ABD’nin hukuk anlayışı

ABD’nin hukuk anlayışı


ABD’nin hukuk anlayışı

 

 

Bizi takip edenler Suudi Arabistan’ın küresel emperyalizme hizmet amacıyla izlediği politikaları eleştiri için birçok yazı yazdığımızı bilirler. Bundan önceki yazımızda da ABD’ye yaranmak için son dönemde başvurduğu uygulamaların kendisine bir yarar sağlamaması üzerinde durduk. 

Fakat ABD’nin 11 Eylül olaylarından dolayı Suudi Arabistan’ı mahkûm etmesi hukukî dayanaktan yoksundur. Her şeyden önce söz konusu olaylar 2001 yılında gerçekleşmiş, Suudi Arabistan aleyhine tazminat davaları açılmasına imkân tanıyan ve Terörizme Destek Verenlere Karşı Adalet (JASTA) adı verilen yasa ise 2016’da çıkarılmıştır. Hukuk mantığına göre bir yasa kesinlikle çıkarıldığı tarihin öncesine müştemil olamaz. Suçun işlendiği tarihte onunla ilgili olarak ne gibi bir yasanın uygulandığına bakılır ve ona göre hüküm verilir. Sonradan çıkarılan yasalar ise yasanın çıkarıldığı tarihten sonrasını kapsar. 

İkinci olarak ABD’nin bu olaylardan dolayı Suudi Arabistan’ı devlet olarak mahkûm etmesinin ve aleyhine tazminat davaları açılmasına imkân vermesinin tek gerekçesi olaylarda suçlu görülenlerden on beş kişinin Suudi Arabistan vatandaşı olmasıdır. Suudi Arabistan, devlet olarak olaya karıştığına dair ithamları reddetti ve ABD yönetimi de onun devlet olarak olaya karıştığını ispat edecek herhangi bir delil ortaya koyamadı. Eğer koyabilmiş olsaydı, onu en azından diplomatik düzeyde cezalandırması gerekirdi. Eğer devlet tarafından yönlendirme veya suçun işlenmesine fırsat verme gibi doğrudan veya dolaylı iştirak söz konusu değilse bir ülkenin vatandaşlarının başka bir ülkede suç işlemesinden dolayı devlet mahkûm edilmez. Sadece suçu işleyenler ve onlara yardımcı olanlar mahkûm edilir. Fakat ABD, Suudi Arabistan aleyhine tazminat davaları açılmasına imkan verebilmek için 11 Eylül saldırılarını gerçekleştirmekle suçlananların örgütlenmelerine fırsat verdiği iddiasında bulundu. Oysa ABD’de ve Avrupa’da nice suç örgütü bulunuyor. Bunların mensuplarının işlediği suçlardan dolayı vatandaşı oldukları ülkelerin, örgütlenmelerine engel olmadığı için mahkûm edilmeleri ve işlenen suçlarda mağdur edilenlerin o ülkeler aleyhine tazminat davaları açabilmeleri gerekir. Örneğin gittikçe yaygınlaşan İslamofobi saldırılarında mağdur edilenlerin hepsine bu türden tazminat davaları açma imkânı verilmesi gerekir. 

Üçüncü olarak ABD 11 Eylül saldırılarından dolayı Suudi Arabistan aleyhine tazminat davaları açılmasına imkân tanırken kendisi bu saldırıları bahane ederek Irak ve Afganistan’a saldırı düzenledi, büyük katliamlar gerçekleştirdi ve söz konusu olaylarla hiçbir ilgilerinin olmadığı kesin olan yüzbinlerce insanı katletti, yüzbinlercesini yaraladı, milyonlarca insanın evini yıktı ve milyonlarca insanı da ülkesini terk etmeye zorladı. Dünyada eğer gerçekten bir uluslararası hukuk olsaydı bütün ABD saldırılarında mağdur edilenlerin de onun aleyhine tazminat davaları açabilmeleri ve ABD’nin mahkûm edilmesi gerekirdi. Bilindiği üzere ABD’nin haksız saldırılarla mağdur ettikleri sadece Irak ve Afganistan vatandaşları değildir. Dünyanın birçok ülkesinde insanları kitleler halinde mağdur etmiştir. Eğer ki bu insanların tazminat davaları açmalarına ve haklarını almalarına imkân tanınsaydı ABD bütün servetini tazminat olarak ödeseydi yine yetmezdi. 

Dördüncü olarak, 11 Eylül olaylarını düzenlemekle suçlanan 19 kişiden 15 kişinin Suudi Arabistan vatandaşı olmasından dolayı ABD bu ülkeyi olaylardan sorumlu tutmasına rağmen, saldırılardan sonra önce Afganistan’a sonra Irak’a savaş açtı. Her ne kadar Suudi Arabistan’a birtakım kirli oyunlar için ekonomik baskılar yaptıysa da onunla ilişkilerinin bozulmasına neden olacak girişimde bulunmaktan kaçındı. Çünkü çıkar hesapları bunu gerektiriyordu. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp