ABD’de olağanüstü hal.

ABD’de olağanüstü hal.


* ABD’de olağanüstü hal. Bu bize neler anlatıyor? * Ülkeler zayıfladığında zaaflar iç düşman olur. * “ABD rüyası” mı? O da ne? Dünya, ABD’nin siyasi aklı ile oyun oynuyor, onu kendi içine gömüyor! * ANTIFA, PKK kampında eğitiliyor Sayın Trump! * Bize doğrulttuğunuz silah sokaklarınızda..

 

 

ABD’deki çatışma, sadece bir etnik mesele değil, bir çözülmedir.

Bir geriye gidişin, zayıflamanın, etkisizleşmenin, kendi içine çökmenin işaretidir. Zaafların ardı ardına patlamasının ipucudur.

Artık terör ABD’ye dönüyor. Ekonomik kriz ABD’ye dönüyor. Toplamsal bölünme ABD’ye dönüyor. İç çatışma tezleri ABD’ye dönüyor.

Kurumların çöküşü, devlete inancın kaybolması, ortak ideallerin yok oluşu, ekonomik kavgalar ABD’ye dönüyor.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana, Ortadoğu’da, Latin Amerika’da, Güney Asya’da ne yapmışlarsa, ne denemişlerse kendilerine dönüyor.

Aynı işkence merkezlerini kendiülkelerinde kurarlar

Özgürlük ve demokrasi diye diye milletleri mahvettiler. Ülkeleri harabeye çevirdiler. Kadim şehirleri yok ettiler. Milyonları kıyımdan geçirdiler. Yeryüzünün kaynaklarını talan ettiler. Ulusları açlığa mahkûm ettiler.

Şimdi özgürlük ve demokrasi ile sınanıyorlar. Adalet ve insanlık değerleriyle sınanıyorlar.

Kendi halkına, insanına reva gördükleri şiddetle, Irak’ta, Afganistan’da, Ebu Gruyb’de, Guantanamo’da, Bağram Hava Üssünde, yeryüzünün onlarca ülkesine yaydıkları gizli cezaevlerinde, okyanuslarda tuttukları sorgu gemilerindeki mantıklarıyla aynı.

Kendi içindeki toplumsal isyan daha da büyüsün, aynı işkence merkezlerini, aynı toplama kamplarını kendi topraklarında kuracaklar.

Dünya; ABD’yi kendiiçine gömüyor. Çözülme artacak.

Dünyayı mahveden, milletlere ve ülkelere ağır zulümler uygulayan beyaz ırkçılık, ABD’yi yeniden sarsarken, eskisinden farklı olarak ayrıştırıp çözüyor.

Bu hep böyleydi, doğru. Ama dünya böyle değildi. Bu çözülmeyi dünyanın yeni haliyle, küresel gücün ve etkinin yeni dağılımıyla birlikte fotoğraflayınca, ABD için bambaşka bir gerçek çıkıyor karşımıza.

O da şu:

Bundan sonra, ABD için her yeni kriz çözülmeyi biraz daha artıracak. ABD içinde ya da dünyada her olay, her gelişme, ABD’nin gücünü daha da zayıflatacak.

Bundan sonra küresel ölçekte her yeni gelişme, ABD’yi daha çok kendi iç sorunlarına zorlayacak. Her yeni güç, ABD ile mücadele eden her yeni yapı, onu içeriden zorlamanın yollarını arayacak, deneyecek.

Ülkeler zayıflayınca zaaflar hareketlenir, iç düşmana dönüşür.

Toplumsal zaaf alanları, ülkelerin gücünü kaybetmesiyle harekete geçer. Aslında her ülkenin hemen hemen aynı sorunları vardır. Ancak güç ve refah zirvedeyken kimse bu alanları zorlamaz. Çünkü kimsenin çıkarına değildir, kimse risk almaz.

Ancak devlet zayıflayınca, etnik sorunlar, siyasi sorunlar, ekonomik sorunlar harekete geçer, “iç düşmana” dönüşür, hepsi birer çatışma alanı haline gelir.

Devlete güven kalkar, toplumsal dayanışma biter, ortak ideal kaybolur, o ülkeyi bir arada tutan ne varsa aşınır.

ABD üç esaslı gücünü nasıl kaybetti? Gerilemenin ikinci aşaması ne demek?

Aslında ABD için bu durum yeni değil. Tedrici, yavaş yavaş biçimlenen bir geriye gidiş zaten vardı. Ve bu 11 Eylül terör saldırılarıyla başladı. Hemen ardından iki ülkeye saldıran ABD, daha o an üç esaslı gücünü kaybetti.

Bunlar: Dünyayı yönetecek ahlâkî olgunluğunun, dünyayı yönetecek ekonomik gücünün, dünyaya hâkim olacak askeri gücünün olmadığı..

Irak’a saldırı ABD’nin bu üç gücünü yok etti. İşte gerileme böyle başladı.

Şimdi ise çok daha keskin sonuçlarla yüzleşiyor. Artık darbe yapamıyor. Ülkelere tek başına saldıramıyor. İç isyanlar çıkaramıyor. Terör örgütleri üzerinden ülkelere diz çöktüremiyor. Etnik ve mezhep çatışmalarını yönetemiyor. Gerilemenin ikinci aşaması böyle başladı.

“ABD rüyası” mı? O dane? Dünya, ABD siyasi aklı ile oyun oynuyor!

Beyaz ırkçı bir polisin, siyahi George Floyd’u boğarak öldürmesi, ardından başlayan çatışmalar, asker ve polisin sert muamelesi, yağma, yakıp yıkma, “Amerikan rüyasının sonu” diye ifade ediliyor. Oysa Amerikan rüyası, Soğuk Savaş dönemim kavramıydı. O çoktan bitti.

Dün ABD polisi bir kişiye sadece siyah olduğu için kelepçe taktı. Daha sonra adamın FBI ajanı olduğu ortaya çıktı.

Bu cadı avı artık o kavramlarla ifade edilemez. Bugün siyalarla çatışan ABD aşırı sağı, yarın Hispanik’lerle çatışacak. Kendi iç güvenlik sorunları ve dışarıdan gelecek tehditler, ABD siyasi aklını çılgınca şeyler yapmaya zorlayacak. Bu da onu her yönden müdahaleye açık hale getirecek.

ANTIFA, PKK kampında eğitiliyor Sayın Trump!

COVID-19 skandalı ABD imajını yok etti. Bir Üçüncü Dünya ülkesi görüntüsü verdiler. Siyah, Afro-Amkerikalıların öfkesi ise, ABD için özgürlük kavramını yasaklı hale getirdi.

Trump, gösterilerde etkin rol oylayan ANTIFA’yı terör örgütü ilan edeceklerini açıkladı. Oysa o örgüt Suriye’de PKK/YPG kamplarında eğitiliyor. Hani o ABD’nin binlerce TIR dolusu silah verdiği ve Türkiye ile savaştırdığı örgütle. Ve ANTIFA buralarda bizzat ABD askerleri gözetiminde eğitiliyor.

Peki, nerede ABD devlet aklı? Kendi düşmanını kendi elleriyle besleyen bir akıl, kendi sonunu hazırlıyor demektir.

Atlantik, dünyanın merkezi değil artık..

Dünyanın her ülkesinde terör örgütleri kurup besleyen, bu örgütler üzerinden ülkelere saldıran ABD, şimdi terör örgütlerinin hedefi oluyor, daha da olacak.

Bütün imparatorluklar böyle çökmüştür. ABD’yi sınırlayacak o kadar güç ortaya çıktı ki, Atlantik Ekseni bu yüzden dört yüz yıl sonra dünyanın merkezi olmaktan çıkmıştır.

Öyle görünüyor ki; ABD’yi gülünç, çaresiz duruma düşüren, müdahaleye açık hale getiren daha çok şey göreceğiz.

Google+ WhatsApp