Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
Furkan – 30 Ve (O gün) Resul diyecek ki:”Ya Rabbi benim Kavmim bu Kur’an’a” (Okumanın tüm olumlu anlamlarıyla dolu olan bir hitap) devri geçmiş, işlevi kalmamış bir kitap muamelesi yaptı. (Mehcur, bir şeyden mahrum olmayı değil, yanı başında olduğu halde ona Sırt dönmeyi ifade eder. Kur’an’ı nesneleştirip hayattan dışladılar.) M. İslamoğlu
* Dosta Mektup‏ * Türkiye Paralel Yapınızdan büyüktür! * Ilımlı İslâm (!) * "Hz. Yusuf Kıssası" * Sözkonusu İsrail Olunca AB, Adalet Divanı'nı Dinlemez * 415 Kahramanın Mercu'z-Zuhr Sürgününün Yıldönümü * Yalancılara ‘dürüstlük’ ödülü! * Millete operasyon "17 Aralık" * Kumpası başlatan mektup ortaya çıktı * Kur'an Bize Ne Diyor? (Video)

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

GIDA AMBARI

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

MİLLİ GAZETE

SABAH

STAR

YENİ AKİT

YENİ ASYA

YENİ ŞAFAK

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA ARİFAN RADYO

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BOLU ŞAFAK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA GÖZYAŞI FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

YOZGAT UFUK FM

İRİP RADYO

İSTANBUL AKRA FM

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

ÇAĞRI TV

HİLAL TV

KANAL 7

KANAL A

TGRT HABER

TV 5

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 71073
Toplam 115767316
En Fazla 390942
Ortalama 84501
Üye Sayısı 115
Bugün Üye Olan 0

Kurmay ve general nasıl olunur (1 - 2)

Genelkurmay Başkanı’nın son konuşmasının yol açtığı bir hayıflanmayla, “Fevkalâde sığ, yetersiz, beceriksiz, mesleklerinin gereklerini yerine getiremeyen generaller galerisine döndü TSK. Ne savaşı caydıracak askerî bir kapasiteleri, ne barışı
2014-12-19 - 14:55

Kurmay ve general nasıl olunur (1 )

Genelkurmay Başkanı’nın son konuşmasının yol açtığı bir hayıflanmayla, “Fevkalâde sığ, yetersiz, beceriksiz, mesleklerinin gereklerini yerine getiremeyen generaller galerisine döndü TSK. Ne savaşı caydıracak askerî bir kapasiteleri, ne barışı sağlayacak entelektüel bir derinlikleri var” diyordu geçenlerdeki yazısında Ahmet Altan, haklı olarak.

Ergun Babahan da, Star’da, bu durumda olanları “Harbiye’den mezun olduğu kafayla kalmış, Harp Akademisi’ne gitmemiş kıt’a subaylarına özgü zannederim. Meğer, İngilizce kitap okuyan, kendini entelektüel diye pazarlayan da aynı kafadaymış” diyerek, benzer bir düş kırıklığını dile getiriyordu.

Çok kimseler var ki, böyle düşünüyorlar.

Pekiyi, buraya nasıl gelindi, neden böyle oluyor, bunun nedeni ne?

İlkin, subay kimdir, kurmay kimdir, general kimdir, buna bakalım dilerseniz.

Harp Okulları, TSK’ya “taktik seviye”deki birliklere komuta etmek üzere subay yetiştiren eğitim kurumlarıdır. Harp Okulu ve sınıf okulunu bitirenler “teğmen” rütbesiyle kıt’aya çıkarlar, en sonunda da “albay” olarak emekliye ayrılırlar.

Harp Akademileri ise, üsteğmenliğin son üç ile yüzbaşılığın ilk üç senelerine rastlayan dönemdekilerden olmak koşuluyla kıt’adakiler arasından hem sicil hem sınav yoluyla seçtikleri kimi subayları, “stratejik seviye”deki birliklere komuta etmek üzere yetiştirip kurmay yaparlar. Kurmay olan subaylar, taktik seviyedeki birliklerde komutanlık, stratejik seviyelerdeki birliklerde de karargâh subaylığı yaparak deneyimlenirken, bir yandan da hedefledikleri, ömürleri boyunca meftunu olacakları “general”liğin peşi sıra koşuşturur dururlar.

Kurmaylık, askerliğin muharip ya da yardımcı sınıfları gibi bir sınıf değildir. O, bir düzeyin; generalliğe giden biricik yolun adıdır. O, seçilmiş dar bir çekirdek kadronun içine erkenden alınıp, geleceğin muhtemel generalliklerinde şimdiden “rezervasyon” edinmek demektir.

Okula başlarken ilk kez girdikleri ortamı “tek düze” bulup “yaramazlaşan” zekâ yüklü çocuklara, bizdeki “pedagojik özürlü” eğitimcilerin yaklaşımları nasıl olumsuz ve dışlayıcıysa... dünyayı ve hayatı sorgulama arayışlarının dalgalarında sörf yaparlarken beyinsel adrenalinleri yüksek seyreden kıt’aya ilk çıkan teğmenlerin de... ta öğrenciliklerinden beridir düşünsel anlamda en atak ve kabına en sığmaz olanları... atlarından acımasızca ve kıskançça düşürülerek , işte şimdi benzer biçimde harcanıverirler. Bunlar, daha yolun başındayken, ya ordudan atılırlar ya da bilemedin hırs ve hevesleri kırılarak, küstürülüp, bir kenara itilenlerden olurlar.

TSK, her yılki subay “devre”lerinin, liderlik vasıfları taşıyan en idealist, en hevenkli, en “eski köye yeni âdet” getirmek isteyen, bir şeyler katmanın en peşinde ve muhtemeldir ki en başarılı olabilecek çocuklarını, mesleklerinin daha ilk yıllarında “bir güzel harcamayı” bugüne kadar çok iyi becermiş (!) bir kurumdur.

Ve bu yüzden de, gerçekten hak edenleri bir yana, genel olarak çoğu en sıradan, en “etliye sütlüye” karışmayan, en “söz dinleyen” ve “vur sırtına al lokmayı ağzından” olanlara kalır, akademiye gitmek de. Zaten akademi başvurusuna “olur” onayı verecek olan komutan da nihayetinde kurmay ya da general birisidir. Onun da arayacağı, bir vakitler kendisinin de başına gelen bu tür özelliklerdir. Onun olumlu kanaati olmadan, ağzınızla kuş tutsanız akademiye gidemezsiniz. Akademi adayları, fikir beyan etmeyen, ki bu özellik çok önemlidir; komutanın emirlini kayıtsız şartsız, mutlak bir itaatle yerine getirenlerden seçilirler.

Kendilerini günlük rutine kaptırıp, birliği ve görevi için canhıraş çalışan, bu nedenle de sınavlara hazırlanmak üzere fırsat bulamayan ve yaratamayanlar da akademiye giremezler. Şimdi Şırnak’ta ya da Hakkâri’de, dağların arasına sıkışmış o mevziden bu mevzie, canı burnunda koşuşturmalarla gecesi gündüzüne karışmış, şöyle deliksiz bir uykuya ve sıcacık bir duşa dahi hasretken... bu koşullarda kalkıp akademiyi aklından geçirmeye yeltenmek... neredeyse kendisinin bile kınayacağı durumdakiler için, meselâ böyledir.

Ama akademi sınavlarına hazırlanmak için “mesaiden çalarak” zaman bulabilenler ya da tayin yeri itibariyle masun kentlerin büyük karargâhlarında, kırmızı biyeli pantolonlarının altına rugan ayakkabılar giyerek, harici elbiseleriyle dolaşabilenler için, durum hiç de öyle vahim ve elem verici görünmemektedir.

Devre arkadaşları Yüksekovalarda akıl almaz streslerden kafalarını kaldıramazlarken, böyleleri şimdi akademi sınavlarına kolaylıkla hazırlanmakta, emri altında oldukları komutanlarının “bir dediklerini ikiletmeyerek”, fıstık gibi bir geleceğin kapılarından içeriye sızmak ve süzülmek üzeredirler. İlkin kurmay, ardından da general olduklarında, okullardayken bir zamanlar yedikleri-içtikleri ayrı gitmemiş, aynı sıralarda yan yana oturdukları yahut altlı-üstlü ranzalarda yattıkları, yüzleri ve elleri dağ rüzgârlarıyla kavrulmuş, albaylıklardan emekli en yakın arkadaşlarından dahi, kendilerine “paşam” denmesini bekleyeceklerdir.

Bunların eşlenikleri sivil hayatlarda da vardır, eğer görürseniz. Uzakların unutulmuş ilçelerinde başlayıp, orası senin burası benim diyerek; Anadolu’nun otuz yıllık “gez babam gez” türü “hâkim”likleriyle, Ankara’nın “yükseklerdeki yargı yerleri”nde erken ilişkilerle yer edinmişlikler, bir midirler meselâ? (Yarın devam edeceğiz...)

 

Kurmay ve general nasıl olunur (2)

Harb Akademileri’nin “askerî eğitim” müfredatı, taktik seviyeden stratejik seviyeye doğru bir evrilmeyi öngörmekle birlikte, aslında özü itibariyle Harb Okulları’ndaki askerî eğitimlerin tekrarlarından başka bir şey değildirler. Zira tersi olsaydı, yani askerî bakımdan farklı ve hiç işlenmemiş yeni bilgiler içerseydi, o takdirde Harb Okulu askerî eğitimlerinin eksikliği söz konusu olacak, ortaya sanki yeterlilik kazanılmadan subay olunduğu gibi bir mantık çıkacaktı.

Madem Harb Okulu’nun tekrarıysa, öyleyse akademide bir kez daha neden okutulmaktadır?

Çünkü mikyas küçültülerek, Ordu’nun gerçek yöneticileri olan “generaller sınıfı”nın gelecekteki kadrolarının biricik adayları, her devre’nin subayları arasından, “ağaç yaşken eğilir” mantığıyla “eleme” yapılarak seçilmiş... ve şimdi, eğitimleri bu kez bir başka anlayışla “yeniden” ele alınıp, tüm bilgilerin üstünden bir kez daha geçilme yolu seçilmiştir.

Kontrol edilebilir ve istenen istikamete yönlendirilebilir sayıdaki bu “seçilmiş subaylar”, artık “TSK’nın öznesi” olacaklardır.

Geniş subay kitlesinin küskünlüklerine fırsat vermemek için, sınıf subaylarından da general yapılmaktadır. Ne ki, bu simgesel göz boyama TSK’nın “kast” yapısını örtmeye yetmemektedir. Benzer amaç gözetilerek, tıpkı subaylığa geçip en fazla bölük komutanlığı düzeyi olan yüzbaşılığa kadar gelebilen astsubaylarda olduğu gibi... kurmay olmayan albayların da generalliği, taktik düzeydeki tugay ve tümen komutanlıklarına kadar varabilmekte, stratejik kolordu ve ordu düzeylerinin generalliklerine uzanamamaktadır.

Albaylığa gelmiş her bir kurmay subayın orgeneral bir “velisi” vardır. Yani tüm kurmay albaylar, varolan orgeneraller arasında, bir “velâyet” ilişkisi çerçevesinde pay edilmişlerdir. Her orgeneral, velâyeti altındaki kurmay albayları tüm safahatları itibariyle izlerler, gerekirse yönlendirirler ve generalliklere terfileri hususunda “YAŞ” toplantılarında etkin rol oynarlar. Bu bağ, âdeta “peştamal bağlama”ya varan “usta-çırak” ilişkisindeki gibi bir süreç ve işleve işaret etmekte; ama daha önemlisi, TSK’nın nasıl bir “kapalı devre terfi sistemi” oluşturduğunu da ortaya koymaktadır.

Terfi sistemindeki resmî mevzuat, “926 sayılı Askerî Personel Kanunu” ve ondan türeyen “Askerî Sicil Yönetmeliği”dir.

Ne ki, bu yönetmelik tam anlamıyla çağ dışı bir hukuki düzenlemedir. Objektif ölçütler yerine, sübjektif verilere dayalı, kapalı kapılar ardında yürüyen bir yöntem izler. Açıklıktan uzak, denetimsiz, sağlaması yapılamayan kişisel kanaatlerle oluşturulmuş, iki dudağın ucunda salınan bir “efendi-kul” ilişkisi geleneği tesis edilmiştir.

Örneğin, teğmenliğimde alay komutanı, 200 üzerinden 192 not verdiği sicilimi bana göstererek , “baskılara boyun eğmeyeceğini” söylemişti. Ancak, derin devletin “kurucu babaları”ndan olan tümen komutanı tümgeneral Cihat Akyol’a bir ay dayanabilmiş, ordudan atılabilmem için 120’nin altında bir notla yeni sicil düzenlemek zorunda kalmıştı. Bütün bunlar yargı sürecinde birer birer gün yüzüne çıkmışlardır.

Ama neye yarar!

Haksızlıklar hiçbir zaman telafi edilemezler ve mutlaka iz bırakırlar. Ve bu haksızlıklar diz boyu hale gelerek, o kurumları çürütürler.

“Liyâkat”ın barınamadığı alanı, “yağcılık”lar doldurur hale gelir. Piramidin en tepelerine tırmananların önemli bir bölümü, emsâllerinin en iyileri olmak yerine, efendilerine kulluğu en çok becerenlerden çıkanlar olurlar.

Kurmayların stratejik karargâhlarda insiyatifler alarak projeler ürettikleri de bir “efsane”dir. Boynuzun kulağı geçemeyeceği bir yerdir, ordu. Askerî doktrine göre, “karar”ının oluşmasına yardımcı olmak üzere, fikrî faaliyetler yürüterek kimin haddinedir, komutana “akıl vermek”? Karargâh, komutan ne derse, sadece o kadarlık ve ona çalışılan bir yere dönüşmüştür, bizde. Aslında Amerikalıların yarattığı tarzda bir karargâha hiç ihtiyaç olmamıştır, TSK’da.

Erdemlice ve filozofça, sevgi ve hayranlık yüklü bir saygınlıkla bezenmiş, alçak gönüllü bir önderliğin yerine... kendisinden korkulan, yol bulunca kaçım kaçım kaçılan, huzurunda tir tir titrenerek, özgüvensiz ve kişiliksiz bir pozisyonla durulabilen... bir konumun kozasıyla örülmüştür, generallik. Bunu düzeltip silecekleri yerde, üstelik bundan hoşlanmışlardır da.

Ama bütün bu aksak örüntünün kendisi bakımından iç tutarlığı da yok değildir, hani.

Nitekim, Cumhuriyet’in tek parti döneminde antidemokratik temelleri atılan, 60’lar ve sonrasındaki tüm darbe süreçlerinde pekişen, dogmatik-durağan-gerici anlayışlarla kurgulanıp tasarımlanan bir modeli; katı ve kendine özgü bir laiklik marifetiyle “vesayet”e tahvil ederek, toplumsal yapıya seçeneksizce dayatmak suretiyle, siyasallaşmışlardır.

Bu durumdaki askerî bir kurumdan, zayıflıklar üretmesinin dışında, daha başka ne beklenebilir ki?


cinarnamik@hotmail.com

 

Taraf


Keyword : -
Bookmark and Share
 

DİĞER HABERLER

Yalancılara ‘dürüstlük’ ödülü!
Bir kuruluş Hasan Cemal’e “Vicdan ve Dürüstlük Ödülü” vermiş... Bu kuruluşun ismi, “Hardvard Üniversitesi Nieman Gazetecilik Vakfı...” Paralelc
Gülen’i niye sevmiyorsun
Uydurma Tahşiye örgütüne yönelik operasyonla adeta hayatı kararan 122 kişiden biri olan ve ismi iddianameye ‘Mehmet Doğan yanlısı’ olarak geçen emekli
Sizin Örfünüzde Harakiri Var mıydı?
Mutlak zafere şartlanmak en yakınlarınız tarafından tanınamayacak kadar bozdu sizi. İktidarı tekelinize alma saplantısı her yolu ve bütün araçları meş
Selahaddin Eş Çakırgil Türkiye’ye Geliyor
Selahaddin Eş Çakırgil’in avukatı İsa Sarı, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu ve müvekkilinin yurt dışında bulunduğunu, suçsuz olduğunu söyled
İslami Cephe ‘Güvenlik Timleri’ Kurdu
Timler, İslami Cephe'nin kontrolü altındaki bölgelerin giriş ve çıkışlarında oluşturulan güvenlik noktalarında kimlik kontrolü yapmaya ve araçları den
Dünya ahiretin tarlasıdır deniyor. Bunu nasıl izah ediyorsunuz?
Soru: Dünya ahiretin tarlasıdır deniyor. Bunu nasıl izah ediyorsunuz? Cevap: Biz müslümanlar öldükten sonra dirileceğimize, dünyada
Türkiye'nin siyasal problemleri (Video)
Kalem-Der'de Türkiye'nin siyasal problemleri konuşuldu
Ya Amerika’da olsaydı?
"Bu büyük ve oldukça askerîleşmiş ülkede, ağır silahlı güvenlik güçleri, sivillere uyguladıkları şiddetten ötürü, genellikle hiç ceza almayacaklarını
Dilipak, Evine Mal Olan Davadan Beraat Etti
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin yerel mahkemenin bozma kararına uydu. Mahkeme; “Hakkımızı helal etmiyoruz” başlıklı manşet haber ile Hasan Karakaya ve
Myanmar'daki tartışmalı evlilik yasası onaylandı
Thein Sein'in onayladığı yasa paketi, gelecek ay mecliste görüşülecek. Paket ayrıca, belirli dinlere mensup kişilerin yapacağı çocuk sayısını sınırlan
1 -


Abdullah Pamuk

BÖLGEDEKİ KAOS: BEKLENTİLER-GERÇEKLER VE ÇÖZÜM SÜRECİ

15/12/2014 - 12:17

Abdullah Pamuk
Abdullah Yıldız
Abdurrahman Dilipak
Ahmet Mercan
Ahmed Kalkan
Ahmet Varol
Akif Emre
Ali Bulaç
Ali Kaçar
Ali Karahasanoğlu
Atasoy Müftüoğlu
Asım Yenihaber
Beşir Eryarsoy
Coşkun Uzun
Ceren Kenar
Cihan Aktaş
Dilek Buz
Ersoy Dede
Erhan Aktaş
Faruk Köse
Fatma Ceren
Hayrettin Karaman
Hamza Er
Hakan Albayrak
Hüseyin Alan
Hikmet Ertürk
Hüseyin Bülbül
Hamdi Akan
Hasan Karakaya
Hilal Kaplan
Hamza Türkmen
İbrahim Karagül
İbrahim Sediyani
Kazım Sağlam
Kenan Alpay
Kemal Songür
Mehmet Durmuş
Merve Kavakçı İslam
Mehmet Göktaş
Murat Kayacan
Mustafa Bozacı
Mustafa Çelik
Mehtap Yılmaz
Melih Altınok
Mustafa Özcan
Mustafa Armağan
Mustafa İslamoğlu
Nusret Çiçek
Osman Coşkun
Ömer Küçükağa
Ramazan Kayan
Serdar Arseven
Sabiha Ateş Alpat
Serdar Demirel
Selahaddin E. Çakırgil
Şükrü Hüseyinoğlu
Tülay Demircan Koyuncu
Yiğit Bulut
Yakup Döğer
Yavuz Bahadıroğlu
Yılmaz Bilgen
Yıldıray Oğur
Son Olayları Nasıl Değerlendiriyorsunuz
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden eve nakliyat Gaziosmanpasa Evden eve nakliyat Eyüp Evden eve nakliyat Sultangazi Evden eve nakliyat Bayrampasa Evden eve nakliyat Günesli Evden eve nakliyat Sirinevler Evden eve nakliyat Yenibosna Evden eve nakliyat Küçükçekmece Evden eve nakliyat Basaksehir Evden eve nakliyat