Afedersiniz, Erzurum Kongresi kararlarını okudunuz mu hiç?

Afedersiniz, Erzurum Kongresi kararlarını okudunuz mu hiç?


Afedersiniz, Erzurum Kongresi kararlarını okudunuz mu hiç?

 

 

Her 23 Temmuz geldiğinde..

Bir söylemdir tekrarlanır..

“Erzurum Kongresi kararlarının yıldönümü..”

“Bugünkü devletimizin temellerinin atıldığı Erzurum’da alınan kararların hikayesi..”

“Milli sınırların bütünlüğünün vurgulandığı kongre..”

“Kurtuluş Savaşı’nın şekillendiği Erzurum’daki toplantı.”

Ve..

Bu seneye özgü olarak, “Erzurum kongresinin 100. yılı..” söylemi..

Ve yine bu seneye özgü olarak, İstanbul’a CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun seçilmesi sayesinde üst geçitlere asılan afişlerdeki, “Erzurum Kongresi’nin 100. yıldönümünde, ‘Vatan bir bütündür, parçalanamaz’ diyenleri saygıyla anıyoruz”söylemi....

Bu ve benzeri daha nice tanımlamalarla takdim ediyorlar da..

Acaba açıp, kongrede ne kararlar alınmış, bir defacık olsun bakıyorlar mı?

Baksalar, küçük dillerini yutacaklar.

“Saygı duyuyoruz” diyenler, “Yok yok, kaygı duyuyoruz” diyecekler..

Bugünkü kafaları ile Erzurum Kongresi kararlarını yorumlayacak olsalar, “Bu da ne? Bu gerici ifadeler de neyin nesi” diyecekler..

Niye?

Çünkü kongre kararlarının kaleme alındığı dil, bugün bize dayatılan, bize kullandırılan, Erzurum Konresi sayesinde sonraki yıllarda yapılan dil inkilabı sayesinde mecbur bırakıldığımız bugünkü kullanılan dilden fersah fersah uzakta..

Bir somut örnek cümle aktarayım..

Kongre kararlarından, biraz sonra farklı yönü ile masaya yatıracağımız ikinci maddeyi vereyim:

“Osmanlı vatanının tamamiyeti ve istiklâl-i millimizin temini ve makam-ı saltanat ve hilafetin masuniyeti için Kuva-yı Milliyeyi amil ve irade-i milliyeyi hakim kılmak esastır.”

Bir iki kelime kulağınıza tanıdık gelmiş olabilir..

Ama “cümle itibari ile, ne deniliyor” diye sorsam, ben dahil, kaç kişimiz cevap verebilir?

Erzurum Kongresi katılımcılarına “saygı” sunan Ekrem Bey dahil, bu cümleyi tam olarak kaç kişi anlayıp, genç nesile aktarabilir?

Dildeki yozlaşma bir kenara bırakılsa da..

İçerideki yozlaşma, tamamen bir fecaat..

Hemen her gün..

Değişik vesilelerle..

“Padişahın hainleri.. İngiliz yardakçısı halifenin uşakları..” vs. şeklinde bizlere hakaretler edenlerin önlerine, Erzurum Kongresi kararlarını koyup, “Şu maddelerde ne deniyor?” diye sorsak..

“Cumhuriyetin çocuklarıyız..  Laikliğin ölümüne savunucularıyız” diyen ekibe hatırlatsak.. 

“Tam anlamanızı beklemiyorum ama.. Şu cümlede saltanat ve hilafet kelimeleri geçiyor, ne deniyor acaba burada” diye sorsak..

Cevap verebilirler mi acaba?

“Aydınlanma.. İlericilik.. Çağdaşlık..” diye diye.. Tepemizde boza pişirenlere sorsak..

“Erzurum kongresi kararlarında, saltanat ve hilafet için ne denilmiş acaba?”diye..

İçlerinden bir tanecik de olsa, cevap verebilecek tarihçi çıkar mı acep?

Onlar “Erzurum Kongresi” derler..

“Atatürk Erzurum’da toplamıştı” diye söze girerler ve orada işi bitirirler ama..

Gerisini es geçerler ama..

Biz açalım..

Erzurum Kongresi’nin ikinci maddesinde, padişah ve halife için ne deniyor, hatırlatalım:

“Saltanat ve hilafet makamının korunması için Kuvayı Milliyeyi etken ve millî iradeyi egemen kılmak esastır.”

Şaşırdınız mı?

“Ne diyor bunlar ya?” diye küçük dilinizi yutmak üzere misiniz?

Sakin olun..

Rahmetli Mustafa Müftüoğlu, 50 yıl önce seri halde kitaplar çıkartmıştı; “Yalan Söyleyen Tarih Utansın” ismi ile...

Laikçi çevrenin tarihçileri, bir yandan laik cumhuriyetin temellerinin Amasya’da, Sivas’ta, Erzurum’da atıldığını iddia ederlerken..

Bakın o tarihi dönüm noktalarından Erzurum Kongresi’nde alınan kararlarda, ilk hedef olarak ne amaçlanmış?

“Saltanat ve hilafetin korunması.”

Eee, bugün hani, nerede saltanat? 

Nerede hilafet?

Saltanat için çok meraklı değilim ama..

100 yıl önce yaşasa idim, yine “İslamda saltanat emredilmemiş. Çok önemli değil.. Biz işimize bakalım.. Saltanat da olur, başka bir şey de.. Hilafeti kaybetmeyelim” derdim ama..

Bu açıdan, Erzurum Kongresi’nin katılımcılarından, kendimi bugünkü sisteme daha uyumlu gösterebilirim ama..

Geldiğimiz noktada, saltanatın yanı sıra..

Üstüne hilafet de gitmiş durumda...

Ve bu ikisinin birden ortadan kaldırılmasının temellerinin, Amasya Tamimi’nde, Erzurum Kongresi’nde, Sivas Kongresi’nde atıldığını söylemiyorlar mı!

İşte o an, hafakanlar çöküyor bana..

Kardeşim, resmen bir takıyye yapmışız..

“Saltanatı, hilafeti koruyacağız” diye yola çıkmışız..

İkisini de devre dışı bırakmışız..

Bari, bir vesile uydurup, “Erzurum Kongresi’ni unutun” diyelim de..

Takıyyemiz çıkmasın ortaya..

Bunu da düşünmüyorlar..

Nasıl olsa, şablon ifadelerle, “Erzurum Kongresi’nin 100. yılı” deriz..

Geçeriz..

“Üst geçitlere ‘Saygı duyuyoruz’ diye afişler asar, reklamımızı yaparız.. Olur biter” diye düşünüyorlar..

Kim açıp bakacak ki, Erzurum Kongresi’nde saltanat ile ilgili ne karar alınmış, 3 sene sonra ne yapılmış? 

Erzurum Kongresi’nde hilafet için ne denilmiş, 5 sene sonra ne yapılmış, diye kim soracak ki?

Biz okumaz bir toplumuz..

At yalanı, yaz Büyükşehir Belediye Başkanlığı afişlerine, geç-git işine..

“Milli birliğimizin, beraberliğimizin ve bağımsızlığımızın inşa edildiği çok önemli bir buluşmadır. Kongrenin 100. yılında Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygı, sevgi ve minnet ile anıyorum” de, kongrede ne karar alınmış, sonra ne yapılmış, hiç hatırlatma, olsun bitsin bu iş..

Kim, nerede görecek de soracak, Ekrem İmamoğlu’na: “Erzurum Kongresi kararlarındaki, son maddeyi bilir misin? Birliğimizin İslam kardeşliğinden geçtiğini hatırlatan maddeden haberin var mı senin?”

Sahi, Erzurum Kongresi kararlarını, önümüze alıp, bugünle bir karşılaştırma yapmaya var mısınız?

Nelerin sözünü vermişiz..

Neleri kaybetmişiz?..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp