Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
Gerçek mü`minler şu kimselerdir ki; Allah hatırlatıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine O`nun ayetleri okunduğu zaman imanları güçlenir ve daima Rablerine güvenirler. Onlar namazı hakkını vererek kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan cömertçe sarf ederler. Enfal 2-3
* Sufi inancında “Nur-i Muhammedi” ihtiyacı * BM’nin tek işlevi İsrail’e destek olmak mı? * Salih'in öldürülmesi ve Yemen'de değişen dengeler * Kudüs, Batı Şeria ve Gazze şehitlerini uğurladı * ABD’nin yeni ulusal güvenlik stratejisi: Ortalık iyice karışacak * Veda Hutbesi ve insan hakları (2) * Ümmetin İslam İşbirliği Teşkilatına çağrısı * Modern Köleler Topluluğu: Cemaatler * Putperest Müminler * 'Hiçbir günah, Allah’ın rahmetinden büyük değildir'

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

GIDA AMBARI

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

STAR

YENİ AKİT

YENİ ŞAFAK

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

İRİP RADYO

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

ÇAĞRI TV

HİLAL TV

KANAL A

TGRT HABER

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 154315
Toplam 405467028
En Fazla 606285
Ortalama 154287
Üye Sayısı 127
Bugün Üye Olan 0

Kur'an'da İnsanın 10 Zayıf noktası

Allah insanın fıtratına fücur ve takva (Şems, 8) tohumlarını ekmiş, takva ile yücelme fücur ile alçalma özgürlüğünü vererek yolun başına koymuştur.Kur’an insanı nefsin ayartmalarından korumak, onu hayra ve takvaya yönlendirmek için insan psikolojisinin zaaf
2017-12-18 - 19:02

KUR’ÂN’DA İNSANIN 10 ZAYIF NOKTASI

 

 

Haydar öztürk/ İktibas Dergisi Eylül 2017/465

Allah insanın fıtratına fücur ve takva (Şems, 8) tohumlarını ekmiş, takva ile yücelme fücur ile alçalma özgürlüğünü vererek yolun başına koymuştur. Kur’an insanı nefsin ayartmalarından korumak, onu hayra ve takvaya yönlendirmek için insan psikolojisinin zaaf noktalarına işaret etmiştir.

1- İnsanın Çok Zalim ve Cahil Olması

İnsandaki temel zaaflardan biri zulüm ve cehalettir. Zulüm kelime olarak bir şeyi ait olduğu yerin dışında bir yere koymak, azgınlık, gadr, karanlık, azap ve eza anlamlarına gelir. Istılah olarak manası ise, hak yemek, eziyet, işkence ve baskı kullanmak, adaletsizlik yapmak, haddi aşmak söz ve fiilde aşırı gitmektir.

Cehalet ise bilgisizlik, iş bilmemek, tecrübesizlik, ilim ve irfandan haberdar olmama gibi anlamlara gelir.

“Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar, bunu yüklenmek­ten çekindiler, (sorumluluktan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o, çok zalim (ve) çok cahildir.” (Ahzab, 72)

Ayette geçen “emanet” insanın Rabbine karşı sorumluluğunu yerine getirmeyi ifade eder. İnsan bu emaneti “akıl” ve bunu kullanma kabiliyeti olan “irade” melekesiyle yerine getirecektir. Sadece insana verilen bu emanet, onu diğer varlıklardan ayırır. İnsanın dünya hayatında imtihana tabi tutulması da, bu emanet sebebiyledir.

“Biz bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik Allah korkusundan onu baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri düşünsünler diye insanlara veriyoruz.” ( Haşr, 21) ayetindeki temsilde bunu anlatır.

İnsanın Allah’a karşı işlediği zulüm şirk, insanın kendisine ve insanlara karşı işledikleri zulümler ise günahtır.

Kur’an’da zulüm çeşitlerinin en büyükleri olarak şunlar sıralanır: Şirk (31/13), Allah’ın mescitlerinde O’nun adının anılmasına engel olmak (2/114), Allah’ın bildirdikleri gizlemek ve O’nun adına yalan söylemek (2/144, 7/38, 10/17), Allah’ın ayetlerini yalanlamak ve ayetlerin başkalarına ulaşmasına engel olmak (6/157, 10/17, 18/57), Allah’ın ayetlerinden yüz çevirmek (32/22), Müslüman olduğunu iddia etmekle birlikte Allah adına yalan söylemek 61/7).

2- İnsanın Aceleci Olması

Aşağıdaki ayet acelecilik vasfının insanın fıtratında olan özelliklerden biri olduğunu gösterir.

“İnsan, aceleci (bir tabiatta) yaratılmıştır…” (Enbiya, 37)

“İnsan, hayrı istediği kadar şerri de ister. İnsan çok acelecidir!” (İsra, 11)

İnsan hayrı istediği gibi, şerri de ister ve yaptıkları ile onu davet eder. Bunun sebebi insanın pek aceleci olmasıdır. Sabır ve tahammül zor geldiği için sonra olacak şeyin vaktinden önce hemen olmasını talep eder. Bu davranış ise zaman zaman istenmeyen bir netice ile sonuçlanır.

İnsanın aceleci vasfının bir tezahürü de onun kolay elde etme iştihasında olmasıdır. Zira o ahiret saadetini, dünyada yaşamak ister. Bu sebeple insanların birçoğu ahireti bırakır da dünyaya meyleder. Ahiret mükâfatını önemsemediği gibi o acıklı azabı da düşünmez. Aceleciliğinden dolayı hayır ve şerri birbirinden ayırmadığı için akıbetini hesaba katmaz.

“Hayır! Doğrusu siz acil olan dünya hayatını seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.” (Kıyame, 20-21)

“Gerçek şu ki bunlar, çarçabuk geçmekte olanı (:dünyayı) seviyorlar. Çok ağır bir günü göz ardı ediyorlar.” (İnsan, 27)

Enes (r.a) şöyle anlatır:

“Rasulullah  son derece zayıflamış bir hastayı ziyaret etti ve: “Allah’a bir şey için dua ediyor muydun veya O’ndan bir şey istiyor muydun?» diye sordu. Hasta şöyle cevap verdi: “Evet. Allah’ım! Bana ahirette vereceğin cezayı bu dünyada hemen peşin olarak ver, diye dua ederdim.” Allah Rasulü  şöyle buyurdu: “Sübhanallah! Senin buna gücün yetmez. Şöyle dua etseydin olmaz mıydı?: Allah’ım! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru!” Bunun üzerine adam bu duayı yaptı ve şifa buldu.” (Müslim, Zikir, 23/2688; Tirmizi, Deavat, 71/3487)

Allah Rasulü diğer bir hadislerinde şöyle buyurmuştur:

“Başına bir musibet geldi diye hiçbiriniz ölümü temenni etmesin. Mutlaka böyle bir şey temenni etmek zorunda kalırsa: «Allah’ım, benim için yaşamak hayırlı olduğu sürece beni yaşat, hakkımda ölüm hayırlı olduğu zaman da beni öldür.» desin.” (Buhari, Merda, 19; Deavat, 30; Müslim, Zikir, 10, 13)

Bundan dolayı müminler, sabır ve ihtiyat ile hayra nail olmak için dua etmeli, faydalı hizmetleri yapmaya çalışıp hayra davet etmelidir. Ayet-i kerimede tavsiye buyrulduğu üzere:

“…Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından muhafaza eyle.” (Bakara, 201) diye niyazda bulunmalıdır.

Ayrıca şu ayetler de bu tiplerin diğer muhtelif özelliklerinden bahsetmektedir: “Kıyamet, 75/16-21; Enbiya, 21/24; Yunus, 10/11; İsra, 17/18-19; Şûrâ, 42/18; Ankebut, 29/29,53-54; Ra’d, 13/6; Hac, 22/47 vd.”

3- İnsanın Menfaatine Çok Düşkün Olması

İnsan nefsi, bütün menfaat ve lezzetlerin kendinde toplanmasını ister, onları başkalarıyla paylaşmak istemez.

“İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda ona sevinirler. Şayet yaptıklarından ötürü başlarına bir fenalık gelse, hemen ümitsizliğe düşüverirler.” (Rum, 36)

Ayette Allah’ın lütuf ve rahmetiyle sevinmek men edilmemiş, aksine emredilmiştir. Fakat bu sevinçten maksat, nimet vereni tanıyarak, hamd ve şükrünü idrak ederek sevinmektir. Burada ise nimet vereni hesaba katmayıp sadece nimete güvenerek şımarıp hevalarına uyan kimselerin hali açıklanmaktadır. Şu ayette nimetlere karşı şükürsüzce şımarma yerilmiştir: “…Sakın şımarma! Muhakkak ki Allah şımaranları sevmez.” (Kasas, 76) buyrulmaktadır. Böyle kimseler kulluklarını dünya menfaati üzerine kurgularlar. Kendi yaptıkları şeyler sebebiyle başlarına gelen fenalıktan derhal ümitsizliğe düşerler. Allah’ın rahmetinden ümit keserler. Çünkü teslimiyetleri Allah’a değil, fani şeyleredir. Şu ayet İnsanın menfaat yönünü tasvir eder: “İnsanlardan kimi Allah’a (şüphe ve tereddüt içinde) yalnız bir yönden kulluk eder: Kendisine bir iyilik dokunursa, buna pek memnun olur; bir de musibete uğrarsa, çehresi deği­şir (dinden yüz çevirir). O, dünyasını da, ahiretini de kaybetmiştir. İşte bu, apaçık ziyanın ta kendisidir.” (Hacc, 11)

İnsanlardan bir kısmı, nefsanin arzulardan kurtulamadığı için kendi zaviyesinden Allah’a ibadet eder; gönülden ve içten gelerek değil, belli bir maksat için gafilane bir şekilde dindarlık gösterir. Kulluğuna Allah’ın rızasından başka maksatlar koymuştur. Böyle kimselerde Allah’ı anmak dilde kalmış, kalbe yerleşmemiştir. Böyleleri kendisine bir iyilik gelirse sevinir, bir bela gelirse haktan yüz çevirir.

4- İnsanın Allah’a Karşı Pek Nankör Olması

İnsanın sahip olduğu nimetlerin kıymetini bilememe ve bunlara karşı şükür ve infakla muamele edememe zaafı vardır. Buna nankörlük denilmektedir. Nankörlüğün karşıtı şükürdür.

“Şüphesiz ki insan Rabbine karşı pek nankördür. Elbette buna kendisi de şahittir.” (Adiyat, 6-7)

İsra Suresi’nde geçen şu ayetler ise gafil insanın bu hususiyetini canlı bir şekilde anlatarak, bu tiplerin ruh hallerinin içinde bulundukları şartlara göre nasıl değişkenlik arz ettiğini şöyle ifade etmektedir:

“Denizde başınıza bir musibet geldiğinde, O’ndan başka bütün yalvardıkları­nız kaybolup gider. O sizi kurtarıp karaya çıkardığında, (yine eski halinize) döner­siniz. İnsanoğlu çok nankördür. O’nun, sizi karada yerin dibine geçirmeyeceğinden yahut başınıza taş yağdırmayacağından emin misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız. Yahut O’nun, sizi bir kez daha oraya (denize) gönderip üzerinize bir kasırga yollayarak, inkâr etmiş olmanız sebebiyle sizi boğmayacağından emin misiniz? Sonra, bundan dolayı kendinize (intikamınızı almak için) bizi arayıp soracak bir destekçi de bulamazsınız.” (İsra, 67-69)

“Fakat insan, Rabbi kendisini imtihan edip ikramda bulunduğu ve nimet verdiği zaman «Rabbim bana ikram etti.» der. Onu imtihan edip rızkını daralttığında ise «Rabbim beni tahkir etti, önemsemedi.» der.” (Fecr, 15-16)

Allah insanı sabrı nispetinde mükâfatlandırmak üzere her an imtihan etmektedir. Rızkı daraltılan, sıkıntılara uğrayan pek çok insan, bunun bir denenme olduğunu düşünmeden; “Rabbim bana hor baktı, beni küçümsedi” diye gücenir.

“…Sizi bir imtihan olarak şerle de hayırla da deneriz…” (Enbiya, 35) buyurmaktadır. İnsan hay ve şerle denenmenin bir imtihan olduğunu kavrayamazsa Rabbine karşı hasım bile kesilebilir. “(Allah) insanı bir nutfeden yarattı. Bir de bakarsın ki o, Rabbine karşı açık bir hasım kesilmiştir!” (Nahl, 4)

Ayrıca şu ayetler de bu tiplerin diğer muhtelif özelliklerinden bahsetmektedir:  “Abese, 80/17; İsra, 17/27,67,83; Sebe’, 34/15-17; Neml, 27/40; Nahl, 16/112; Enbiya, 21/94; İnsan, 76/3,24; Kaf, 50/ 24; Zümer, 39/3,49; Nuh, 71/27; Bakara, 2/276; Nur, 24/55; Fecr, 89/15-16; Yunus, 10/12; Fussilet, 41/50-51; Rum, 30/33; Hud, 11/10 vd.”

5- İnsanın Hırslı ve Cimri Olması

İnsan, istediği şeyleri elde etme hususunda hırs sahibidir. Elindeki nimetleri başkalarıyla paylaşma noktasında da cimridir.

“Hayır! Doğrusu siz, yetime ikram etmiyorsunuz; yoksulu yedirmeye birbiri­nizi teşvik etmiyorsunuz! Haram helal ayırmaksızın mirası hırsla yiyorsunuz. Malı aşırı derecede seviyorsunuz!” (Fecr, 17-20)

“Gerçekten insan, pek hırslı (ve sabırsız) yaratılmıştır. Kendisine fenalık dokunduğunda, sızlanır, feryat eder, ona imkân verildiğinde ise cimrileşir, pinti kesilir.” (Mearic, 19-21)

“Gerçekten insan dünya malına son derece düşkündür, onu çok sever.”(Adiyat, 8) Ayette dünya malı için “hayr” tabirinin kullanılmasının sebebi, insan fıtratının ona meyletmesi, çoğu insanın dünya menfaatinden dolayı onu mutlak hayır zannetmesidir ki, ayette bu zan kötülenmiştir. Yani insan, mal ve serveti mutlaka “hayır” sanarak sevdiği için cimridir, eli sıkıdır. Allah için o malın hakkını vermek, hayra sarf etmek, umumun menfaatine hizmet etmek istemez, kıskanır. Onu kazanmak hususunda çok güçlü ve hırslı olurken, sıra o malın şükrünü ödemeye gelince zayıflığını ileri sürerek nankörlük eder ve infaktan kaçınır. Kur’an Kalem Suresi’nde (16-33) Allah’ın verdiği nimetlere nankörlük edip şükrünü yerine getirmeyen bahçe sahiplerinin hırslı ve cimri tutumları anlatarak insanı bu zaaftan kurtarmayı hedeflemektedir.

“İnsanları arkadan devamlı ayıplayıp çekiştiren (hümeze), yüzlerine karşı da onlarla alay etmeyi adet edinen (lümeze) her kişinin vay haline! O, malı toplar ve onu sayıp durur. Malının gerçekten kendisini ebedi kılacağını sanır. Hayır, yemin olsun ki o Hutame’ye atılacaktır.” (Hümeze, 1-4)

“De ki “Eğer Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız, o zaman(dahi) harcamak(la tükenir) korkusuyla cimrilik ederdiniz. Zaten insan çok cimridir.” (İsra, 100)

Ayrıca şu ayetlerde cimri tiplerin diğer muhtelif özelliklerinden bahsetmektedir:  “Al-i İmran, 3/180; Nisa, 4/53,128; Haşr, 59/9; Teğabün, 64/16; Furkan, 25/67; İsra, 17/26-27,29; Maun, 107/1; Hakka, 69/34; Hümeze, 104/1-4; Fecr, 89/17-20; Adiyat, 100/8; Mearic, 70/19-21; Ahzab, 33/19; Muhammed, 47/36-38; Leyl, 92/9-11; Hadid, 57/23-24; Tevbe, 9/34-35 vd.”

6- İnsanın Kıskanç ve Hasetçi Olması

İnsan fıtratındaki yerilmiş sıfatların en tehlikelilerinden biri de kıskançlık ve hasettir.

“…Nefsler kıskançlığa meyilli olarak yaratılmışlardır…” (Nisa, 128)

“Yoksa onlar, Allah’ın lutfundan verdiği şeylerden dolayı insanları kıskanıyorlar mı?..” (Nisa, 54)

Rasulullah hasetten sakındırarak onun zararını şöyle haber vermektedir: “Haset etmekten sakının. Zira haset, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi iyilikleri yer bitirir.” (Ebu Davud, Edeb, 44)

Allah bu çirkin vasıftan kurtulmak için infaka ehemmiyet vermek gerektiğini bildirerek şöyle buyurmaktadır:

“…Kim nefsinin hırs ve cimriliğinden korunursa işte onlar felaha erenlerin ta kendileridir.” (Haşr, 8)

7- İnsanın Zayıf Yaratılmış Olması

İnsan beden ve irade olarak zayıf yaratılmıştır. Ayetler, olaylar bunu haber verir. İnsanı bir mikrop yerle bir eder. İnsanın nefsine (iradesine) yenik düştüğü pek çok olay vardır.

“Allah sizi önce zayıf olarak yarattı, zayıflığın ardından size kuvvet verdi, kuvvetin ardından da tekrar bir zayıflık ve ihtiyarlık verdi…” (Rum, 54)

İnsan, güçlü kuvvetli olduğu gençlik dönemine aldanarak Allah’a karşı isyana dalmamalıdır. Zira bu kuvvetin ardından muhakkak bir zafiyet ve tükeniş dönemi gelecektir. İhtiyarlıkta duyulan pişmanlık ise elden kaçırılan fırsatları geri getirmeyecek, ruhun hasret ve ıstırabını dindiremeyecektir. İnsanın bu hazin akıbeti ayette şöyle bildirilmektedir:

“Ki­me uzun bir ömür ve­rir­sek, biz onun ya­ra­tı­lı­şı­nı (güç ve kuv­ve­ti­ni ala­rak)ter­si­ne çe­vi­ri­riz. Hiç (bu man­za­ra­yı) dü­şün­mü­yor­lar mı? (Bu ib­ret­li yol­cu­lu­ğu id­rak et­mi­yor­lar mı?)” (Ya­sin, 68)

Fizyolojik yapısı itibariyle birçok zafiyet taşıyan insan, aslında psikolojik yönden daha büyük bir zafiyet içindedir. Bu iki yöne de şu ayet işaret etmektedir:

“…İnsan zayıf yaratılmış­tır.” (Nisa, 28)

Allah insanın irade, hafıza ve azim yönünden zayıflığını Hazret-i Adem’in şahsında şöyle ifade eder:

“Şüphesiz daha önce Adem’le (yasak ağaçtan yememesi hususunda) ahitleşmiştik, fakat o bunu unuttu. Biz onu fazla azimli bulamadık.” (Taha, 115)

“Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma! Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin!” (İsra, 37)

8-İnsanın Ümitsiz (Yeûs/Kanût) Olması

Ümitsiz olmak, ümidini kaybetmek her insanda farklı derecelerde de olsa vardır. İnsan bazı olumsuzluklar karşısında ümitsizliğe kapılır. Fakat Allah’ın rahmetinden ümidini kesmek, küfür içerisinde olan, dalalete düşmüş insanların özellikleridir.

“…Şayet kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir fenalık gelirse, hemen ümitsizliğe düşerler.”(Rum, 30/36)

İnsan, bu ayette hafifliği ve hasisliği nedeniyle tenkit edilmektedir. Bir kimse biraz güç, servet ve saygınlık kazanırsa ve işlerinin iyiye doğru gittiği görürse, tüm bunların Allah tarafından verildiğini unutur, bu başarısında öyle gurur duyar, öyle böbürlenir ki, ne Allah’a ne de diğer insanlara hiçbir fayda bırakmaz. Fakat bu iyi talih onu bırakır bırakmaz cesaretini kaybeder ve küçük bir şanssızlık bile onu o denli sarsar ki, her türlü aptallığı yapabilir, hatta intihara bile kalkışabilir.[1]

“…Fakirlik, musibet gibi kötü bir şeyle karşılaşınca hayırdan ümidini keser, Allah’ın rahmetinden ümitsiz olur.”(Fussilet, 41/49)

İnsan mala düşkündür. Sürekli olarak mal, refah, mutluluk istemekten usanmaz. Hep güzel şeyler olsun, kendisine servet, nimet, refah verilsin ister ama başına bir şer, bir bela, fakirlik, hastalık veya herhangi bir sıkıntı gelince umutsuzluğa düşer, üzülür, bunalır.[2]

9-İnsanın Tartışmacı(Hasîm/Cedelci) Olması

“ Resulüm sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et…”(Nahl, 16/125)

Allah’ın yoluna hikmet ve güzel öğütle çağırmayı ve en güzel biçimde mücadele etmeyi emreden bu ayet, İslam devlet prensibini ortaya koymaktadır… Çünkü bilgisiz, hikmetsiz, kaba davetle, taassupla hareket etmenin bir yararı olmaz. Ancak hikmet, tatlı dil gönülleri etkiler, insanları yumuşatır, yoldan çıkmışları yola getirir.[3]

“ Ey Nuh! Bizimle cidden mücadele ettin; hem de çok mücadele ettin…”(Hud, 11/32) Kâfirler Hz. Nuh’a “Sen bizimle mücadele ettin. Bu mücadelede çok ileri gittin. Biz sana tabi olmayacağız. Allah’ın isyanımıza karşılık ahiretten önce dünyada bize azap edeceği şeklindeki iddianda samimi isen bizi tehdit ettiğin, dünyadaki acil azabı getir bakalım!” dediler.

Ayrıca şu ayetler de bu tiplerin diğer muhtelif özelliklerinden bahsetmektedir:  “ Nahl, 16/4; Mü’min, 40/40 vd.”

  1. Sıkıntıda Allah’ı çok Anması, Sıkıntı Geçince Yüz Çevirmesi

Kur’an’da insanın bu özelliğinden çokça bahsedilir.

Sıkıntı Zamanında Allah’a yönelmesi

 Sizi karada ve denizde seyahat ettiren de O’dur. Öyle ki, siz gemilere binmişken, o gemiler de hoş bir rüzgârla akıp gider ve yolcuları bununla ferahlanırken bir fırtına kopar, her taraftan dalgalar hücum eder. Onlar da dalgalarla kuşatıldıklarını görünce, sadece Allah’a yönelmiş bir inançla dua ederler ve ‘Bizi bundan kurtarırsan, and olsun ki şükredenlerden olacağız’ derler. Allah onları kurtardığında ise, yine yeryüzünde haksız yere taşkınlıklara girişiverirler. Ey insanlar! Taşkınlığınız kendi aleyhinizedir. Bir süre dünya hayatından yararlanırsınız, ama sonunda dönüşünüz Bizedir; yapmakta olduklarınızı o zaman Biz size haber veririz. (Yunus, 22-23)

Zarar Gelince Sızlanması, Geçince Vurdumduymaz Olması

İnsan bir sıkıntıya uğrayınca, yatarken, otururken, ayaktayken Bize dua eder. Sıkıntısını giderdiğimizde ise, sanki uğradığı sıkıntı yüzünden Bize dua eden o değilmiş gibi geçer, gider. Ömürlerini ve yeteneklerini boşa tüketen o müsriflere, yapmakta oldukları şey böylece hoş görünmüştür. (Yunus, 12)

Sahip Olduğu Nimetleri Kendinden Bilmesi

 İnsan iyilik istemekten usanmaz. Kendisine bir kötülük dokunduğunda ise hemen ümitsizliğe düşer, karamsarlaşır. Başına gelen kötülükten sonra ona rahmetimizi tattıracak olsak, bu defa da ‘Bu benim hakkımdır,’ der. ‘Kıyametin kopacağını da hiç sanmıyorum ya; Rabbimin huzuruna çıkarılacak olsam bile mutlaka Onun katında benim için bundan daha güzeli vardır.’ Biz o kâfirlere yaptıklarını haber verecek ve şiddetli bir azabı tattıracağız. Biz ne zaman insana bir nimet bağışlasak, o yüz çevirir, yan çizer. Başına bir kötülük gelince de derinlemesine duaya dalar. (Fussilet, 49-51)

Nimetler Elden Gidince Umutsuzluğa Düşmesi

 Biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırsak, sonra da bunu ondan alacak olsak, o ümitsizliğe düşer, nankörleşir. Eğer başına gelen bir sıkıntıdan sonra ona nimetler tattıracak olsak, bu defa da ‘Bütün kötülükler benden uzaklaştı’ deyiverir; şımarıp böbürlenir. Ancak sabreden ve güzel işler yapanlar bundan müstesnadır. İşte onlar için bir bağışlanma ve büyük bir ödül vardır. (Hud, 9-11)

İnsan, anne-babadan aldığı genetik faktörler sebebiyle farklı mizaç, karakter ve huy yapısıyla dünyaya gelir. İnsan İslam fıtratı üzerine yaratılmasına rağmen farklı mizac ve karaktere sahiptir. Kur’an-ı Kerim insanlarda doğuştan var olan bazı zaafları belirtmiştir. Bu zaafların insanlarda az veya çok oranlarda bulunmaları insan şahsiyetinin teşekkülünde önemli rol oynarlar. Kur’an’da olumlu ve olumsuz insan tiplerini ortaya koymaya çalışırken insan şahsiyetinin oluşumunda önemli katkıları olan, insanın fıtratından getirdiği bu zaafların özenli ve dikkatli bir şekilde incelenmesi gerektiği kanaatindeyiz.[4]

Kur’an’ı incelediğimizde; insana hitap ettiğini, onu en güzel şekilde tanıtarak, zaaflarını, davranışlarını ve davranışlarının arka planını ortaya koyarak çok zengin ve canlı insan tiplerinden bahsettiğini görürüz. İnsanın fıtratına/altyapısına hayra ve şerre (takva ve fücura) eğilimi iradesini iptal etmemek ve neticesinden sorumluk alması ve mükâfat görmesi için korkular, zaaflar ve meyiller konmuştur. İnsanın bu işletim sistemini iyi veya kötü şekilde kullanmasıyla şahsiyetini oluşturur. İnsanın içindeki kötü duygular insanın olumsuz şahsiyetinin oluşmasına ve kötü davranışlar göstermesine etki eden Kur’an’ın belirttiği en önemli olumsuz ve hoşlanılmayan faktörlerdir. Kur’an örnek rol model tipleri peygamberlerle örneklendirmiştir. Kur’an, istediği ideal şahsiyetin oluşması için de bizlerden, onların örnek alınmasını istemiştir. Bunu yapmamız halinde Allah’ın rızasına uygun bir kişiliğe sahip olmuş oluruz. Buna karşılık Kur’an ideal olmayan ve hedeflenmeyen birkaç insan tipinden de bahsetmiş olup bunların yaptıkları gibi asla hataya düşmememizi, salim fıtratı bozabilecek olan her türlü yanlışlıktan kaçınmamızı ifade etmektedir. Aksi takdirde tertemiz olan fıtrat bozulmuş olur.

[1] Mevdûdî,  Tefhim’ul Kur’an c. IV, s. 305.

[2] Süleyman Ateş, Yüce Kur’an’ın Çağdaş Tefsiri, c. VIII, s. 148.

[3] Süleyman Ateş, Yüce Kur’an’ın Çağdaş Tefsiri, c. V, s. 159.

[4] Osman  KARA, Kur’an’da İnsan Tipleri (Doktora Tezi), Sakarya, 2002. s. 78.

 

 

iktibas

 

 


Keyword : radyo vakit - haydar öztürk - iktibas -
Bookmark and Share
 

DİĞER HABERLER

Sufi inancında “Nur-i Muhammedi” ihtiyacı
Sufi inanışın vazgeçilmezlerinden biri de “Nur-i Muhammedi” ya da “Hakikati Muhammedi” diye isimlendirilen bir iman esasıdır. Bu bir “iman esası” sayı
'Hiçbir günah, Allah’ın rahmetinden büyük değildir'
“Ey yavrularım! Haydi gidin, Yusuf ile kardeşi hakkında haber elde etmeye çalışın! Allah'ın rahmetinden de umut kesmeyin! Şu bir gerçek ki, Allah'ın k
Filistin sorunu yoktur, Siyonizm sorunu vardır
"Filistin sorunu yoktur, Siyonizm sorunu var. Daha genelde İsrail sorunu var. Çünkü sorun çıkartan taraf Filistin değil, Filistinliler kendi toprakla
Filistin'in başkenti: Doğu Kudüs
ABD’nin Kudüs’ü “İsrail’in başkenti” olarak tanıma kararının ardından dünyada pek çok yer bu karara tepki gösterdi ve tanımadı. En sert ve vurucu önle
Çağının Fetö'sü Celaledddin Rumî'den Sadece Bir Not
“Rivayet etmişlerdir; Tanrı rahmet etsin, esenlikler versin, Peygamber, sahabeyle bir savaştan gelmişti. Bu gece şehrin dışında yatacağız, yarın girec
Akif İnan'ın Kudüs şiiri ilk kez bir gençlik dergisinde yayımlanmıştı
“Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde, Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu” diye başlayan Mescid-i Aksa şiiri sebebiyle Kudüs Şairi olarak da anılan Mehmet Akif
İnşirah'ınızı Kalbinize Davet Edin
Önce Musa'nın duasına gidelim; "Musa dedi ki Rabbim göğsüme genişlik ver; işimi kolaylaştır; dilimden şu düğümü çöz ki beni anlasınlar..." (Taha Sures
2. Abdülhamid Han'ın Hayatı
Tahta çıktığında Osmanlı Devleti tam bir bunalımın eşiğindeydi. Karadağ ve Sırbistan’da savaş aleyhimize dönmüş, Bosna-Hersek ve Girit’te ayaklanmalar
Aklımız Yahudi Gibi İşlerken Kalbimiz KudüsGibi Atarmı?
İddia ediyorum! Yahudilerin bir avuç insan topluluğuyla gelip bizleri esir alması, islam coğrafyasının tam bağrını yurt edinmesi ve bizleri etkisiz ha
Demokrasinin tasmalı köpekleri
Demokrasi, ideolojilerden bir ideolojidir. Diğer beşeri ideolojilerden tek farkı, çok ilahlı bir ideoloji olmasıdır. Demokrasi; ilahı çok, din yok ins
1 -


Abdullah Yıldız

“Dostlarıyla Uğraşanlar Düşmanlarıyla Savaşamazlar”

12/12/2017 - 12:12

Abdullah Yıldız
Abdurrahman Dilipak
Abdülaziz Kıranşal
Ahmed Kalkan
Ahmet Kekeç
Ahmet Varol
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Kaçar
Ardan Zentürk
Ali Karahasanoğlu
Atasoy Müftüoğlu
Cihan Aktaş
Coşkun Uzun
Fatma Tuncer
Hamza Er
Hayrettin Karaman
Halime Kökçe
Hamza Türkmen
Hamdi Akan
Hikmet Ertürk
Hüseyin Gülerce
Hüseyin Bülbül
Hüseyin Alan
Ibrahim Karagül
Ismail Kılıçarslan
Kemal Öztürk
Kenan Alpay
Kemal Songür
Mehtap Yılmaz
Mehmet Durmuş
Merve Şebnem Oruç
Mustafa Çelik
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Armağan
Mustafa Bozacı
Nedret Ersanel
Osman Atalay
Ramazan Kayan
Sevtap Mendi
Selahaddin E. Çakırgil
Süleyman Seyfi Öğün
Sükrü Hüseyinoğlu
Tülay Demircan Koyuncu
Yakup Döğer
Yavuz Bahadıroğlu
Yıldıray Oğur
Yiğit Bulut
Türkiye'de Boşanma Sebebleri nelerdir?
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden eve nakliyat Gaziosmanpasa Evden eve nakliyat Eyüp Evden eve nakliyat Sultangazi Evden eve nakliyat Bayrampasa Evden eve nakliyat Günesli Evden eve nakliyat Sirinevler Evden eve nakliyat Yenibosna Evden eve nakliyat Küçükçekmece Evden eve nakliyat Basaksehir Evden eve nakliyat