Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
Gerçek mü`minler şu kimselerdir ki; Allah hatırlatıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine O`nun ayetleri okunduğu zaman imanları güçlenir ve daima Rablerine güvenirler. Onlar namazı hakkını vererek kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan cömertçe sarf ederler. Enfal 2-3
* Ümmetin İslam İşbirliği Teşkilatına çağrısı * Modern Köleler Topluluğu: Cemaatler * Putperest Müminler * 'Hiçbir günah, Allah’ın rahmetinden büyük değildir' * İntifada nedir, ilk intifada ne zaman oldu? * Hz. Âdem, Yaratılan ilk insan mıdır? * 'İslam dünyası yeniden dizayn edilmek isteniyor' * Kudüs, Türkiye ve Mısır’ı yakınlaştırır mı? * Çipras'tan Batı Trakya'da müftü sorununa çözüm önerisi * Postalların yere basma zamanı...

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

GIDA AMBARI

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

STAR

YENİ AKİT

YENİ ŞAFAK

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

İRİP RADYO

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

ÇAĞRI TV

HİLAL TV

KANAL A

TGRT HABER

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 64915
Toplam 405045303
En Fazla 606285
Ortalama 154185
Üye Sayısı 127
Bugün Üye Olan 0

Halk Değişse de Hak Yerini Korur

Soru: 1- Kur’an Nisâ Sûresi 101. Âyetteki “namazı kısaltma” tabiri ister harp esnasında isterse hazerde olsun “rekât” adedi mi yoksa” kıraat” süresi ile mi alâkalıdır? Çünkü “kısaltma” fiili vakit, mesafe, boy ve ömür benzeri sıfatlar için kullanılır. “azaltma” ise sayı, ağırlık, muhabbet, sıvı ve alan gibi sıfatlar için kullanılır. Cevap: 1- Bir sözün neyi kastettiği
2017-12-17 - 16:42

Halk Değişse de Hak Yerini Korur

 

 

Soru: 1- Kur’an Nisâ Sûresi 101. Âyetteki “namazı kısaltma” tabiri ister harp esnasında isterse hazerde olsun “rekât” adedi mi yoksa” kıraat” süresi ile mi alâkalıdır? Çünkü “kısaltma” fiili vakit, mesafe, boy ve ömür benzeri sıfatlar için kullanılır. “azaltma” ise sayı, ağırlık, muhabbet, sıvı ve alan gibi sıfatlar için kullanılır.

Cevap: 1- Bir sözün neyi kastettiği sözün bütününün ortaya koyduğu ortamla doğru anlaşılır. Bahsetmiş olduğunuz ayettin hayata geçirileceği yer normal vatan toprakları değildir.  Nebi ordusu ile birlikte savaşa çıktığı zaman; ayet şöyle başlıyor:

“Yeryüzünde sefere çıktığınızda kâfirlerin size fenalık yapmasından korkarsanız; namazı kısaltmanızda size günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.”

Ayetin açık ifadesi ile savaşa giderken ilerlediğiniz yer düşman toprakları veya düşmana yaklaştığınız bir coğrafyada, düşmanlarınızın size saldırma korkusu varsa; işte orada namazı kısaltmanızda size günah yoktur. Yani kısaltabilirsiniz denilmektedir. Kısaltma şartı düşmanların aniden saldırma korkusudur. Bunun illeti budur. İllet bu olduğuna göre burada önemli olan zaman kavramıdır. Savaş ortamında saniyelerin bile önemi vardır. Bir saniye önce kılıcını çeken hamlesini yaparak düşmanını yene bilirken; düşmanının karşısında bir saniye daha fazla sabreden de zaferi kazanır. Burada kastedilen zamanla alakalıdır. Ancak zamanı etkileyen ise hem kıraat hem de rekât olayıdır. Bu nedenle kısaltma hem rekât olarak hem de kıraat olarak yapılacağı ayetin devamında anlatılan sebepten çıkarılmaktadır:

“Sen onların aralarında bulunup da onlara namaz kıldırdığında, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında diğer bir kısmı arkanızda beklesin. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan siz gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Eğer size yağmur gibi bir eziyet erişir veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir vebal yoktur. Bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın. Kuşkusuz Allah kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.”                    Nebi (as) cemaatle namaz kıldırmak isterse yani ortam müsait ise, bir gurp onunla namaza duracak, diğer gurup silahlanmış olarak arkalarında bekleyecekler. “Onlar secdeye varınca” ne demek? Kıyamdan secdeye varınca onlar kalkıp düşmana karşı duracak diğerleri gelip ikinci rekâtı kılacaklar. Böyle bir ortamda Allah’ın elçisi hatim mi indirecek? Çocuk ağlıyor diye Medine mescidinde felak ve naas sureleri ile sabah namazını kıldıran Nebi, AllahTealanın kısaltın dediği yerde ne yapması gerektiğini bilmeyecek biri mi ki, rekâtı kısaltıp kıraati uzatsın! Kısaltmanın hem rekât hem de kıraat olarak yapıldığına bir başka delil de, diğer ayettin delaletidir:

“O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yanlarınız üzerinde hep Allah’ı zikredin. Korkudan kurtulduğunuzda namazı tam kılın. Çünkü namaz müminlere belirli vakitlerde yazılı bir farzdır.” (Nisa 4/101-103)

Namazı kısaltmak için Kur’an’ın ortaya koyduğu illet yolculuk değil düşman korkusu/ can korkusudur. Bu illetin olmadığı ortamda namazın kısaltılması söz konusu edilemez. Nebinin her seferi savaş içindi. Bu nedenle seferlerinde namazı kısaltmıştır. Bu gün ise 90 km yere giden herkes seferi olma adıyla bu işe kalkışıyor. Ayetin namazı kısaltmak için verdiği mesajla hiçbir benzerliği yoktur. İlgili ayetleri dikkatle okuduğumuzda bu durum görülecektir.

Soru: 2- Esbabı Nüzul’ü Kur’an’ın içindeki ayetlerde mi aramalı yoksa bunun yanında hadis, siyer ve tarihten de faydanılmalı mıdır?

Cevap: 2-Baştan şunu bilmekte yarar var; her ayetin bir nüzul sebebi yoktur. Ayrıca her ayeti anlamak için nüzul sebebini bilmeye de ihtiyaç yoktur. Bir de nüzul sebebi ayeti tahsis etmez. Sebep hususi olsa da ayetin hükmü umumidir. Ancak bir sıkıntı varsa ulaşabildiğimiz her yoldan istifade etmeye çalışırız. Bu konuda dikkat edilmesi gereken şey haberi aldığımız kaynakların durumudur. İsrailiyat kaynaklı, batınî kaynaklı haberlerden uzak durmamız gerekir. İşin en doğru tarafı Kur’an’ı Kur’an ile anlamaya çalışmaktır. Kitaba bütüncül bakmak birçok müşkülümüzü çözecektir.

Soru: 3- İlk nazil olan ayetler Alak Suaresi mi Fatiha Suaresi mi münakaşası yerine “Ayetlerin bütünü” olan Kitabın ele alınması daha doğru değil midir?

Cevap: 3- Bizim bildiğimiz ayet olarak ilk gelen ayetler Alâk suresinin ilk beş ayetidir. Tam sure olarak ilk gelen sure ise Fatiha suresidir. Kur’an’ın iki kapağı arasında olan sure ve ayetlerin önce ve sonra olmasının mesaj olarak, hüküm olarak bir farkı yoktur. Gönderen belli, gönderilen belli ve kendisine gönderilenler de bellidir. Önemli olan okuyup anlayıp yaşamaktır. İnsanoğlunun en büyük kusuru, nerede duracağını bilmemesi ve üzerine lazım olmayan işlerle uğraşmasıdır. Hal bu ki bilmemiz gerekeni bilmek; yapmamız gerekeni yapmak, uzak durmamız istenen şeylerden de uzak durmak bizim işimiz olmalıdır. Bu gibi durumlarda kendimize şu soruyu sormalıyız: Allah Teâlâ bize bunu soracak mı? Soracaksa en ince ayrıntısına kadar öğrenmeye çalışmalıyız. Sormayacaksa cevap, o zaman işimize bakmalıyız. Bu işlere de meraklıları baksın der geçeriz.

Soru: 4- Son zamanlarda Müslüman ahaliyi arzda azaltmak için ekseriyetle onların  bulunduğu memleketlerdeki katliamlar birbirine düşman etme hareketleri kimse uyanmasın diye İslam ve Kapitalizmin harbi midir?

Cevap: 4-Sovyetlerin yıkılıp soğuk savaş döneminin sona ermesiyle dünya tek kutuplu bir döneme girince, tek kutuplu dünyayı yönetmenin imkânının zorluğu ortaya çıkmıştı. İnsanları gösterilen istikamette harekete geçirmek için onlara hedef gösterilecek bir düşman gerekiyordu. İşte bu yenidünyanın düşman konsepti İslam ve dolayısı ile Müslümanlar olarak seçildi. Onu da kendi arasında ılımlı ve radikal diye ikiye ayırarak onların da bir kısmını kendi taraflarına çekmeye muvaffak oldular. Radikalleri ise terörle aynı kefeye koyarak insanlık için nihai düşman olarak göstermeye çalışıyorlar. Dünyada nereyi işgal etmek istiyorlarsa oraya sürdükleri kiralık militanları ile terör eylemleri yaptırıyorlar. Sonrada teröre müdahale etmek bahanesi ile gelip orayı istedikleri kıvama sokuyorlar. Bunu fırsat bilen batılı vampirler de üçüncü dünya ülkelerini yeniden sömürgeleştirmek için buna karşı koyma olasılığı olan Müslümanları, yardım ettikleri gayri Müslim azınlıklar ile bertaraf etmeye çalışıyorlar. İşte dünyanın dört bir yanındaki Müslüman kıyımının ana sebebi budur. Bunun yanında enerji yataklarının paylaşım kavgasını da unutmamak gerekir.

Soru: 5-İbadet cihetinde hataları ortaya çıkmasına rağmen memleketimiz de dâhil dünyada tarikatlara meyletmesi İslam’ı yaşama isteği mi yoksa menfaat midir?

Cevap: 5-Bu gibi olaylarda sebebi bire indirmek pek isabetli olmayabilir. Ancak esas sebep hem yerel unsurların hem de küresel güçlerin kullanabileceği en verimli bir alan oluşudur. Bu kulvarda düşünmenin, akletmenin, sorgulamanın, Kur’an’ı anlamak için okumanın yeri olmadığı için; hamasi duygular ile insanları yönlendirmek çok kolaydır. İnsanları ikna için efendinin gördüğü bir rüya, göstereceği bir “keramet”, taraftarlarına yapacağı bir işaret yeterde artar bile. Siyasilerin arka bahçe olarak gördükleri; küresel güçlerin hini hacette radikal guruplara karşı kullanacakları bir potansiyel oluşları hem yurtta hem de dünya ölçeğinde bu gurupların önünü açmıştır. Geçmiş yılların siyasetçilerinden Eyüp Âşık’a ABD seyahatlerinden birinde beyaz saray yetkilileri şöyle bir soru sorar: “Türkiye de radikalizm gelişiyor, bunlara karşı ne tedbir alıyorsunuz?” Eyüp Bey kendisinden emin bir eda ile şu cevabı verir: “Hiç önemli değil istedikleri kadar büyüsünler güçlensinler. Yaramazlık yapacak olurlarsa biz de gelenekçileri örgütler üzerlerine salarız.” Zannederim konu anlaşılmıştır. Kırk yıldır iç ve dış karanlık güçlerce beslenip büyütülen FETÖ bu ülke ve dünya için iyi bir örnek oldu. Başka söze gerek olmadığını düşünüyorum!.. Meyhaneden kışlaya kadar her kurumun içine nasıl sızdıklarını bilmeyen kalmadı. Dün gösterdikleri masum yüzün ardındaki vampir dişlerini gösterince çirkin yüzü ortaya çıktı. İşte bu saha her türlü fitnenin gizleneceği bir paravan olduğu herkes tarafından anlaşıldı. Sadece FETÖ nün sadık kulları hariç.

Soru: 6- Osman (ra) Ömer(ra) ve Ali (ra) katleden neslin devamının hâlâ Müslümanların içinde bulunup da Müslümanları katletmesi neyle izah edilir?

Cevap: 6-“Ağacın kurdu kendi içinden çıkarmış” sözü bir deyim olarak sanırım konuyu açıklamakta bize yardımcı olacaktır. Dünyada münafığı olmayan bir toplum, fikir, düşünce, din yoktur. Olması da mümkün değildir. Olmasaydı saadet asrı diye isimlendirilen Nebinin/ Elçinin yaşadığı dönemde /toplumda olmazdı. Onların içinde bile münafıkların varlığını bizzat Allah Teâlâ deşifre etmiştir. Kur’an da Münafık un suresi diye bir sure tahsis edilmiştir. Hal böyle olunca diğer toplumlarda hâkim zümreye karşı açıktan iş göremeyen bu guruplar, “saman altından su yürüterek”  kapalı devre iş görmeye devam edeceklerdir. Bu zihniyetin doğası budur. Zamanın değişmesiyle niteliği değişmez belki yöntemleri değişir, kullandıkları araçları değişir. Ama amaçları asla değişmez. Ortamını buldukça fitne ateşini yakmaya gayret ederler. Bakın Allah onların vasıflarını nasıl özetliyor:

“Onlardan çoğunu, günah işlemede, düşmanlıkta ve haram yemede yarış ederken görürsün. Bu yaptıkları şeyler ne kötüdür!”

“Gerçek dindarların ve din bilginlerinin, onları günah olan bir söz söylemekten ve haram yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yaptıkları şey ne kötüdür!”

“Yahudiler, «Allah’ın eli çok sıkıdır» dediler. Söyledikleri söz sebebiyle onların elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Aksine Allah’ın elleri açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü azdırıyor. Biz, onların aralarına tâ kıyamete kadar düşmanlık ve kin atmışızdır. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez.”

“Eğer kitap ehli iman etmiş ve layıkıyla korunmuş olsalardı, onların kötülüklerini örter, nimeti bol olan cennetlere koyardık.” (Maide 5/62-65)

Şimdi bu ayetler İslam’ın hükümran olduğu dönemde bulunan bu zümrenin resmini önümüze koymaktadır. Yaşadığımız bu günün şartlarında aynı şeyler ile karşılaşmamız, İnsanın fıtratında eşyanın tabiatında bir değişikliğin olmadığının ispatıdır. Küfür aynı küfür İslam aynı İslam, insan aynı insandır. Eşya her zaman fıtratının gereğini yapacaktır. Şeytan şeytanlığını, melek melekliğini, insan insanlığını, Mümin müminliğini, kâfir ve münafık da küfür ve nifakını ortaya koyacaktır. İblisin soyu nasıl devam ediyorsa; Ebu Cehiller de Ebu Bekirler de her zaman ve zeminde varlıklarını sürdüreceklerdir.

Yükün ağır tarafı işin farkında olanların omuzlarına basmaktadır. Rabbimizin ehli kitabı kınadığı gibi, bizleri de kınamaması için doğru bir anlayışı sahih bir imanı, Salih bir ameli yaymak için çalışmamız gerekmektedir. Rabbimiz bize geçmişlerin muhasebesine dalanları gaflet uykusundan uyandırmak için:

“Onlar birer ümmetti gelip geçtiler. Onların yaptığı onlara, sizin yaptıklarınız da sizedir” buyuruyor. Bu nedenle bizim ilgileneceğimiz şey bizden sorulacak olan sorulara çalışmak olmalıdır. Allah Elçisine bile işi dağıtmadan onun bunun sözüne kulak vermeden ne yapması gerektiği ile ilgili şöyle buyuruyor:

“Öyleyse sen, sana vahyedilen Kur’an’a sarıl. Şüphesiz ki sen doğru bir yol üzerindesin.” Doğrusu o Kur’an, senin için de, kavmin için de bir öğüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.” (Zuhruf 43/43-44)

Böylece dersimize çalışacağımız kitap beli olmuştur. Sınıfta kalmamak için kolları sıvayıp çalışmak boynumuzun borcudur. Sorumluluk bilincini yüklenenlere selam olsun diyoruz!..

 

 

Muharrem Şener/ İzmir

iktibas


Keyword : radyo vakit - muharrem şener - iktibas -
Bookmark and Share
 

DİĞER HABERLER

Kudüs, İslam dünyası ve İstanbul zirvesi
ABD Başkanı Trump’ın 6 Aralık’ta Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan ve ABD büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasını öngören kararı imzalaması, düny
Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi Kimdir?
Haçlı Seferleri’ne karşı direnen büyük komutan 1138 yılında Tikrit’te doğdu. Babası Necmeddin Eyyub, Selçuklu emiri İmadeddin Zengi’nin hizmetinde idi
Kudüs için ne yapmalıyız?
Balfour Deklarasyonu, Lloyd George’un başbakanlığındaki İngiliz savaş kabinesinde dışişleri bakanı olan Althur Balfour’un girişimiyle başlatılan ve so
Mekke’li “ Müslüman (!) Müşrikler (!)
3/67 de. İbrahim, ne bir “Yahudi”, ne de “Hıristiyan” idi, ama kendini Allah’a teslim ederek her türlü batıldan yüz çevirmiş biriydi ve O’ndan başka b
“Ilımlı İslam”/ “Şeytan’ın ‘Sağ’dan Yaklaşımı”nın Değişik Versiyonları
Türkiye’nin “Militarist Cumhuriyet”ten“Demokratik Cumhuriyet”e dönüşüm sürecinde bir hayli gündem yaptığımız “Ilımlı İslam” adı verilen sapkın kavramı
Kudüs nasıl kurtulur?
ural 1 Bir mücadele, hasım güçlü olduğu için değil, sen zayıf olduğun için kaybedilir. Güçlü bir devlet, güçlü bir millet, güçlü bir birey olmak zo
Kudüs planını yapanlara bak!
Gizli yürütüldüğü için görüşmelerin ve kararların gerçeğini öğrenmek zor olmakla beraber yerli ve yabancı medyaya sızan haberlere göre Filistin halkın
Halk Değişse de Hak Yerini Korur
Soru: 1- Kur’an Nisâ Sûresi 101. Âyetteki “namazı kısaltma” tabiri ister harp esnasında isterse hazerde olsun “rekât” adedi mi yoksa” kıraat” süresi i
Kosova-Türkiye ilişkilerini yeniden kurgulamalıyız
Kosova Cumhuriyeti, 2008 yılında kurulan genç bir ülke olmasına rağmen hâlâ kendi ayakları üzerinde tek başına durabilecek güce sahip değil. 1997-99
Korku ekseni...
Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’nin beklenti ve itirazlarını anlasa bile kabul edemez. Bu yüzden eldeki tüm imkânlarla, daha doğrusu ‘elde kalanl
1 -


Abdullah Yıldız

“Dostlarıyla Uğraşanlar Düşmanlarıyla Savaşamazlar”

12/12/2017 - 12:12

Abdullah Yıldız
Abdurrahman Dilipak
Abdülaziz Kıranşal
Ahmed Kalkan
Ahmet Kekeç
Ahmet Varol
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Kaçar
Ardan Zentürk
Ali Karahasanoğlu
Atasoy Müftüoğlu
Cihan Aktaş
Coşkun Uzun
Fatma Tuncer
Hamza Er
Hayrettin Karaman
Halime Kökçe
Hamza Türkmen
Hamdi Akan
Hikmet Ertürk
Hüseyin Gülerce
Hüseyin Bülbül
Hüseyin Alan
Ibrahim Karagül
Ismail Kılıçarslan
Kemal Öztürk
Kenan Alpay
Kemal Songür
Mehtap Yılmaz
Mehmet Durmuş
Merve Şebnem Oruç
Mustafa Çelik
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Armağan
Mustafa Bozacı
Nedret Ersanel
Osman Atalay
Ramazan Kayan
Sevtap Mendi
Selahaddin E. Çakırgil
Süleyman Seyfi Öğün
Sükrü Hüseyinoğlu
Tülay Demircan Koyuncu
Yakup Döğer
Yavuz Bahadıroğlu
Yıldıray Oğur
Yiğit Bulut
Türkiye'de Boşanma Sebebleri nelerdir?
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden eve nakliyat Gaziosmanpasa Evden eve nakliyat Eyüp Evden eve nakliyat Sultangazi Evden eve nakliyat Bayrampasa Evden eve nakliyat Günesli Evden eve nakliyat Sirinevler Evden eve nakliyat Yenibosna Evden eve nakliyat Küçükçekmece Evden eve nakliyat Basaksehir Evden eve nakliyat