Akit TV için tamtam dansı yaptılar, başaramadılar: Beraat!

Akit TV için tamtam dansı yaptılar, başaramadılar: Beraat!


Akit TV için tamtam dansı yaptılar, başaramadılar: Beraat!

 

 

28 Şubat’ın üzerinden 22 yıl geçtikten sonra.

Şimdi o dönemin despotları ahkam kesiyor: 

“28 Şubat bir darbe değildir. Kimseye baskı yapılmamıştır..”

At yalanı, varsa inananı!

Doğrusunu söylemek gerekirse.. 28 Şubat’ta yapılanların bir benzeri.

Daha düşük ölçeklisi olsa da..

Darbeci generaller, darbeci medya kaynaklı olmasa da..

Ama sonuçta, kendisini devlet yerine koyanlar tarafından hayata geçiriliyor olsa da.. Tastamam, bir baskı sürecini, yine yaşıyoruz..

Ne imiş?

Akit TV, 10 Kasım’ın yıldönümünde, bir haber yapmış..

Gezi isyanında, sokaklara asılan “Zulüm 1453’te başladı” şeklinde, İstanbul’un fethi ile ilgili saldırıda bulunanları özeleştiriye davet etmek için.

Bir anlamda sosyal deney de yapmak için..

“Zulüm 1938’de son buldu” şeklinde bir altyazı ile haber yapılmış..

Kıyametler koptu..

Kendileri İstanbul’un fethi için, “Zulüm 1453’de başladı” derken, düşünce özgürlüğü oluyor... Kimse, bu özgürlüğü kısıtlama hakkına sahip olmuyor..

Akit TV, durup dururken de değil, onlara özeleştiri yaptırmak için onların söylediklerine gerekli cevabı verince, “Atatürk’e hakaret” suçlaması ile, sanık sandalyesine oturtuluyor..

Sadece sanık sandalyesine oturtuluyor olsa..

Yine eyvallah..

İşin daha önemlisi..

Kendileri için sürekli hürriyet isteyenlerin..

“Özgürlüğümüz kısıtlanıyor” diyenlerin.. “Türkiye’nin basın hürriyeti sıralamasındaki yeri içler acısı” diyenlerin..

Tamtam dansı yaparak, bir televizyonun cezalandırılmasını istemeleri..

Hani ellerinde yetki olsa, mahkeme salonunda hemen ateşleri yakacaklar.

Sanığı tencereye koyup, pişirecekler.. 

Hatta yiyecekler..

Abartmıyorum..

Bakın duruşma tutanaklarına geçen, suçtan mağdur oldukları bile kabul edilmeyenlerin taleplerine:

“Sanığın üst hadden cezalandırılması..”

Yani, isnat edilen suçun cezası, kanundaki hali ile “1,5 yıldan 4.5 yıla kadar hapis cezası” ya..

Topu topu dört kelimelik bir alt yazı için, gelmişler mahkemeye, “1,5 yıl yetmez, üst sınırdan olmak üzere, 4.5 yıl hapis cezası verin” diyorlar..

Kim bunlar?

Sağdan sayın..

Atatürkçü Düşünce Derneği..

Soldan sayın..

Cumhuriyet Halk Partisi..

Ortadan sayın, İstanbul Barosu’ndan Ankara Barosu’na..

İzmir Barosu’ndan, Adana Barosu’na kadar..

Tam teşekküllü 467 tane, gerçek veya tüzel kişi..

Vay vay ki ne vay vay!

Ölmüşüz, ağlayanımız yok..

Atatürk’ün Türkiye’ye özgür düşünceyi getirdiğini iddia edenler..

82 milyona, daha özgür, basın hürriyetine daha saygılı bir yönetim vaad edenler..

Kendi cenahlarından birisinin, apaçık küfürleri söz konusu olduğunda, sadece savcının bir ifadeye çağrı davetiyesi göndermesine kızılca kıyametler kopartanlar..

Akit TV’deki “Dört kelime” için, “4,5 yıl hapis cezası” istiyorlar.

İçlerinde ülkeyi yönetmeye kalkan CHP’si.. Avukatların meslek kuruluşu olan barolar olduğu halde..

Mahkemeden “Müdahil olmak istiyoruz” talebinde bulunuyorlar..

Mahkeme derslerini veriyor: “Kanunlar ve Yargıtay içtihadları gereği, bu davada müdahil olmanız mümkün değil!”

Hukuk bilmezlikleri yüzlerine vuruluyor..

Hiç utanmıyorlar..

Duruşmalara gelip, sanki müdahillikleri kabul edilmiş gibi, “Şunu istiyoruz, bunu istiyoruz” diye, mahkemeye baskı kurmaya çalışıyorlar..

“Hukuk” adına yola çıktığını iddia eden baroların avukatları..

Hiç utanmadan, müdahillikleri kabul edilmediği halde, hakimden “Lehe olan hükümler uygulanmasın” diye talepte bulunuyorlar.

Böyle bir talepte bulunma hak ve yetkileri olmamasını bir kenara bırakalım..

Bu talebin anlamı ne?

Katil idi, tecavüzcü idi, cinsel sapkın idi, kim olursa olsun.. Her sanığa(yargılama sırasında olumsuz bir görüntü vermedi ise), mahkeme takdiren 1/6’lık ceza indirimi yapar..

Bir tek davada, müdahillerin mahkemeden, “İndirim yapmayın” diye talep ettiğini görmüş değilim..

Bunlar.. “İndirim yapmayın” diyorlar..

Ne kadar gaddar, ne kadar kindar, ne kadar şedit olduklarını ispatlıyorlar..

Ellerine fırsat geçse, binlerce insanı nasıl boğacaklarını gösteriyorlar..

Devam ediyorlar..

“Diğer kanun maddelerindeki, sanık lehine öngörülmüş olan hükümleri de uygulamayın” diyorlar.

Yani?

“Kanun tanımış olsa da.. Siz kanunu dinlemeyin. İndirim yapmayın.. Sanık lehine hiçbir hükmü uygulamayın” diyorlar.

Yetiniyorlar mı?

Hayır..

Tamtam dansında zirve yapıyorlar..

Hukuksuzlukta, insan hakkı ihlalinde, düşünce özgürlüğüne düşmanlıkta gözlerinin ne kadar kara olduğunu ispatlıyorlar..

“Karar ile birlikte, tutuklama kararı da verilmesini istiyoruz” diyorlar..

467 kişilik “Düşünceyi cezaevine tıkın” ordusuna karşı..

Sadece bir avukat..

Av. Ali Paccı, hepsine ders veren savunmasını yapıyor..

“Siyasi bir hatırayı korumanın tek ve mevcut yolu zorunlu hapis değildir”diyor..

Belki anlamazlar diye, biraz daha açıyor:

“Burada mesele Atatürk’ün ya da Kemalist devrimlerin korunması değil, cezalandırmak için belli bir içeriğin seçilmesidir. Bu içerik seçiciliği aynı zamanda bir içerik ayrımcılığıdır. Anayasa ya da kanuna aykırıdır. 5816 Sayılı Kanun yine belli özellikte siyasi içeriklerin ifade edilmesi karşısında hak statüsüne yükseltilen hassasiyetlerin topyekün bir şekilde yasaklanmasına aracı kılınmasıdır.”

Mahkeme kendilerini kabul etmemesine rağmen, duruşma salonunu dolduran şikayetçiler anladılar mı bilmiyorum..

Ama..

Mahkeme kararını açıkladığında..

Yani, bir düşüncenin ifade edilmesine beraat verdiğinde..

Üzüntüden nerede ise ağlayacaklar vardı.. “Cezaevine birisini daha niye yollayamadık” diye..

Hep söylerim..

Atatürk’e hakaret suçlaması ile açılan davalar..

Sistemdeki tüm maskeleri indirir..

Size makyajlı yüzlerle çıkanların, hangi suratları gizlediklerini deşifre eder..

Akit TV’ye açılan bu dava da..

467 müştekisi ile..

Baro, sendika, CHP, Atatürkçü Düşünce Derneği mensubu müştekileri ile..

Birçok kişinin, tüzel kuruluşun maskesini indirdi.. 

Özgürlük söylemlerinin sadece kendileri için dillendirildiğini gösterdi.

 

yeni akit

Google+ WhatsApp