Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
İNDİRİLEN DİN'E EVET, ÖTEKİ DİN'LERE HAYIR
* Evlât Katili bir babanın itirafları 1 ve 2 * Allah bilir, biz bilmeyiz / 2 * FET֒cüler darbeyi başarsaydı da! * Gayri Müslim satıcıdan Kurbanlık hayvan satın alınır mı? * “Savaş ve Sorunlara Yol Açan İran'ın Öldürücü Arzularıdır” * İdlibli Öğretmenin Hayali * Avrupa hizmetçi istiyor, şahsiyetli bir ortak değil! * Maduro telekonferansla dünyaya seslendi * ‘Bu durum başka bir hal alacak’... * Trump asıl oyuncu değil, sadece satrançtaki bir taş!

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

GIDA AMBARI

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

STAR

YENİ AKİT

YENİ ŞAFAK

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

İRİP RADYO

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

ÇAĞRI TV

HİLAL TV

KANAL A

TGRT HABER

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 59986
Toplam 381749249
En Fazla 606285
Ortalama 151970
Üye Sayısı 125
Bugün Üye Olan 0

"İlahlık" Şerik Kabul etmez

Bu gün yapılan şekil İlk defo Muaviye tarafından yapılmış. Resulullah Önce namazı kıldırır sonra halka hitap ederdi. Raşid halifeler de böyle yapmışlardı. Muaviye; kimse beni dinlemek için beklemez diye konuşmayı namazın önüne almıştır. Bununla da kalmayıp oğlu Yezidi kendisinden sonra halife olması için
2017-08-24 - 20:33

“İLAHLIK” ŞERİK KABUL ETMEZ

 

Ömer Yıldız/ SİVAS/Soru: Emperyalist Amerika’nın Ankara’daki elçisi Eric S. Edelman’ın müstemleke valisi edası ile Mehmet Aydın’dan devlet bakanlığı döneminde, Cuma hutbelerinin sonunda okunan “Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır…” (3/Al-i İmran: 19) ayetinin Hıristiyanlık için bir tehdit olduğu gerekçesiyle okunmamasını bir mektup marifetiyle istediği ve bu isteğinde o günkü DİB yetkililerince makul görülüp hutbelerden bu ayetin çıkartılarak hazırlandığı bu ülkede Cuma namazının hükmü nedir?

Hüseyin Bülbül Cevap: Allah her şeyi bilmesi ile Alîm, yaptığı her işi yerinde, zamanında yerli yerince yapması ile de Hâkimdir. Bun da hiçbir şüphemiz yoktur. Bu nedenle 23 yıllık vahiy sürecinin ilk 13 yılında yani Mekke döneminde gelen vahiyler; bireysel anlamda toplumun fertlerini doğruya yönlendirici, yanlışlardan uzaklaştırıcı, hakkı tavsiye edici, akla ve sağduyuya hitap ederek gönülleri tatmin edici bir mahiyette olmasının sebebi üzerinde düşünülmelidir. Bunu bir tesadüfe bağlamak ilahi iradeye hakaret olur. Hangi bitkinin hangi iklimde yetişeceğini ondan daha iyi bilen olmayacağına göre bunun altında başka nedenler aramak gerekmektedir. Mekke toplumunda ilk gününden son gününe kadar hâkimiyet, müşriklerin elindedir. Her ne kadar vicdanlara hükmedemeseler de toplumsal hayata onlar hükmetmektedir. Bireysel sorumluluklarını bile zor yerine getiren bir avuç Müslüman’a, toplumsal uygulamalar ile muhatap etmek, insanın vüsatını aşacağından ilahi adalete uygun olmazdı. Bu nedenle ahkâm ayetlerinin imhal edildiğini düşünüyoruz. İnanların vicdani değişikliğine gösterilen tepkilerin dozuna baktığımızda; toplumsal değişikliğe hiç imkân verilmeyeceği izahtan varestedir. Allah Teâlâ kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemeyeceğini sünnet edinmiş olduğu için de böyle bir vahiy göndermemiştir.

Ahkâm ayetlerinin tamamının Medeni oluşunun hikmeti ise gayet açıktır. Medine farklı bir yöntemle inşa edilmiştir. Akabe görüşmelerinde temeli atılan Medine de İslam’ın kabulü hâkim unsurun tepesinden toplumun tabanına doğru bir seyir izlemiştir. Esat bin Zürare Medine’nin iki büyük kabilesinden biri olan Hazreç kabilesinin reisidir. Birinci akabe görüşmesinde yanında altı adamı ile Müslüman olmuştu. Kabilenin reisi Müslüman olunca halktan bir tepki görmemiş, kısa zamanda kabile içinde İslam yayılmıştı. İkinci görüşmede Resulullahdan bir muallim istemişlerdi. Musab bin Umeyr ilk muallim olarak Medine’ye yollanmıştı. Kısa zamanda İslam Medine de tutunmuş olduğundan Mekkeli Müslümanların da hicret mekânı olmuştu. Resulullah’ın hicretinden önce Mekkeli Müslümanların hemen hepsi Medine’ye hicret etmişlerdi.  Kısacası Medine de İslam’a karşı bir hareket olmamış, bilakis Resulullah’ı üçüncü akabe görüşmesinde Medine’ye davet etmişlerdi. Böylece hicret öncesinde taşrada Esad’ın Riyaseti ve Mus’ab bin Umeyr (r.a.)ların imametinde İslam devleti teşekkül etmişti.  Bu ortamda ne Yahudilerden ne de Medine halkından Allah’ın elçisine veya İslam’a karşı bir aksülamel olmamıştır. Bu demektir ki artık o günkü ismiyle Yesrib de İslam hakim olmuş Müslümanlar söz sahibi olmuşlardır.

Hicretten kısa bir zaman önce mevzu bahis olan Cuma suresinin ilgili ayetleri geldiği rivayeti vardır. Resulullah Esad bin Zürare’ye bir mektup yazarak bu ayetlerle birlikte Arube günün de/ Yahudilerin ibadet için hazırlık yaptıkları gün öğle namazının vaktinde toplantı namazı kılmalarını bildirmiştir. Onlar da bunu Medine’nin taşlığında kılmışlardır. Böylece ilk toplumsal bir uygulamayı gerçekleştirmiş oluyorlardı. Ayetler kendisine geldiği halde Allah elçisi bulunduğu yerde bu namazı kılmıyor/ kıldırmıyor; fakat taşrada bulunan Müslümanların kılmasını istiyor. Bunun bir nedeni olmalı değil mi? Elbette bir nedeni vardır. Bu gün bulunduğumuz bir toplumda da topluca bir uygulama yapacaksanız mevcut otoriteden izin almak zorundasınız. Aksi halde mevcut otorite buna musade etmez. İşte Mekke de bunu uygulayacak ortam olmadığı için Resulullah kendisi kılmıyor/ kıldırmıyor; Medine ye kılmaları için mektup gönderiyor. Elçiler kendiliklerinden bir ibadetin yerine başka bir ibadet koyma yetkisine sahip değildir. Bu nedenle Muhammed (as)’ın bu isteği, gelen vahyin sonucundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Hicretin gerçekleşmesinin ardından Resulullahın yaptırdığı bir dizi işler vardır. Bu işler bulunduğunuz bölgede sizden başka söz sahibi olmadığını söylemenin gereği olarak yapılan işlerdir. Neler yapılmıştır:

İlk defa askeri guruplar teşekkül ettirilip şehrin varoşlarına, yol boylarına gönderilmesi. Geceleri belli yerlere nöbetçiler konulması. Şehrin sınırlarını belirleyen sınır taşlarının dikilmesi. Nüfus sayımının yapılması. Müslümanların toplanacağı Mescidin inşası. Vatandaşlık anlaşması denilebilecek Medineli Araplar ve Yahudilerle 47 maddelik bir antlaşma yapılması. Bu antlaşmaya göre Resulullah tüm tebaanın lideridir. Ve ondan izinsiz kimse kimseyle antlaşma yapamaz ve bozamaz ilkesinin kabulü durumun niteliğini göstermekte idi. Bunu takip eden günlerde peş peşe hüküm ayetleri ve cihada izin veren ayetlerin gelmesiyle ferdiyetten toplumsallığa, bireysellikten devlete intikal gerçekleşmiştir. Artık Medine toplumunda Allah’ın hükümlerinden başka hiçbir hükmün uygulanmasına yer kalmamıştır. Allah ne emrederse Elçinin diliyle ifade ediliyor; inanılması gerekiyor ise ona göre inanılıyor; uygulanması gerekiyorsa Elçinin eliyle ve örnekliği ile uygulanıyordu. Elçiler, tebliğ ettikleri fikrin ilk uygulayıcıları ve fikri davranışlarıyla tecessüm ettiren örnek kimselerdir. Bu nedenle Hz. Muhammed (as) da bu misyonun gereğini yapıyordu. Artık İslam düşüncesi kuvveden fiiliyata çıkarılmış, düşünce hayata hükmeder olmuştu. Bu konuyla ilgili gelen birkaç örnek ayet:

“Saldırıya uğrayan Müminlere savaşma izni verilmiştir. Çünkü onlar zulme uğramışlardır. Hiç kuşkusuz Allah’ın onlara yardım etmeye gücü yeter.”

“Onlar sırf ‘Rabb’imiz Allah’dır’ dediler diye haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah bir kısım insanları diğer bir bölümü aracılığı ile savmasaydı nice manastır, havra ve içlerinde Allah’ın adı, çokça anılan cami yıkılıp giderdi. Kim Allah’a yardım ederse bilsin ki Allah da mutlaka kendisine yardım edecektir. Hiç şüphesiz Allah güçlü ve üstün iradelidir.”

“O müminler ki, eğer biz kendilerini yeryüzünde egemen kılarsak namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emrederek kötülükten sakındırırlar. Her şeyin akıbeti Allah’a aittir.” (Hacc 22/39/41)

“Ey iman edenler! Kâfirlerden yakınınızda olanlara karşı savaşın ve onlar (savaş anında) sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah sakınanlarla beraberdir.” (Tevbe 9/123)

“Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüze (kâfire) galip gelirler. Eğer sizden yüz kişi olursa, kâfir olanlardan bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.”

“Şimdi Allah, yükünüzü hafifletti; sizde zayıflık olduğunu bildi. O halde sizden sabırlı yüz kişi bulunursa, (onlardan) ikiyüz kişiye galip gelir. Ve eğer sizden bin kişi olursa, Allah’ın izniyle (onlardan) ikibin kişiye galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.”(Enfal 8/65-66)

“Kuran’ı, önce gelen Kitap’ı tasdik ederek ve ona şahid olarak gerçekle sana indirdik. Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet; gerçek olan sana gelmiş bulunduğuna göre, onların heveslerine uyma! Her biriniz için bir yol ve bir yöntem kıldık; eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı, fakat bu, verdikleriyle sizi denemesi içindir; o halde iyiliklere koşuşun, hepinizin dönüşü Allah’adır. O, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirir.” (Maide 5/48)

Dikkat edilirse bu ayetlerde savaştan, savaşmaktan, Allah’ın elçisi olarak savaşa teşvik etmekten, Hükümranlıktan, emretmekten ve nehyetmekten, aralarında Allah’ın indirdiği hükümler ile hükmetmekten bahsetmektedir. Bu icraatın yapılması için bu günkü anlamda organize bir güç olmanız gerekmektedir. Namazı kılmak zekâtı vermek için bir güç olmak gerekmeye bilir. Ancak Savaşmak, emretmek, nehyetmek veya bir hükmü topluma uygulamak için o toplum nezdinde sözü dinlenir, itaat edilir bir güç olmanız gerekmektedir. Aksi halde bir çocuğa bile sözünüzü dinletemezsiniz. İşte bu mekanizmaya bu gün devlet denilmektedir. Bir oluşumun devlet olabilmesi için tarih boyu kabul edilen şartlar: Vatan, Millet, ideoloji ve liderdir. Belli bir ideal uğruna organize olarak bir araya gelen bir topluluk milleti oluşturmaktadır. Bu ideali gerçekleştirecek olan toplumun yaşayacağı zemine vatan; Milletin benimsediği fikrin/ ideolojinin tabiatına uygun olarak toplumu çekip çeviren organizenin başında bulunan bir şahsa da Lider denilmektedir. Devletin kimliğini kabul edilen ve uğrunda mücadele edilen Akide ve bu akideden çıkan hukuk belirler.  Şimdi bu tanıma göre Medine de meydana gelen oluşumun adı İslam devletidir. Çünkü uğruna bir savaş verilen Akide TEVHİD Din ise İslamdır. Artık Müslümanlar Medine de Allah Teâlâ’nın emrettiği gibi yaşayacakları bir zemine ve o zeminde hükümran olan ilahi hukuka kavuşmuş oldular. İşte “Cuma günü namaz için çağrıldığınızda alış verişi bırakıp Allah’ı anmaya koşun…” (Cuma 62/9) ayeti böyle bir ortamda inmiş ve uygulanmıştır. Olay iki rekât namaz kılmaktan ibaret değildir. Bu günkü anlamda ifade edilecek olursa, devlet başkanının halk ile buluşarak birinci elden hesap verme, hesap sorma ve en yüksek düzeyde halkı bilinçlendirme eylemidir. Merkezde bizzat devleti temsil eden şahıs tarafından yapılırken; taşrada ise özel görevlendirilmiş Cuma imamları tarafından icra edilir idi.

Bu gün yapılan şekil İlk defo Muaviye tarafından yapılmış. Resulullah Önce namazı kıldırır sonra halka hitap ederdi. Raşid halifeler de böyle yapmışlardı. Muaviye; kimse beni dinlemek için beklemez diye konuşmayı namazın önüne almıştır. Bununla da kalmayıp oğlu Yezidi kendisinden sonra halife olması için hayatta iken halktan biat almıştı. Böylece işi saltanata dönüştürmüştü. Muaviye’nin ölümünden sonra oğlu Yezid hilafet koltuğuna oturunca, ilk itiraz, o günkü Medine’nin İmamı İbrahim En Nehaî den gelmiştir. Yezid’i meşru görmediği için Cuma namazına gitmemiş. Kanaatine göre Cuma namazına katılmak adına hutbe okunan devlet başkanını ve otoritesini tanımak itaat etmek olacağından Cumaya gitmemiştir. Bunu duyan Yezid iki memur görevlendirmiş ve sürüyerek cumaya götürtmüştür. Hatırlanacağı gibi aynı olay Ebu Hanifenin de başına gelmiş; Abbasi iktidarı tarafından kırbaçlanarak şehid edilmişti. İşte bu tarihten itibaren aynı cesareti gösteremeyen ‘âlimler’  “Zuhru ahir son öğle namazı” adı altında o günün öğle namazının da kılınması gerekir fikrini ileri sürmüşlerdir. “Çünkü İslam’a göre meşru bir devletin olmadığı ve İslam hukukunun hâkim olmadığı yerde Cuma namazı olmaz. Kılınsa bile aslına uygun olmadığı için o günün öğle namazını da kılalım, Allah dilediğini kabul etsin” diyerek bu yolu açmışlardır. Bu fikir asırlardır tartışılmış, kabul edenler zuhru ahir kılarak; kabul etmeyenler sade Cuma namazını kılarak; işin aslına uygun olması gerektiğine inananlar da sadece öğle namazını kılmaktadırlar. Hayata hükmetme yetkisi elinden alınmış bir düşüncenin bazı ritüellerine geçit verilmesini; halkı manipüle ederek yanıltma, fikri hedefinden saptırmak için verilen küçük tavizler olarak değerlendirilmelidir. “İngiliz siyasetine zarar vermiyorsa bırakınız yapsınlar” anlayışının sonucu olarak görülmelidir. “Demokrasinin kendinden olmayan düşüncelere karşı işin başında tavizkâr davranması onları kabul ettiğinden değil, zaman içinde onları asimile edeceğine olan inancındandır” sözü, halkı Müslüman olan ülkelerdeki uygulamanın resmidir. İkballeri uğruna dini kullanma işi, Muaviye ile başlamış zaman -zaman istisnaları olmakla beraber tüm toplumlar tarafından kullanılmıştır. Şimdi kullanma sırası halkı Müslüman olan ülkelere hükmedenlerindir. Birileri dini, hayatın dışında tutarak iktidara gelmeyi hedeflerken; birileri de Müslümanları arkasına alıp yan yana resim vererek iktidar koltuğuna sahip olacağını düşünmektedir. Yıllar önce 12 Eylülün Kenan evreni: “ Sosyalizmin ve kapitalizmin temsilcisi olan devletler var. Bizde Müslümanlaşmadan İslam’a yaklaşarak İslam’ın temsilciliğine mi soyunsak!” sözü meşhurdur. Bu ülkede ABD nin 1945 li yıllarda başlatmış olduğu çıkar odaklı, “nabza göre şerbet verme” siyaseti umulduğundan daha başarılı olduğu gözlemlenmektedir. Eskidikçe yenilenen yöntemler ile gayet başarılı bir uygulama gerçekleşmektedir. Sahnede bulunan siyasi aktörlerin hangisi Amerikancı değil ki? Amerikan büyük elçisi bir şey isteyecek de bu ülkelerde iktidar olmak isteyenler yapmayacak!.. Bazen türbinlere top oynamalarına bakıp da diklenmelerini gerçek sanmayasınız. Bu işin siyaseti gereği yapılan ataklardır. DiB’in devlet protokolündeki statüsü Prf. Ahmet Mumcunun ifadesiyle: “ Tapu Kadastro müdüründen farksızdır.” Durum böyle olunca yapılacak şey bellidir; “itaat et rahat et.” Çünkü ilahlar kendisine şirk koşulmasını asla kabul etmezler. Yeryüzünün ilahlığına soyunanlar da kendi sözünün üstüne söz, hükmünün üzerine hüküm kabul etmezler. La ilahe illa ABD demedikçe dünyada; derseniz Ahirette rahat yoktur. Tercih sizindir!..

Halka gelince halk arasında bir tabir kullanılır; “deve gitmişte sen yularını arıyorsun” diye. Allah’ın ahkâmı rafa kaldırılmış, din hayatın dışına çıkartılıp Kitap mehcur edilmiş, insanlar nefislerinin esiri, modern hayatın gerektirdiği ihtiyaçların kulu olmuş, ölüm –ahiret- yeniden dirilme ve hesap unutulmuş, ölüm bile insana öleceğini hatırlatmaz olmuş; böyle bir durumda devenin yuları ile uğraşmanın ne anlamı vardır? Biz devenin peşinde olmalıyız. “Deveyi” bulursak “yular” beraberinde gelir!..

 

İktibas Dergisi Temmuz 2017/463 Sorularınıza Cevaplar


Keyword : radyo vakit - iktibas -
Bookmark and Share
 

DİĞER HABERLER

Evlât Katili bir babanın itirafları 1 ve 2
Başkasının hikâyesi gibi okuma; Bu, senin hikâyen! Katil kim, iyi değerlendir... Bir evlât katiliyim ben. İşlediğim cinâyetin farkına yeni varan bir
FETÖ Kırgızistan'ı rehin almış
FETÖ, Orta Asya’daki üssü haline getirdiği Kırgızistan’da kamu kurumlarından iş dünyasına, eğitimden sanata kadar her alanı hakimiyetine aldı. Türkiye
200 balıkçı Afrika’da mahsur
Türkiye’den izin alarak Akdeniz İspanya açıklarında avlanmaya çıkan 25 Türk balıkçı teknesi ile yüzlerce balıkcının, sınırları aşıp Afrika açıklarına
Sirozdan Ölen Süper Loto Milyonerinin Acıklı Hikayesi
Arkadaşları, 3 yıl önce milyoner olan Fuat Özdemir'le ilgili: " 'Çıkmasaydı daha huzurluydum' derdi. Eskiden kendi yağında kavrulurdu. Parasını mafyay
Kılıçdaroğlu'na: Zaman Gazetesiyle Neyi Görüştün?
AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal, son günlerde gündemde olan MİT TIR'ları kumpasıyla ilgili açıklama yaptı. Ünal, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na, "17 May
Aliya dizisi Sırpları kızdırdı
Sırbistan hükümeti TRT'nin Bosna Hersek'in Eski Cumhurbaşkanı ve 'bilge kral'ı Aliya İzzetbegoviç'in hayatını anlatan Alija dizisinin çekimlerinin baş
İsrail polisi Raid Salah'ı gözaltına aldı
İsrail polisinden yapılan yazılı açıklamaya göre, "kışkırtıcılık yaptığı ve yasa dışı bir derneğin faaliyetlerini desteklediği" iddia edilen Şeyh Sala
Terörle mücadele; Kılıçdaroğlu ile mücadele
Örgüt evlerindeki görüşme trafiği, HTS kayıtları, kamera kayıtları, ByLock kullanıcılığı, örgüt hiyerarşisi içindeki pozisyonlarını gösteren belgeler
Acil müdahale şart: Yoksa o gün dizlerimizi döveceğiz!
Bugüne kadar gözümüzün önünde bir harita çalışması yapıldı. Bahaneler üretildi, o bahaneler kamuflaj olarak kullanıldı, terör örgütleri haritada belir
Hayalleriyle Birlikte Sırbistan’da Sıkışıp Kaldılar!
Avrupa’da yeni bir hayat kurmak için Akdeniz’de güvenli olmayan araçlarla yola düşen binlerce göçmen, Balkan ülkelerinden bir yere kıpırdayamıyor. Sın
1 -


Ahmet Anapalı

İslam Ordularının muhteşem Malazgirt Zaferi (1)

29/08/2016 - 20:23

Ahmet Anapalı
Abdullah Yıldız
Abdurrahman Dilipak
Ahmet Mercan
Ahmed Kalkan
Ahmet Kekeç
Ahmet Varol
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Kaçar
Ardan Zentürk
Ali Karahasanoğlu
Atasoy Müftüoğlu
Beşir Eryarsoy
Ceren Kenar
Cihan Aktaş
Coşkun Uzun
Ersoy Dede
Hayrettin Karaman
Hamdi Akan
Halime Kökçe
Hamza Er
Hamza Türkmen
Hikmet Ertürk
Hüseyin Bülbül
Hüseyin Alan
Hüseyin Gülerce
Ibrahim Karagül
Ismail Kılıçarslan
Kemal Songür
Kenan Alpay
Kemal Öztürk
Mehtap Yılmaz
Mehmet Durmuş
Merve Şebnem Oruç
Mustafa Çelik
Mustafa Bozacı
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Armağan
Nedret Ersanel
Osman Coşkun
Osman Atalay
Ramazan Kayan
Selahaddin E. Çakırgil
Süleyman Seyfi Öğün
Sükrü Hüseyinoğlu
Tülay Demircan Koyuncu
Yakup Döğer
Yavuz Bahadıroğlu
Yıldıray Oğur
Yiğit Bulut
Son Olayları Nasıl Değerlendiriyorsunuz
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden eve nakliyat Gaziosmanpasa Evden eve nakliyat Eyüp Evden eve nakliyat Sultangazi Evden eve nakliyat Bayrampasa Evden eve nakliyat Günesli Evden eve nakliyat Sirinevler Evden eve nakliyat Yenibosna Evden eve nakliyat Küçükçekmece Evden eve nakliyat Basaksehir Evden eve nakliyat