27 Mayıs darbesi de, bir hırsızlık değil miydi?

27 Mayıs darbesi de, bir hırsızlık değil miydi?


27 Mayıs darbesi de, bir hırsızlık değil miydi?

 

 

27 Mayıs 1960’ın yıldönümündeyiz..

Askerin eline silah alıp, meşru hükümeti devirdiği darbe, yıllarca “devrim” diye tanıtıldı..

Aslında meydanı boş bulsalar..

Veya kendi aralarındaki sohbeti koyulaştırdıklarında..

Ya da.. Viskiyi biraz fazla kaçırdıklarında..

“Hakkettiler canım.. Asılmayı hakkettiler” deseler de..

Sonraki yıllarda, eli kanlı teröristleri bile idam sehpasından kurtarmak istedikleri için, düştükleri yaman çelişkiyi gözlerden kaçırmak amacıyla..

Adnan Menderes’in idamını doğru bulmuyorlar..

Ama yine de..

Darbeyi de “Darbe” olarak görmüyorlar..

Suç olarak tanımlamıyorlar..

“1960 askeri el koymadan sonra hazırlanan anayasa bir devrimdir” diyerek, darbecilere övgüler bile düzüyorlar..

Oysa 1960 darbesi nedir?

Bir hırsızlıktır.

Milli iradenin çalınmasıdır..

1954’deki seçimlerden, Demokrat Parti % 58 oy alarak çıkar.. 

Aynı Demokrat Parti, CHP’nin marazalarından illallah eder, 1957’de erken seçim yapar..

DP, biraz oy kaybetse de. Yine birinci çıkar.. Yine tek başına iktidar olur..

Ama CHP bu..

Gözü iktidarda..

Eğer sandıktan çıkamıyorlarsa..

Hırsızlık ile.. Gaspla.. Bir şekilde o koltuğa oturmayı kafaya koymuştur..

Daha doğrusu, kafasından hiçbir zaman çıkarmamıştır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında nasıl o koltuğa haksız yere oturmuşlarsa. Sonraki yıllarda da, “Biz cumhuriyeti kuran partiyiz. Sandık, seçmen, oy hikaye. İktidar bizim hakkımız” deyip, oyları çalma pahasına da olsa..

Hep, iktidarda olmak  istemişlerdir.

Onun için de..

27 Mayıs 1960’da.. 

Darbeyi yaptırıp, sandıkta yenemeyeceğini bildiği DP’yi, iktidardan uzaklaştırmışlardır..

Nasıl olmuştu, o darbe?

En geç 27 Ekim 1961’de yeni bir seçimle, eğer halk istiyorsa iktidardan uzaklaştırma imkanı var iken..

Başbakan Adnan Menderes, erken seçim açıklaması bile yaptığı halde..

Hırsızlar işi garantiye almak istemişlerdi..

Bir yıl sonraki seçimi beklemediler..

CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün “Şartlar tamam olduğu zaman ihtilal meşru bir haktır. Bu yolda devam ederseniz sizi ben de kurtaramam”tehditlerini savurdu...

Arkasından da..

27 Mayıs darbesi yapıldı.

Milli irade çalındı..

Gasbedildi...

Darbeden sonraki seçimi garantilemek için de.

Gözdağı vermek amacıyla.

16-17 Eylül 1961’de, Başbakan Adnan Menderes ve iki bakanını astılar.

15 Ekim’de yeni seçim yapıldı.

Yani, idamların üzerinden bir ay bile geçmemişti ki, halk sandığa götürülüp, “kimi seçiyorsun” denildi..

“Adnan Menderes’in devamı mahiyetinde bir partiyi seçersen, biz yeniden gerekeni yaparız, yönetime el koyarız” der gibi, görüntüde bir seçim yapıldı...

Halk mesajı almıştı zaten..

Kimse tek başına iktidar olamadı..

Muhafazakar partiler oyların % 60’ını aldığı halde, kendi aralarında anlaşamadılar..

% 36 oy alan CHP’nin başbakanlığı aldığı hükümete razı oldular..

Hırsızlığı gördünüz mü?

Önce darbeyi yapıyorlar..

Meşru hükümeti deviriyorlar.

Yönetim hakkını gasbediyorlar..

Gasp, hırsızlıktan da ağır bir suç ama..

Onlar şimdi bizimle alay edebilirler..

“Ha ha.. Gasbetti diyorsunuz.. Bakın yine hırsızlık yok” diyebilirler..

Gasbın içinde, hırsızlığın zaten olduğunu..

Gasbda; fazladan bir de, hırsızlığa ilave olarak.. Şiddet unsurunun olduğunu bilmezden gelip..

“Hırsızlık yok.. Hırsızlık yok. Çalma yok.. Gasp varsa da, o hırsızlık değil ki!”diyebilirler..

Onlar ne derlerse desinler..

Gerçekler ortada..

Darbe ile hırsızlık yapanlar da onlar..

Seçim sonrasında benzer partilerin biraraya gelmelerini engelleyip, kendilerini bir şekilde iktidar ortağı yapanlar da onlar..

Aynısını..

Yakın tarihimizde de yapmadılar mı?

1994 seçimlerinden birinci olarak çıkan Refah Partisi’ni yalnızlaştırarak, hükümete ortak olmak istemediler mi?

Refahyol’u yıktırdıktan sonra..

RP’yi, ANAP’ı, DYP’si, BBP’si olan Meclis’te..

Bülent Ecevit’i hükümet ortağı yapmadılar mı?

RP’yi kapatıp, oylarını çalmadılar mı?

1999 seçimlerinden hemen sonra..

MHP’si, Fazilet Partisi, DYP’si, ANAP’ı çok güçlü bir muhafazakar hükümet kurma imkanı var iken..

“28 Şubat bin yıl sürecek” söylemi ile..

Muhafazakar partileri tehdit altına alıp..

Bülent Ecevit’i başbakan yaptırarak, halkın % 75’inin iradesini çalmadılar mı?

27 Nisan 2007 muhtırası ile, ardından 367 kararı ile..

Cumhurbaşkanlığını seçme hakkını, milletin temsilcilerinden çalmak istemediler mi?

2008’de AK Parti’yi kapatarak, seçmenini dağıtmak, onların oylarını çalmak istemediler mi?

Şimdi 31 Mart için bize soruyorlar: “Ne çalması, ne hırsızlığı?”

Sabıkanızı döktük ortaya..

Hangisini inkar edebilirsiniz ki?

Bu kadar suçtan sonra..

“Çalmadık” demenize, hangi aklı başındaki insan inanabilir ki?

 

yeni akit

Google+ WhatsApp