AK Parti seçmenlerine kolay bir soru

AK Parti seçmenlerine kolay bir soru


AK Parti seçmenlerine kolay bir soru

 

 

O kolay soru şudur: Neden partinizden bu kadar çabuk umut kesiyorsunuz?

On yedi senelik iktidarı müddetince AK Parti hem vesayetle uğraştı, hem kapatma davalarıyla boğuştu, hem 15 Temmuz işgal kalkışmasını bertaraf etti, hem de çok büyük ve kalıcı hizmetler yaptı…

Bunların binde birini dahi yapmamış olan partilerin seçmenleri ısrarla partilerni desteklemeyi sürdürürken, siz sadece bsirkaç büyük şehrin kaybedilmesini bahane ederek neden neden gönülsüzleşiyorsunuz? 

CHP’li seçmenlerden de mi ibret almıyorsunuz?..

27 yıl aralıksız ve rakipsiz iktidarda kalmasına, darbeden darbeye ara ara tekrar tekrar iktidara gelmesine ragmen olumlu hiçbir hizmeti olmayan CHP, bir ara baraj altında kalmasına ragmen seçmeni tarafından terk edliyor mu?..

Milletini aç bıraktı, seçmeni terk etmedi…

Yolsuz bıraktı, susuz bıraktı, doktorsuz-ilâçsız bıraktı terk etmedi…

Milletin ezanını değiştirdi, alfabesini değiştirdi, kılığını-kıyafetini, hatta takvim ve saatini değiştirdi…

Din okullarını kapattı, camileri sattı, haccı-umreyi yasakladı, dini yayın yapmayı engelledi, muhalefet partilerine izin vermedi, ders kitapları vasıtasıyla milletin çocuklarının beyninde nkâr fırtınaları estirdi, yine seçmeni terk etmedi…

Jandarma-polis baskısı, tahsildar zulmü ayyuka çıktı; vergi borcunu ödeyecek parası olmayan köylünün ürününe, koyununa-ineğine el koydular, hatta bazı evlerden kiremitleri indirip müsadere ettiler, seçmeni asla terk etmedi…

CHP’nin Türkiye’yi yönettiği yıllarda, Ankara’daki yöneticilerle üst düzey memurlar hariç, tüm Türkiye açtı. Ne üstte vardı, ne başta. Makarna ile pilavın ekmek eşliğinde yendiği dönemdi. Tabii ekmek bulana: Çünkü ekmek karne ile dağıtılıyordu…

Tahıl, “askeri stok” gerekçesiyle silolarda çürütüldükten sonra, denize dökülüyor, denizden toplayıp karnını doyurmak isteyen Karadenizliler jandarma dipçiği altında inliyordu.

Minarelerde “ezan gibi ezan” yoktu: Ezan, Bilâl-ı Habeşi’nin okuduğu ezan gibi “Allahüekber”li değil, “Tanrı uludur”lu okunuyordu…

Ders kitaplarında inkâr fırtınaları esiyor, “Kâbe tavla zarı şeklindedirbenzetmeleri, “Kur’an Muhammed’in fikirlerinin topluca bulunduğu kitaptır”yaveleri kol geziyordu…

Camiler onarılmıyor, köy camileri imamsız bırakılıyordu: Zaten hocaların çocuklara Kur’an öğretmesi yasaktı…

Gazetelere gönderilen tamimlerde, dinden “ima ile dahi” bahsedilmemesi isteniyordu…

Demokrasinin “D”si, özgürlüğün Ö”sü yoktu: Millî Şef’in eşinin fotoğrafını birinci sayfa yerine üçüncü sayfaya basan gazeteler, “hakaret” gerekçesiyle kapatılıyordu. (Ziyad Ebüzzuya’nın Tercüman’da yayınlanan anılarından)…

Darbe tezgâhladı, darbelerin içinde yer aldı, yine seçmenleri tarafından terk edilmedi…

Yakın geçmişte, “zuhul eseri” olarak iktidara geldiği dönemlerde tekrar yokluk başladı, kıtlık başladı, kuyruk başladı; bir paket margarin, bir küçük tüp, iki litre yakıt için CHP iktidarı milleti kuyruğa dizdi…

Marmara depreminde Başbakan olan Bülent Ecevit (SHP, HP ve DSP’yi de CHP olarak mütalâa ediyorum), sözün tam mânâsıyla şaşkınları oynadı. Ben hayatımda böyle bir beceriksizlik daha görmedim…

Memur maaşlarını, depremzedeler için toplanan paralarla ödemesi de cabası…

Sonra Cumhurbaşkanı Necdet Sezer’le anayasa fırlatma polemiğine girdiler ve üst üste iki “ekonomik kaos” Türkiye’yi yıllarca kasıp kavurdu…

CHP’li belediye başkanları İstanbul’u susuzluktan Kerbelâ’ya, çöp yığınlarından çöpkent”e dönüştürdüler…

Bütün bunlara rağmen seçmeni CHP’yi terk etmedi…

Siz AK Parti seçmenleri, CHP’liler kadar istikrarlı değil misiniz: Arkanızda çok büyük “hizmetler” olmasına rağmen?

 

yeni akit

Google+ WhatsApp