Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
Gerçek mü`minler şu kimselerdir ki; Allah hatırlatıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine O`nun ayetleri okunduğu zaman imanları güçlenir ve daima Rablerine güvenirler. Onlar namazı hakkını vererek kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan cömertçe sarf ederler. Enfal 2-3
* Nedir bu terbiyesizlerden çektiğimiz? * Bizdeki solcular nankördür; ağlayıp sızlarlar, arkadan hançerlerler! * ‘Savaş kışkırtıcıları-barış kışkırtıcıları’... * Erdoğan: Afrin operasyonu başladı * İslamda Kardeşlik Ruhu * Kur’an Talebesi Müritliği * Sağırdırlar, Dilsizdirler, A’madırlar... * Müslüman bir Devlet Hangi Gerekçelerle Savaş ilan edebilir? (Video) * Azerbaycan'ın bağımsızlığına giden yol: Kanlı Ocak * ABD’nin yeni PKK planı ne?

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

GIDA AMBARI

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

STAR

YENİ AKİT

YENİ ŞAFAK

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

İRİP RADYO

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

ÇAĞRI TV

HİLAL TV

KANAL A

TGRT HABER

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 26200
Toplam 411352451
En Fazla 606285
Ortalama 154527
Üye Sayısı 127
Bugün Üye Olan 0

Kudüs Davası ve İslâm’ın Bedevî Problemi

Müslümanların İsrail ve ABD Devlet Başkanı Donald Trump’a öfke kustuğu, Malezya Savunma Bakanı’nın “Ordumuz Kudüs için daima hazır” açıklamasını yaptığı bir süreçte; Türkiye, İslâm İşbirliği Teşkilatı’nı toplayıp Filistin’e ve Kudüs’e yönelik somut kararlar almaya çalışırken Bahreyn’in bu tutumu ve bunun Suudi Arabistan ile
2018-01-21 - 18:17

Kudüs Davası ve İslâm’ın Bedevî Problemi

 

 

Filistinli Arap Müslümanlar, yüz yıldır siyonizme karşı dururken çevrelerindeki ülkelerin “Arap” olarak bilinen kesimlerinin ihanetiyle yüz yüze kalmışlardır. Bunların en bariz örneklerinden biri, Kudüs’ün ABD tarafından İsrail için başkent ilan edildiği günlerde, bir Bahreyn heyetinin “This is Bahreyn (Bu Bahreyn’dir)” adı altında “hoşgörü ve barış adına” İsrail’e gitmesidir.

Müslümanların İsrail ve ABD Devlet Başkanı Donald Trump’a öfke kustuğu, Malezya Savunma Bakanı’nın “Ordumuz Kudüs için daima hazır” açıklamasını yaptığı bir süreçte; Türkiye, İslâm İşbirliği Teşkilatı’nı toplayıp Filistin’e ve Kudüs’e yönelik somut kararlar almaya çalışırken Bahreyn’in bu tutumu ve bunun Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’ne uzanan yönü, İslam’ın Bedevî problemi üzerinde durmayı zorunlu kılmaktadır.

“Bedevî”, şehirli bir toplum olan Araplardan farklı olarak “çöl Arabı” diye adlandırılır. Kur’an-ı Kerim’de kendilerinden A’rab diye söz edilir: “Bedevîler ‘İman ettik’ dediler. De ki: ‘İman etmediniz. (Öyle ise, ‘iman ettik’ demeyin.) Fakat boyun eğdik’ deyin. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir (Hucurât 14).”

Ayetten anlaşılacağı üzere Bedevî problemi, Hz. Peygamber (S.A.V.) döneminde, İslâm’a teslim olma boyutunda kalmıştır.

Bu problem, Hz. Ebû Bekir (ra) döneminin başında “irtidat” diye adlandırılan dinden dönme boyutuna ulaşmış; Hz. Ali (ra)’nin halifeliği döneminde karşımızda Necid Çölü merkezli bir Haricilik olarak tezahür etmiştir.

Emeviler devrinde “devletin gücünün hissettirilip istikrarının sağlanması için” “vicdandan yoksun” bir asayiş gücü olarak görev yapan Bedevîler, Abbasîler devrinde kitleler hâlinde İsmailîliğe intisap ederek Bahreyn merkezli Karamatîlik olarak (ki Bahreyn Kralı’nın Karamatî kökenli olduğuna dair iddialar vardır) İslâm dünyasını kasıp kavurmuştur.

Bugün Kudüs’ten bahsedilmektedir, oysa Bahreyn merkezli Bedevî Karamatîler, bir zamanlar Kâbe-i Şerif’e hücum etmişler; Hacerü’l-Esved’i alıp çöllerine götürmüşlerdir. Müslümanlar, yıllarca Hacerü’l-Esved olmadan haclarını yaparken Hac yollarını da kapatan Karamatîler, Hac için yola çıkmış Müslümanlardan erkek olanları öldürmüş, kadınları ise cariye yapmak üzere esir diye kaçırmışlardır.

İslâm dünyasını derinden sarsan bu acı sürecin ardından Bedevîler, Haçlıların İslâm dünyasını işgalleri sırasında da Haçlılarla ittifak edip onlara yol göstermiş, Müslümanlara karşı Haçlıların yanında yer almışlardır.

Kudüs’ün fethi için ortam hazırlayan Nûreddin Mahmud Zengî, Bedevî problemine el atmış; ilk hâkimiyet alanı olan Şam bölgesinde Hacılara saldırmamaları, soygun yapmamaları ve Haçlılara haber göndermemeleri için onlara iktalar vermiş, buğday ihtiyaçlarını karşılayıp geçim olanakları sunmuştur. Ancak Şam merkezli alınan bu önlem, Arap yarımadasının tümüne yayılmış olan Bedevîlerin Haçlılarla ilişkilerini kesmeleri ve Nûreddin Mahmud’un devletine katkıda bulunmaları için yeterli olmamıştır.

Nûreddin Mahmud Zengî’den sonra Kudüs Fatihi Selâhaddîn Eyyûbî döneminde de Bedevîler en büyük problemlerden birini teşkil etmeye devam etmişlerdir. Selâhaddîn Eyyûbî ve amcası Şîrkûh’un Mısır’a gizlice girmek için düzenledikleri II. Mısır Seferi, Bedevîlerin Haçlılara haber vermesi yüzünden Haçlılar tarafından bozguna uğratılmış; Selâhaddîn Eyyûbî ve Şîrkûh, yanlarında bulunan Türk ve Türkmen askerlerle birlikte kahramanca direnmeleri sayesinde ordunun imha olmasını önlemişlerdir. Selâhaddîn Eyyûbî, Mısır’a hâkim olduktan sonra bir kısım Bedevî’yi iktalar vererek safına çektiyse de Bedevî problemini aşamamıştır.

Fakih İsa el-Hakkarî, Nûreddin Mahmud günlerinin en önemli âlimlerinden ve aynı zamanda en iyi askerlerinden biriydi. Selâhaddîn Eyyûbî’nin amcası Şirkûh’tan sonra vezir olmasında en büyük pay ona aitti. Selâhaddîn Eyyûbî’nin hem dostu hem danışmanı aynı zamanda kardeşi Zahiruddin el-Hakkarî ile birlikte en önemli emirlerden biriydi. “Mücahid âlimler”indendi; asker gibi kuşanıp ulema sarığını başına koymasıyla ulema kesiminin simgesi hâline gelmiştir.

Selâhaddîn Eyyûbî, Hicrî 573’te 20 bin kişilik bir orduyla Mısır’dan Haçlı istilası altındaki Filistin topraklarına yönelmiş ama Haçlılar tarafından tuzağa düşürülmüştür. Saldırıda henüz çocuk yaştaki oğlu veya yeğeni Takıyuddin Ömer’in oğlu Ahmed katledilmiş; İslâm dünyasının sevilen şahsiyetlerinden, büyük kadı, fakih adam İsa el-Hakkâri ve kardeşi büyük mücahid Zahiruddin el-Hakkarî de çöllerde kaybolmuşlardır. İsa el-Hakkâri ve kardeşi Zahiruddin kayboldukları çölde yollarını bulabilmek için Bedevîlerden kılavuz bulup yardımcı olmalarını istemiş ancak Haçlılarla işbirliğini devam ettiren Bedevîler Selâhaddîn Eyyûbî’nin en iyi adamlarını birkaç kuruş karşılığında Haçlılara satmışlardır. Haçlılar, savaşla elde edemediklerini Bedevîlerin yardımıyla elde etmişler; Selâhaddîn Eyyûbî’nin amca yadigârı, kara gün dostu, büyük yol göstericisi Fakih, düşmanın eline geçmiştir. Bu vaka, Selâhaddîn’in yaşamı boyunca aldığı en ağır darbedir.

Bedevîlerin yaptığı tüm ihanetlere rağmen Selâhaddîn Eyyûbî Bedevîlerle uğraşarak zaman kaybetmemiş; Haçlılarla mücadelesine devam ederek Bedevîlerin yola gelmesini beklemiştir. Fakih İsa, yıllarca esir kaldıktan sonra ancak 60 bin dinar ödenerek serbest bırakılmıştır. Selâhaddîn’in kendisi de bu vakada öylesine büyük bir tehlike atlatmıştır ki kardeşi Turanşah’a gönderdiği mektupta “Ant olsun ki defalarca ölümle burun buruna geldik fakat Allah, sadece olmasını istediği bir iş için kurtardı” demiştir.

Selâhaddîn Eyyûbî Hicrî 575’te Şam bölgesinde iken Bedevîler, Selâhaddîn’den buğday talebinde bulunmuştur. Ancak elde yeteri kadar buğday olmamasına rağmen bu durumu Bedevîlere söylememiştir çünkü Bedevîler buğday olmadığını duysa ve elleri boş dönseler hem yağma yapmaya başlayacaklar, kargaşa çıkaracaklar hem de Selâhaddîn’in gıda stoklarının zayıf olduğunu Haçlılara bildireceklerdi. Selâhaddîn, başka bir çare bulmuş, kendisine yönelen tehlikenin yüzünü zeki bir hamle ile düşmana çevirmiş; Bedevîlere, “Gidin Haçlılara saldırın, onlarda buğday çok” demiştir.

Bedevîler, gruplar hâlinde Haçlı topraklarına saldırmaya başlamış, bu saldırılar Haçlıları rahatsız etmeye başlamıştır. Bedevî talancıları, profesyonel Haçlı Şövalyeleri karşısında varlık gösteremediklerinden sonuç onlar için hiç de iyi olmamıştır. Bu saldırılar sonucu Bedevîlerle Haçlıların arası açılmış, aralarında bir bakıma kan davası başlamıştır. Bu durum, Selâhaddîn’i bir nebze rahatlatsa da Bedevî problemi, Kudüs davasının önündeki engel olarak durmaya devam etmiştir.

Selâhaddîn onlara iktalar verdiği hâlde Bedevîler, korsanlık yaparak hacılara zarar vermeye ve Haçlılara haber götürmeye devam etmişlerdir. Nitekim Arap İslâm âleminin yetiştirdiği en değerli şahsiyetlerden, Selâhaddîn’in danışmanı ve kâtibi Kadı Fadıl, Hicri 576’da Selâhaddîn’in yeğeni ve Şam naibi kahraman Ferruhşah’a gönderdiği mektupta Bedevîler için “koynundaki yılan” demiştir. “Haçlılar güçlüyken Bedevîler vuran el, onların zayıf olduğu dönemde gören gözü idiler.” Haçlı askerlerine yol gösteriyorlar, Haçlı esirlerini çöllerden geçiriyorlardı. Ayrıca Haçlılar hakkında bilgi toplama görevini yapmayıp yolları korumuyorlardı. Sahte isimleri divan defterlerine kaydettirip haksız kazanç sağlıyorlardı. İktalar karşılığında Selâhaddîn’in ordusuna 5.500 at yetiştirmeleri gerekirken görevlerini yapacaklarına, arandıklarında Haçlı topraklarına kaçıyorlardı. İyilikler onları düzeltmeye yetmiyor ama “acı elmayı su ile tatlandırıp yemek gerekiyordu.” Kadı Fadıl, liderlerini tutukla, sözlerinde duruncaya kadar onları bırakma diyordu Ferruh Şah’a. Selâhaddîn, nihayet Mısır ile istila altındaki Filistin arasında yer alan Mısır’ın doğusundaki Bedevîlere tehcir uygulamak zorunda kalmış, onları o bölgeden çıkarmıştır.

Bu kadar uğraşa rağmen Bedevî problemi bitmemiş, Osmanlı döneminde de Bedevîler sorun olmaya devam etmişlerdir. Evanjelistler tarafından kullanılıp ümmetin mühim bir kesimini bir çatı altında toplayan Osmanlı’nın çökertilmesinde rol almışlardır.

Fransız İhtilali’nden etkilenip ümmetçi bir duruştan ziyade ulusçu bir mantıkla hareket eden ve Ümmete Fransız kalan kimi Osmanlı yöneticileri, Bedevîlerin günahını tüm Araplara yüklemiş; Şam’ın, Bağdat’ın Arabının iyiliğini Bedevîlerin İngiliz işbirliği ile örtmüş; sorunu ırkçılığı yaymak için araçsallaştırmıştır.

Batılılar, onlardan “yumuşak güç” olarak istifade edip toplumdan dışlananlara kucak açmışlardır. Müslümanların açığını yakalayıp çaresiz Şam, Bağdat Arabını dizginlerken Necid’in, Bahreyn’in ve Körfez’in kıyılarında bulunan Bedevî ülkelerinin krallarını Müslümanların başına efendi etmişlerdir. Onların desteğiyle “çöldeki çoban, gökdelenler dikmiştir”.

Bu durum bugün Müslümanlar için bir kıyamete dönüşmüş gibidir. Zira mesele sadece askeri ve ekonomik değildir. Bu kesim son yüzyılda Müslümanların yol göstericisi, âlimler diye öne sürülmüş; Müslümanlar, onların bitmez tükenmez atışmalarını, tartışmalarını “dini tartışma” diye görüp, ağlayıp sızlamışlardır. Ama bu arada Ümmetin gençleri onların o doyumsuz iştahına bakıp İslâm’dan soğumuştur.

Bugün birileri mezhebi şu veya bu olan topluluğun yaptıklarını öne sürerek Kudüs davasına zarar vermeye çalışmaktadır. Kudüs gençleri ellerindeki sapanla otomatik silahlara karşı koyarken Bedevîlerin ihanetini gündeme getirerek Müslümanları Kudüs davasında zayıf düşürmek istemektedir.

Müslümanlar, bu oyuna gelmeyecek; Kudüs fatihi Selâhaddîn Eyyûbî’nin yaptığı gibi Bedevîlere ve onların ihanetine rağmen onlarla değil İsrail’le mücadele edecektir. Zira Müslümanlar güçlerini Bedevîlere karşı harcadıkça Kudüs’ün esareti son bulmayacaktır. Kudüs, Bedevîlere rağmen fethedilmiştir; yine fethedilecektir.

 

 

Abdulkadir Duran/Doğru Haber


Keyword : radyo vakit - Kudüs Davası ve İslâm’ın Bedevî Problemi - doğru haber -
Bookmark and Share
 

DİĞER HABERLER

ABD’nin yeni PKK planı ne?
Türkiye, Suriye krizinin önemli bir kısmı boyunca askeri gücünü yedekte tutmayı tercih etti. 2015 yılında PKK şehirlerde ayaklanmaya dönük yeni terör
Afrin ve ötesi
Geçen sene Mart ayında yayımlanan “Suriye satrancında değişen dengeler ve ittifaklar” başlıklı yazıyı şu açık uçlu soruyla bitirmiştik: “Şimdilik bilm
Filistin Merkez Konseyi toplantısına 'İsrail'i tanımayı askıya al' tavsiyesi
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde 14 Ocak'ta yapılması beklenen Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Filistin Merkez Konseyinin toplantısında, "FKÖ'n
Kudüs Davası ve İslâm’ın Bedevî Problemi
Müslümanların İsrail ve ABD Devlet Başkanı Donald Trump’a öfke kustuğu, Malezya Savunma Bakanı’nın “Ordumuz Kudüs için daima hazır” açıklamasını yaptı
İran’ı yaralamak, Türkiye’yi sarsmak: Bir coğrafya iradesi ve bir özgürlük haritası şarttır!
İran’a, “ne kadar güçlenirsen güçlen, ne kadar yayılma haritası izlersen izle, ne kadar Şii doktriniyle sınır ötesi kitleleri harekete geçirirsen geçi
İran’da ‘Sahipsiz’ Protestolar ve Kronik Sorunlar
İran’da 2017 yılının son günlerinde Meşhed merkezli başlayan toplumsal hareketlenme, birkaç gün içerisinde ülke geneline yayıldı ve İranlılar 2018’e g
İran’da kimin gölgesi ‘GEZİ’yor?
Sahneler farklı olsa da akış şöyleydi... Suriye’de krizin sona yaklaşması, Barzani referandumu, Küre Koalisyonu, Katar darbesi/krizi, MBS rumuzlu vel
Bir Savaş Silahı Olarak Açlık
Bugün dünyanın farklı bölgelerinde var olan ve her geçen gün biraz daha kötüye giden krizlerin başını “savaşlar” ve “yoksulluk” çekmektedir. Bu iki ol
Evanjelizm, Ortadoğu ve Türkiye
Evanjelizm genel anlamıyla İncil’i vaaz etme veya İncil’i yayma anlamında kullanılır. Gaye ve amaçları Hz. İsa’nın mesajlarını insanlara ulaştırma ve
Filistinli kadınlar
Mavi kartları olmadığı için Kudüs’e giremeyen eşlerinin yerine, kadınlar dağlardan aşarak şehre inip mahsullerini satmaya çalışıyor. Ailelerin ayakta
1 -


Abdullah Yıldız

“Başka Kur’ân Getir” Diyenler

16/01/2018 - 13:21

Abdullah Yıldız
Abdurrahman Dilipak
Abdülaziz Kıranşal
Ahmed Kalkan
Ahmet Kekeç
Ahmet Varol
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Kaçar
Ardan Zentürk
Ali Karahasanoğlu
Atasoy Müftüoğlu
Cihan Aktaş
Coşkun Uzun
Fatma Tuncer
Hamza Er
Hayrettin Karaman
Halime Kökçe
Hamza Türkmen
Hamdi Akan
Hikmet Ertürk
Hüseyin Gülerce
Hüseyin Bülbül
Hüseyin Alan
Ibrahim Karagül
Ismail Kılıçarslan
Kemal Öztürk
Kenan Alpay
Kemal Songür
Mehtap Yılmaz
Mehmet Durmuş
Merve Şebnem Oruç
Mustafa Çelik
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Armağan
Mustafa Bozacı
Nedret Ersanel
Osman Atalay
Ramazan Kayan
Sevtap Mendi
Selahaddin E. Çakırgil
Süleyman Seyfi Öğün
Sükrü Hüseyinoğlu
Tülay Demircan Koyuncu
Yakup Döğer
Yavuz Bahadıroğlu
Yıldıray Oğur
Yiğit Bulut
Türkiye'de Boşanma Sebebleri nelerdir?
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden eve nakliyat Gaziosmanpasa Evden eve nakliyat Eyüp Evden eve nakliyat Sultangazi Evden eve nakliyat Bayrampasa Evden eve nakliyat Günesli Evden eve nakliyat Sirinevler Evden eve nakliyat Yenibosna Evden eve nakliyat Küçükçekmece Evden eve nakliyat Basaksehir Evden eve nakliyat