ABD seçimleri yaklaşırken..

ABD seçimleri yaklaşırken..


ABD seçimleri yaklaşırken..

 

 

Amerikan seçimleri yaklaşıyor. Yavaş yavaş adaylar belli olmaya başladı. Henüz Cumhûriyetçilerin saflarında fazla bir hareketlilik yok. Trump’tan rahatsız olan Cumhûriyetçiler ağırlık koyup başka bir adayı ileri sürebilecekler mi? Değilse, Trump, kamuoyunda sağladığı hatırı sayılır destekle, rakiplerini silip yeniden Cumhûriyetçi Parti’nin adayı olabilecek mi? Göreceğiz.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Esas hareketlilik Demokrat Parti saflarında. Geçen seçimde Hilary Clinton ile rekâbet eden , neticede kaybetmiş olsa da kendisinden beklenmeyen bir destek kazanmış olan Vermont senatörü “liberâl sosyalist” Bernie Sanders yeniden sahnede. Doğrusu Sanders’ın sicili bir hayli parlak ve hiçbir falsosu yok. Aile büyüklerini Nazi Kamplarında kaybetmiş bir Yahudî. Basit, mütevâzı bir hayâta sâhip. Ailevi hayâtı da son derecede düzgün. Gençlik devirlerinden başlayarak solcu. Üniversite hayâtı boyunca savaş karşıtı bir aktivist olarak çalışmış. Siyâsal bir sapması yok.

Sanders, artık “solcu” olmanın âmentüsü sayılan kültüralist hassasiyetleri eksiksiz taşıyor. Cinsiyetçi, kültürel ayırımcı ve çevre karşıtı siyâsetlerin karşısında. ABD’de asla bir Müslümân başkan olmaz” diyen aşırı sağcı Ben Carson’a verdiği okkalı cevâp hala hatırlanıyor. Tulsi Gabbard gibi açıktan ve koyu bir Kürtçü olmamakla berâber, Kürtçü hareketlere sempati ile baktığını kestirmek zor olmasa gerekir. Sanders , cinsiyet eşitliğini, eşcinsel haklarını savunuyor. Çokkültürlülüğe inanıyor. Çevreciliği ekonomik kâr hırsının önüne koyuyor. (Hoş; geçen seçimlerde feministlerden fazla bir destek alamadı. İllâki bir kadın başkan olsun diyen Demokrat feministler Hilary Clinton karşısında kendisini yalnız bıraktılar. )

Yeni Sol dalganın kültüralist etkileri Demokrat Parti’nin yeni adayları arasında hayli yaygın. Kamala Harris, Elizabeth Warren gibi kadın adaylar, Trump’ın , çevreci karşıtı, jingoist siyâsetlerini en az Sanders kadar reddediyorlar.

Bununla birlikte, Sanders, kültüralizmin şehvetine kapılmıyor. Artık Yeni Sol’un arkaik saydığı somut ekonomik ve sosyal meselelere daha ağırlıklı bir yer veriyor. Pratik başarılara da sâhip. 1981 senesinde Burlington Belediye Başkanı iken yoksulları ev sâhibi yapmayı hedefleyen bir projeyi hayâta geçirmiş. En fazla dikkâtimi çeken tarafı, seçim kampanyası sırasında büyük şirketlerden parasal bağış kabûl etmemesi. Düşük, ama temiz bir bütçeyle sürdürüyor kampanyasını. ABD için gerçekten de değişim istiyor. Hem de Obama’nın ortaya atıp ,içini dolduramadığı “Değişim” şiârını, ”Gerçek Değişim” olarak güncelleyerek yapıyor bunu. En başta, Amerikalı sigortasız yoksullar için kâbus olan sağlık sistemini değiştirmek istiyor. Universal Healthcare dediği bir sistem üzerinden bedavâ sağlık hizmetlerini savunuyor. Obama’nın da hamle edip başaramadığı bir sistem değişikliği bu ve ABD ölçülerinde bir devrim sayılabilir. Sanders, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu devletlerin uygulamalarını misal veriyor. Ayrıca ABD’de alabildiğine ticârîleştirilmiş olan ve okuyan gençleri ağır borç yükümlülüğü altına sokan eğitim sistemini de reforme edeceğini, yeni mezun gençlerin hayâta ağır bir borç yüküyle atılmasına sebep olan ve “college loan” olarak adlandırılan borçların iptâl edileceğini söylüyor. Özel hapishane sistemine karşı çıkıyor. Artık “uçurum” sıfatını da aşan gelir adâletsizliğini eleştiriyor. Asgarî ücretleri arttırmak istiyor. Bu çarpık ve gayrı insânî düzenin sorumlusu olarak ,başta petrol ve ilâç sanayiinin büyük şirketlerini ve Wall Street’i gösteriyor.

Çok kazanandan çok, az kazanandan az almayı esas edinen bir vergi rejimini savunuyor.

Sanders, ekonomik ve sosyal konulara ağırlık verirken ,geçen seçimlerde olduğu gibi yalnız değil. Harvard’da hukuk hocası olan ve Obama ekibinden Elizabeth Warren, yeni Demokrat adayların kendi aralarında tartıştığı son TV programında , ekonomik ve sosyal vizyonu îtibârıyla

Sanders’dan hiç de aşağı kalmadığını gösterdi.

Bernie Sanders bir Yahudi. Sosyalist düşünceleri dine karşı mesafeli olmasına yol açmış olsa da, bağlarını tamâmen koparmış değil. Belki de deist bir Yahudi. Gençliğinde siyonist teşkilâtlarda ve İsrâil kurulduktan sonra kibutzlarda çalışmaktan geri kalmamış. Yahudiliğe bir inanç olmaktan çok, kültürel bir aidiyet üzerinden bakıyor. Dahası, Yahudiliği, dünyâ siyâsetine bakışını temellendiriyor. Ortadoğu üzerine yaptığı konuşmayı dinledim. ABD’nin Irak’a müdahâlesine hayır oyu veren ve ABD’nin ,dünyânın jandarması olmadığını söyleyen Sanders, İsrâil’in şâhin siyâsetlerine karşı çıkarken bile bağımsız düşünmüyor. Odağa sık sık İsrâil’in güvenliğini koyuyor. Filistinlilerin haklarını ve iki devletli çözümü savunurken bile,bunu İsrâil’in güvenliği için istediğini söylüyor. Teklifi; Suudların, BAE’nin duruma vaziyet etmesi ve İsrâil -Filistin barışını kurması. Eh, Trump-Kushner ikilisinin söylediği ve yaptığı bundan farklı değil galiba..

Eğer önümüzdeki seçimde Trump-Sanders eşleşmesi olursa ne diyebiliriz? Bu tipik olarak sağ ve sol popülizm eşleşmesi olacak ve muhtemelen Trump kazanacaktır. Ama benim tahminim, Warren ve Sanders gibilerin tozu ve dumanı yatıştıktan sonra, tecrübeli, ölçülü ve sağduyulu bir lider havası estiren John Biden’ın rakiplerinin arasından sıyrılacağı ve aday olacağıdır.

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp