80 yaşındaki babayı değil, kızını alın ifadeye!

80 yaşındaki babayı değil, kızını alın ifadeye!


CHP milletvekili Muharrem Erkek köpürttü..

Muharrem Erkek, “Virüs kapar mı, yaşı nedeniyle yaşamı tehlikeye girer mi, önemli değil. Önemli olan tek adamın keyfi” diye paylaşım yaptı..

Ardından işaret fişeğini görev kabul eden solak medya atağa geçti..

“80 yaşında, Cumhurbaşkanı’na hakaretten karakola götürüldü” manşetleri atıldı.. 

“Risk altındaki 80 yaşındaki kişi, Cumhurbaşkanı’na hakaretten karakolda” başlıkları ile haber yapıldı..

“80 yaşındaki vatandaş Facebook beğenisinden karakola alındı” denildi..

“Sokağa çıkma yasağı olan 80 yaşındaki vatandaş ‘sosyal medya beğenisi’ gerekçesiyle karakola götürüldü” sunumlu haberler yapıldı..

İnternet siteleri, CHPKK’lı troller sosyal medyada hemen gruplar kurup, iddiayı yaydılar..

Sonrasında..

Sonrasında, profesör unvanlı adamlar, siyasetçiler, hukukçular, sendikacıların benzer söylemlerle “Saldır Co” emri gereği, saldırdıklarını gördük..

Merak ettim..

Bu koronavirüs günlerinde..

80 yaşındaki amcamız kim?

Hakaret olarak nitelendirilen ifadeler ne?

Amcamızın karakolda söyledikleri ne?

Buyrun birlikte değerlendirelim..

Amcamız diyor ki:

“1994 yılında emekli oldum ve evde kızım ile birlikte kalmaktayım. Ben 1940 doğumluyum ve yaşlıyım.”

Ne alaka bir ifade demeyin..

Her ifadede, böyle genel bilgiler olur..

Bu ifadeleri boş oyalanmalar sanmayın..

Tecrübeli emniyetçiler.. Tecrübeli savcılar.. Tecrübeli hukukçular..

Bu, “boş laf”lar gibi görünen ifade kısmından, olayın tamamını çözerler..

Bende de, 35 yıllık bir hukukçu olarak..

İfadenin daha ilk cümlesindeki bu boş gibi gözüken ifade ile birlikte.. (Ego gösterisinden kaçınmak için..  Hadisi şerifteki, “Allah yüzümüzü toprakla doldursun” diye duamızı ederek söyleyeyim..)

İşi çözdüm..

Ama ifadenin devamını dikkatle okumaya başladım..

Diyor ki amcamız:

“Benim evde canım sıkıldığı için kızım telefona benim kullanmam için Facebook yükledi ve telefonunu bana verdi.”

Dakika bir.. Gol bir..

Kızı, amcamızın beyanına göre, kızın telefonuna Facebook yükleyip, babasına vermiş!

At yalanı, varsa inananı..

Devam ediyor amcamız:

“Ben de yaşlı olduğum ve vakit geçirmek için akrabaların resimlerini görmek için Facebook’ta açılan profili kullandım.”

Amca, sakın o vakit geçirmek isteyen, kızınız olmasın?

Kızınız, kendisi ifade vermekten kaçtığı için, sizi 80 yaşında, karakola iteklemiş olmasın?

Sonrasında da..

Bir taşla iki kuş vurmak için, ifadeyi CHP milletvekiline yollayıp, “Bakın, 80 yaşındaki babama neler yaptılar” diye senaryolar yazmış olmasın?

Nereden çıkartıyorum, tüm bunları..

İfadenin devamındaki beyanlardan:

“Hesapta görülen yazıları takipçileri olsun ve şahısların memnuniyeti için ve yazının içeriğini okumadan ve manasını bakmadan beğendim.”

80 yaşında, oyalanmak için kızının telefonuna Facebook yüklenip, kendisine verilen bir amca..

Hani şahısların memnuniyeti olsun diye beğeni yapar da..

“Takipçileri olsun”u nereden bilecek?

Sosyal medya mecralarında takipçi sayısının yüksekliğinin, önemli bir getiri olduğunu, 80 yaşındaki amcamız, nereden bilsin?

Ki devam ediyor, amcamızın ifadesi:

“Ayrıca bazılarını ise istemeden elim dokunduğundan dolayı beğenmiş olduğumda şeklinde işaretlenmiş oluyordu. Çünkü yaşlı olduğum ve gözümde de katarak olduğu için istemeden de beğendiklerim bulunmaktadır.”

Aslında amcamız bu cümlede şunu demek istiyor:

“Ben karakola iteklenen, gözü bile görmeyen, üzerinden Cumhurbaşkanı’na kötü bir devlet adamı suçlaması yaptırılmak için istismar edilen yaşlı bir insanım..”

Amcamız, aynen bunu söylemiş oluyor..

Yine de şüphe mi ediyorsunuz? Etmeyiniz, bakın amcamız, hatırlayamadığı kişinin bile paylaşımını beğenmesini ne ile izah ediyor:

“Evrakta ismi belirtilen kişi benim ölen eşimin uzaktan akrabası olabileceği için belki beni arar da sen kimsin diye sorar diye gönderileni beğenmişimdir. Ama beğendiğim yazı ve sayfaların içeriği, yaşlı olduğum için dikkat etmedim ve içeriğine de bakmıyorum, okumuyordum.”

Bakmıyor.. Okumuyor.. Zaten kataraktı var..

Ama Facebook’ta oyalanıyor..

Bu nasıl oyalanma ise..

Amcamızın şu ifadelerini okuyunca..

Kendisine yapılan muameleyi gerçekten vahim bir hata olarak gördüm..

80 yaşındaki bir insana, bakın neler dedirtilmiş:

“Devlet büyüklerime hakaret varsa hepsinden özür dilerim.”

Siz bugüne kadar..  Gerçekten Cumhurbaşkanı’na hakaret edecek türden insanların bir tanesinin.  Metin Akpınar’ın, Müjdat Gezen’in.. Daha daha nicelerinin bir tanesinin.. 

Böyle özür dilediğini duydunuz mu?

Duyamazsınız.. Duymadınız..

Bakın amcamız, bizleri utandıran daha başka neler demiş:

“Ben Rize ili Çayeli ilçesindenim. Cumhurbaşkanı benim hemşerim ve köylerimiz karşı karşıyadır. Benim hemşerim ve Cumhurbaşkanım ile devlet büyüklerine herhangi bir hakaret etme gibi bir düşüncem olamaz.”

Ve bu dava, bu ifade ile kapatılırsa, hepimize yuh olsun dedirtecek son cümle:

“Ben, yanlış anlaşılma varsa hepsinin ellerini öper en içten duygu ile özür dilerim.”

İşte burada her şey bitmiştir..

Gözü görse de, görmese de..

Hemen tüm sosyal medya paylaşımlarında Erdoğan ve arkadaşlarına hakaretler olan.. Tek işi bu olan bir kişi, böyle bir özür diler mi? 80 yaşına rağmen, kendisinden küçük insanların elinden öpme beyanında bulunur mu?

Mümkün değil..

Bu nedir?

Bu; Cumhurbaşkanı’na hakaret eden.. Bunun için kendi kimliğini gizleyenlerin, artık adet haline getirdikleri savunma usûlüdür..

Kendileri öne çıkmayıp, başkalarını sahaya sürüp..

Onların toplum tarafından acınabilecek özelliklerini istismar edenlerin adetidir..

Onun için diyorum..

O amcayı değil, kızını alın ifadeye..

Kızına sorun, aynı soruları..

Göreceksiniz, rezaletin boyutlarını.. 

Göreceksiniz, oyunları.. Göreceksiniz, 80 yaşındaki insanlar üzerinden nasıl algı çalışmaları yapıldığını..

Google+ WhatsApp