Adil insan hasreti

Adil insan hasreti


Adil insan hasreti

 

Adil insan hasreti, asırların hasretidir. Hakk’a ve hukuka riayet etmeden yaşamak, insanoğlunun en büyük esaretidir. İnsanlık ne yapsın hilafetin ilgasından bu yana başına belâ olmuş hukuk bilmezi. Adalet, insan olmanın ve insan kalmanın vazgeçilmezi. İnsan bu; haksızlığa uğrasa fıtratı gereği hemen feryad eder, adalet nerede? Adaletin katilleri şaha kalksa da mazlumların ahı kalmaz yerde. 

Adil olmak, her Müslümanın sahibi olmakla mükellef olduğu bir vasıftır. Müslümanların toplumu bir adalet toplumudur. Rasûlüllah (sav) buyuruyor “Güçsüzün, incitilmeksizin hakkını alamadığı bir toplum yücelemez.’’ (Sünen-i İbn-i Mâce, Sadakat: 17) Bu Hadis-i Şerife göre toplumlar, güçsüzlerin haklarına sahip çıktıkları ölçüde yücelme ve yükselme şansına sahiptirler. Nitekim toplum hayatı, düzeni ve mutluluğu haklının güçlü, haksızın güçlü de olsa zayıf sayıldığı bir hukuk ortamında gelişme imkânı bulabilir. Dolayısıyla adil bir toplum, adil bir düzen ancak adil insanlarla kurulur. Gönül toprağına düşmüşse Hakk’ın hukukun yağmuru, toplumda mazlum incitilmeksizin zalimden alır hakkını dosdoğru!

İslâmî eğitim ve öğretimin maksadı; sahih imana ve salih amele sahip adil insanlar yetiştirmektir. Adil insan olabilmek için Hakk’a ve hukuka bağlı yaşamak olmazsa olmaz şarttır. Çünkü hukuk ile adalet ikizdirler. Biri olmadan ötekisi de olmaz. Hukuk, el- Hak olan Allah’tan insanlığa bir ihsan. Hukuk ve adalet olmayan yerde göz doğruyu görmez, kulak hakikati işitmez, işlemez vicdan. Hukukla mukayyed kalınmıyorsa insanlığını yitirir insan. Genelde İslâm coğrafyasında, özelde ise Türkiye’de Hilafet sonrası haksızlığa ve hukuksuzluğa açılan devir. Hak ve hukukun güvencesi diye önümüze konulan Yunan menşeli “Demokrasi”, zulümden akan bir nehir. Boğulmamak istiyorsan bulunduğun yerde hemen yüzünü İslâm’a çevir. 

Hilafet-i şer’iyye’nin yokluğunda zalimler her gün alıyorlar binlerce canı. Su gibi akıyor ümmetin masum kanı. Adalet savaşçısı olarak bir yanınla kurşun yiyen ümmetin yarasını sararsın, öbür yanınla da ümmete kalkan olacak Halife-i Müslimini ararsın. 

Viraneye dönmüş İslâm ümmetinin harabeleri arasında ötüyor baykuşlar. Göklerin boşluğunda sonsuza uçar kuşlar. Kesemez hukuk ve adalet için ayağa kalkan yiğitlerin nefesini yokuşlar. El- Hak olan Allah’tan akıp gelen hukukun yokluğunda adalet tuz buz olmuş kanamakta vicdanlar. Bugüne kadar kimseye hayır getirmedi, bundan sonra da hayır getirmez haram dolu cüzdanlar!

Zalim düzende adil insan yetişmez. El-Hak’tan akıp gelen hukuka dayalı adil düzen kurulmadıkça zalimlerin nefesi kesilmez. Hilafetin ilgasıyla birlikte  kırdılar ümmetin filizini. Çamura buladılar ecdadımızın izini. Bizden istedikleri şey; Allah’tan gelen şeriatı unutmak, bir ömrü beşeri kanunlarla avutmak. İşte budur İslâm ümmetini esaret salıncağında uyutmak!

Hukukun yokluğunda yakıp yıktı zalimler, haneler harap oldu. Ömrünün baharında nice bedenler türap oldu. İnsan hukukun kaynağı kabul edildiği günden bu yana firavunun ruhu yeniden hortladı; her tarafta zülüm kazanı kaynıyor. Hürriyetin yurdu, adaletin kıblesi kabul edilen batı, üç maymunu oynuyor. 

Zalimler birlik olmuş mazlumları eziyor. Her tarafta firavunlar kol geziyor. İmanı olan hürriyetini paraya, pula satmaz. Hasmına amansızdır, dindaşına kin tutmaz. Mazlumun hamisidir; dul, yetimi ağlatmaz. Allah’ın şeriatını bırakıp ta hayatını batının kokuşmuş kanunlarına bağlatmaz.

Haksız ve hukuksuz idaremize el koyan her gün bize mezar kazar. El-Hakk’ın hükmüne ve hâkimiyetine dayanan adil düzen yolunda bir “Bismillah” şeytan düzenin şerli işlerini bozar. Hukuk yürüyen ayağımız, tutan elimizdir. Dünya yıkılsa da Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmedip Allah’ın dini üzere yaşayan adil insan dostumuz, adalet şirinimizdir.

Adil insan, Müslüman insandır. Çünkü Müslüman insan, adil insandır. Adaletten taviz veren Müslüman, kötülüklerin peşinde koşanlar için bulunmaz bir imkândır. Adalet yolunda emanetse eğer namerdin atı, yaya kalsan bile binmeyeceksin. Önüne çıkan zalim dağlar kadar da olsa sırtını dönmeyeceksin. Hakk ve hukuka bağlılık sende kalsın, varsın senin kapını çalan dostun olmasın.

Allah’ın indirdiği kanunlara mukabil ve onların yerine geçsin diye kanun yapılan yerde hüküm sürüyor Allah’a karşı bir savaş. İlahi hükümler yerine beşeri kanunlarla idare edilen ülkelerde insanlar firavun olurlar yavaş yavaş. İşte böyle ülkelerde özlemi duyulan nesillerin müşterek hasreti adil insan, cahile değil bağlanmış âlime. Onun boynunun borcudur, hesap sormak zalime. Çünkü o, paydos demiş firavunlardan gelen talime! 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp