Ali Edizer eşcinsel evliliği savunsaydı tablo ne olurdu?

Ali Edizer eşcinsel evliliği savunsaydı tablo ne olurdu?


Böyle bir yazı kaleme alacağım aklımın ucundan geçmezdi. Kadın hakları üzerine yazdıklarım nedeniyle “erkek düşmanı” diye bile suçlanmışken bilgisayarın başına oturup bu satırları yazmak zorunda kalmak canımı fazlasıyla sıkıyor.

Ama sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle GATA’daki başhekim yardımcılığı görevinden alınan Ali Edizer’in tabipliğine de son verilmesi ile devam eden süreç garip bir hal aldı. Önce Twitter mahkemesi kuruldu, ardından televizyon yayınlarında saatler süren hararetli tartışmalarda Ali Edizer’in paylaştığı videodaki “ikinci eş” telkininden yola çıkıp FETÖ’ye kadar varan absürt bir tartışma ortamında kendimizi bulduk.

Ali Edizer’in eşini aldatan erkeklere “ikinci eş alın, yuvanızı bozmayın” mealindeki sözleri hiç de hoş değil. Kur’an’ı Kerim’de izin verilen “dört eş” konusu sıkı sıkı tembih edilen çok sert şartlara bağlanmışken bunu keyfine göre yorumlayıp “aldatacaksan nikahına al” şeklinde bir uçkur basitliğine indirgeyen muhafazakar erkek mantalitesinden gına geldi. Edizer’in cümleleri medeni kanuna da aykırı; “tonton dindar bir dede” görüntüsüyle çekip paylaştığı videolar da fazlasıyla itici. Özellikle de, devlet çatısı altındaki GATA gibi bir hastanede başhekim yardımcılığı gibi koltuğa oturuyorken bu ve benzeri paylaşımları yapıyor olması etik dışı…

Ama…

Ali Edizer, “ikinci eş” yerine “eşcinsel evliliği” paylaşımı yapsaydı böyle bir lince uğrar mıydı, düşünmeden duramıyorum. Edizer, muhafazakar değil de seküler, dindar değil de ateist olsaydı üzerine bu kadar çullanılır mıydı, merak ediyorum.

Siz de gayet iyi biliyorsunuz, medeni kanunda eşcinsel evliliğinin de yeri yok; ama Edizer bunu telkin eden bir paylaşım yapsaydı, bugün onu linç edenler, “modern” bir hekim diye baş tacı yapacaklardı. Bugün “görevden alınması yetmez, vatandaşlıktan da atılsın” noktasına gelenler, onun yerinden oynatılması durumunda İngilizce tweet’ler dahi atarak Türkiye’yi dünyaya şikayet edeceklerdi.

“Olur mu yahu,” demeyin. Türkiye’de teröre destek veren, PKK’ya yönelik sınır ötesi operasyonlara karşı çıkan, hendek terörüne karşı devletin verdiği mücadeleyi “halklara açılan bir savaş” olarak niteleyen bir Tabipler Birliği’miz var bizim. Ve “Siz bir meslek örgütü müsünüz, marjinal bir yapılanma mı?” diye soru sorulmasına dahi izin vermeyen bir mahalle baskısı var bu ülkede. Eleştirdiğinizde, antidemokratik oluyorsunuz, baskıcı oluyorsunuz, vs vs…

Bununla kalsa iyi, Edizer’in sözlerinin paylaşıldığı televizyon programlarında iş “ikinci eş” meselesinden bambaşka bir noktaya, FETÖ yapılanmasına kadar gidiyor.

“Devleti cemaatler, tarikatlar ele geçiriyormuş. Buna izin verilirse FETÖ gibi yeni yapılanmalar ortaya çıkabilirmiş.”

Bırakın yeni bir FETÖ tehdidini, sağcı ya da solcu, etnik, dini, siyasi ya da başka bir zemine oturan herhangi bir organize hareketin, bırakın bir şeyhten emir almayı, devlet hiyerarşisinin dışına çıkan herhangi bir gruplaşmanın devlet içerisinde yapılanmasına izin verilmemeli. Ama cemaatlerin devlet içinde örgütlenmesine önlem alınırken, salt bir tarikata mensup diye de bir insanın mesleğiyle oynanmamalı.

Ama hepsinden önemlisi, Fethullahçı Terör Örgütü sanki sadece bir cemaatten ibaretmiş de devleti dini bir amaç doğrultusunda veya kendi cemaatlerinin menfaati için ele geçirmeye yeltenmiş gibi yanlış bir resim çizip FETÖ meselesinin içini boşaltmamalı… Yeri gelince Kemalist, yeri gelince ateist kılığına bürünen, kendine “cemaat” bile değil “hizmet hareketi” gibi isimler takan, yurt dışı bağlantıları ve ajanlık faaliyetleri ayan beyan ortada olan, giydikleri “dindar” postunun sadece bir aldatmaca olduğu şüphe götürmeyen bir terör örgütünü başka cemaatlerle bir tutmak, her şeyden önce FETÖ tehdidini sulandırmak demek…

Cemaatleri denetleyelim, tarikatları kontrol edelim, ama kurunun yanında yaşı da yakıp tüm dini grupları FETÖ ile bir tutmayalı, günah keçisi yapmayalım, yeraltına indirip illegal oluşumlar haline getirmeyelim.

Daha da ötesi, sosyal medyada rahatsız edici şahsi fikirlerini paylaşan birinin pozisyonunu ve yetkilerini sorgulamasına sorgulayalım, ama tek bir kişi üzerinden akla sığmayacak bir tümevarım mantığıyla konuyu FETÖ’ye kadar getirerek elmalarla armutları karıştırmayalım.

Google+ WhatsApp