Ah çaresizlik

Ah çaresizlik


Çaresizlik bütün imkanların tükendiği anda yapıştığınız bir gerçektir. O an gücünüzün ne kadar sınırlı olduğunu fark eder ve duaya yönelir, duada kaybolur halinizi yaratıcınıza arz edersiniz. Çaresizliğinizi yüzünüze vuran yaşlılık, çocukluk, yoksulluk ve hastalık gibi durumlarda ise umudu kuşanır ve uzanacak bir el beklersiniz. Öksüz ve yetim bırakılan mülteci çocukların çaresizliğini tarif etmeye gerek var mı bilmiyorum. Düşünün eliniz, ayağınız ve yaslandığınız bir duvar olan ebeveyniniz gözlerinizin önünde katledilmiş ve siz dilini kültürünü bilmediğiniz diyarlara savrulmuşsunuzdur. Bir çocuk tek başına hayatta nasıl kalabilir? Bırakın oyunların engin dünyasında kaybolmayı karnını nasıl doyurur, gelebilecek tehlikelere karşı nasıl karşı koyabilir çocuk? Fakat Allah onları yalnız ve çaresiz bırakmıyor, yetim bırakılmış çocukların bakım ve güvenliğinin Müslümanlar tarafından sağlanmasını istiyor. Ve Allah diğerlerinin kalplerine şefkat yağdırarak onları bu çocuklara hizmetkar kılıyor. Fakat bugün Müslümanlar sorumluluğu birbirlerinin üzerine atıp İslam’ın emirlerini birkaç vecibe ile sınırlandırarak hem o çocuklara hem de kendilerine büyük zarar veriyorlar.

Yunanistan sınırlarında korunaksız kalan mülteci çocukların değersiz bir eşya gibi Avrupa ülkelerine paylaştırılması Müslümanlar için utanç verici bir durum. Hatırlayacağınız üzere yakın tarihte bu çocukların AB ülkelerine dağıtılmasına yönelik bir anlaşma yapılmış ve bu anlaşmaya isnaden 47 çocuk Almanya’ya gönderilmişti. Bu çocukların akıbeti hakkında hiçbir bilgiye ulaşılamıyor.

Bir toplumun medeniyet ölçüsü zayıflara verdiği değerle belirlenir. Fakat ne acıdır ki, yoğun işgallere maruz kalan İslam toplumları savaşın mağdur ettiği yaşlı ve çocuklara gerekli desteği sağlayamıyor. Zayıfların korunmasına büyük önem veren kadim değerlerimize rağmen, Müslümanlar birbirlerini ötekileştirmek ve düşmanlaştırmakla meşgul olup çocukların çığlıklarını duymuyor, duyamıyorlar.

Suriye’de devam eden savaş onlarca çocuğu öksüz ve yetim bıraktı. Refakatsiz çocuklar Yunanistan sınırlarında suç çetelerinin hedefi haline geldiler. Mülteci çocukların Avrupa Birliği ülkelerine dağıtılması yönünde bir karar alındı ve ne acıdır ki,  Müslüman ülkeler bu durum karşısında seslerini hiç çıkarmadılar, çocuklarımızı kim nereye götürüyor diyemediler. Peki, Müslümanların bu çocuklara açabilecekleri bir alanları yok muydu? Çok yazık! Bizler sorumluluğumuzu yerine getiremediğimiz için çocuklar organ mafyası, çocuk pornosu ve suç örgütlerinin kurbanı oldular ve bilinmez dehlizlere doğru sürüklendiler.

Avrupa’ya gönderilen mülteci çocukların akıbeti tartışılırken dünya bir başka haberle sarsıldı.  ABD merkezli Wayfair isimli bir internet sitesi üzerinden çocukların satıldığına dair iddialar yayılmaya başladı. Söz konusu sitenin çocukların isimleri verilen eşyalara fahiş fiyatlar koyarak çocuk tacirliği yaptığı söylendi. Bu durum bütün dünyada büyük bir yankı uyandırdı, olay geçtiğimiz günlerde mecliste de tartışıldı. Nitekim AKPM Genel Kurulu’nda kabul edilen Avrupa’da kayıp mülteci ve göçmen çocuklar başlıklı rapora göre 2017 ve 2019 arasında Almanya’da 11 binin üzerinde Fransa’da 6 bin, İtalya’da 20 bin, İspanyada 9 bin, mülteci çocuk kayıp. Fakat ne yazık ki bu çocukların nerede ve kimler tarafından kaçırıldığına dair bir habere ulaşılmış değil.

Başta sarf ettiğim ifadeleri tekrar ediyorum; bir toplumun medeniyet ölçüsü zayıflarına verdiği değerle ölçülür dolayısıyla çocukları öksüz yaşlıları çaresiz bırakan Batı elbette bu konuda bir çözüm üretmez, üretmez istemez. Bu zorba zihniyet ancak çocukları öksüz ve yetim bırakır ve onları tehlikenin kol gezdiği ortamlara terk eder.

Peki, Müslümanlar ne yapabilirler? Bizler kayıp çocuklar değersiz bir eşya gibi bir yerden bir yere savrulurken her şey yolundaymış gibi davranamayız. Zira Allah bizden zayıfları, ezilenleri, öksüz ve yetimleri korumamızı istiyor. İslam toplumlarının liderleri, alim ve düşünürleri aydın ve kanaat önderleri bu çocukların akıbetini sorgulamalı ve onları himaye altına alabilecek projeler üretmelidirler. Müslümanlar evlerini bu yetim çocuklarla bereketlendirerek, onların öz kültürlerinden kopmadan büyümelerine yardımcı olabilirler.

Anlamıyorum, anlayamıyorum, anlamakta güçlük çekiyorum, başımız ağrısa çözümü Batı’dan bekliyoruz, Allah aşkına her konuda ayaklarına yapıştığınız bu zihniyet Müslümanlar adına hayırlı bir adım atarlar mı? Bizim çocuklarımıza güzel bir hayat sunarlar mı? Kimdir Batı? Yeryüzünü kan gölüne çeviren vahşi bir zihniyet değil midir? Peki, öyleyse nasıl oluyor da onlardan merhamet dilenir hale geliyoruz? Anlamak mümkün değil…

Google+ WhatsApp