Akit TV’ye de çık, 10 fark daha at, haydi Mansur!

Akit TV’ye de çık, 10 fark daha at, haydi Mansur!


Akit TV’ye de çık, 10 fark daha at, haydi Mansur!

 

 

Aslında benim için çoktan bitti..

Daha olayın gündeme düşmesinin hemen akabinde..

Üç aşağı, beş yukarı, ne numara çevrildiği anlaşılmıştı..

Ama..  

Biraz muhatabımız çok iddialı bir şekilde, yalan konuşmalar yaptığından..

Biraz da..

Bu vesile ile okurlarımızın hukuki bilgilerine katkıda bulunmak için..

Konu uzadı..

Yoksa..

Mansur Yavaş’ın “dürüstlük” edebiyatı, bence Kayseri Şeker Fabrikası’nın 50 milyon lirasına çökme olayının deşifre edilmesi ile birlikte, ilk gün bitmiştir..

Kerameti kendinden menkul rivayetlerle, “Seçime 3 puan önde başladık. 5 puan fark attık” mavallarına, sadece Mansur Yavaş’ın kendisi ve etrafındaki üç-beş kişi inanır..

Hele hele..

Son senet olayının ardından..

Dün itibari ile..

“Rakibime 10 fark atıyorum” söylemi..

“Anketlerde çok önde olduğum için bana iftira ediliyor” söylemi..

Artık işin çivisinin çıktığını göstermektedir.

Onun için de, “Hodri meydan” diyorum:

“Haydi Mansur Bey.. Bir de Akit TV’ye çık.. Rakibine bir on puan daha fark at..”

 Mansur Bey’in, “Beni konuşturmuyorlar” savunmasının tam aksine..

Bu teklife rağmen, Akit TV’ye çıkacağını hiç sanmam..

Nasıl çıkabilir ki?

Habertürk’te bile..

Kendisine adeta savunma yaptırmak için yapılan programda bile..

Her şeyi batırdı..

Suçlarını tek tek itiraf etti..

Neler mi dedi?

Buyrun birlikte irdeleyelim..

Öncelikle şu tespiti yapalım..

Mansur Yavaş’ın, artık Kayseri Şeker Fabrikaları aleyhine, vekalet almadan 600 bin dolar vekalet ücreti tahsil etmeye çalışma operasyonu kesinleşti.

Bakmayın siz, Mansur Bey’in, “10 milyon dolarlık bir ihtilaf vardı. Avukat olarak % 10 alsam, 1 milyon dolar ederdi” söylemine..

Mansur Bey kendisi o davanın avukatı değil ki..

O davanın başka avukatı zaten var.

O zaten % 10 vekalet ücretini alıyor.

Mansur Yavaş, dosyanın görünmeyen avukatı..

Vekalet koymayan, sözde avukatı..

Dolayısı ile..

Duruşmaya girmemiş.. Dosyaya tek bir dilekçe koymamış avukatın, “Benim zaten % 10 vekalet ücret hakkım var” demesine..

Eminim, bürosundaki avukat arkadaşları bile gülüyordur..

Zaten Mansur Bey, kendisi de bu avukatlık ücretine inanmamış olmalı ki..

Açıklamasının bir yerinde “Avukatlık ücreti” diyor.

Bir başka bölümünde “Danışmanlık ücreti” diyor..

Avukatlık ücreti olması için, vekalet almış olması gerekirdi..

Almamış..

O zaman, danışmanlık ücreti olabilir..

Danışmanlık ücretinin de, en kralının 50 bin TL, 100 bin TL gibi bir rakam olabileceğini, bu işin içindeki herkes biliyor..

Koca koca profesörler bile..

Hazırladıkları raporlar için 50-100 bin TL ücret alırken..

Mansur Bey’in, Ankaralılar grubuna danışmak için alacağını söylediği 600 bin doların, yani 3,2 milyon liranın, daha mantıklı bir izahını yapması gerekir..

O mantıklı izahın da..

Hukukçuların gayet iyi bildiği üzere..

Yargıtay’da iş kotarmak olduğunu, hatırlatalım..

Mansur Bey’in son konuşmalarının ardından kesinleşen bir gerçek de şu:

Mansur Yavaş ile yan yana konulduğunda..

“Al birini, vur ötekine” diyebileceğimiz, sahte senet olayının borçlusu Neco ile diyaloglarındaki tehdit-şantaj söylemleri..

Mansur Yavaş’ın mesajlarından ortaya çıkan gerçek şu ki, kendisinin de, Neco’nun sahte hukuk fakültesi diplomasından haberi var..

Hatta, Neco’nun iddiasına göre..

"O sahte evrakta,birilerinin parmak izi çıkabilir” isnatlarına gerçeklik payı verecek olursak.

Mansur Yavaş, Neco’nun sahte belge ile Gazi Üniversitesi’ne kayıt yaptırmasında aktif rol de oynamış..

Bu gerçeği bildiği için de..

Kendisine ait olarak gördüğü 600 bin dolar ödenmeyince..

“Diplomanı iptal ettiririm” şantajında bulunmuş..

Bu soru, öncek gün kendisine yöneltilince de..

“Olur mu, ben onun yanına bırakır mıyım” gibi topu auta atan açıklamalarla, üstünü kapatmaya çalıştı.

Ama net olan şu ki, Neco’ya geçilen mesajlarda, 600 bin dolar ödenirse, kendisinin peşinin bırakılacağı, Mansur Yavaş tarafından net olarak açıklanmış..

Bunun da hukuktaki tanımlaması, “şantaj”dır..

Dahası var..

Neco’nun bir de, şizofren raporu varmış.

TSK’dan ayrılmak için alınmış..

Mansur Bey, buna da atıfta bulunarak, “Raporu da iptal ettiririm” diyor..

Nitekim..

Gerek hukuk fakültesi diploması..

Gerekse de şizofren raporu için iptal başvuruları yapılmış..

Ne zaman?

Neco, senetteki imzanın kendisine ait olmadığını mahkemeye bildirdikten sonra..

O zaman Mansur Yavaş için, iş bitmiştir..

Mesajın tarihi orda..

Ardından, senet ödenmeyince diploma ve raporun iptali için Mansur Yavaş’ın müracaatları orda..

Şantaj için, daha kim, neyin delilini arıyor ki?

Mansur Bey’i Habertürk’teki programda dinledikçe..

Kusura bakmasın ama..

Hukukçuluğumdan utandım..

Ne demek o, “Cirolu senetteki borçlular iflas edecek diye bana kötüleme yaptı.. Ben de senet ödenmeyecek telaşı ile, o senet yerine, sadece Neco’nun imzaladığı senedi aldım.”

Bunu değil bir hukukçu..

Bakkal dükkanı işleten sıradan bir kişi bile söyleyemez..

Şirket, ilaveten bir şirket daha.. İlaveten bir de Neco’nun imzası olan senet yerine..

Sadece Neco’nu borçlu olduğu bir senedi almak..

Bakkal dükkanı işleten esnafın bile yapmayacağı vahim hatadır..

Mansur Bey için söyleyecek olursak..

Vahim hata mıdır, yoksa “Zaten havadan gelecek bir para idi, bir de böyle bir senet alayım” diye başvurulmuş bir yol muydu, onu da Mansur Bey açıklasın, artık.. 

Ama..

Neco, “Parayı getiriyorum, cirolu senedi bana ver” dediğinde..

Mansur Bey, “Ben senetteki o şirket yetkililerine söz vermiştim. O senedi Neco’ya iade edemezdim” itirafı, aslında her şeyi izah ediyor.

Mansur Bey bir batağa saplanmış.

Konuştukça, daha fazla batıyor..

İki dakika önce, “Senetlerini ödemez diye korktum” dediği şirketin yetkililerine, Mansur Bey, ne sözü vermiş ki? 

Adamların zaten batakçı olmasından korkuyor.. Sonra da, batakçının senedini, bir başka batakçıya vermekten korkuyor..

Sonuç?..

Mansur.. Yavaş.. Yavaş.. Gerisini siz doldurun..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp