Afrika Aynasında Biz

Afrika Aynasında Biz

Şimdi soruyorum kendime, biz mi varlıklıyız onlar mı fakir, biz mi kazandık, onlar mı kaybetti, biz mi şanslıyız, onlar mı şanssız, biz mi mutluyuz onlar mı? Allah’ın razı olduğu kul bizler miyiz, yoksa onlar mı, biz mi esaret altındayız, yoksa onlar mı, ahirete biz mi daha çok yatırım

Afrika Aynasında Biz

 

 

Her şeyin bir yetimi vardır, kıtaların yetimi de Afrika’dır.

Bir gönüllü olarak Yardımeli Derneği ile gittiğimiz Afrika’da yaptığımız faliyetlerde 

bazen muhataplarımızı anlayamadık, kimi zaman yorulduk, bazen birbirimize hasretle baktık, bazen sıkıldık ama sonunda gönül köprüsü ile birbirimize bağlandık.   

Oradayken hep düşündüm. Duygularımı, düşüncelerimi anlamlandırmaya çalıştım. 

Biraz keder, biraz hüzün, biraz tasa, biraz acıma, biraz da umutsuzluk. Tabii ki birazda hayal kırıklığıydı hissettiklerim.

Niçin böyle oluyordu , neydi bizi böyle allak bullak ettiren duygular? Şöyle ifade ettim kendimce: Uzun zamandır gurbettesiniz ve doğduğunuz yerlere, köyünüze akrabalarınızı görmeye gelmişsiniz. Bazen ağlıyor, bazen seviniyor, büyüklere sarılıp hasret gideriyor, çocukları öpüp kokluyorsunuz. Dağlara taşlara bakarak iç geçiriyorsunuz ya, bu, işte bu sıla özlemi. 

Bu duygu o kadar yoğun ki bizleri oralardan  hüzünlü bir şekilde döndürüyor. Sanki doğduğumuz yerlerden gurbete gider gibi. Çünkü bu topraklar bizim ve bu topraklarda iken hiç yabancılık çekmiyoruz. Çünkü Afrika bizim ana kucağımız, baba ocağımız. Belki de toprak çekiyor. Ne de olsa ilk atalarımız buralardan yeryüzüne yayılmışlar. Gelelim sayfanın diğer yüzüne; kapitalizm bizi esir almış ve robotlaştırmış. İnsani melekelerimizi  kaybetmişiz, kazanma, biriktirme hırsı  o kadar yüksek ki bize Allah’ı unutturmuş. Helal, haram kavramları lugatımızdan silinmiş ve bu dünyada ebedi kalacakmış gibi davranıyoruz. 

Birbirimizi ezerek yükselmek şiarımız olmuş sanki.

 

Beyinlerimiz ve binalarımız betonlaşmış Gülümsemiyor, kimseye karşı hoşgörülü davranamıyoruz. Duygularımız körleşmiş  varlığa şükür etmiyoruz. Nimet azgını olmuşuz, her şeyin daha fazlasını istiyoruz maalesef. Bencillik ruhumuza işlemiş, her şeyimiz sentetik, yediğimiz, içtiğimiz, hiçbiri doğal değil.

 

Afrika’nın o mazlum ve mahzun insanlarına gelince; onlar doğallar, doğal yaşıyorlar, hasbiler, yokluğa ve yoksulluğa rağmen yüzlerindeki gülümseme hiç eksik olmuyor. Daha dünyevileşmemişler ama hayatın tadını çıkarıyorlar, bencil değiller.

Yaşam şartları çok ağır olmasına rağmen umutsuz değiller, hiçbir zaman pes etmiyorlar.  Ve mutlular, mutlu olmaya çalışıyorlar. 

Zor şartlara rağmen kendilerini ezdirmiyorlar. Cıvıl cıvıl, rengarenkler, bizden daha fazla hayat dolular.

Kapitalizm onların fıtratlarını bozmamış, yapıları bile topraktan. 

Varlıkta da yoklukta da şükür etmesini biliyorlar, isyan etmiyorlar, dünyayı ebedileştirmemişler, azgınlaşmamışlar bedenleri köle olmuş ama ruhlarını kapitalizme esir etmemişler.

Şimdi soruyorum kendime, biz mi varlıklıyız onlar mı fakir, biz mi kazandık, onlar mı kaybetti, biz mi şanslıyız, onlar mı şanssız, biz mi mutluyuz onlar mı?

Allah’ın razı olduğu kul bizler miyiz, yoksa onlar mı, biz mi esaret altındayız, yoksa onlar mı, ahirete biz mi daha çok yatırım yapıyoruz onlar mı?

Sorular, sorular. Onun için Afrika bize iyi geliyor, kendimize getiriyor, unutmuş olduğumuz insani tarafımızı hatırlatıyor, bizi mutlu ediyor. Onun için burada sakinleşiyor,  ruhumuzu dinliyor, dinlendiriyoruz ve vicdanımızın sesini işitmeye başlıyoruz. Onun için kendimizi sıladaymış, kendi evimizdeymiş, kendi toprağımızdaymış gibi hissediyoruz. Aslında kıtaların da bir dili olduğunu hatırlıyoruz. Afrika bize konuşuyor, bizi konuşturuyor, öyleyse gezin ve görün ki Afrika bize ne anlatıyor, ne söylüyor, neyi hatırlatıyor.  Selam ve Dua ile         

 

Hasan Değirmenci

hilal haber

Google+ WhatsApp