Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
İNDİRİLEN DİN'E EVET, ÖTEKİ DİN'LERE HAYIR
* Trump asıl oyuncu değil, sadece satrançtaki bir taş! * Kur'an'da Terhib ve Terğib * Düşman artık Dağın arkasından gelmiyor * Gerçek şu: Siz Fetö’ye değil, bize düşmandınız * FETÖ Kırgızistan'ı rehin almış * İslam dünyasının özeleştiri ihtiyacı * Küresel belirsizlik döneminde Almanya ve ABD'nin Türkiye politikası * Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ürdün'de 'birlik' çağrısı * Peygamber bile olsa insanları hidayete erdiremez. (Video) * 70 Maddede Tefsir Usulümüz

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

GIDA AMBARI

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

STAR

YENİ AKİT

YENİ ŞAFAK

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

İRİP RADYO

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

ÇAĞRI TV

HİLAL TV

KANAL A

TGRT HABER

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 86567
Toplam 381591137
En Fazla 606285
Ortalama 152028
Üye Sayısı 125
Bugün Üye Olan 0

İslâm Hukuku ve "Önceki Şeriatler": Yahudi mezhepleri

Yahûdîler arasındaki ilk bölünme Hazret-i Dâvud zamanında Kudüs’e mâbed yapılmasına karşı çıkan kuzeylilerin kurduğu Rahabîlerle başladı. Büyük İskender’den sonra bölgeye hâkim olan Selefkîlerin, Yahûdîleri Elen kültürüne bağlamaya çalışmalarına karşı çıkan ve Makabi adında soylu bir Yahûdînin liderlik ettiği ayaklanmadan (Mîlâddan önce 167) sonra
2017-08-22 - 15:17

İSLAM HUKUKU VE “ÖNCEKİ ŞERİATLER”: YAHUDİ MEZHEPLERİ

 

 

İncil’de  de  haber  verildiği  üzere  Yahûdîler  arasında Sadukî,  Hasidim,  Essenî  ve  Ferisî  gibi  aralarında  önemli  itikadî,  amelî  ve  siyasî  farklar  bulunan  mezheb/tarikatler  vardı.  Yahûdîler  arasındaki  ilk  bölünme  Hazret-i  Dâvud  zamanında  Kudüs’e  mâbed  yapılmasına  karşı  çıkan  kuzeylilerin  kurduğu  Rahabîlerle  başladı. Büyük  İskender’den  sonra  bölgeye  hâkim  olan  Selefkîlerin,  Yahûdîleri  Elen  kültürüne  bağlamaya  çalışmalarına  karşı  çıkan  ve  Makabi  adında soylu  bir  Yahûdînin  liderlik  ettiği  ayaklanmadan  (Mîlâddan önce  167)  sonra  başka  mezheb/tarikatler  belirmiştir.  Sadukî  mezhebinin  kurucusu  Sadok  adında  bir  kohendir.  Daha ziyâde  din  adamlarının  toplanıp  bağlandığı  bu  mezhebde Tevrat  ve  kohenlerin  tefsirleri  muteber  sayılır;  âhiretin  ve meleklerin  varlığı  inkâr  edilir.  Sadukîler,  Filistin’i  işgal  eden yönetici  güçlerle  her  zaman  yakın  münasebet  içinde  olmuş ve  Hazret-i  îsâ’ya  şiddetle  karşı  çıkmışlardı.

Mîlâddan  önce ikinci  asırda  ortaya  çıkan  bu  mezheb  Kudüs  ve  Mabed  yangınından  sonra  (M.S.  70)  kaybolmaya  yüz  tutmuştur. Sadukîlerle  aynı  zamanda  ve  onlara  zıt  olarak  ortaya çıkan  Hasidim  mezhebi,  Makabi  isyanının  ardındaki  en  büyük  güç  olan  âlimler  tarafından  kurulmuştur  (Hasidim = İbranîce  âlimler).  Hasidim  mezhebinin  telâkkilerini  Ferisîler sürdürmüştür  (Ferisî=Aramîce  peruşim=ayrılmış)  Bu  mezhebde  âhiret  inancı  vardır  ve  meleklerin  varlığı  kabul  edilir. Bunlarda  dine  samimî  bağlılık,  ağırbaşlı  ibâdet,  Sebt  günü nün  kudsiyeti  gibi  geleneklere  riâyet  vardır.  Bunlar  Tevrat dışındaki  dinî  metinlere  de  çok  itibar  etmişlerdir.  Din adamlarına münhasır  mezheb  sayılan  Sadukîlerin  aksine Ferisîler, halk  tarafından  çok  tutulmuş  ve  bu  mezheb  rağbet görmüştür.  Bu  sayede  Yahûdî  dini  din  adamlarının  kontrolünden  çıkarak  “demokratikleşmiştir”.  Bu  mezheb  sayesin de  Yahûdî  dini,  Hıristiyanlığın  aksine  ruhbaniyyetin  bulunmadığı  bir  din  haline  gelmiştir.  Nitekim  Kudüs’ün  ve mabedin yakılmasından  sonra  Ferisî  mezhebi  de  tarih  sahnesinden  silinmekle  beraber;  din  adamlarının  yerini  Ferisîlerin  getirdiği  ilahiyat  telâkkisi  aldı  ve  dinî  metinlerin  tefsirine  verdikleri  ehemmiyet  sayesinde  Yahudilik  devam  edebilme  imkânı  buldu.  Bunlar

Musevî  dininin  İbâdetlerin  ancak  mâbedlerde  yapılabileceğini  savunan  Sadukîlerin  aksine,  mâbed  dışında  da  ibâdet  yapılabileceğini  kabul  etmekteydiler. Birde  yine  Hasidim  mezhebinden  çıkma  Essenîler vardır.  Başarısızlığa  uğrayan  Makabi  isyanından  sonra  Suriye’ye  müstakil  prenslerden  müteşekkil  ruhanî  mahiyette Haşmonean  hanedanı  hâkim  olmuştu  (M.  Ö.  134).  İşte  Essenîlik,  bunların  kurdukları  râhiblik  kurumuna  karşı  çıkanlardan  meydana  gelmiştir.  Bunlar  Kumran  çölüne  yerleşmişler  ve  diğer  insanlardan  tamamen  ayrı  bir  hayat  sürmüşlerdir.  Cemaatin  bütün  malları  ortaktı,  el  emeğiyle  geçinirlerdi  ve  günlük  hayatlarını  idarecileri  tanzim  ederdi. Bu  yüzden  sayıları  fazla  artmamış;  ama  çileci  telâkkileri  ilk Hıristiyanları  etkilemişler.  Bunlar da  Sadukîlerin  aksine  Ferisîler  gibi  âhirete  ve  ruhun  ölümsüzlüğüne  inanırlar;  ancak farklı  olarak  haşri,  yani  insanların  bedenleriyle  dirileceğini kabul  etmezlerdi.  Sebt  gününe  ve  Yahûdî  şeriatinin  hükümlerine  titizlikle  uyarlardı.  Ekseri  mâbed  dışında  ibâdet ederlerdi.  Bu  mezhebe  girmek,  ciddî  deneme  ve  imtihanları  geçmeye  bağlıydı  ve  iki  sene  kadar  sürerdi.  Essenîler, kendilerini  seçkin  bir  cemaat  olarak  görür  ve  İsrail’in  düşmanlarına  karşı  mücahede  edip  zafer  kazanarak  Yahve’nin sonsuza dek  hüküm  süreceğine  inanırlardı.  Bu  fırkalar  zamanla  neredeyse  kaybolmuştur. Şihristânî,  zamanında  (hicrî  Vl/mîlâdî  XIJ.  asırda) yaşayan  Yahûdîlerin  birbirine  muhalif  altı  ana  fırkaya  ayrıldığını;  hadiste  geçen  yetmiş  bir  fırkanın  hep  bu  fırkalardan çıktığını  bildirir.

Bu  heretik  gruplardan  birincisi  Inâniyye  fırkasıdır.  Sebt  günü  ve  dinî  bayramlar  bakımından  diğer Yahûdîlere  muhaliflerdir.  Kuş,  geyik,  çekirge ve balık eti yemezler.  Hayvanları  ensesinden  keserler.  Hazret-i  îsâ’nın Benî  İsrail’den  ve  peygamber  olmadığını;  Mûsâ  şeriatine bağlı  ve  insanları  Tevrat’a  davet  eden  bir  velî  olduğunu;  İncillerin  de  ilahî  değil;  Hazret-i  îsâ’nın  hayatını  anlatan  kitaplar  sayılabileceğini  söylerler.  İkinci  fırka, iseviye  fırkasıdır  (tabİatiyle  bunların  Hazret-i  îsâ  ile  bir  alâkası  yoktur; Abbasî  halîfesi  Mensur  zamanında  İsfahânlı  Ebû  îsâ  adın da  birisi  tarafından  kurulmuştur).  Tevrat’ta  bulunan  hükümlerin  çoğunda  Yahûdîlere  muhalefet  etmişlerdir.  Tev rat’ta  yenilmesine  izin  verilen  hayvanları,  hatta  genel  olarak  hiçbir  canlıyı  yemez;  günde  on  vakit  namaz  kılarlar. Üçüncü  fırka  Hemedan’da  doğan  Muğâribe  ve  dördüncü fırka  da  Burgâniyye  (Yuz’âniyye)  fırkasıdır.  Bu  dördüncüler  üçüncüden  ayrılmıştır.  Tevrat’ın  bir  zahirî  (açık)  bir  de bâtınî  (gizli)  mânâsı  olduğunu  ileri  sürerek  pekçok  hükmü inkâr  etmişlerdir  (Tıpkı  Müslüman  dünyasındaki  Bâtınîler gibi).  Beşinci  Yahûdî  fırkası  Müşkâniyye    fırkasıdır.  Kum nahiyesinde  yayılmış  olan  bu  fırkadakiler,  Hazret-i  Muhammed’in  peygamber  olduğunu  kabul  ederler;  ancak  zaten  Ehl-i  kitab  olan  Yahûdîlerin  dışındaki  insanlara  gönderildiğine  inanırlar.  Altıncı  fırkayı  Sâmirîler  teşkil  eder.  Sâmirî,  Hazret-i  Mûsâ  Tur  dağındayken  altından  bir  buzağı yapıp  kavmini  buna  tapmaya  davet  eden  kimsedir. Kur’an’da  ismi  geçer.  Hazret-i  Mûsâ  cömertlik  gibi  bazı  İyi hasletlerinden  ötürü  Sâmirî’yi  affetmiş;  bunun  soyundan gelenler  Sâmira’ya  yerleşmiş  ve  diğerlerinden  farklı  bir yol/mezheb  tutmuşlardır.  Sâmira  (Sâmiriyye),  Filistin’de Nablus’a  yakın  bir  kasabadır.  Sâmirî,  bu  kasaba  havâlisin de  yaşayan  İbrânîler  için  kullanılan  bir  tâbirdir.  Bunların elinde  diğer  Yahudilerden  farklı  bir  Tevrat  nüshası  vardır; buna  Şomranim  Tevratı  denir.

Daha  önce  de  zikredildiği üzere,  Sâmirîler,  yazıcıların  Tevrat’a  açıklamalar  ve  ilâveler yapmalarına,  hatta  harflerini  bile  değiştirmelerine  karşı çıkmışlardır.  YAHUDİLERİN ELLERİNDEKİ TEVRAT İLE ŞOMRANİM TEVRATI ARASINDA 6000 KADAR İHTİLAF BULUNDUĞU    bildirilmektedir.  Öyle  ki  Sâmirîler  Tevrat’ı  teşkil  eden  otuzsekiz kitaptan  ancak  yedisini  kabul  ederler.  Sâmirîler  Hazret-i Mûsâ,  Hârûn  ve  Yûşâ’dan  sonra  gelen  Benî  İsrail  peygamberlerini  kabul  etmez;  hatta  Hazret-i  Davud’a  Allah  tarafından  Mescid-i  Aksâ’nın  Nablus’a  yapılması  emrinin  geldiğini,  ancak  bunu  dinlemeyerek  İlya’ya  (Kudüs)  yaptırdığını; böylece  zâlimlerden  olduğunu  söylerler.  Taharete  (dinî  temizlik)  diğer  yahûdîlerden  daha  az  ihtimam  gösterirler. Bunlar da  Elfâniyye  ve  Küsâniyye  adıyla  iki  gruba  ayrılmıştır. Kudüs’ün  ve  mabedin  yakılmasından  sonra  dünya yüzüne  dağılan  Yahûdîler,  yakın  zamana  kadar  bulundukları  ülkenin  dil  ve  kültürünün  tesirinde  kalarak  ayrı  birer  içtimaî  grup  teşkil  etmişlerdi.  Aşkenaz  (=Almanyalı)  adıyla tanınan  Doğu  Avrupa  Yahûdîleri,  vaktiyle  sayıca  en  çok olan  ve  II.  Dünya  Savaşı’ndaki  jenositten  de  en  çok  etkilenen  bir  gruptur.  İbranîce,  Slavca  ve  Almanca  karışımı  Yidiş denilen  bir  dil  konuşan  bu  grubun  büyük  çoğunluğu  bugün İsrail’e  göç  etmiştir.  İspanya  Yahûdîleri  ise  Sefarad  (İspanyalı)  olarak  bilinir.

Kastilya  ve  Aragon  krallığının  tek taç  altında  birleşip  1492  yılında  Endülüs’deki  son  Müslüman   devleti  olan  Beni  Ahmer  devletini  yıkarak  hemen  tüm İspanya’ya  hâkim  oluşundan  sonra  burayı  terk  ederek  büyük  çoğunluğu  Türkiye’ye  yerleşmişlerdir.  Ladino  denilen İbranîce-İspanyolca  karışımı  bir  dil  konuşurlar.  Bugün  Yahûdîlerin  yarıdan  fazlasını  teşkil  ederler,  Anadolu’da  bunlardan  önce  de  Bizans  hâkimiyeti  altında  yaşayan  Yahûdîler  vardı  ve  bunlar/Romanyot olarak  bilinirdi.  Yemen  havalisindeki  Yahûdîler  de  ayrı  bir  sosyal  cemaat  teşkil  eder.  Bu grupların  inanç  ve  ibâdet  esaslarında  ufak  tefek  farklılıklar bulunmaktadır.

Söz  gelişi  din  adamlarına  Sefaradlar  haham,  Aşkenazlar  rabi  derler.  Bir de  Karayit  veya  Karaim ya  da  Karay  olarak  bilinen  bir  grup  vardır.  Eski  Hazar  imparatoriuğunnn  kalıntısı  ve  bir  kısmı  Türklerle  aynı  asıldan Yahûdîler,  bu  mezhebdedir.  Bunların  diğerlerinden önemli  bir  farkı  vardır;  bu  da  Talmud’u  kabul  etmeyerek yalnız  Tevrat  ile  amel  etmeleridir.  (Tevrat  dışında,  din adamlarınca  meydana  getirilen  dinî  metinleri  de muteber  kabul  eden  geleneğe  rabinik denir.)  Musevîlik  İsrâiloğullarına  has  millî  bir  din  halini  aldığı  için,  İsrail  devleti  bunları  ve  Habeşistan’da  yaşayan  zenci  Falaşalar  ile Hindistan  Mûsevîlerini  Yahûdî  olarak  kabul  etmekte  çekingen  davranmaktadır.  Bir de  XVII.  asırda  mesîhliğini ilân  eden  Sabatay  Sevi’ye  bağlı  ve  çoğunluğu  Türkiye  ve Arnavutluk’ta  yaşayan  Sabetayistler  vardır.  Ancak  Yahûdîler,  inanç  ve  amele  dair  dinî  hükümlerde  çok  serbest  fikirleri  olan  bu  grubu  heretik  (=bid’at  ehli)  görmekte  ve  kendi cemaatlerine  kabul  etmemektedir.

 

 

Doç.Dr.Ekrem  Buğra  Ekinci ARI SANAT YAY. İSTANBUL. 2003.1.BASKI.s.51-57  ]


Keyword : radyo vakit - iktibas -
Bookmark and Share
 

DİĞER HABERLER

Ömer Bin Hattab’tan Ebu Musa El Eş’ari’ye
İnsanlığın yeryüzüne teşrifiyle birlikte ilk sırada her zaman tevhid ve adalet birinci gündem olmayı sürdürmüş, sürdürmeye de devam etmektedir. Bütün
Âsâ
“Bunun üzerine âsâsını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça bir ejderhâ oluverdi” (Şuârâ 32). Âsâ, bilindiği gibi; ağacın kalınca bir dalında
Bir çömlek külle hanedan kurtaran kadın; Cevri Kalfa
Hayatının önemli bir kısmını sıradan bir cariye olarak geçirmiş olan kalfa, saraya alınıp usta hocalar nezaretinde eğitimini tamamladıktan sonra Şehza
“İslam Tarihinde Din-Devlet İlişkisi ve Diyanet”
Tarih boyunca dinlerin otoriteyle ilişkileri inişli çıkışlı olmuş, bazen dini temsil eden kişi ya da kurumlar etkili olurken, çoğu zaman siyasî otorit
Süleymaniye Külliyesi Bir İddiayı, Bir Duruşu İfade Eder
“Bir Yönetim Modeli: Süleymaniye - Yönetim, Psikoloji ve Kurum Kültürü” ve “Bir Yönetim Modeli: Mimar Sinan - İnsan Kaynakları ve Proje Yönetimi” kita
Evrim Teori'sinin çöküşü
Evrim, “rast-gele mutasyona-değişime uğrayan bireyler arasında, ortama en iyi uyum sağlayanların hayatta kalması” olarak açıklanır. Evrim Teorisi: “Gü
Boşanma konusunda Kadınlarla Erkekler aynı hükümlere mi tabi?
Erkekte olduğu gibi kadın da kocasını üçüncü kez boşarsa tekrar kocasına dönebilmesi için kocanın başka bir kadınla evlenmesi şart mıdır? Erkekte bu d
Feministler Kızıyor Diye Gerçekleri Söyleyemeyecek miyiz?
Geçen hafta Hayrettin Karaman Hocamızın bir yazısı üzerine vaveyla koparanların çoğu ne yazık ki, bizim mahalleden. Yani Müslüman ve başları örtülü ba
Rabıta
Tasavvuf mesleğinin önemli esaslarından biri de râbıta'dır. Bu Arapça kelimenin anlamı, alâka, ilgi, birlik bağlanmış şey olup tasavvufi ıstılahta, mü
Cehaletin Gölgesindeki Kadın
Kadına yönelik cehaleti şaha kaldıran en önemli husus, kadınların yaratılış itibariyle erkeklerden meydana geldiği iddiasıdır. Allah(c.c)’ı anlamayanl
1 - Trump asıl oyuncu değil, sadece satrançtaki bir taş!
2 - Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ürdün'de 'birlik' çağrısı
3 - Küresel belirsizlik döneminde Almanya ve ABD'nin Türkiye politikası
4 - Düşman artık Dağın arkasından gelmiyor
5 - Kur'an'da Terhib ve Terğib
6 - İslam dünyasının özeleştiri ihtiyacı


Ahmet Anapalı

İslam Ordularının muhteşem Malazgirt Zaferi (1)

29/08/2016 - 20:23

Ahmet Anapalı
Abdullah Yıldız
Abdurrahman Dilipak
Ahmet Mercan
Ahmed Kalkan
Ahmet Kekeç
Ahmet Varol
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Kaçar
Ardan Zentürk
Ali Karahasanoğlu
Atasoy Müftüoğlu
Beşir Eryarsoy
Ceren Kenar
Cihan Aktaş
Coşkun Uzun
Ersoy Dede
Hayrettin Karaman
Hamdi Akan
Halime Kökçe
Hamza Er
Hamza Türkmen
Hikmet Ertürk
Hüseyin Bülbül
Hüseyin Alan
Hüseyin Gülerce
Ibrahim Karagül
Ismail Kılıçarslan
Kemal Songür
Kenan Alpay
Kemal Öztürk
Mehtap Yılmaz
Mehmet Durmuş
Merve Şebnem Oruç
Mustafa Çelik
Mustafa Bozacı
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Armağan
Nedret Ersanel
Osman Coşkun
Osman Atalay
Ramazan Kayan
Selahaddin E. Çakırgil
Süleyman Seyfi Öğün
Sükrü Hüseyinoğlu
Tülay Demircan Koyuncu
Yakup Döğer
Yavuz Bahadıroğlu
Yıldıray Oğur
Yiğit Bulut
Son Olayları Nasıl Değerlendiriyorsunuz
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden eve nakliyat Gaziosmanpasa Evden eve nakliyat Eyüp Evden eve nakliyat Sultangazi Evden eve nakliyat Bayrampasa Evden eve nakliyat Günesli Evden eve nakliyat Sirinevler Evden eve nakliyat Yenibosna Evden eve nakliyat Küçükçekmece Evden eve nakliyat Basaksehir Evden eve nakliyat