Affetmek iyilerin silahıdır

Affetmek iyilerin silahıdır


Büyüklerimizden miras olarak devraldığımız söylemler yaşanmışlıkların özeti, tecrübelerden oluşan bilgi ve birikimlerin ürünüdür… Fakat kabul etmeliyiz ki, onlar da insandı, onların da kusurları, zaafları hataya meyyal yanları vardı ki, bu söylemlerden bazıları bu zaaflara işaret ediyor. Mesela “kırılan vazoyu yapıştırdığınızda nasıl ki iz kalıyorsa, kırılan kalbi onarmaya çalışsanız da iz kalır, onarılmaz” sözü buna bir örmektir. Bu ifadeyi iki noktada değerlendirebiliriz: Birinci husus, kalp iman, aşk, sevgi ve muhabbetin filizlenip hayat bulduğu bir kap ve insanı temsil eden bir değerdir. Bu nedenle kişi ne olursa olsun muhatabını kırmamaya özen göstermelidir.

 

Kalp hassastır. Kalp Allah’ın sevgisini barındıran özel bir kaptır, sevgi, şefkat, vefa, özlem gibi değerlerin evidir kalp. O yüzden büyüklerimiz, kalp kırmayın, kırılan kalbin tamiri mümkün olmaz sözü ile kalbin önemine dikkat çekmişlerdir. Ancak insanız ve kasten ya da sehven bir kalbi incitmiş olabiliriz, kalbin taşıdığı sevgi zerreciklerine zarar getirmiş olabiliriz. Böyle durumlarda affedici olmak, özür dileyenin özrünü kabul etmek ve öfkeyi sevgiye dönüştürmek zorundayız. Büyüklerimizin kalbin hassasiyeti noktasındaki tavsiyelerini başımıza taç ediyoruz ancak kırılan kalp onarılmaz ifadesine katılmıyoruz, katılamıyoruz zira bir damla sevgi ile yıkılan kalplar büyük saraylara, bütün dünyayı ısıtan bir güneşe dönüşebilir. Sevginin silemeyeceği hata yoktur, muhatabınızı affettiğinizde kalbiniz eskisinden daha da güçlenecek ve kırılan örselenen noktalar tamamıyla tamir olacaktır.

 

Kırılan kalbin tamiri mümkün olmaz ifadesi kişisel olgunluğa ulaşamamış, kendi alanının dışına çıkamamış dar görüşlü kişilerde öfke, kin ve nefret gibi olumsuz hasletleri tetikleyebilir. Bu kimselere göre bir kişiyi incitmişseniz bu hatanızı hiçbir şekilde telafi edemezsiniz ve ne yaparsanız yapın onun gönlünü alamazsınız. Çünkü kalbini kırdınız ve kırılan kalbin iyileşme şansı yok. Elbette aslolan büyüklerimizin dediği gibi, insanları incitmemek, kalp kırmamak, sorunları makul şartlarda konuşup uzlaşabilmektir. Fakat insanoğlu doğası gereği şiddete meyyaldir, kasten ya da sehven kırıcı olabilir, muhatabını incitebilir. Böyle durumlarda dört harften oluşan bir özür hatanın telafisi için kâfidir. Çoğu insan özür dilemeyi bir zayıflık olarak görür oysa bu bir zayıflık değil aksine bir güç ve erdemli bir davranıştır. Özür dileyenin özrünü kabul edip affetmek ise daha büyük bir erdemdir. Bir sözle, uzatılan bir elle, sevgiye koşan bir adımla kırılan kalp onarılabilir ve geriye hiçbir hasar kalmaz. O nedenle eğer incinmiş ya da incitmişseniz kendinizi katı kalıplar arasına sıkıştırıp suçluluk duygusuna kapılmayın, kin ve nefrete meyletmeyin, affedin ya da özür dileyin. Eğer böyle bir imkân, böyle bir kolaylık olmasaydı, kalp affetmeye yatkın olmaz ve insanlar birbirlerine nefret kusmaya devam ederlerdi. Böyle bir imkân olmasaydı kişiler arası ilişkiler sevgi ile buluşmaz ve süreklilik kazanmazdı. Ama emin olun kalp nefrete değil sevgiye affetmeye yatkın bir değer.

Google+ WhatsApp