AİHM kararının özeti: Şecaat arz ederken Merd-i Kıpti, sirkatin söyler!

AİHM kararının özeti: Şecaat arz ederken Merd-i Kıpti, sirkatin söyler!


Güzel bir sözümüz var..

 

“Ben şöyle adamım, ben böyle adamım” diye kendisini göklere çıkarırken..

 

Veya..

 

Başkaları hakkında ahkam keserken..

 

Birden bire..

 

Farkında olmadan.

 

Yaptığı hırsızlıkları anlatanlar için söyleriz:

 

“Şecaat arz ederken Merd-i Kıpti, sirkatin söyler!”

 

AİHM de tam bunu sergiledi..

 

Bizdeki Batı uşaklarının söylemlerinden hareket edelim..

 

Ne diyor bizdeki hainler:

 

“AİHM şimdiye kadar uygulamadığı bir maddeyi, 18. maddeyi uyguladı.. Bu çok vahim!” 

 

Ben de AİHM’in bu tüy diken uygulamasından hareket etmek istiyorum işte..

 

Eli kanlı teröristler, AİHM’e gitmiş..

 

“Siz insan haklarını istismar ediyorsunuz” dememiş..

 

Eli kanlı teröristlerin heykelini dikmekten bahseden hainler AİHM’e gitmiş..

 

“Kimin heykelini dikiyorsunuz siz? Bebekleri öldüren katilin mi? Siz düşünce özgürlüğünü istismar ediyorsunuz” denilmemiş..

 

“PKK sizi, tükürüğü ile boğar, tükürüğü ile” diyen ahlaksızlar çıkmış.. AİHM bunlara şunu dememiş: “Siz devletin askerini, şehir meydanlarına bomba koyup patlatan, sivilleri öldüren örgütün elemanları ile mi korkutmaya kalkışıyorsunuz!. Siz ifade hürriyetini köküne kadar istismar ediyorsunuz. Böyle rezalet olmaz.. Olamaz.” 

 

Evet, bunları diyemeyen AİHM..

 

Şimdi Selahattin Demirtaş’ın açtığı davada..

 

Demirtaş’ın anlatımı ile verelim, bakalım neler demiş:

 

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği bu kararla birlikte, siyasi rehine pozisyonum hukuken tescil edilmiş oldu. İlk günden beri söylediğimiz gibi, HDP’ye yapılan operasyon, tutuklanmamız ve yargılanmamız hukuki değil, siyasi gerekçelerle yapılıyordu.”

 

Demirtaş’a göre, tutukluluğunun sebebi hukuki değilmiş, siyasi imiş..

 

Bunu kim demiş?

 

AİHM Büyük Dairesi demiş..

 

Ben de kendilerine teşekkür ediyorum..

 

Bizi uğraştırmıyorlar..

 

Kendileri, işledikleri suçu itiraf ediyorlar..

 

Türkiye’ye, “Siz hukuki değil, siyasi karar aldınız, tutukladınız” derken..

 

Kendi yedikleri haltı itiraf ediyorlar..

 

“Biz hukuki karar vermiyoruz. Verdiğimiz karar siyasidir” diye haykırmış oluyorlar..

 

Öyle ki..

 

Önümüzdeki günlerde yoğun olarak tartışacağımız içerikler de var, Büyük Daire kararında..

 

“Yüzlerce hakimin ihraç edilmesi” üzerinden, söylemler geliştiriyor, Büyük Daire..

 

Affedersiniz, Selahattin Demirtaş kararı içinde.. Bir de FETÖ’cü hakimleri haksızlığa uğradığını da mı iddia edecektiniz?

 

Bu kadar mı gözünüz döndü sizin?

 

Hukuktan bu kadar mı uzaklaşacaktınız?

 

Siyasete bu kadar mı girecektiniz?

 

Evet, AİHM’de üyesi olan Almanya’sından başlayın diğer birçok batı devletlerinin koruyup kolladığı yüzlerce FETÖ’cü hakim, savcının isimlerini tek tek biliyoruz da..

 

Onlarla ilgili iade taleplerimizin, rafta bekletildiği eleştirilerimizi sürekli tekrarlıyoruz ve yaptıklarının riyakarlık olduğunu hatırlatıyoruz da..

 

Bir de mahkeme olarak kendisini adlandıran AİHM üyeleri tarafından, FETÖ’cü hakimlerle ilgili, tespitler yapılması..

 

Darbeden önceki o savcı ve hakimlerin illegal eylemlerinden hiç bahsedilmeyip..

 

15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında, 251 insanımızın şehid edilmesinden bahsedilmeyip..

 

Bu cinayetlere ortak olan hakim ve savcıların tasfiyelerini..

 

Devlet içindeki kaos izlenimi veren durum olarak nitelendirmeye kalkarsanız..

 

Hukuki bir karar değil.

 

Siyasi karar verdiğinizi, ayan beyan kabul etmiş olursunuz..

 

Bas bas bağırarak itiraf etmiş olursunuz..

 

Sanki Türkiye güllük gülistanlık imiş.

 

Sanki Türkiye’de silah sıkılan asker ve polis sayısı, Avrupa’daki ortalamalarla benzer imiş.

 

Almanya’da, Fransa’da bir yılda kaç bomba patlıyorsa, % 10 ila % 15 arasındaki farklılıkla, Türkiye’de de aynı sayıda bomba patlıyormuş.. Bu farklılık da tolere edilecek bir oran imiş..

 

Almanya’sından İnglitere’sine kadar, onlarca batı ülkesinde, onlarca yıldır tek bir darbe girişimi olmadığı gibi, Türkiye’de de herhangi bir darbe girişimi sözkonusu değilmiş..

 

Selahattin Demirtaş’ın katıldığı HDP toplantısı sonrasında yapılan çağrı ile 53 vatandaşımızın canını kaybettiği olaylar, zaten Avrupa’da da iki-üç yılda bir tekrarlanıyor ve sorumluları tutuklanmıyormuş..

 

Gibisine..

 

Türkiye’deki dış güçlerin oynadıkları oyunlar sebebi ile yaşanan olumsuzlukların hiçbirisinden bahsetmeden..

 

“Seçimde Selahattin Demirtaş’ı etkisizleştirmek için” diye kendinizce tespitler yapmaya kalkarsanız..

 

Sanki cezaevinde olmasaydı, Selahattin Demirtaş Cumhurbaşkanı seçilecekmiş gibi algı üretirseniz..

 

Sanki 2014 yılındaki cumhurbaşkanı seçimine, aynı Demirtaş katılmamış, o tarihte tutuklu değil iken de aldığı oya benzer oyu, 2018’de almamış gibi hava estirirseniz..

 

  HDP’nin, yıllardır PKK tehditleri ile Türkiye’de % 8 ila % 10 arasında bir oy aldığını, ne üstüne çıktığını, ne altına indiğini, görmezden gelirseniz..

 

“Demirtaş’ın tutukluluğu, siyasidir” dersiniz..

 

Suçüstü olur, kendinizin siyasi karar verdiğinizi, ispatlamış olursunuz..

 

AİHM hukuki karar vermek istiyorsa..

 

53 kişinin ölümü ile  Demirtaş’ın çağrısı arasında, uzaktan yakından bir ilgi yoktur. Zamansal bağ yoktur. İçerik açısından bağ yoktur” demeliydi.

 

Diyebiliyorsa eğer.

 

Diyemiyorsa, “Tutukluluk siyasidir” diye karar verirken. Hatta onlarca yıllık uygulamasında bir-iki kararda kullandığı maddeleri devreye sokarsa.. 

 

Ben de “Şecaat arz ederken, sirkatinizi söylüyorsunuz” derim..

 

“Türk mahkemelerine ‘siyasi karar vermişler’ derken, kendiniz siyasi karar verdiğinizi ispatlıyorsunuz” derim..

Google+ WhatsApp