Afrika Boynuzu’nda hedef Türkiye

Afrika Boynuzu’nda hedef Türkiye

Somali, Cibuti, Etiyopya ve Eritre’den oluşan “Afrika Boynuzu”, geçtiğimiz yüzyılda birbirinden sancılı dönemlere şahitlik etti. 1936’da “İtalyan Doğu Afrikası” adıyla geniş bir federasyona dönüştürülen bölge, 1941’de İngilizler tarafından

Afrika Boynuzu’nda hedef Türkiye

 

Somali, Cibuti, Etiyopya ve Eritre’den oluşan “Afrika Boynuzu”, geçtiğimiz yüzyılda birbirinden sancılı dönemlere şahitlik etti. 1936’da “İtalyan Doğu Afrikası” adıyla geniş bir federasyona dönüştürülen bölge, 1941’de İngilizler tarafından işgal edildi.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 

İngiltere, özellikle Etiyopya’da İtalyanlara karşı “tercih edilen yabancı” konumunda olsa da, İngiliz işgali de Afrika Boynuzu’na barış ve sükûnet getirmedi. 1952’de Etiyopya’ya bağımsızlığın verilmesine önayak olan İngiltere, başka birçok coğrafyada yaptığı gibi, “potansiyel sorunlu” bir bölgeyi bu ülkeye bağlayarak geri çekildi: Eritre.

Siyasi, ekonomik ve etnik rekabet nedeniyle hep gerilimli bir ilişki içinde olan Etiyopya ile Eritre arasındaki güven bunalımı, 1991’de Eritre’nin bağımsızlığını ilân etmesiyle zirveye tırmandı. 1993 referandumuyla resmiyet kazanan bu ilân, sonrasında tarafları kanlı bir savaşa sürükleyecek bir çatışma sürecinin de başlangıcı oldu.

6 Mayıs 1998 günü, Etiyopya-Eritre sınırında yer alan 1600 nüfuslu Badme kasabasında ilk silahlar patladığında, dönemin Etiyopya Başbakanı Meles Zenawi, bölgedeki durumu “1914’ün Saraybosna’sı gibi. Ateşi yakacak bir kıvılcım bekleniyordu” ifadesiyle özetlemişti. Etiyopya askerlerinin Badme’deki Eritre askerlerine ateş açmasıyla patlak veren çatışmalar, birkaç ay içinde geniş kapsamlı bir savaşa dönüştü. En az 80 bin kişinin hayatını kaybettiği, 500 bin kişinin de yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kaldığı savaş, 2000 yılında imzalanan Cezayir Anlaşması ile resmen sona erdi. Ancak Etiyopya’nın Badme ve çevresinde hak iddia etmeyi sürdürmesi, anlaşmanın yürürlüğe konmasının önündeki en büyük engel olarak kaldı.

1998’den bu yana neredeyse kesintisiz devam eden savaş hali nedeniyle, Etiyopya-Eritre çatışması, “Afrika’nın en uzun savaşı” olarak kayıtlara geçti.

Tüm bu türbülanslı yakın tarihin üzerine, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Eritre’nin başkenti Asmara’ya düzenlediği ziyaretin ardından iki gün önce bir açıklama yaptı. İki ülke arasındaki savaş halinin artık sona erdiğini dile getiren Ahmed, hem diplomatik hem de ticari ilişkilerin hızla normalleştirileceğini duyurdu. Başbakan Ahmed, “Yeni bir barış ve dostluk dönemi başladı. Çatışma Etiyopya’ya da Eritre’ye de herhangi bir şey kazandırmadı. Öncelikle fakirliği ortadan kaldırmak için, el ele vermemiz gerekiyor” dedi.

Sadece Afrika’nın değil, aynı zamanda dünyanın da en kritik coğrafyalarından birinde, 20 yıldır devam eden bir savaş, nasıl böyle hemencecik sona erdi? Taraflar barışmaya çoktan hazırdı da, şartlar mı yeni oluştu? Yoksa, üçüncü taraf olarak bazı ülke ve ülkeler devreye girdi de, bölgesel bir dizayn için adım mı atılıyor?

Bu sorulara doğruya en yakın cevabı verebilmek için, son aylarda yayımlanan, içinde Etiyopya ve Eritre’nin geçtiği bazı haberlere odaklanalım.

Örneğin, nisan ve mayıs aylarında çıkan bazı haberlerde, İsrail’in Etiyopya’ya özel bir ilgi gösterdiğine şahit oluyoruz. Arka arkaya ülkeyi ziyaret eden İsrail Adalet Bakanı Ayelet Şaked ve İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin, başkent Addis Ababa’da en üst düzeyde ağırlandılar. İmzalanan anlaşmalardan karşılıklı övgülere, iki ülke arasındaki münasebetlerin stratejik bir noktaya ulaştığı görülüyordu.

Geçtiğimiz ay, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Merkez Bankası’nın Etiyopya’ya yaptığı ekonomik yardımın ayrıntıları basında yer aldı. BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed’in Addis Ababa ziyaretinden hemen önce açıklanan yardımın tutarı 3 milyar dolardı. Bunun bir milyar doları nakit kredi, kalanı ise büyük boyutlu yatırımlar şeklindeydi.

Ondan önce, Mısır kabinesinin, Eritre’deki enerji yatırımlarına dair haberlerini de okumak mümkün. Eritre’nin çeşitli noktalarında dört enerji santrali kurulmasını onaylayan Mısır yönetimi, Afrika Boynuzu’ndaki etkinliğini böylece daha da artıracağının sinyallerini veriyordu.

Ancak tüm bunlardan çok daha enteresan ve dikkat çekici bir haber, bu yılın başında, 4 Ocak’ta Arap basınında yer almış. Şark gazetesinin yayımladığı ve henüz kimse tarafından yalanlanmayan habere göre, BAE ve Mısır’ın ortak koordine ettiği bir silahlı birlik, Eritre’de konuşlandırılmış. Söz konusu askeri hareketliliğin sebebi “Sudan ve Darfur’daki karmaşa” olarak açıklansa da, bölgede şu anda herhangi bir çatışma görünmüyor.

Parçaları birleştirdiğimizde, Etiyopya ve Eritre’nin dışarıdan müdahaleyle, bölgesel dizayn uğruna ve bir hedef için barıştırıldığı sonucuna ulaşmak zor değil. Hazinelere pompalanan sıcak para, vaat edilen siyasal istikrar süreçleri, devlet yapılarının güçlendirilmesi, kurulan askeri üsler gibi birçok unsur, buna işaret ediyor.

Ortadoğu’nun başka bölgelerinde de müttefik şeklinde karşımıza çıkan BAE-Mısır-İsrail üçlüsünün Afrika Boynuzu için ön gördüğü çerçeve içinde Türkiye’ye yer yok. Türkiye’nin Somali, Cibuti ve Sudan’da hiç olmadığı kadar etkinliğini artırdığı bir dönemde, troykanın Etiyopya ve Eritre’yi Türkiye’ye karşı markaja alması gayet doğal, kendileri açısından da zorunlu. Bu siyasal projenin somut göstergelerine önümüzdeki aylarda daha sık rastlayacağız.

 

taha kılınç

yeni şafak

Google+ WhatsApp