Allahû Ekber, Vallahû Ekber Kur’ân-ı Hâkim Bize Rehber/1

Allahû Ekber, Vallahû Ekber Kur’ân-ı Hâkim Bize Rehber/1


Hilafetin ilgasından sonra Allah’ın hükmünü ve hâkimiyetini red ve inkâr etmeyi varlık sebebi saymış olan bir lâ dini düzene yenik düşmüşüz. Bu lâ dini düzen uzun seneler Arapça olan ezanı tebdil ve tağyir ederek Türkçe okutmak suretiyle keyfi ve cebri olarak yoluna devam etmiştir. Allahû Ekber ile başlayan ezan hususunda Rabbimiz uyarıyor:

“Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu, şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır.” (Maide Sûresi/ 58)

“Allahû Ekber” nidasına karşı tepki, inkârcılıktan, inadçılıktan kaynaklanan toplumsal bir akılsızlıktır. “Allah’ın zâtı, sıfatları ve fiilleri itibariyle her şeyden yüce ve üstün olduğu” manasına gelen “Allahû Ekber” cümlesi, mü’minlerin iman umdelerindendir. Allah’ın adını yüceltme emri peygamberliğin ilk günlerinde nazil olan, “Ey örtünüp bürünen, kalk ve uyar! Sadece Rabbinin büyüklüğünü dile getir.” (Müddessir, 74/1-3) mealindeki ayet yanında tevhid inancının bir parçası olarak diğer birçok ayette de geçer. (Meselâ bk. Bakara, 2/185; İsrâ, 17/111; Hac, 22/37) Tarih boyunca insanların Allah’tan başka varlıkları yüceltme, putlara tazimde bulunma, onlara kurbanlar sunma gibi tevhid inancıyla bağdaşmayan tutumlar ortaya koyduğu gerçeği karşısında İslâmiyet’te namaz, hac, kurban gibi ibadetlerde tekbire yer verildiği gibi, Allah’ın azametinin temaşa edildiği her yerde ve gündelik hayatta çeşitli vesilelerle tekbir getirilmesi tavsiye edilmiştir.

Allah’ın Rasûlü’nün Müddessir sûresinin 1-3 âyetleri geldikten sonra hemen: “Allahû Ekber” Allah en büyüktür dediği, Hz. Hatice annemizin de Rasûlüllah Efendimize uyarak “Allahû ekber” dediği ve ona ilk desteği verdiği rivâyet edilir. Ama tabi ki bu, bunu sadece dille söylemek anlamına gelmeyecektir. Diliyle “Allahû Ekber” deyip hayatıyla bunu yalanlamak hiçbir değer ifade etmeyecektir. Diliyle her gün, her namazında “Allahû Ekber” dediği halde “Filan spor en büyük, başka büyük yok!” diye bağıran kişi, Allah’ı büyüklemiyor demektir. Çünkü İlâhlaştırılanlar büyüktür. Kişi neyi İlâh kabul etmişse onu kendinden büyük kabul ettiği için sözünü dinler. Şehvetini mi İlâhlaştırdı? Annesini, babasını mı ilâhlaştırdı? Karısını mı? Liderini, şeyhini, reisini mi İlâhlaştırdı? Parlamentosunu mu ilahlaştırdı? Onu, sözü dinlenecek varlık bildi de ondan. Yani büyük kabul etti de ondan. Öyleyse Allah büyüktür, başka büyük yok! Hangi konuda? Her konuda. Ekonomik sorunların çözümünde mi? En büyük Allah! Allah’a sorulacak, Allah’a başvurulacak. Siyasal bakış açısı geliştirmede mi? Allah en büyük. Sosyal ilişkilerde mi? Allah en büyük. Eğitim problemlerinin halledilmesinde mi? Allah en büyük. Kılık-kıyafet konusunda mı? Allah en büyük. Hukuk konusunda mı? Allah en büyük. Aklınıza ne geldiyse Allah en büyük, Allah en büyük… Hayatın tüm problemlerinin çözümünde Allah en büyük, başka büyük yok. Aile planlamasında mı? En büyük Allah. Sosyal yasaların belirlenmesinde mi? En büyük Allah. İnsanla alâkalı, varlıklarla alâkalı aklınıza ne geldiyse her konuda Allah en büyüktür. Çünkü Allah, kendisinden başka İlâh olmayandır, Allah tek İlâhtır.

Allah en büyüktür, Allah tek büyüktür, kibriya sadece O’na aittir. Çünkü kâinattaki tüm varlıkları yoktan yaratan O’dur. Her şeyi meydana getiren O’dur. Hayatı yaratan O’dur. Ama siz bilirsiniz, eğer yeryüzünde Allah’tan başka büyükler kabul eder ve onlara itaat etmeye kalkarsanız, onları Allah makamına koyarak onların kanunlarını uygulamaya çalışır, “Efendim bunlar sanat büyükleri, bunlar ilim büyükleri, bunlar hukuk, bunlar siyaset büyüklerimiz, bunlar devlet ve yönetim büyüklerimiz, bunlar hikmet, bunlar tevbe, bunlar sığınma ve şefaat büyüklerimiz” diyerek Allah dışında kendinize bir takım büyükler bulur da Allah’a yapılması gerekenleri onlara yapmaya kalkışırsanız, bilesiniz ki o zaman Allah Azîz ve Hakîmdir, sizden intikam almasını, sizi yerin dibine batırmasını da bilir. 

Allahû Ekber demek; Allah’ın indirdiği hükümlere mukabil ve onların yerine geçsin diye icad edilmiş dâhili ve harici bütün hükümleri, kural ve kaideleri veto ediyorum demektir. Günlük olarak beş vakit okunan ezanlarda Ümmet-i Muhammed olarak bunu deklare edip bütün dünyaya ilan ediyoruz. Bir iman umdesi olarak “Allahû Ekber, Vallahû Ekber, Kur’ân-ı Hâkim bize rehber” diyoruz. Bizim Allah’tan başka bize hayat nizamı vaz eden Rablerimiz yok. Bir tek Rabbimiz var O da Allah’tır. Allah’ın gönderdiği dinin fevkinde bir din, indirdiği kitaptan üstün bir kitap, bir yasa kabul edersek, Allah’ın ekberliğini, Kur’ân’ın rehberliğini inkâr etmiş oluruz

Google+ WhatsApp