AK Parti’ye atılan iftiraların sorumlusu AK Partililerdir!

AK Parti’ye atılan iftiraların sorumlusu AK Partililerdir!


AK Parti’ye atılan iftiraların sorumlusu AK Partililerdir!

 

 

Önceki gün sosyal medyada bir tantana kopmuştu..

Ufaktan ufaktan, televizyonlarda da.. Gazetelerde de yankı bulmuştu..

Ne imiş?

Vay efendim bir hakim, İstanbul’dan Ordu’ya atanmış da..

Hakimin ailesi dağılmış, sonuçta da hakimimiz üzüntüden kalp krizi geçirmiş..

Daha 56 yaşında iken vefat etmiş..

Bununla kalsalar yine iyi..

Bir de ilgisiz kıyaslamalar eşliğinde olayı dramatize edince.. 

Danıştay Başkanı’nın kızının bir günde eş durumundan görev yeri değiştirilebilinirken..

Ordu’ya atanan hakimin eş durumunun dikkate alınmadığı iddia edilince..

Fazladan.. 

Bir de hakimin alevi olduğu için sürgün yediği de, kara propagandaya eklenince..

AK Parti karşıtları için, “Ohhhh. Böyle fırsat çıkmaz..” modunda yorumlar, siyasi iktidara hakaretler, hatta küfürler.. 

Sayısız isnatlar..

Bakıyorum, hepsinin nihai hedefinde Tayyip Erdoğan var, AK Parti var ama..

Onlardan önceki ilk aşama hedefler Hakimler Savcılar Kurulu ile Adalet Bakanlığı..  

Peki, suçlayanlar tam mesai iftiralarını atıyorlar da..

Muhataplardan bir açıklama var mı? Yok..

Sağlıklı birisinin, haksız atamadan dolayı üzüntü sebebi ile kalp krizi geçirdiği iddiasını, elindeki belgelerle açığa çıkartacak olan Sağlık Bakanlığı’ndan, ilgili hastanelerden bir açıklama var mı? O da yok..

Günde iki-üç ilde birden, parti kongrelerine katılan, asgarisinden birer saatlik konuşma yaparak, hükümetin icraatlarını anlatmaya çalışan Cumhurbaşkanı’nın aktifliğine bakın..

Bir de alt kadrodaki atalete!..

Bir yetkili çıkıp da, “bir hakimin haksız yere başka ile atandığı, orada üzüntüsünden vefat ettiği”ne ilişkin iftiralara cevap vermiyor, “İddialarınız yanlıştır, çünkü ...” diyemiyor..

¥

Ben merak ettim..

Eş durumunu dün yazmıştım.. Vefat eden hakim beyin eşi emekli olduğu için, eşi ile aynı yerde çalışması gerekliliği söz konusu değil..

Eşi emekli olduğu için, hakim bey nereye atanırsa, oraya gidecek..

Gitmezse, bu da kendi takdiri olacak.. Ama devlete, “Ben İstanbul’da yaşamak istiyorum.. Eşimi Ordu’ya atamayın” diyemeyecek..

Bu bir yana..

Acaba, hakim beyin ölümünde, Ordu’ya atanmasının rolü ne derece etkin?

Gerçekten hakim bey üzüldü, sonuçta kalp krizi geçirip, vefat mı etti?

Hakim Abuzer Kara’nın vefatı ile ilgili haberleri okurken, bir yazı dikkatimi çekti..

Ankara Doğanşehirliler Derneği kurucusu ve eski Başkanı Attilla Özdemir, hemşehrisi Hakim Abuzer Kara için bir yazı kaleme almış. “Hep Genç Öldüler”başlığını taşıyor, o yazı..

Evet evet, tahmin ettiğiniz gibi, aileden gelen bir genetik özellik sebebi ile, hakim beyin 1. derece akrabalarının ölümünden bahsediyor, bu yazı..

Yazıda şu bilgiler yer alıyor:

“O küçücük evde çok mutlulardı beş erkek, bir kız çocukları vardı, hepsi okudu hepsi çok zekiydi..

En büyükleri Hasan abi Malatya’da Devlet Demir Yolları’nda çalışıyordu, çok genç yaşta kalp krizinden kaybettik, geride gözü yaşlı ailesi kaldı. (..) Hüseyin abi nam-ı diğer Motdo Hüseyin (..) Onu da çok genç yaşta kalp krizinden kaybettik.

Kız kardeş mutlu bir evlilik yaptı ama kader onun da peşini bırakmadı, doğum esnasında onu da çok genç yaşta kaybettik .

Mahmut, Doğanşehir’in parlak öğrencilerinden biriydi, doktor olup Bartın’da göreve başladı. Burada elim bir trafik kazasında çok genç yaşta onu da kaybettik.

Son olarak Abuzer ...”

Şimdi 6 kardeşten, sadece Mehmet kalmış hayatta. 

O da tedavi görüyormuş..

Tablo ortada..

Abuzer Kara, Ordu’ya atandı diye kalp krizi geçirdi ise..

Aynı aileden abileri Hasan ve Hüseyin, kızkardeşi ile yine kardeşi Mahmut da (trafik kazasının arkasında kalp krizi var mı, veya kazada ölümün sebebi, yaralanmaya eşlik eden, genetik rahatsızlık mı, onu da incelemek gerekir) haksız atama sonucu mu öldüler?

Tüm bu ölümler, ailede kalp krizi riskinin yüksek olduğunu gösteriyor..

Ama sadece önlerine gelen dosyalarda değil, ülkenin yönetiminde de söz sahibi olmak isteyen Yargıçlar Sendikası’na üye hakimler, solak görüşleri ile tanınan hakimler-savcılar kıyameti kopartıyorlar: “Abuzer hakim, haksız atamaya üzüldü, kalp krizi geçirip öldü.”

Bunun karşısında..

Ne Sağlık Bakanlığı ailenin geçmişindeki yüksek kalp krizi riskini açıklıyor.

Ne Adalet Bakanlığı bu yönde bir izahat yapıyor..

Ne de HSK’dan tek kelime geliyor...

Kimsede çıt yok..

Meydanı boş bırakıyorlar..

Fitne çıkartmak isteyenler de, boş meydanı tepe tepe kullanıyorlar..

Oysa tüm belgeler devletin elinde..

Tüm bilgiler, bakanlıklardaki bilgisayarlarda..

Bütün ayrıntılar, HSK’daki şahsi sicil dosyalarında..

Açıp bakacaklar ve “Doğrusu şu, şu, şudur” diyecekler..

Demiyorlar..

İstismara açık kapı bırakıyorlar..

İstismarcılar da..

“Ölüyü de istismar ederiz.. Diriyi de.. Mezhebi de istismar ederiz.. Dini de, dinsizliği de.. Yeter ki bize malzeme olsun. Yeter ki siyasi iktidara çakmış olalım.. Bir kişinin bile aklında şüphe uyandırırsak, kâr kârdır! Bizi anında yalanlayacak, yalanlarımızı yüzümüze vuracak bir kamu gücü de yoksa, yalan söylemekle, iftira atmakla ne kaybedeceğiz ki?” diyorlar..

Haftada 7 gün, 24 saat tezviratı sürdürüyorlar!

 

¥

Hakim Abuzer Kara’nın sevenleri şunu diyebilirler: 

“Ailede kalp krizi geçirme riskinin yüksek olduğu, kardeşlerinin genç yaşta ölmesinden anlaşılıyor. Hakim beyin de hem üzülmemesini sağlamak, hem de daha gelişmiş tedavi uygulayan büyük illerden birisinde görev yapmasına dikkat etmek gerekirdi..”

Bu eleştiriye eyvallah..

Ama.

Solak avukatlar.. Solak hakimler. Solak savcılar.. Ağız birliği edip, “Ordu’ya atandı, haksızlığa dayanamadı. Stres yaşadı, kalp krizi geçirdi öldü” derlerse..

Sanki ortada hiçbir sağlık sorunu yokmuş da, atama sebebi ile kalp krizi geçirilmiş gibi gösterirlerse..

Siyasi iktidarın yetkililerinin sessizliklerinden istifade ederek, iftiraları üst üste atarlarsa..

“Yalancısınız, müfterisiniz, ahlaksızsınız” demek de.. AK Partili yetkililerin bile sustuğu bir ortamda.. Ne yazık ki, bize düşer!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp