Aç kapıyı aç!

Aç kapıyı aç!


Aç kapıyı aç!

 

 

Abade bin Samit şöyle anlatıyor: “Ramazan ayının başladığı bir günde Resulullah Aleyhissalatü Vesselam şöyle buyurdu: ‘İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah’ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir. Dualar kabul olunur. Allah, sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi Allah’a sevdirin. Asıl bedbaht olan da, bu ayda Allah’ın rahmetinden nasibini alamayandır. (et-Tergib ve’t-Terhib)

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


“Azıcık durmayı becerebilsek” dedi beyaz saçlı adam, “aslında hiçbir yere gitmediğimizi farkedeceğiz”

Çılgınca kıp giden her şeyi yavaşlatmanın vakti... Her şeyi yeniden düşünmenin, anlamayı yeniden denemenin vakti... Doymazlığı doyurmanın, tokluğa açlık katmanın vakti... Farkına varmanın, farkına ermenin, farkı aramanın vakti... Akşam alacalarının, seher serinliklerinin vakti... El açmanın, boyun bükmenin, niyaza durmanın, secdeye varmanın, şükürle dolmanın vakti... Bölüşmenin, bilişmenin, sıra sıra kucaklaşmanın vakti... Tefekkürün ve tevekkülün, muhasebe ve muhakemenin vakti... Kıymet bilmenin, kıymet bulmanın vakti... Kötülüklerden el çekmenin, iyiliklere el uzatmanın vakti... Gönül sofralarını nimetlerle donatmanın vakti... Kararmaya yüz tutan her şeyi yeniden aydınlatmanın, kandiller, çerağlar uyandırmanın vakti... Sükûnetin ipeksi örtüsüne bürünmenin vakti... Bir tek ânın içine bir ömrün bereketini sığdırmanın vakti... Nedametin, tövbenin, istiğfarın ve bağışlanmanın ve bağışlamanın vakti... Rahmetin, merhametin, muhabbetin sağanakları altında doyasıya ıslanmanın, yıkanmanın, arınmanın vakti...

“Ramazan geldi; aşk ve iman padişahının sancağı erişti. Artık maddî yiyeceklerden elini çek. Çünkü göklerden manevî rızık geldi ve can sofrası kuruldu! Can, bedenin hantallığından kurtuldu; tabiatımızın isteklerinin eli bağlandı. Aşk ve iman ordusu geldi, sapıklık ve imansızlık ordusunu kırdı geçirdi. Bir bakıma oruç, bizim kurtuluşumuzun kurbanı sayılır; bizim canımız, onun yüzünden dirilik elde edecektir.... Ramazan günlerinde sarkıtılan merhamet ipine sarıl da, şu beden kuyusundaki hapisten kendini kurtar!” buyuruyor Hazreti Mevlânâ.

Mağfiret bahçesinde beklendiği halde bir türlü tövbe kapısını bulup o bahçeye erişemeyen günahlar da var.

Bak çiçekler açıyor, sen de aç! Bak yağmurlar yağıyor, sen de yağ! Bak canlanıyor çayır çimen, sen de canlan! Bak gökyüzünde kuşlar uçuyor, sen de uç! Bak kıvrıla kıvrıla akıyor ırmak, sen de ak! Bak efil efil rüzgarlar esiyor, sen de es! Bak neşeli çocuk sesleri çınlatıyor sokakları, sen de çınla! Bak sabırla ağarıyor yüzler, sen de ağar! Bak durmadan kendini tazeliyor aşk, sen de tazelen! Bak muhabbetle ışıldıyor bakışlar, sen de ışılda! Bak her gecenin sonunda doğuyor güneş, sen de doğ! Bak her söze yeni bir mânâ erişiyor, sen de eriş! Bak her dilin ucunda birikiyor hayırlı bir niyaz, sen de birik! Bak kalbinin hatırını soruyor insanlar, sen de sor!

“Aç kapını aç” dedi meczup, “seni en çok seven misafirdir gelen!”

...

Hayırlı, bereketli, feyizli bir Ramazan-ı Şerif diliyorum, hepimize, bütün inananlara ve âleme, âlemlere...

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp