ABD’de durum korkunç: 24 saatte 4 bin 931 ölü. Silahlı çeteler yol kesiyor. Bu, dünya savaşı çıkartır!

ABD’de durum korkunç: 24 saatte 4 bin 931 ölü. Silahlı çeteler yol kesiyor. Bu, dünya savaşı çıkartır!


* ABD’de durum korkunç: 24 saatte 4 bin 931 ölü. Silahlı çeteler yol kesiyor. Bu, dünya savaşı çıkartır! 

 

* Kendilerini ‘yeryüzünün tanrısı’ ilan eden ABD ve Avrupa’ya ne oldu? 

 

* Erdoğan neden “İnen yükselir, yükselen iner” alıntısı yaptı? 

 

* CIA, IMF, Dünya Bankası: Korona simülasyonu da ne? Bill Gates işin neresinde?

 

 

Korona salgını (COVID-19) dünya savaşı çıkartır mı? Ülkeler birbirine girer mi? Bazı ülkelerde iç çatışmalar çıkar mı?

Virüs salgınını aratacak çok daha büyük küresel bunalımlara yol açar mı? Yeni bir küresel bunalımın temelini atar mı?

Soğukkanlı bir gözle bakalım.

Salgın bazı ülkelerin fiyakasını fena halde bozdu. İtibarını yerle bir etti. Çaresizliğini ve acizliğini ortaya serdi.

Zaaflarını ve zayıflıklarını açık etti, üstlerindeki bütün örtüyü kaldırdı.

Birçok ülkenin aslında o kadar büyülü olmadığını, o kadar güçlü olmadığını, o zenginlik ve gururun altında olağanüstü çaresizlikler yattığını, o ülkelerin sanıldığı kadar dirayetli olmadığını, bir salgın krizini yönetmekten bile aciz olduklarını bütün dünyaya gösterdi.

Virüs Çin’den çıktı ama ABD’yi vurdu.

Bu çaresizlik örneklerinin birinci sırasında ABD geliyor. Teknoloji, güvenlik, sermaye bilinen her alanda dünyanın en iyisi bilinen ülke, krizi yönetemedi, salgını yavaşlatamadı, vatandaşını koruyamadı.

Virüs Çin’den çıktı, dünyaya yayıldı ama ABD’yi vurdu. New York virüsün kalbi haline geldi. Yirmi bini aşkın ölümle dünyanın ilk sırasına oturan ABD’de sosyal dayanışmanın aslında bir hiç olduğu ortaya çıktı.

İnsanlar dünyanın gözü önünde çaresizlik içinde bırakıldı. Bu ülkeden her gün vahim açıklamalar geliyor.

ABD’de silahlı siviller yol kesmeye başladı..

Dün gelen bir haberi paylaşayım:

Michigan eyaletinde insanlar silâhlarıyla birlikte sokağa çıktı. Demokrat Partili Vali’nin sokağa çıkma yasağını protesto amacıyla meclis binası önünde gösteri yaptı, yolları kapattı.

“Virüs değil ekonomi öldürüyor” sloganı atan göstericiler, ABD iç güvenliği açısından yeni bir tehlikeyi, toplumsal bölünmeyi öne çıkardı.

Mesele sadece salgın değil. Salgın devletleri, kamu yönetimlerini, toplumsal bağları çökertiyor. Dünyayı yönetmeye çalışan ülkelerin kendi ülkelerini bile yönetmekten aciz olduklarını gösteriyor.

Krizi yönetemediği için ABD kendi içinde bölünmeler yaşıyor. Yine krizi yönetemediği için ABD Çin ile çatışıyor. Bütün bunlar, bir ayıbı, bir zaafı gizleme telaşları.

Kendilerini ‘yeryüzünün tanrısı’ ilan eden ABD ve Avrupa’ya ne oldu?

Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya’nın da büyüsü bozuldu. Zengin ülke, güçlü ülke, gelişmiş ülke, rol-model ülke algısı yerle bir oldu. Bu ülkeler; bütün imkânlarına rağmen, salgınla etkili bir mücadele örneği gösteremedi.

Çok daha fakir, çok daha güçsüz ülkeler onlardan daha başarılı oldu.

Peki, insanlar bunu sormayacak mı? Dünya sorgulamayacak mı?

ABD ve Avrupa’ya ne oldu? Yüzlerce yıldır dünyayı sömürgeleştiren, yöneten, bütün siyasi ve ekonomik sistemleri geliştirip dayatıp uygulayan, kurdukları dünya düzeninin sorgulanmasına bile tahammül etmeyen, kendilerini yeryüzünün tanrısı ilan eden, “her şeyin en iyisi” bu ülkelere ne oldu?

Türkiye küresel aktör oluyor. Erdoğan neden “İnen yükselir, yükselen iner” alıntısı yaptı?

Ya da bu ülkelere bundan sonra ne olacak? Dünyaya, insanlığa ne verebilecekler?

Hangi yönleriyle örnek, model olabilecekler? Hangi maharetleriyle insanlığın önüne geçip bir yol bulacaklar? Artık bu mümkün mü? Değil…

Yüzyıllardır yürüdükleri, dünyayı peşinden koşturdukları yol bitti.

Asya ülkeleri ve Türkiye salgın krizini başarıyla atlatıyor. Batı basınında Türkiye için; “yeni küresel aktör” tanımları yapılmaya başlandı. Gücün el değiştirmesi, yer değiştirmesi sadece büyük savaşlarla olmuyor. Büyük toplumsal değişikliklerle, toplumları ve ülkeleri sarsacak herhangi bir şeyle de olabiliyor.

Şu anki virüs salgını, küresel ölçekte zaten devam eden bir değişimi olağanüstü hızlandırdı. Olan budur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan; Türk Konseyi’nin “Covid-19 Salgınıyla Mücadelede Dayanışma Zirvesi”nde, Kutadgu Bilig’den şu sözü aktardı: “İnen yükselir, yükselen iner, parlayan söner ve yükselen durur.”

Türkiye’nin durumu şu an budur. Dünyanın durumu da şu an budur.

Sataşmalar başladı. Çaresiz kalan ABD: “Virüsü Çin yaydı.”

Batı sınanıyor. ABD sınanıyor. Avrupa sınanıyor. Batı’nın yüzyıllara dayalı sömürge politikaları, 21. yüzyıl için hazırladığı yeni sömürge düzeni planları radikal biçimde sınanıyor. Bu hız devam ederse, Batı için tarihin sonu gelmiş ilân edilecektir.

ABD ve Avrupa, çaresizliklerini oraya buraya sataşarak örtmeye çalışıyor. AB ülkelerinden Avrupa Birliği’ne öfke açıklamaları yükseliyor. ABD suçu uluslararası örgütlere atıyor. Kendini öyle aklamaya çalışıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nü mahkûm ediyor.

Çin’e saldırıyor. ABD, İngiltere ve İsrail, virüsün doğal olmadığını, Wuhan’daki laboratuvarda üretildiğini, oradan bir çalışana bulaşıp dünyaya yayıldığını söylüyor. (İddianın kaynağı İsrail istihbaratı!) Bu da, bütün kayıplardan Çin’i sorumlu tutacaklarının, dolayısıyla çok büyük bir kavganın başlayacağının işaretidir.

Çin: Bize ABD askeri getirdi. Bill Gates işin neresinde? Korona simülâsyonu da ne?

Çin ise, 18-27 Ekim 2019’da Wuhan’da yapılan askeri gösterilere üç yüz ABD askerinin geldiğini, yüz ülkeden katılım olduğunu, virüsü o dönemde ABD askerlerinin Wuhan’a getirdiğini iddia ediyor.

Pekin yönetimi, bu olaydan sadece iki hafta sonra korona virüsünün tespit edildiğini söylüyor. Bazı çevreler, Wuhan’a giden ABD askerlerinin Maryland’deki bir ABD askeri laboratuvarıyla bağlantılı olduğunu bile öne sürüyor.

Dahası; Bill Gates Vakfı ve Dünya Ekonomik Forumu’nun sponsorluğunda, CIA, Dünya Bakası, IMF çalışanlarının katıldığı, bazı ilaç firmaları mensuphlarının da yer aldığı bin koronavirüs simulasyonu yapıldığını, bu simulasyondan birkaç hafta sonra Wuhan’daki salgının patlak verdiğini iddia ediyor.

ABD ve Avrupa: Beceriksizlik, siyasi şantaj, askeri tehdit.. Ama artık geri dönüş olmaz

Tabi bunlar iddialar, spekülyasyonlar. Ama ABD ve Çin, hızla çatışmayı bu alana kaydırma eğiliminde.

Suçlamalar daha da şiddetlenecek. Karşılıklı saldırılar daha da artacak. Ülkeler suçu başkalarına yüklemeye çalışacak. ABD ve Avrupa, beceriksizliğine, çaresizliğine bir günah keçisi arayacak. Davalar açılacak. Ambargo kararları alınacak. Ticaret savaşları sertleşecek. Siyasi şantajlar, askeri tehditler veya şovlar başlayacak.

Ama ABD’nin, Avrupa’nın eski görkemi, büyüsü, güveni, kredisi bir daha geri gelmeyecek. Dünyaya öncülük etme. Örnek olma, model olma imkânları kalmayacak.

Salgın, Batı medeniyetini gömdü, efsanenin sonu geldi. Dünya bir kırılma noktasında.

Virüs salgını, Batı medeniyetinin yüzyıllardır devam eden görkemini, meydan okunamaz halini, boy ölçüşülemezliğini gömdü.

Efsanenin sonunu getirdi. Kimi suçlarlarsa suçlasınlar, hangi kavgayı başlatırlarsa başlatsınlar, 21. yüzyıla dair bütün hesapları sıfırlandı.

Virüs salgını, büyük tartışmaları başlatıyor. “Dünya eskisi gibi olmayacak” sözü şimdiden gerçek olmaya başladı. Yeni güçler daha da hızlı yükselecek. Türkiye de bu güçlerden biri.

Batı’nın “görkemli” tarihinin sonu… Kim, ne kadar itiraz ederse etsin, olacak olan gözlerimizin önünde oluyor.

Bu yazının yazıldığı sırada, ABD’den son yirmi dört saatin bilançosu geldi: 4 bin 931 insan hayatını kaybetti!

Bu, dünya savaşı çıkartır!

 

 

 

 

Google+ WhatsApp