Abbas Güçlü: Bugünkü eğitim sisteminin tümüyle çöpe atılması gerekiyor

Abbas Güçlü: Bugünkü eğitim sisteminin tümüyle çöpe atılması gerekiyor

Milliyet gazetesi yazarı ve eğitimci Abbas Güçlü, TV5’te katıldığı programda, “Almanya enayi mi? Niye 200 tane üniversite açmadı? Niye 8 milyon öğrencisi yok? Çünkü yaşam kalitesini yükseltmeniz için ara insan gücünü, kalifiye insan gücünü arttırmanız gerekiyor.” dedi.

Abbas Güçlü,  TV5’te yayımlanan, Mustafa Deniz’in ve Hasan Basri Akdemir’in sunduğu “4. Güç” programında, soruları cevapladı. Salgın sürecinde eğitimde normalleşme aşamasını nasıl değerlendirdiği sorulan Abbas Güçlü, “Normalleşme sürecine bir an önce geçilmesi gerekiyor” dedi.

Salgının başlangıcından bu yana bir yıl geçtiğine işaret eden Güçlü, bu süre içinde ne yapıldığının değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Güçlü, “Seyreltilmiş bir eğitim için okullarımıza destek sağlandı mı? Yeni öğretmen ataması yapıldı mı? Sıralar, 3 kişilikten tek kişiliğe dönüştürüldü mü? Bütün bunlara bakmak lâzım. Millî Eğitim Bakanlığının bu konuda bir çaba harcadığını pek gördük diyemeyiz” diye konuştu.

Yüz yüze eğitimin sadece haftada 2 gün olduğuna işaret eden Güçlü, “2 günlük eğitimle tüm müfredattan nasıl sorumlu olacaklar, ilerleyen aylardaki sınavlarda, o da ayrı bir konu” dedi.

Güçlü, sözlerine şöyle devam etti: “Bu dönemi bence sanki çok daha farklı değerlendirebilirdik. Normal müfredat programı yerine koşullara uygun bir müfredat programı uygulansaydı çok çok daha iyi olurdu. Yüz yüze eğitimden çok uzak kaldık. Uzaktan eğitimde de hâlâ internet erişi, alt yapısı olmayan milyonlarca öğrenci var. Bunlar, ileriki aylarda çok sıkıntılar yaratacaktır diyoruz. Her şeye rağmen okulları açmamız gerekiyor mu? Gerekiyor ama bu konuda çok daha ciddi adımların atılması gerekiyor. Bu konuda yapılacak çok şey var ama yapıldığını söylemek de biraz abartı olur.”

Abbas Güçlü, salgın sürecinin eğitim açısından gençlerin geleceğini nasıl etkileyeceğinin sorulması üzerine de Bilim Kurulu’nun yanında bir de eğitim ya da sosyal kurumlara yönelik bir Bilim Kurulu’nun kurulması gerektiğini söyledi.

Güçlü, “Toplumun psikolojik açıdan, özellikle de sosyolojik açıdan takip edilmesi lâzım. Çok ciddi sorunlar var. Özellikle de öğrencinin çok olduğu evlerde ciddi sorunlar var. Özellikle sınava da giren bir öğrenci varsa, o evdeki tansiyon, çok çok daha yüksek. Bunların biraz eritilmesi gerekiyor.” diye konuştu.

Okulların açılmasının bu kadar gecikmesinin nedeni

Ortada bir ateş topu olduğunu ve herkesin bunu birbirine attığını ifade eden Güçlü, okullar açılır ve sorun yaşanırsa endişesiyle Millî Eğitim Bakanlığının, Sağlık Bakanlığının ve hükümetin, bu sorumluluğu üstlenmek istemediğini ileri sürdü.

Güçlü, şu değerlendirmede bulundu: “Okulların açılmasının bu kadar gecikmesinin nedeni, hiç kimsenin sorumluluk yüklenmemesi. Oysa köy okulları, çok önceden, 5-6 ay önceden, 7 ay önceden açılabilirdi. Vaka sayısının çok az olduğu yerlerde yine geçilebilirdi. Bunlar yapılmadı. Bu, şunu bize bir kez daha gösterdi: İkamete dayalı kayıt sisteminin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Güya biz, 5-6 yıldır ikamete dayalı kayıt sistemi, yani ‘En iyi okul, en yakın okul’ deyip mahalledeki okula gidiyoruz ama mahalledeki okullara baktığımız zaman her birinin önünde servis kuyruğu var. Emek ki bu sistem iyi işlemiyor. Bundan sonra alacağımız önlemler konusunda, aslında pandemi süreci çok iyi dersler verdi bize. Yani mahalledeki okulu iyi hâle getirmeliyiz ki insanlar, uzaktaki okula gitmesinler. Şimdi yüz yüze eğitim açıldığı zaman, ciddi anlamda siz, istediğiniz kadar okullarda önlemleri alın, ulaşımda ciddi sorunlar yaşanacak. Bu öğrencilerin yarıdan fazlası, öğretmenlerin yarıdan fazlası, toplu taşıma araçlarıyla gidecek ve toplu taşıma araçları da tıklım tıklım. Orada mikrop kaptığı zaman, virüs kaptığı zaman, o zaman okulda kaptığı muamelesi görecek ve okullara yüklenilecek, Millî eğitim Bakanlığına yüklenilecek. Bu da doğru değil. Burada yol haritası çizerken çok zikzaklar oldu. Umarız bundan sonra olmaz.”

‘Bugünkü eğitim sistemi tümüyle çöpe atılmalı’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Türkiye’de “8 milyon 400 bin üniversite gençliği” varken, Almanya’da bu sayının çok düşük olmasıyla övündüğünün hatırlatılması üzerine, şu değerlendirmede bulundu:

“Eğitim modeli yeniden yapılacaksa üretim liseleri açılmalı. Bugünkü eğitim sisteminin tümüyle çöpe atılması gerekiyor. Biraz önce ‘207 üniversite, 8 milyon öğrenci’ dediniz, Almanya enayi mi? Niye 200 tane üniversite açmadı? Niye 8 milyon öğrencisi yok? Çünkü yaşam kalitesini yükseltmeniz için ara insan gücünü, kalifiye insan gücünü arttırmanız gerekiyor. Dünya’nın her yerinde, bütün gelişmiş ülkelerinde doğan her çocuğun üniversiteye gittiği başka ülke yoktur. Biz tümünü üniversiteye yönlendiriyoruz, üretimden düşürtüp tüketime yöneltiyoruz. Bu açıdan %30, %35 akademik liselere, yani üniversiteye yönlendirip geri kalan mesleki eğitime yönlendirilmeli. Bu gelişmiş ülkelerin tamamında böyledir. Biz de bunu 50-60 yıldır söylüyoruz; ama bir türlü yerine getiremiyoruz. Çocuklarımızı dershane bağımlılığından, sınav bağımlılığından kurtarıp üretim odaklı liselerin sayısını artırmamız gerekir. Üretim odaklı liseler artarsa, ülke önümüzdeki yıllarda Covid-19’dan çok daha büyük tehlike, açlık tehlikesi geliyor ve biz çocuklarımızın karnını nasıl doyuracağımızı bilmiyoruz. Tarım giderek alan kaybediyor. Kimse çiftçilik yapmıyor. Çiftçi, usta sayısını artırmamız lâzım. Her alanda kalifiye insan gücünü artırmamız lâzım ki yaşam kalitemiz yükselsin.”

‘İşsizlik sıralamasının en tepesinde üniversite mezunları var’

“Peki bu eğitimde ne oluyor?” diye soran Güçlü, sözlerine şöyle devam etti: “Adaylar sınava başvuruyor, 2,5 milyon aday sınava giriyor. Bunlardan 100-150 bini istediği fakültelere giriyor. 300-500 bini de “Olsun da neresi olursa olsun” deyip giriyor sınava, sonra tekrar bırakıyor. Diğerlerinin hepsi, ellerinde hiçbir beceri yok. Üniversiteyi kazanıp da iş yapamayan çok insan var. Bugün Türkiye’de herkes, üniversiteye girmek için hem maddi hem manevi çok büyük fedakârlıkta bulunuyor ama sonrasına bakıyorsun, işsizlik sıralamasının en tepesinde üniversite mezunları var.”

Güçlü, şimdi neredeyse parayla master-doktora diplomalarının satıldığına işaret ederek, “Peki bu diplomaların kime ne faydası var? Ülkeye mi faydası var? Kişiye mi var, işe girmeye mi var?” diye sordu.

Güçlü, “Bu eğitim sisteminin sil baştan, yeniden ele alınması gerekiyor. Referansı da kesinlikle akıl ve bilim olmalı. Farklı ‘arka bahçe oyunları’ yaratma projeleri, bugüne kadar hep çocuklarımızın aleyhine işlemiştir, bugün de çok doğru olmuyor. O açıdan ne yapılacaksa yapılsın, bizim üretim odaklı bir ülke haline gelmemiz lâzım. Üretimin olması için de bunun eğitimle başlaması lâzım.”

‘Bügünkü mesleklerin yüzde 70’i yok olacak’

Abbas Güçlü, önümüzdeki 20 yıl içerisinde bugünkü mesleklerin %70’inin yok olacağının söylendiğini belirterek, bunların yerine yeni mesleklerin geleceğini, söyledi. Güçlü, “Peki bu meslek adamlarını kim yetiştirecek? Liseler, üniversiteler yetiştirecek. Peki bu konuda hiçbir çaba var mı? Maalesef yok. Yani süratle meslekler değişirken o alanlara kalifiye eleman yetiştireceğimize, hâlâ yüz binlerce, milyonlarca fazlası olan alanlara eleman yetiştiriyorsak bu kaynak israfından başka bir şey değil. Bunları konuşmayacağız da neyi konuşacağız? Bunların kesinlikle konuşulması gerekiyor.” diye konuştu.

İktibas Dergisi

Google+ WhatsApp