Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
İNDİRİLEN DİN'E EVET, ÖTEKİ DİN'LERE HAYIR
* 'Kutsallarımızın ayaklar altına alınmasına sessiz kalamayız' * Kudüs Düşerse, Dünya Düşer * "İlahlık" Şerik Kabul etmez * İdlib'de 'kaçınılmaz' çatışma | Analiz * Kabil'de bombalı saldırı, 24 ölü * Lozan’da, savaş tazminatına karşılık alınan kasaba: Karaağaç * Safları sıklaştıralım * Yumuşak Karnımız (Video) * Kur’an bütün zamanlar için geçerli bir hidayettir… * İşgal edilmiş, kuşatılmış, boşaltılmış Kudüs!

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

GIDA AMBARI

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

STAR

YENİ AKİT

YENİ ŞAFAK

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

İRİP RADYO

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

ÇAĞRI TV

HİLAL TV

KANAL A

TGRT HABER

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 25339
Toplam 378525343
En Fazla 606285
Ortalama 152508
Üye Sayısı 125
Bugün Üye Olan 0

İslamizasyon Aşamalar katediyor

1960’lardan itibaren Türkiye’de temel politikalar Amerikancı çizgiye kaydırılmış ve İngiliz hakimiyeti sona erdirilmiştir. Giderek yoğunlaştırılan Amerikancı politikalar, bilhassa İngilizlerin Türkiye’yi seçerek kullanageldiği İslâm’ı kazıma, yoketme anlayışını da terketmiş ve müslümanları yanına alma gereği duyarak dünya üzerinde uyguladığı politikalarla
2017-07-25 - 19:40

İSLAMİZASYON AŞAMALAR KATEDİYOR

 

 

Türkiye’de 12 Eylül ile birlikte köklü politikalar uygulanmaya, uygulanan politikalarda köklü değişiklikler yapılmaya başlandı. 1989 yılının Kasım ayında yayınladığımız yorumumuzda da detaylarına inmeden açıklamaya çalıştığımız gibi artık T.C. hükümetleri İslâm’ın karşısına doğrudan çıkmayacak, bilakis onu yanına alarak, ilgi göstererek birlikte hareket edecektir. Hâlâ ülke nüfusunun büyük çoğunluğunun Kur’an İslâmı’ndan haberdâr olmayışı T.C. hükümetlerinin şu anda en büyük avantajı gibi görünüyor. Atalarından kendilerine intikal eden geleneksel İslâm’da kelime-i Tevhid getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, haccetmek ve zekât vermenin İslâm’ın beş şartı bulunduğu bilgisi, bunları kendisinde gördüğü hükümetleri desteklemek ve ondan yana çıkmak için yeterli görünmektedir.

Geleneksel İslâm’da, İslamcılıktan ziyade anti-komünistlik uzun bir süreden beri müslümanları tatmin etmek için takib edilen politikalar olmuştur. Bu sebeble de 12 Eylül’ün Amerikancı subayları halkı memnun etmek ve desteğine sahib olabilmek için Anayasa’ya din derslerini mecburen okutulacak dersler cümlesinden görmüş ve koymuştur. 12 Eylül aynı zamanda anti-komünizmin en belirgin ifadesinin yaşandığı dönem olmuş ve bütün komünistler en ağır cezalara çarptırılmış, adeta suları kesilmiştir. Ülkücülüğün de özlemlerinin iktidara getirildiği, fakat kendilerinin yine en ağır cezalara çarptırıldığı dönem olmuştur 12 Eylül dönemi.

12 Eylül’e kadar T.C. hükümetleri giderek azalan bir hızla da olsa dine yani İslâm’a karşı daha sıcak, daha yakın davranmışlardır. Bu süreç resmen 1950’lerde başlatılmıştır. Otuz yıllık bir süreç, 1950 öncesinin katı uygulamalarını unutturmaya yönelik tavizlerle geçiştirilmiş ve halkın beyninde yer eden din düşmanlığı imajı silinmeye çalışılmıştır. Bu süre içinde, ülkede sayıları 400’lere varan İmam-Hatib okulları açılmış, Kur’an kursları yaygınlaştırılarak 10 binlerin üzerine çıkarılmış, İslâm Enstitüsü adıyla 10’a yakın yüksekokul açılmış ve sonradan bunlar İlahiyat Fakültelerine çevrilmiştir.

1950 öncesi hiçbir seçim yoktur ki din bir oy aracı olarak kullanılmış bulunsun. Ne var ki 1950’lerden itibaren bu motif değişmiş ve hemen her seçim, hatta askerlerin yaptıkları darbeler bile din motifini işlemeyi ihmal etmemişler, edememişlerdir. O kadar ki, mübarek sayılsın için darbe günleri bile cumalara rastlatılmıştır. Günlerin olayları mübarekleştirmediği, ancak mübarek işlerin yapıldığı günlere anlam kazandırdığı bilincinden yoksun olan halkı bu yolla da kandırmayı, gönlünü almayı ihmal etmemişlerdir.

1960’lardan itibaren Türkiye’de temel politikalar Amerikancı çizgiye kaydırılmış ve İngiliz hakimiyeti sona erdirilmiştir. Giderek yoğunlaştırılan Amerikancı politikalar, bilhassa İngilizlerin Türkiye’yi seçerek kullanageldiği İslâm’ı kazıma, yoketme anlayışını da terketmiş ve müslümanları yanına alma gereği duyarak dünya üzerinde uyguladığı politikalarla paralellik kurmuş ve bir genel konsensus sağlamayı hedeflemiştir.

Bilhassa 12 Eylül 1980’lerden itibaren artık Türkiye’de hükümetler, bir bakıma devlet kendini bu yeni politikaya uydurma gereği duymuş ve bu yeni politikalara daha münasib hükümetleri işbaşına getirecek sistemleri de geliştirmiş ve kanunlaştırmıştır. Bahanesi olarak da 12 Eylül öncesinin istikrarsız koalisyon dönemlerinin tekrar tekrar yaşanmasının ülke yararına olmadığı gösterilmiştir. Bu politikanın sonucu olarak, halka daha soğuk görünen askerler siyaset sahnesinden göreceli olarak uzaklaşmış, perde arkasına geçmiş ve sahne beş vakit namazlı sivil politikacılara bırakılmıştır. Yapılan ilk seçimlerin sonucunda Turgut Özal’ın başında bulunduğu ANAP iktidar edilmiş ve bugün hâlâ, muhalefet ne derse desin iktidarını sürdürmektedir. Bu arada cumhurbaşkanlığını boşaltmak durumunda kalan Evren’in yerini de bu partinin genel başkanı almıştır.

Türkiye, katı laiklerin bürokrasi arasında, devletin yüksek makamlarında ve bilhassa da askerler arasında hâlâ bulunduğu bir ülke olarak bir dönemeci yaşamaktadır. İslâm’a en fazla düşman olunduğu yıllarda bile herhangi bir laik bürokrat, devlet adamı veya subayın müslümanlarca öldürüldüğü, suikasta kurban gittiği görülmemiştir. Kaldı ki, bu katı İslâm karşıtı politikaların terkedildiği, halka daha munis ve namazlı devlet başkanlarının devlet olduğu dönemde ülkenin ileri gelen laiklerinden Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Bahriye Üçok ve daha pek yakında anti-İslamcı tavrıyla orduda temayüz eden Korgeneral İsmail Selen iki yıl içinde suikasta kurban olanlardandırlar. Bugüne kadar olduğu gibi bugün de, bu gibi kişilerin ne kadar kızarlarsa kızsınlar müslümanlar tarafından öldürüldüğünü söyleyebilmek mümkün olmamıştır. Bunu, suikastı yaptıranlar da, yapanlar da, suikasta uğrayanların yakınları da pek alâ biliyorlar. Beyanlarında bu hususu açıklamışlardır zaman zaman. Üstelik bu kişileri öldürenler bugüne kadar bulunamadığı gibi, mutad olduğu üzere bazı zanlılar bulunarak üstlerine de atılamamıştır. Şu anda fail-i meçhul cinayetler, suikastlar olarak durmaktadır.

Öyle görünüyor ki işlenen cinayetlerde kullanılan silahların ve cinayet yöntemlerinin daha önce benzerine rastlanmamış olması da bu cinayetlerle ilgili olarak profesyonel eller olduğunu düşündürmektedir bu cinayetlerin arkasında.

Şimdi değişen devlet politikası, yani müslümanlara daha şirin görünmek ve mutabakatlarını almaya yönelik hâle gelmiş devlet politikası ola ki çeşitli kademelerdeki bazı ‘horozlar’ tarafından anlaşılmış ve de kabul görmüş değildir. Bu sebebledir ki devletin yeni politikaları şayet uygun görülmüş ve uygulanacaksa bu denli tehlikeli olabilecek sesler kısılmalı, kısmıyorlarsa da kesilmelidir. Müslümanlarla kolkola bir politikanın yaygın ve ahat uygulanmasına karşı çıkanlar susturulmalı, öyle düşünmeye meyilli olanlar da caydırılmalıdırlar. Tabiidir ki bu suikastların temelinde böylesi bir anlayışın ve uygulamanın yattığına işaret etmek istiyoruz. Sahibinin ötmesinden hoşlanmadığı ‘horozların’ başı sahibinin kesmesine hazır demektir. Sahibi istemese de öten horoz bunu hakediyor denilmez mi?

Artık Türkiye beş vakit namaz kılan, cumalara giden cumhurbaşkanları dönemine girmişken, elbetteki mescitsiz hiçbir okulu, hastanesi, devlet dairesi ve bakanlığı da kalmayan bir ülke olmalıdır. Ki, hâlâ Cumhuriyet Halk Partisi’nin İslâm’a ve müslümanlara karşı katı politikalar yürüttüğü devirleri bütün canlılığı ile yaşayan yaşlıları ve onlardan tevarüs ettiği bilgiler ile, zamanının en az 30 yıl gerisinde yaşayan orta yaşlı müslümanları doyuran politikalar izlenmiş olsun. Ne var ki aşağıdan yeşerip gelen yeni nesil, genç nesil artık Kur’an’la tanışmıştır. Henüz istenilen düzeyde algılayamamış olsa da bu tanışma bu nesle bir yön vermiş, en azından Müslümanlığın babalarından duyduğu beş şart’dan fazla şeyler olduğunun farkına varmaya başlamıştır. O denli yaygın bir anlayış ve yönleniş olarak gelişmiştir ki, gençler arasındaki bu gelişmeler baş edilmez haldedir.

Kur’an İslâmı ile, halka babalarından miras kalan İslâm arasındaki farkı kapatmaya yönelik yaygın anlayış giderek derinleşmekte ve evrensel boyutlara ulaşmaktadır. İşte bu noktada yeni hükümet politikalarının hesabı, babalarından tevarüs ettikleri İslâm’la ve bunun tümünü kendinde bulduğu hükümetlerle birlikte bulunmayı tercih edeceğini düşündüğü geleneksel müslümanlara arka çıkarak; Kur’an İslâmı’nın bütünlüğüne kavuşmak isteyen dinamik, köktenci müslümanlara karşı çıkarmak, birincilerle ikincileri savmayı düşünmektedir. Artık her defasında yara aldığı salvolarını kendi yapmayacak, müslümanı müslümana karşı çıkararak İslâm’ı önlemeye yönelecektir. Hatta ufak çapta da olsa bunun emareleri şimdiden görünmeye başlanmıştır. Hükümetlerin yanında bulunan İslamcı grupların aldıkları tavizlerden mukabil oylarıyla kendilerini destekledikleri hükümete yardımcı olmak, daha fazla taviz alabilmek uğruna Kur’an İslâmı’nı gündeme getirenleri ihbar ettikleri, Sünnet İslâmı’nı canlandırmayı amaçlayanları hiç de dost gibi görmedikleri bilinen olaylardan olmuştur. Tabii, gerekçeleri de kendileri nezdinde geçerli olan bu gruplar, “Belamızı mı istiyorsunuz? Bu kadarını bulduk da bunuyor muyuz? Sizler İslâm’a zarar veriyorsunuz” gerekçeleri ile Kur’an İslâmı’na yönelmeleri, henüz tamamı taleb etmenin zamanı gelmediği gerekçeleri ile suçlayabiliyorlar ve her türlü engeli çıkarmayı düşünüyorlar.

Şu anda daha kalabalık halde bulunan bu gruplar, İslamizasyoncu hükümete oy ve personel desteği vermeleriyle de tanınıyorlar. Bu hükümetin hemen bütün bürokratlarının, teknokratlarının namazlı oruçlu bulunmaları da bunun açık göstergesi halindedir. Daha dün ANAP genel başkanlığı ve sonuç olarak da başbakanlık için yarışan iki ANAP’lının yapılan genel kongrelerindeki sözleri bunu açıkça göstermeye yeterlidir. Bunlardan Yıldırım Akbulut “Ayasofya’yı ibadete açacağız” vaadi ile seçmenin karşısına çıkarken, Mesut Yılmaz “Benden mucize beklemeyin, mucize ancak Allah’ın işidir” beyanı ile seçmenine dindarlık imajları, mesajları göndermesi manidardır. Olayları yakından ve atlamadan izleyenler için aşikâr olarak görünen gerçekler bunlardır.

İktidarda olan artık muhafazakarlıktır, milliyetçiliktir, mukaddesatçılıktır Türkiye’de.. Halk İslâmı’nın yanındaki hükümetlerin bir süre daha idare edeceği Türkiye’de, muhalefet partileri de SHP’si dahil, İslamcı olmak, halk İslâmı’ndan yana bulunmak zorundadır. Aksi halde iktidar yüzü göremeyecekleri gibi umamamaktadırlar da. Türkiye artık o noktaya döndürülemez bir şekilde gelmiştir ki, Türkiye Birleşik Komünist Partisi bile Kurban Bayramı mesajları yayınlamakta, tebrikleri göndermek durumunda bulunmaktadır. Esastan reddetmek durumunda bulundukları şeyleri tebrik gereği duyanlar, esaslı bir şeyler kaybetmeye başlamışlar demektir.

 
 
Ercümend Özkan Laiklik Demokrasi ve İslam/ 324

Keyword : radyo vakit - ercümend özkan - iktibas -
Bookmark and Share
 

DİĞER HABERLER

İdlib'de 'kaçınılmaz' çatışma | Analiz
Aslında Halep'in rejim güçlerinin denetimine geçmesinden bu yana İdlib ve civarında kalan bölge kendi içinde çalkalanıyordu. Fakat olası bir çatışmanı
Batı geriler, Doğu yükselir, Türkiye güçlenir, kavga şiddetlenir
Büyük güçlerin büyük kavgaları olur. Öfkeleri de, sevgileri de, merhametleri de büyüktür. Etkileri ülke sınırlarını, bölge sınırlarını aşar. Verdikler
Ankara Körfez’e nasıl şah çekti?
Ankara’nın çok hızlı bir şekilde Türkiye’nin Katar’da asker konuşlandırmasına izin veren yasa tasarısını onaylaması olmuş.Türk kamuoyunca da bu hamle
Bir otel, bir bomba ve ötesi
Kudüs’te -Yahudilerin Yafa Kapısı dediği- El Halil Kapısı’ndan çıkıp yüzünüzü batıya döndüğünüzde, tam karşınızda açık kahverengi, yedi katlı, geniş v
Kalem, Kılıç ve Türkler
Kalem ve kılıç birlikteliği bâzı başarılara imzâ atsa da yanında mutlakâ zulmü de getirir. Batı’nın zulmü bunun en büyük örneğidir… sâdece kalem ve
Suyu Hapsetmek
“Rahmetinin önünde rüzgârları bir müjde olarak gönderen O’dur. Bunlar ağırca bulutları kaldırıp yüklendiğinde, onları (kuraklıktan) ölmüş bir şehre sü
AB Parlamentosu raporu ve ötesi | Analiz
Avrupa Parlamentosu 7 Temmuz günü yaptığı oylamayla Hollandalı Parlemanter Kati Piri’nin Türkiye üzerine hazırladığı raporu büyük bir oy çoğunluğuyla
Fanatizm
Fanatizm, akıl ve gönlün devre dışı kaldığı reaksiyoner hareketlerin en dorukta olduğu haldir… Etnik yapı üzerinden hortlatılan fanatizm ile insanla
Kemal Alemdaroğlu ve adalet
1998 Mart ayıydı... İstanbul Üniversitesi bünyesindeki Dekanları acilen toplantıya çağıran Rektör Kemal Alemdaroğlu'nun talimatı şu şekildeydi: "YÖK G
Okullarda mescidi, % 1’lik ateistlere mi soracağız?
Ateist Aydınlık’çılar diyorlar ki; “Okullarda zorunlu mescit ülkeyi böler.” Okullara mescit yapılması zorunluluğu ülkeyi niye bölsün? Dikkat buy
1 -


Ahmet Anapalı

İslam Ordularının muhteşem Malazgirt Zaferi (1)

29/08/2016 - 20:23

Ahmet Anapalı
Abdullah Yıldız
Abdurrahman Dilipak
Ahmet Mercan
Ahmed Kalkan
Ahmet Kekeç
Ahmet Varol
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Kaçar
Ardan Zentürk
Ali Karahasanoğlu
Atasoy Müftüoğlu
Beşir Eryarsoy
Ceren Kenar
Cihan Aktaş
Coşkun Uzun
Ersoy Dede
Hayrettin Karaman
Hamdi Akan
Halime Kökçe
Hamza Er
Hamza Türkmen
Hikmet Ertürk
Hüseyin Bülbül
Hüseyin Alan
Hüseyin Gülerce
Ibrahim Karagül
Ismail Kılıçarslan
Kemal Songür
Kenan Alpay
Kemal Öztürk
Mehtap Yılmaz
Mehmet Durmuş
Merve Şebnem Oruç
Mustafa Çelik
Mustafa Bozacı
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Armağan
Nedret Ersanel
Osman Coşkun
Osman Atalay
Ramazan Kayan
Selahaddin E. Çakırgil
Süleyman Seyfi Öğün
Sükrü Hüseyinoğlu
Tülay Demircan Koyuncu
Yakup Döğer
Yavuz Bahadıroğlu
Yıldıray Oğur
Yiğit Bulut
Türkiye'de Boşanma Sebebleri nelerdir?
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden eve nakliyat Gaziosmanpasa Evden eve nakliyat Eyüp Evden eve nakliyat Sultangazi Evden eve nakliyat Bayrampasa Evden eve nakliyat Günesli Evden eve nakliyat Sirinevler Evden eve nakliyat Yenibosna Evden eve nakliyat Küçükçekmece Evden eve nakliyat Basaksehir Evden eve nakliyat