Ağzı olan konuşuyor!

Ağzı olan konuşuyor!


Ağzı olan konuşuyor!

 

 

Köşe yazarlarımız ve televizyon yorumcularımız, maşallah çok akıllı!..

Hele hele, adına “sosyal medya” denen ucubenin “klavye kahramanları” tamı tamına akıl küpü!..

Anlamadıkları konu, bilmedikleri mesele, hâkim olmadıkları ilim, gitmedikleri yer yok! Her mevzuya bodoslama dalıp, ömrünü o işe verenleri önce yerden yere vuruyorlar, sonra da “ama” diye parantez açıp, “şunu şöyle, bunu böyle yaparsan kurtulursun” gibisinden ahkâm kesiyorlar.

İyi de birader, senin söylediklerini yapar da kaybederse, sorumluluğu üstlenecek misin?..

Hayır!..

Faturasını ödeyecek misin?”

Asla!.. 

O zaman bırak da herkes kendi işini yapsın…

Müsaade et de, faturası kime çıkacaksa kararı o versin.

***

Yahu arkadaşlar: Bu kadar aklınız, tecrübeniz, birikiminiz varsa, koyun elinizi taşın altına, girin politikaya, söyleyeceğinizi orada söyleyin!..

Yapacağınızı orada yapın!..

Gerçi köşe yazarlarından politikaya girenler oldu. Ama silinip gittiler. Hiçbir varlık gösteremediler. Hafızamızda iz dahi bırakmadılar. 

Politikadan fazla anlamadıkları böylece ortaya çıktı.

Lâkin akıllanmadılar! Bazıları köşelerinde ahkâm kesmeyi sürdürüyor.

***

“Bizim mahalle”de de var böyleleri: Sayın Erdoğan’a akıl verme sadedinde “dışarıdan gazel” atmaya bayılıyorlar.

“Aman Tayyip Bey, şunu şöyle, bunu böyle yap!”

“Şu adayı değiştirmezsen, yandın gitti!”

“Menfaatçileri, fırıldakları, kifayetsiz muhterisleri partiden at!”

İyi de kardeşim, adaylar gökten zembille inmez, partinin içinde yer alan insanlar arasından seçilir.

Bunlardan bazıları “fırıldak”, “muhteris”, “çıkarcı” da olabilir. Aslında hiçbir fani “pirupâk” değildir. Kusur aramaya çalışırsan, her adayda bir takım kusurlar bulabilirsin. Ama her insanın kusurlarının yanı sıra bazı faziletleri ve meziyetleri de olur. Bunları görmezden gelirseniz, ortada salt kusurlardan oluşan bir insan kalır.

Sayın Erdoğan ya da herhangi bir parti lideri, partisine senden-benden daha çok emek vermiş mi, vermemiş mi?..

Vermiş.

Her lider, aday yaptığı insanları senden-benden daha iyi tanır mı, tanımaz mı?

Tanır.

Partisinin kazanmasını senden-benden daha fazla ister mi, istemez mi?..

İster. 

Türkiye’nin en iyi adaylarıyla seçime gitmeyi arzu eder mi, etmez mi?..

Eder.

Eh birader, sana-bana ne oluyor, o zaman?

Türkiye’nin insan kaynakları ne ise, partilerin aday listelerine yansıyacak odur!

Şayet gerçekten bir şeyler biliyorsak, gerçekten bir maharetimiz varsa, tüm gayretimizi, bilgi ve becerimizi “iyi insan” yetiştirmeye hasredelim.

Yetişmiş “iyi insan”lardan bazıları politika yapacak ve işte o zaman “fırıldaklar”partilerden ayıklanacak.

Ötesi, “lâf u güzaf”tır! 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp