruyorlardı.

 

Bilindiği gibi, Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi Demokrasi adına kanlı bir darbe girişimi gerçekleştirildi. “Allahû Ekber” diyerek sokağa inenler, Demokrasi adına hareket ettiğini söyleyen kanlı darbecileri püskürterek darbeyi engellediler. İşin garip tarafı “Allahû Ekber” nidalarıyla darbeyi durduranlar, suçlandılar, horlandılar. Bir ilahiyat dekanı tarafından  “Allah’u Ekber sesleri demokrasi seslerini bastırmamalı” diyerek hedef gösterildi. Evet, akıllara ziyan bu sözler aleni bir İslam karşıtına değil, din postuna bürünmüş bir İlahiyat Fakültesi dekanına ait. Ancak İslam düşmanları tarafından söylenecek bu sözün geleceğin din adamlarını yetiştiren ilahiyat fakültelerinin bir dekanı tarafından söylenmesi Müslümanları dilhun etmiştir. Hiçbir şey olmamış gibi de görevine devam etmiştir. Müslümanları düşmanın kötülüğü değil, dostlarının sinsiliği, sinikliği, sünepeliği bitirir.

 

Ölmek üzere olan Bedevi, devesinden helallik istemiş. Deve; fazla yükleri, güneşte bekletmeni, susuz bırakmanı affediyorum; geçti, gitti. Eşeği kılavuz olarak önüme katıyorsun ya; işte onu, asla affetmiyorum!

 

Miskali zerre kadar imanı olan Yunanlı filozofların fantezilerinden meydana gelmiş olan Demokrasinin sesini “Allahû Ekber” nidasının fevkinde görür mü? “Allahû Ekber” nidası, bir iman meselesidir. Allahû Ekber dediğin an başta Demokrasi olmak üzere bütün beşeri rejimleri alıp tarihin çöplüğüne atıyorsun. “Allah bes, gayri heves” diyorsun. Allah’a iman eden hayat kanunlarını Allah’ın dininden alır, bunu kafana sok. En büyük Allah’tır O’ndan başka büyük yok! 

Google+ WhatsApp