ABD FETÖ ile ne zamana kadar?..

ABD FETÖ ile ne zamana kadar?..


ABD FETÖ ile ne zamana kadar?..

 

 

Dün kaldığımız yerden devam edelim.

FETÖ’nün planları yine suya düştü. Tezkereyi geçir(e)meyen Abdullah Gül’ün de üstü çizildi. “Erdoğan’ı yeniden Meclis’e taşıyalım” dediler. Yine de Erdoğan’a güvenmiyorlardı. Baykal Cumhurbaşkanı olacaktı. Erdoğan 3 kararname gerektiren hiçbir kararda tek başına olmayacaktı. Arka tarafta da MİT ve emniyet istihbarat üzerinden kuşatılacaktı. BOP üzerinden Erdoğan yönetiminde ABD, Türkiye üzerinden ilk etapta 22 ülkenin rejim, sınır ve iktidarlarını değiştirecekti. Bu arada seçim oldu, ama seçim sonrası Allah, Erdoğan’a siyaset yasağı getirenlerin sırtında Erdoğan’ı meclise taşıdı. Tıpkı 12 Mart’ta Erbakan’ı İsviçre’ye gönderenlerin sırtında, Allah’ın Erbakan’ı geri getirmesi gibi. Ama FETÖ’nün planları yine çöktü. Zavallı FETÖ, “iş başa düştü” deyip, Ergenekon ve Balyoz davaları ile BÇG’lileri ordudan tasfiye etmek istedi, o da olmadı. O da ellerinde patladı. Baykal’ı Cumhurbaşkanı yapacaklardı, onu da yapamadılar. Gül Cumhurbaşkanı oldu. Baykal görevini yapmadığı için tasfiye edildi, yerine sistem tarafından Kılıçdaroğlu getirildi.

Erdoğan, Büyükanıt’la anlaşıp, Balyoz ve Ergenekon davasındaki komployu boşa çıkarttı.

Bu nokta çok önemli. Meral Akşener, AK Parti’yi FETÖ’ye destek vermekle suçluyor ya, gerçeği çarpıtıyor. Zaten bu örgüt sisteme büyük ölçüde hakimdi. AK Parti ve Erdoğan ancak “One minute” ve “Mavi Marmara’dan sonra yakasını bunlardan kurtardı. Rusya ile yapılan stratejik ortaklıktan sonra yakamızı BOP’dan kurtarabildik. İyi Parti’nin bu raporunu yazan kişiyi merak ediyorum. Bu akıl “özel” bir akıl olmalı.

Bundan sonra BOP da çöktü. Kızılca kıyamet de o zaman koptu aslında. MİT operasyonu, MİT TIR’ları, 17/24 Aralık krizi, Hendek krizi, Halk Bankası ve Zarrap krizi, KCK krizi ve 15 Temmuz hepsi arkası arkasına geldi.. FETÖ en az 20 kez yüzüstü kapakladı. Dokunduğu her şeyi kuruttu. Özgüvenleri çok yüksekti. Arkalarında ABD, İngiltere, Vatikan, İsrail, Almanya varken, onları kim durdurabilirdi ki. Sahip oldukları güç, imkan, para varolan şizofreni ve megalomaniyi tavan yaptırdı.

İyi Parti’nin raporunda bu durum ve bunların esoterik yapısı şu satırlarla anlatılmaya çalışılıyor: “Sahip oldukları teolojik dünya görüşüne göre Türkiye’de iktidarı şeytanlaştırmışlar ve sapkın görüşlerine göre iktidar partisi liderini de kâinatın sonuna doğru geleceği belirtilen deccal ile özdeşleştirmişlerdir. Böylece FETÖ için Tayyip Erdoğan ile mücadele bir siyasi mücadele olmaktan çıkmış, kozmik bir savaşa dönüşmüştür. Bu kozmik savaşı sözde tanrısal gücü temsil eden FETÖ liderinin kazanması için de Erdoğan’ın iktidarda kalması yani demokratik seçimlerde kaybetmemesi lazımdır. Bu yüzden örgüt Türkiye’de demokratik bir iktidar değişimini ne istemekte ne de böyle bir değişimi kabul etmektedir. Bu nedenle FETÖ Türkiye’de demokratik laik hukuk devletinin en büyük iç düşmanıdır.” 

ABD, çeyrek asırdır destek verdiği, yüz milyarlarca dolar harcadığı böyle bir projeyi yüzüne gözüne bulaştıran böyle bir adama, böyle bir kadroya niçin ve nasıl sahip çıkar. Bunlara destek verir, hesap sormaz.

Öyle anlaşılıyor ki, Gülen denen bu adam, bizdeki birtakım “ahmak”lardan önce Amerikalı “ahmak”ları kafaya almış. Bizdekiler yavaş yavaş uyanıyor, ama Amerikadakiler hâlâ bu işin nereye vardığının farkında bile değil gibi görünüyorlar..

Amerikalılar mı, Gülen’i kafaya aldı, Gülen mi Amerikalıları! Ya da muhtekirle bir muhterisin buluşması mı idi, bu lanetli senaryo. İki taraf da birbirini kullandı. Kirli bir ittifak sözkonusu idi. Her ikisi de birbirine zarar verdi. Ve tabii Türkiye’ye, İslam dünyasına zarar verdiler.

Asıl merak edilen konu şu: ABD neden hâlâ bu beceriksiz adamlara sahip çıkar.. Ya da ne zamana kadar bunlara sahip çıkmaya devam edecekler.

Önümde Anıl Çeçen’in bir makalesi var. ABD’nin bundan sonrası yol haritası için ilginç bir tesbiti var: “Bugün gelinen aşamada, geçmişin süper gücü olan Amerika Birleşik Devletleri, Ortadoğu bölgesindeki Büyük İsrail projesi yüzünden  bu konumunu kaybetme noktasına gelmiştir. İsrail’in üçüncü dünya savaşı  planı için merkezi coğrafyaya sürekli olarak askeri birlikler gönderen ve sınırsız sayıda silah dağıtan Amerikan devleti, bu davranışları ile ‘Siyonist kıyamet senaryolarına alet olurken  aslında kendi gücünün ve sahip olduğu merkezi inisiyatifin dibini kazmak gibi ters bir duruma düşmüştür. İngiltere’nin içinden çıkarak ABD’yi kuranlar Puritanlar gibi, Amerika’nın içinden çıkarak İsrail’i kuranlar senaryosu eskinin bir tekrarı olarak gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. ABD, Ortadoğu’ya gönderdiği silahları ve askerleri İsrail’in çıkarları doğrultusunda kullanırsa, o zaman çağımızın büyük gücü olmaktan çıkacaktır çünkü ABD’nin merkezi alandaki savaşa taraf olması demek, bu süper gücün artık eski konumunu kaybetmesi anlamına gelmektedir. Savaşa taraf olan bir büyük devlet olarak ABD, her kesimin saygı duyduğu bir büyük devlet olmaktan çıkacak ve üçüncü dünya savaşı sürecinde  giderek eriyecektir. Savaşı kimin kazanacağı önceden belli olmadığı için,  uzun sürecek böylesine bir savaş sonrasında, yeni Ortadoğu savaşını kazanan tarafın  çıkarları doğrultusunda  yeni dünya  düzeni biçimlenecektir. ‘Tanrının kıyamete zorlandığı bir savaş oyunu’na alet olmak, ABD üstünlüğünün de sonu olacak”tır.

Durum bu. Bugünkü kriz, kapitalizmin ve Siyonizmin krizidir. 1. Dünya savaşı sonrası imparatorluklar çöktü. Ulus devletler kuruldu. “Böl ve yönet” anlayışı ile “kontrollü bunalım stratejileri ile komünizm, faşizm, sağ-sol diye aynı ülkenin çocuklarını birbirine kırdırdılar. Onların kanları ve gözyaşları üzerine kendilerine iktidar ve servet ürettiler.. 2. Dünya savaşı sonunda İsrail’e giden yolda Siyonizmi öne çıkarıp, faşizmi tasfiye ettiler. Ardından soğuk savaş yılları, solu SSCB-Çin diye ayırıp, onları da birbirine kırdırdılar. 1990’ların başında komünizm de çöktü. “Tarihin sonu”nu getirecek bir “Medeniyetlerarası çatışma”dan söz ederek “yeni bir dünya düzeni” inşa etmeye kalkıştılar. Önce İslam dünyasını ve petrol koridorunu kontrol etmeleri gerekiyordu. FETÖ bu işin teolojik ve sosyolojik tabanını, BOP, askeri ve siyasi ayağını oluşturacaktı. O da olmadı.

Bugün yaşanan kriz aslında kapitalizmin ve Siyonizm’in krizidir. Bu düzen, tüm kavram ve kurumları ile birlikte çöküyor. “Ortadoğu” dedikleri coğrafyadaki kriz, ensede çıkan, ya da ayak parmakları arasındaki çıbana benziyor. Krizin kalbinde Washington, Londra, Paris, Roma, Berlin, Tel Aviv var. Selâm ve dua ile.

 

YENİ AKİT

Google+ WhatsApp