Aklım dondu, motoru yaktım, şaştım kaldım!

Aklım dondu, motoru yaktım, şaştım kaldım!


Daha neler göreceğiz, neler işiteceğiz..

Motoru daha nasıl yakacağız..

Beynimiz duracak..

Aklımız tutulacak..

Kekelemeye başlayacağız..

Evet, gidişatımız bu yönde..

Önce İyi Parti’den başlayayım..

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, dün sosyal medya hesabından Nazım Hikmet’in şiiri eşliğinde, bir video paylaşmış..

“Yaşamak, bir ağaç gibi tek ve hür, / ve bir orman gibi kardeşçesine, / bu hasret bizim...” takdimi ile paylaştığı videoda, Nazım Hikmet’in şiirini, Meral Akşener okuyormuş!

Şaşırdım mı?

Şaşırdım..

Hayır, Meral Akşener’in nerden gelip, nereye savrulduğu noktasında değil, şaşkınlığım..

Kandil’den gelen talimatlarla paralel oy kullanması sonrasında, artık Meral Akşener ile ilgili hiçbir şeye şaşırmam..

O ki..

Kandil’den Murat Karayılan’ınverdiği  “AK Parti’ye kaybettireceğiz.. Bunun için, o ildeki rakipleri içinde en güçlü aday kim ise, ona oy verilsin” talimatına.. 

“Biz teröristlerle aynı noktada durmayız.. Onlar bizim adaylarımıza oy vereceklerse, biz durumumuzu bir daha gözden geçiririz.. Eğer bizim oy vermeyi düşündüğümüz başka partilerin adaylarına da Murat Karayılan’ın talimatı ile oy verilecekse, biz kararımızı bir daha gözden geçiririz” demesi gerekir iken..

Hiç sorgulamadan..

Hiç düşünmeden.

Geri adım atmadan..

PKK çağrısı ile buluşup, İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’na oy verdirdiler..

Bizzat Meral Akşener bile, CHP’nin bu adayına oy verdiğini açıkladı..

Bu dakikadan sonra, artık Meral Hanım’ın hangi yaptığına ben şaşırayım ki?

Ama önemli olan..

Şu an İyi Parti Milletvekili olan Ümit Özdağ’ın durumu..

4 yıl önce, Ümit Özdağ, bakın Nazım Hikmet ile ilgili ne yazmış?

25 Ocak 2014’te, Yeniçağ gazetesinde yayınlanmış yazı..

Başlığı, “Nazım Hikmet’ten özür dilemek!”

Yazıda da şöyle deniliyor:

“Nazım Hikmet bir kısım yurttaşımız için önemli bir vatan şairidir. Üstelik Nazım Hikmet’i seven insanların büyük bir bölümü samimi Atatürkçüdür ve/veya CHP’lidir. Oysa Nazım Hikmet en basit anlatımı ile eylemleri ile bir Atatürk ve CHP düşmanıdır. ‘28 Kanuni Sani’ adlı şiirinde şöyle yazar: ‘Trabzon’dan bir motor  açılıyor. Sa-hil-de-ka-la-ba-lık! Motoru taşlıyorlar. Son perdeye başlıyorlar. Burjuva Kemal’in kordonuna binmiş Kumandan kahyanın cebine inmiş. Kahya adamların donuna. Uluyorlar. Hav..Hav...Hav..tü..’ Bu şiiri yazdığında Nazım, tarih 1923’tür. Mustafa Kemal Paşa, 1683’den bu yana devam eden geri çekilişi Sakarya önünde durdurmuş ve İzmir’e ve İstanbul’a, Edirne’ye kadar geri püskürtmüştür. Nazım’a göre ise burjuva Kemal havlamaktadır.”

Ümit Özdağ’ın Nazım Hikmet ile ilgili görüşü budur..

Rahmetli Kadir Mısıroğlu için, sabahtan akşama kadar küfür dolu hakaretlerde bulunan İyi Partililer, şimdi Meral Akşener’ni Nazım Hikmet’e yönelik sıcak mesajları üzerine, bakalım ne tepki verecekler?

Atatürkçülüğü terk mi edecekler?

İzleyip, görelim..

Bakalım, dindar bir tarihçi olan Kadir Mısıroğlu’na, Mustafa Kemal’e eleştiride bulunma hakkını çok görürken, aynı Mustafa Kemal’e yönelik Nazım Hikmet’in hakaretlerini hoşgörerek mi karşılayacaklar..

Merak Akşener’i takip ederek, ikircikli tavırlarını sürdürmeye devam mı edecekler..

Yoksa..

Balıkesir Milletvekili İsmail Ok’un yaptığı gibi, “Yeter be!” çekerek, titreyip, kendilerine mi dönecekler..

Merak ediyorum..

İyi Partililer gerçekten Atatürkçü mü?

Atatürkçü olmalarını istediğim için değil..

Onlar, Kadir Mısıroğlu gibi, milliyetçiliği İyi Partililere rehberlik edecek bir şahsiyete, sadece ve sadece Mustafa Kemal’e yönelik eleştirilerinden dolayı hakaretler savururlarken..

Hatta Kadir Mısıroğlu vefat ettiğinde, en ağır hakaretleri bu isme reva görürlerken..

Şimdi, Mustafa Kemal’in cumhurbaşkanı olduğu dönemde yurtdışına kaçmak zorunda kalan, yıllarca hapis cezasına mahkum edilen ve şiirleri ile de Mustafa Kemal’e hakaretlerde bulunan Nazım Hikmet’e sahip çıkmayı sürdürecekler mi?

Takip edip, görelim..

Diyebilirsiniz ki..

“HDP ile paralel oy kullanan İyi Parti’de bir çizgi mi var ki, şimdi bu takibi yapma ihtiyacı hissediyorsun?”

Doğrusunuz..

HDP ile paralel oy kullanan milliyetçi bir partide, çizgi mizgi kalmamıştır..

Bu son vukuatı da, öncekine göre, hiçbir kıymeti harbiyesi olmayan bir başka çelişkidir..

Nokta..

Bir başka şaşkınlığım da Ahmet Davutoğlu’na yönelik..

Soruluyor, Davutoğlu’na:

“CHP’yi örnek alırsak İnönü’den başkanlığı alan Ecevit’ti, Ecevit’ten başkanlığı alan Baykal’dı. Bir silsile halinde gidiyor. Ama muhafazakâr partilerde bu yok. İçeride mücadele etseydiniz, belki bu geleneği kıracaktınız?”

Davutoğlu cevap veriyor:

“Burada işte bir itaat anlayışının yanlışlığı var. Muhafazakâr kesimde itaat maalesef ilkelerle başlıyor ama sonra şahsa yöneliyor. Bu muhafazakâr itaat anlayışını değiştirmek gerekiyor. İlkelere sadakat kişilere vefa. Bazen kişiye vefa itiraz ederek gösterilir.”

“Vefa” ve “itiraz..”

Hatta “itiraz” bile değil..

“Nifak çıkartma..”

“Nifak çıkartma” bile değil, “isyan başlatma..”

O bile değil..

“Düne kadar birlikte çalıştığım lider seçileceğine, hayatım boyunca düşmanlık ettiğim, eşimi üniversite kapısından geri çeviren yasakçı partinin gösterdiği aday iktidara gelsin” demek..

Gelin de şaşırmayın..

Gelin de, milliyetçilerin kömünistlere hayranlığına..

Dindarların, ibadet kabul ettikleri örtüyü yasaklayanlara şirinliğine şaşırmayın..

Google+ WhatsApp