Aklımızla alay mı ediyorsunuz?

Aklımızla alay mı ediyorsunuz?


Zevatlar 10 Aralık’ı Dünya İnsan Hakları Günü olarak lanse etmişler… Buna göre yılın bir günü hakları ihlal edilen mazlumların sorunları gündeme gelecek, dramatik görüntüler paylaşılacak ve sonra perde kapanacak… Düşünüyorum aklım havsalam almıyor…

Allah aşkına hangi haktan, hangi hukuktan, hangi duyarlılıktan bahsediyorsunuz? Aklımızla alay mı ediyorsunuz?

Biliyorum… Aralık ayının ilk haftasında yine duymaya alışık olduğumuz o samimiyetsiz ifadelerle karşılayacağız. Bu hafta öksüz ve yetim bırakılan çocukların seslerine kulak verilecek, ağıtlar yakan anaların hasreti gündeme gelecek, yurtları işgal edilen, açlığa soğuğa terk edilen mazlumların sorunları yeniden tartışılacak ve konuşulacak. Peki, sonra ne olacak? Sonra verilen sözler unutulacak, duygular donuklaşacak ve bir gün öncesine geri dönülecek. Biz bu döngüye alıştık, biz bu göstermelik tavırlara, hamaset kokan ifadelere alıştık, alıştırıldık.

Yeryüzünde taş üstünde kaş bırakmayan küresel teröristler, zulmettikleri halklara şirin görünmek için göstermelik günler ilan eder ve size değer veriyoruz imasında bulunmaya çalışırlar. Toplumların kültürel değerlerini ayaklar altına alan ve onları şiddete maruz bırakan zümreler ektikleri fesadı kamufle edebilmek için yılın belirli günlerini seçer ve sözde ezdikleri insanları avutmaya çalışırlar. On aralık da bunlardan biri. Fakat bizler şunu biliyoruz ki; üretilen bu suni gündemler katledilen, yurtlarından sürülen, yuvalarından koparılan kaynakları sömürülen mazlum insanların gözlerini boyayamayacak, onları ikna edemeyecek…

İnsan Hakları Günü bireylere sözde dini, dili ırkı, siyasi görüşü ve cinsiyeti ne olursa olsun sahip olunan hakları hatırlatıyormuş. Peki, Allah’ın bahşettiği bu hakları bu insanların ellerinden kim ya da kimler aldı? Filistin’de, Afganistan’da, Libya’da, Keşmir’de, Suriye’de Doğu Türkistan’da, Irak’ta onlarca insanı katleden eller kime aitti? Sokaklarımızı kan gölüne çeviren, oğullarımızı, kızlarımızı, çocuklarımızı acımasızca katleden katiller nasıl oluyor da, hak ve adalet gibi ulvi kavramları ağızlarına alıp karanlık eylemlerine ambalaj yapabiliyorlar anlamak mümkün değil…

Adalet baskı altında, adalet zorbaların ayakları altında, adalet karanlık hücrelere hapsedilmiş. Peki, ayaklar altına alınan bu ulvi değeri buradan kim kurtaracak şimdi? Hani nerede Müslümanlar? Nerede hak ve adalet çığırtkanlığı yapanlar?

Vicdanlarımız katledilen, işkenceye maruz bırakılan, açlığa terk edilen onlarca mazlum insanın ah sesleri ile sızlarken tanıdık bir söylemle karşılaşıyoruz. Dünya İnsan Hakları Günü… Ne kadar samimiyetsiz bir ifade değil mi? Kıyıya vuran çocuk cesetleri, savaşın yıktığı insanlar ve semaya yükselen onlarca ah sesleri, ağıtlar, barut kokusuna karışan gözyaşları ve ayaklar altına alınan haklara rağmen aklımızla alay edercesine çıkıp Dünya İnsan Hakları Günü diyebiliyorlar ha! Bu nasıl bir cürettir? Nasıl bir hilebazlıktır?

2019 yılı itibariyle dünyada 70 milyondan fazla insan mülteci durumuna düştü, onlarca çocuk kayıp, savaşı yaşayıp, ruh ve beden sağlığını kaybeden insanlar ise kırılmış kanatlarını çırparak hayatta kalmaya çalışıyorlar. Toprakları işgal edilen 152 milyon çocuk ağır iş koşullarında çalışıyor, savaşın öksüz ve yetim bıraktığı onlarca çocuk organ mafyasının, çocuk pornocularının ve çocuk tacirlerinin ellerine düşüp karanlık dehlizlerde kaybolup gittiler.

Ötekileştirilen, köleleştirilen, asimile edilen toplumlarda bunca zulüm yaşanırken hangi insan haklarından bahsediyorsunuz söyler misiniz? Hak yılın bir gününde mi uğruyor mazlumların ülkelerine? Hayır, hayır, bu hiçbir şekilde kabul edilemez. Hak her insanın, her canlının sahip olduğu tabi bir değerdir ve aldığımız nefes, attığımız adım kadar yanımızda ve yakınımızdadır… Hak uzaklarda değildir, göğüslerimizde atan bir damar, ayakları yere basan bir güçtür. Her dakika ve her saniye yanımızda ve yakınımızdadır…

Google+ WhatsApp