ABD’ye saldırı hazırlığındakilerin yakalanmasına sevindim mi?

ABD’ye saldırı hazırlığındakilerin yakalanmasına sevindim mi?


ABD’ye saldırı hazırlığındakilerin yakalanmasına sevindim mi?

 

 

Hayatımda şiddet ile hiç işim olmadı..

Haydi daha net söyleyeyim, silahlı şiddet ile hiç işim olmadı..

Silah kavramının içine, silah amacıyla kullanılan her türlü aleti koyabilirsiniz..

Yani, silah amacı ile kullanılan bir sopayı dahi, elime alıp kimse ile mücadele etmedim.

“Ben başkasına silah kullanıp, zalimlik yapma yerine, mazlum olmayı tercih ederim” felsefesindeyim..

Sadece kendim için değil.

Yazılarımda da, konuşmalarımda da..

Hep aynı ilkeyi savundum..

Başkalarına da aynı tavrı öğütledim..

Ama gelin..

Dünyada oynanan oyunlar karşısında..

Yaşadığımız rezaletlerin karşısında..

Bu felsefeyi savunmaya devam edin..

Edebilirseniz eğer..

Amerika’nın Ortadoğu’da imza attığı katliamları görüp..

“Şiddet çözüm değildir” demeye devam edin..

Devam edebilirseniz.. 

Bu yaklaşım biçimini, kendi vicdanınızda tarttığınızda, “Çok doğru bir tespit, hiçbir farklı ihtimal düşünemiyorum” diyebilirseniz.. Buyrun söyleyin..

Amerika’dan gelmiş Suriye’ye..

Karıştırmış da karıştırmış..

Devirmek istediği Esed’in yerine gelecek olanların kendisi için tehlikeli olabileceğini anladığı an..

Esed’i devirmekten vazgeçip, karışıklığı istikrarlı hale getirmeden yana tavır almış.

Silah satmış..

Bedava silah vermiş..

Başkalarına para ile vermediği silahları, ordaki örgütlere parasız dağıtmış..

Türkiye’nin rest çekmesi üzerine, Afrin için yelkenlerini indirmiş..

Ama Münbiç için “Bırakmam” tehditlerini sürdürmüş..

“Sizinle NATO’da ortak değil miyiz? Bize karşı olabilecek saldırılarda, sizin bize destek vermeniz gerekmiyor muydu? Şimdi siz silahı veriyorsunuz, silah verdikleriniz bize saldırıyor. Bu nasıl bir iş” diyoruz, mantıklı bir cevap alamıyoruz..

İnsanlarımız şehit oluyor.

Yaralanıyor.

Ama, müttefiklerimizden bir izahat alamıyoruz.

“Ey ABD, nedir senin yapmak istediğin? Nedir senin Suriye’de önerdiğin? Bizim isteğimiz belli.. Biz güneyimizde, yeni bir devlet istemiyoruz. Terörü artıracak bir yapılanma istemiyoruz. Peki sizin isteğiniz nedir? Sizi binlerce kilometre öteden burayla ilgilenmeye teşvik eden sebepler nedir?”

Soruyoruz.. Soruyoruz..

Cevap alamıyoruz.

Böyle bir Türkiye’de..

Dün ajanslardan bir haber geçti..

Haberde, “Samsun’da, Ankara’daki ABD Büyükelçiliği’ne eylem hazırlığında olduğu iddia edilen 4 şüpheli yakalandı” deniyordu..

Ayrıntılarında..

“MİT ve Emniyet’ten ortak operasyon” deniliyordu..

Şiddet karşıtı bir insan olarak..

Şiddete başvurulmadan, şüphelilerin yakalanmasına normalde sevinmem gerekirdi..

Ama..

ABD’nin Ortadoğu’da yaptıklarını..

Bir günlük değil.

Bir aylık değil.

Yıllardır devam eden kirli politikaları ile, insanları nasıl öldürdüklerini gözümün önüne getirdiğimde..

Saldırı hazırlığı içinde olanların yakalanmasına sevinemedim.

“Saldırsaydılar, ne güzel olurdu.. Her şey güllük gülistan olurdu” diyecek değilim..

Benim durdum nokta, her halükarda, zalim olacağıma, mazlum olmaktır..

Ama içimden geçeni de gizleyecek değilim..

İçimden geçen bu..

Kimseye, “Şuna saldır” demem.

Kendim saldırmam..

Saldırılmasına onay vermem..

Ama kusura bakmayın..

Ne ile izah ediyorsanız, onunla izah edin..

Şiddete başvuracak her şüphelinin yakalanmasına sevinirim.

Hem saldırılacak kişi-yer açısından sevinirim.

Cana veya bir mala zarar gelmemiş olması açısından sevinirim

Hem de saldıracak olanın, bu yanlışı gerçekleştirememiş olmasından dolayı daha az cezaya muhatap olmasından ve şiddete dayalı bir kötülüğün tümü ile tamamlanamamasından dolayı sevinirim..

Ama..

Dün gözaltına alınan ve saldırı hazırlığı içinde olduğu bildirilen kişiler için sevinemedim..

Nasıl sevineyim..

ABD değil mi, PYD’ye silah dağıtan?

ABD değil mi, Afrin’de şehit edilen askerlerimize sıkılan kurşunları bedava dağıtan?

ABD değil mi, sınırın ötesini bırakın, sınırımızın içindeki yerlere atılan roketlerle ölümlere sebep olan?

ABD vursun, öldürsün..

ABD öldürenlere versin, dağıtsın..

ABD, vurup öldürecekleri eğitsin, donatsın..

Sonra..

Ben kendim ABD’ye zaten bir şiddete başvurmuyorum.. Başvuramıyorum..

Kendisini tasvip etsem de, etmesem de.

Fikri uzlaşmamız olsa da, olmasa da..

Biri kalkıp, ABD elçiliğine belki de sadece maddi zarar olacak şekilde bir saldırı hazırlığında iken yakalanınca..

Ben sevineyim..

Sevinemiyorum..

“Sevinmeliyim” diyorum..

Ama sevinemiyorum..

Kim bana ne derse desin..

Se-vi-ne-mi-yo-rum!..

ABD, girdiği kirli ilişkilerle, şiddet karşıtı insanları bile, ne hale getirdiğinigörmeli..

Sivil hayatında eline silah almamış insanları bile, bu düşüncelere sevk ettiğinigörmeli..

Yürüdüğü yolun, çıkmaz bir sokak olduğunu görmeli..

Kendi sınırları dışındaki yerlere burnunu sokmamalı..

Dünyanın efendiliğine soyunmamalı..

Benim içimdeki isyanın, tekil bir olay olmadığını biliyorum..

Binlerce, yüz binlerce, milyonlarca insanın içinde, aynı isyanın yeşerdiğini biliyorum..

Düne kadar sömürmüşler, yalanlarla insanları baskı altına almışlar..

Ama artık sona gelindi..

Suudi Arabistan’daki despot yönetime bile, artık isyanlar başlıyor..

ABD ortaklığının hesabının sorulmasının kıvılcımları çakılıyor..

Biz içimizi samimice ortaya dökelim..

Eğer ders çıkarma niyetleri varsa, çıkartsınlar..

Çıkartmazlarsa, kendileri bilirler..

Neticesine de katlanırlar..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp