Acelen ne Zühtü?

Acelen ne Zühtü?


Acelen ne Zühtü?

 

 

Anayasa Mahkemesi geçtiğimiz Cuma günü, PKK’nın hendek kazmasına yönelik operasyonları katliam olarak nitelendiren akademisyenler için “Sorun yok. Size ceza veren olursa, biz kalkan oluruz. Verilen cezaya karşı tazminat ödetiriz” kararını verdi..

Kararın 8’e 8 oy dağılımına rağmen, başkanın oy kullandığı tarafın görüşü tercih edileceği için, başkan Zühtü Arslan’ın katıldığı “Akademisyenler katliam diyebilir, Kıyım yapıldı diyebilir” görüşü, Anayasa Mahkemesi’nin görüşü olarak açıklandı..

Ve..

Dün de gerekçeli karar, Anayasa Mahkemesi’nin internet sitesine konuldu.

Bir eksikle..

Eşit sayıda olmakla birlikte, başkan torpili ile çoğunluk sayılan görüşün gerekçeleri var..

Muhalif olanlardan 4 üyenin görüşleri var..

Ama, muhalif olanların diğer 4’ünün gerekçeleri yok..

Oysa mevzuat der ki, “Gerekçe bütündür, muhalif oylarla birlikte açıklanır..”

Muhalif oyların bir kısmı açıklanmamış..

Niye ki acaba?

Zühtü Bey’in acelesi mi varmış?

Muhalefet şerhleri tümüyle yazılmadan karar niye internet sitesine konulmuş?

Yoksa, o gerekçe de yazıldı da.. Çoğunluk görüşü olarak baskın çıkan 8 üyenin tespitlerine, o şerhlerde ağır suçlamalar mı vardı acaba?

O suçlamalar, şimdi rica ile törpülenmeye mi çalışılıyor, acaba?

Hepsini, önümüzdeki günlerde öğreniriz.

Benim esas merak ettiğim, üç gün önceki yazımda da aktardığım, sözde akademisyenlerin, devlete ve devletin emniyet güçlerine yaptıkları “katliam, kıyım ve sürgün” suçlamalarına karşı, çoğunlukta yer alan üyelerin, hangi gerekçe ile suç bulmaması idi..

Kısmen cevap vermişler..

Demişler ki:

“Mahkemeler, bildiride ‘yıkım’, ‘katliam’, ‘işkence’, ‘sürgün’, ‘kasıtlı ve planlı kıyım’ gibi ifadelerin kullanılmış olmasını da eleştirmiştir. Bildirinin dilinin sert, suçlayıcı ve kamu otoriteleri açısından rahatsız edici olduğu açıktır.”

Bildirinin dili, sert imiş..

Anayasa Mahkemesi bunu kabul ediyor..

Bildirinin dili suçlayıcı imiş..

Bunu da kabul ediyor..

Kamu otoriteleri için rahatsız edici imiş.

Ona da kabul diyor..

Eee?

O zaman, “sert, suçlayıcı, rahatsız edici” olmanın müeyyidesi yok mu, sayın yüksek yüksek hakimler?

Ben yumuşak, suçlayıcı olmayan, rahatsız etmeyen bildiri yayınladığımda, tabii ki müeyyidesi olmasın.. 

Ama..

Tam tersini yaptığımda da, lütfen yani..

Bir müeyyidesi olsun..

“Yıkım” dediğimde.. “Katliam” dediğimde.. “İşkence” dediğimde.. “Sürgün”dediğimde.. “Kasıtlı ve planlı kıyım” dediğimde..

Ya bunları ispat etmeliyim.

Ya da cezasını ödemeliyim..

Yüksek mahkeme ne diyor?

Bunlar ispatlanamamıştır..

Ama cezaya da gerek yoktur..

Nasıl yani?

Nasıl, Zühtü Bey, nasıl yani?

Şöyle diyor Zühtü Bey:

“İfade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir.”

Afedersiniz Zühtü Bey..

793 tanesi şehit olmuş asker ve polisimize, “Katliam yaptılar, katiller” denilmesi, birazcık abartı mıdır?

Şu an görevde olan binlerce emniyet mensubuna, askere, “Katil” demek, hoşgörülecek türden bir abartı mıdır?

Hani üç-beş kişinin yargılanmadan kurşuna dizildiği bir örneği ispatlarsınız, sonrasında da “Katliam yapıldı” dersiniz..

“Üç kişiden kinaye, katliam denilmiş” yorumu yaparsınız..

Ama bir tane bile, kasten, hukuksuz öldürülen bir kişi gösteremediğiniz halde,“Abartı yapmışlar, hoşgörün” demek de ne oluyor?

İçlerinden bir çoğu, aynı operasyonda can vermiş olan polise, askere “Katliam yaptınız” demek de ne oluyor?

Zühtü Bey’in amacının kötü olduğu şuradan da çok net ortada..

Ben kesinlikle kabul etmiyorum ama..

Diyelim bildirideki ifadeler, hapis cezasını gerektirmeyen, şok edici, rahatsız edici, abartılı ifadeler..

İyi de..

Şok edici, abartılı, rahatsız edici ifadeleri kullanan sözde akademisyenlere, bir de tazminat ödemek de nereden çıktı?

“İfade hürriyeti diye bir şey var. Siz aslında net olarak devlete katliam yaptı demediniz ama.. Abartı yaparak katliam dediniz. Siz de az değilsiniz hani.. Klasik bir eleştiri sunacağınıza.. Şok etkisi oluşturacak ifadeler kullandınız.. Sizi gidi uyanıklar sizi..” denilmesi gerekirken..

Tazminat talebi reddedilmesi gerekirken..

Bir de, devlete “Katliam yaptı” diyenlere tazminat ödenirse..

Zühtü Bey’in kötü niyeti ispatlanmış demektir..

Hele hele..

Dava açan 9 sözde akademisyene tekdüze 9.150 TL tazminat ödenmesi, tamamen saçma..

İçlerinde bazıları, bu bildiri sebebi ile cezaevine girmiş. Kimisi ceza bile almamış, HAGB ile cezadan sıyrılmış..

Ertelemesiz ceza alan ile, cezası ertelenen aynı olabilir mi?

Zühtü Bey, “Bana göre aynı” demiş..

Basmış tazminat kararını..

İtiraf etmiş: “Ben aşağıdaki kuzuyu yiyeceğim. Benim suyun yukarısında durmam, bir şey değiştirmez..”

Zühtü Bey’in, şu gerekçesi, eminim şehit ailelerini de üzmüştür:

“Kamu otoriteleri kendilerine yönelik saldırı ve eleştirilere farklı araçlarla cevap ve tepki verme imkânına sahiptir. Bu imkânların varlığı nedeniyle kamu gücünü kullanan otoriteler haksız sözel saldırılar karşısında -şiddete teşvik içermedikçe- ceza soruşturma ve kovuşturmasına başvurma hususunda kendilerini sınırlandırmalıdır.”

Yüksek mahkeme bu gerekçe cümlesinde ne diyor?

“Kamu otoritesinin, yapılan saldırılara cevap verme imkanı var!”

İyi de..

Karşınızdaki terörist.. Silahı çekip vuruyor..

Askerimizi, polisimizi şehit ediyor..

Buyursun Zühtü bey, bir akıl versin..

“Sen kamu otoritesisin. Güçlüsün.. Onlara cevap verme imkanların var”tespitini bir uygulamaya koysun..

Gerçek ortada..

O operasyonlarda, 792 güvenlik mensubu şehit olmuş, 2500 de terörist can vermiş.. Bu tabloda, kamu otoriteleri teröristlere cevap vermiş mi oluyor?..

Hani bir güvenlik gücünün canına karşı, 30 terörist öldürülmüştür..

“Kamu otoriteleri, saldırılara değişik şekillerde cevap verme imkanları, güçleri var” dersiniz..

Polis, hukuka bağlı mücadele veriyor.

Karşısındaki terörist ise, ne hukuku; insanlığa sığmayacak saldırılar yapıyor. Sonra da. Zühtü Bey diyor ki: “Sen devletsin.. Güçlüsün.. Katlan..”

Lütfen Zühtü Bey.. Samimi olalım.. Haşim Bey’e selam niyetine, devlete çakmayalım!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp