Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
İNDİRİLEN DİN'E EVET, ÖTEKİ DİN'LERE HAYIR
* 'Kutsallarımızın ayaklar altına alınmasına sessiz kalamayız' * Kudüs Düşerse, Dünya Düşer * "İlahlık" Şerik Kabul etmez * İdlib'de 'kaçınılmaz' çatışma | Analiz * Kabil'de bombalı saldırı, 24 ölü * Lozan’da, savaş tazminatına karşılık alınan kasaba: Karaağaç * Safları sıklaştıralım * Yumuşak Karnımız (Video) * Kur’an bütün zamanlar için geçerli bir hidayettir… * İşgal edilmiş, kuşatılmış, boşaltılmış Kudüs!

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

GIDA AMBARI

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

STAR

YENİ AKİT

YENİ ŞAFAK

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

İRİP RADYO

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

ÇAĞRI TV

HİLAL TV

KANAL A

TGRT HABER

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 25627
Toplam 378525631
En Fazla 606285
Ortalama 152508
Üye Sayısı 125
Bugün Üye Olan 0

Medeniyetler

Batının İslam’ı anlaması, adlandırılması daha çok oryantalizm tarzı olmuştur. Batı tahripkardır, insanın, toplumun, insanlığın, eşyanın tahribi her dönemde çok bariz olarak görülmektedir. Medeniyet, bütün insanlık tarihi boyunca meydana gelmiş olan maddi ve manevi eserler ve tasar-
2017-07-25 - 12:39

MEDENİYETLER

 

 

Medeniyet, bütün insanlık tarihi boyunca meydana gelmiş olan maddi ve manevi eserler ve tasarrufların toplamıdır.

Medeniyet zihinsel gelişim ve  ruhsal tekamüldür yani şekilsel yansıma değildir. Şekilsellik, (bir cazibesi, albenisinin olduğu bir gerçektir.) bir meşguliyet bir görüntü, yoğunluk  sağlarken kişiliğin inşasında , kemale ermede basamak oluşturmak gerekir.

Medeniyetin yansıması müsait, elverişli bir ortamda kabiliyetlerin hür bir şekilde filizlenme imkanı bulması ve eserlerin elde edilmesidir. Toplumsal farklılıklara dayatmaların olmadığı özgün halleriyle renkliliklerini yansıtarak özgürce ve emin olarak yaşanılan ortamlardır.

Cevdet Paşa’nın benzetmesiyle düşünce  ve medeniyet bir  gelin gibi  Babil, Mısır, Yunan, Roma, İslam ve Batı arasında kendisine saygı ve sevgi gösterenin yanında ve evinde olmuştur.

İnsan aklının elinin tabi sonucu oluşan unsurların bütünü tekniksel bir dönüşümdür, teknikten teknolojiye geçiş uzun zaman sürecinden sonra olmuştur.

Her medeniyet  insanlığın birikimi olan hazineye ilmi, felsefi, kültür, sanat, bilim ve teknoloji farklı oranlarda  katkıda bulunduğu mutlaktır.

Batı medeniyetinden yansıtılan ise daha çok kendinden önceki medeniyetleri küçümsemek kaale almamak insanlığın nazarından düşürmek için varlıklarını itiraf etmemek veya tahkir ederek kadim medeniyet olarak insanlığa kendini arzı endam etmesidir.

Doğu ve Batı yönsel olarak tasnifin yansıması ile birlikte bünyesinden farklı değerleri içine alan, barındıran özellikler taşımaktadır.

Doğu aşkın,  sevginin,  dini, duygu ve düşüncelerinin merkezi olarak sık sık adlandırıldığı her daim dile getirilmesinden  dolayı doğuyu yalnızca mistik merkez olarak batı sınırlamaktadır.

Batı zatı ailelerini daha fazla ululamak düşüncenin en zirvesinde, piramidin tepesinde konumlandırmak için söylemlerini dinden soyutlayarak pozitivist  bir yaklaşımla ilim ve felsefeden güç alarak aktarmaktadır.

Batı geçmiş medeniyetleri inkar ederek  büyük bir miras  yediliğe soyunmuştur.

Batı medeniyetinin  insanlığa kazandırdığı, katkıda bulunduğu bir  alan olmadığı  yönünde değil, elbette batı medeniyeti ilim, felsefi, teknolojik alanlarda var olan gelişmeler bulunmaktadır.

Batı medeniyetinin insanlığa aktarılanların, yegane müsebbibi olarak zatı alilerini pazarlamaları tutarsızdır.

Doğuyu tahkir edebildiği oranda kendini yüceltme, ululama  ile birlikte toplumların yerel veya genel değerlerinden şüphe etmesi, sırtlarını dönmesi batıya karşı oluşan teveccüh ile birlikte aşağılık komplekslerinin oluşmasıdır.

Batı medeniyeti propaganda’dan güç alarak gösterişli bir şekilde kendini inşa etmiştir. Roma’dan Yunanistan’a oradan batıya aktarılan ilim felsefe ve tekniksel alanlardaki gelişmelerini bir güç, büyük bir gövde gösterisi ile sergilemesi kullanması, düşünce ve kültürünü diğer medeniyetlerden daha üstün olduğunu gösterme çabasını ayyuka çıkarmıştır.

Batı medeniyeti varlığının insanlık için ezeli ve edebi olarak bir tek  kendisinden ibaret  olduğunu dayatma ve kabul ettirmenin yoğun çabası içinde olmuş ve olmaktadır.

Batı medeniyetinden  yansıyan zatı alilerinin rasyonalist, analitik çıkarımlar yapabilen tarzda gösterip yüceltirken  ötekileri dışlamak, tahkir edici, ikinci sınıf olmaları ,o kapsamda bir anlayışın ete kemiğe bürünmesi için doğu medeniyetlerini duygusal Afrika’yı yamyam olarak kabul etmiş ve ettirme çabasını yıllardır sürdürmektedir.

Batının İslam’ı anlaması, adlandırılması daha çok oryantalizm tarzı olmuştur. Batı tahripkardır, insanın, toplumun, insanlığın, eşyanın tahribi her dönemde çok bariz olarak görülmektedir. Madde ve manadaki muvazenenin özellikle skolastik  dönemde dini otorite ve idari alanda feodal sistem, krallıkların  kurulu düzenlerinin devamı için bu güç odaklarının istismarları hat safhadadır.

Dini otoritelerinin dünyevi hırslarından dolayı belli güç odaklarının borozanı olmaları, halkı sürüleştirmeleri, hayatı dünyanın merkezine monte etmeleri, bir boyutuyla da münzevi hayatı yaygınlaştırmak ile birlikte fıtrata aykırı sapkınlıkların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Dinin, idari alanın eli altında sadık bir uşak konumunda olması her daim istismar edilmesine, güç odaklarının koruyucu kalesi olması, takdis edilmesinde bir basamak olarak kullanılmıştır. İdari alanda dini otorite tarafından istismara maruz kalan toplum infiale gelerek iki otoriteyi yerle bir etmiştir. İfrat ve tefrit mekanlarında dolanan dinin toplum tarafından hayattan tard edilmesine neden oldu. Laiklik ile birlikte din batı toplumunda kilisenin dört duvarları arasına hapsedildi. Din muteberliğini, ihtişamını, toplum üzerindeki iktidarını yitirdi. Din hayattan dışlanarak  nostaljik bir duruma getirildi. Dinin çıkarlara alet edilmesi belli güç odaklarının istismar aracı olarak toplumların hayatını, düşüncelerini felç etmesi onunda hayatın dışında, toplumun teveccühünün erişemediği bir alanda konumlandırılmasına neden olmuştur.

‘Şunu iddia ediyorum: oryantalizm genellikle batı tarafından zayıf olduğu için doğuya empoze edilen bir doktrindir. Batı bu hareketi ile doğuyu kendi içinde eritmek ve aradaki farkları kaldırmak istemektedir’. (EDWARD SAİD)

Oryantalizm, batının doğuyu olduğu gibi görme anlama adlandırma çabasında olmadığını, doğuyu istismar etmek bu istismar üzerine, bu enkaz üzerine kendi tasavvur tohumlarını ekerek medeniyetinin her daim  kadim bir medeniyet olduğunu inşa etme çabasıdır.

‘İslam’ın terör, yıkıcılık, nefret edilen barbarlar sürüsü olarak görülmesi boşuna değildir. Avrupa için İslam devamlı bir felaket konusu idi. On yedinci yüzyılın sonlarına kadar süren ‘Osmanlı Belası’ tüm Avrupa’yı yerinden oynatıyor, Hıristiyan medeniyeti için aralıksız bir tehlike sayılıyordu. Zaman Avrupa’ya bu tehlikeyi genel hayatın akışı içinde eritmeyi öğretti. (SAMUEL C.CHEV) *

Batı, tahrif edilen din ve istismar eden otoriterler, idari alanlar tarafından canı haddinden fazla yandığından hayatın hep uç noktalarında yer almasına neden olmuştur. Bir boyutuyla toplumu dini alanda istismarı ile zillete maruz kalmaları, diğer bir boyutu ile dinin karşısında olan burjuva sınıfının toplumu sanayileşme ile birlikte maddeye, maddi hayata canlı canlı gömmesi en büyük istismardır.

Maddi refah toplumda arttıkça hayatın madde etrafında yoğunlaşması, nefsanî çılgınlıkların  yoğun olarak zuhur etmesi, bireyselleşmelerin artması ise hümanizm ile birlikte tanrının hayattan dışlanması hayatın her boyutu ile madde merkezinden baz alınarak okunmasına ve hayatın bu doğrultuda inşa edilmesine neden olmuştur.

İki uçtaki muvazenesiz hareket, yani ifrat ve tefrite kaçan yaşamın insanı, toplumları sapıklığa vardıran azgınca yaşamın içine götürür.

Kainattaki bütün dinleri kendi toplumundaki dinin yapısallığı tarzında görmekte, topyekûn dini değerlerini hayatın dışında yer almasının çabasını sergilemektedir.

Din afyondur, din hayatın tamamıyla mistik boyutuna daldırarak hayattan koparan tahripkâr güç olarak aktarmaktadır. İslam medeniyeti, batı ve doğunun mistik anlayışındaki uç noktaya rabt olma anlayışından, tek maksatlı hayattan ve sınırlamalarından çok uzaktır. Hayat ile ukba madde ile mana arasındaki muvazeneyi en güzel şekilde kuran mükemmel bir hayat felsefesidir.

Bir medeniyeti veya medeniyetleri yadsımak, inkâr etmek, tahkir etmekle inandığı medeniyet yücelmez, o medeniyetin içe kapanıklığını arttırır. Gerçeklerden kaçmakla reaksiyoner hareketlerle bir medeniyeti tanımak anlamlandırmak ve alternatif olarak, öz haliyle varlığını idame ettirmek için kalıcı ve tutarlı bir yaklaşım tarzı olamaz. Bilinmeyen, kaçınılanın cazibesi ve istila ediciliği çok fazladır. Amaç varlığı, varlığa karşı duruşu adlandırmak hayatı hangi maksatlar ile adlandırıp yol aldığını bilmek, kendi hayatiyetini daha iyi anlamayı ve sahip çıkılmasını sağlar. Bilmek beraberinde emin olmayı yanında taşır. Obje ve süjeyi medeniyetler bazında iyi tahlil etmek toplumların yapı taşlarının deşifre olmasında gerekli kriterlerdendir. Bir medeniyeti toplumlara sunduğu imkânlar, toplumun hayat zemini zaman sürecinde farklı anlayışları psikolojik baskı müşahhas yansımaları toplumlarda zihinsel inşalara ve toplum için farklı beklentileri ile birlikte farklı ideallerin arzulanıp amaç halini almasına neden olur.

Tüm devrimler hayat felsefelerini zaman sürecinde yenileyerek ayakta kalırlar, toplumların zihinsel dönüşümü kaçınılmazdır. Meşru zemini koruyarak değişim ve dönüşümlerin tedricen kemale doğru olmasını sağlamak gerekir.

Bu günkü medeniyetin en büyük cinayetinin düşünmeyi ve imanı darağacında sallandırmak olduğu bir gerçektir.

Hayatın sıradanlığı içinde bir dalga olarak yalçın bir kayalıkta ne olduğunu anlamadan tuzla buz olmak; varlığı, insanın ne olduğunu; niçin var olduğunu anlamaktan, anlamlandırmaktan kaçan, kulak ardı ederek, toplumun, hayatın gündemine almayarak sancısal sürecin akıntıya terk edilerek gündem dışında tutmak.

Hayatın maksadı gaiptir, maksattan uzak gündelik uğraşların kesifliği içinde koşuşturmalar ile birlikte toplumların başlarını binlerce taşa vurarak hayatın anlamsızca nihayetlendirilmesi. Toplum düşünmediği, endişelenmediği, merak etmediği ve bilince erişmediği zaman sıradanlaşmış olmanın kabrinde uyur.

Batıda hayatın merkezinde para, madde, meta yer aldığından gerisi bu merkezin ekseninde dönmektedir. Dönüp dönmemesi de pek kaale alınmamakta, bu tarzın  nedeni sıradanlaştırılmasının sonucudur.

Batıda nesnenin, metanın ön planda olmasına karşılık doğuda özne ve nesnenin yerli yerine oturulması amacı vardır.

Batı’da skolâstik dönem ile birlikte ilim, sanat, düşünce orta çağdaki sosyal hayat zihinsel bakış statikleştirilmiştir. Statikleşen materyal zaman sürecinde daha güçlü tepkime ile birlikte pek kavi bir hal alarak materyalizmin doğmasına ve palazlanarak günümüzdeki halini almasına neden olmuştur. İslam felsefesinde var olan muvazenenin zaman sürecinde madde alanına rasyonalist felsefe, mantıksal izahatta sınır tanımamanın etkisi ölçünün sarsılmasına neden olmuştur.

Mana alanında hayattan soyutlanmak veya metafizikte mizanın korunmayıp gaybi olanlara odaklanıp yersiz tartışma ve araştırmaların zaman kaybına; medeniyetin zemininin sarsılmasına, toplum ve kişilik inşasında özgüven sarsılmalarına neden olmuştur.

Aslolan madde ve manadaki muvazenenin sarsılmadan devamı ile birlikte medeniyet projesini daim kılmaktır. Bilim ve ilim, düşünce, sanat, mimari, tiyatro, sinema… vs  hayatın her alanında medeniyet inşasında özgün değerlerimizle sağlam zeminimizde, meşru çerçevelerde  özgünlüğümüzü daha güçlü ve gür olarak yansıtmak ve yaşamak gerekmektedir.

Bu günkü insan çok zengin olan manevi değerlerden sanatta, sinemada, mimaride hatta teknik birikimlerden… vb. azıklardan mahrum kalması ile çeşitli şekillerde modern medeniyetin istilasının sonucu şekilsizleşerek tek tipe indirgenmiştir. Batıda ön planda olan insanın, toplumun inşası değil, istismarın insanlığı tek tipleştirdiği keyfiyetten uzak, kuru kalabalığın arttırıldığı sarih bir gerçektir. Toplumların kaderi kavramların doğru kullanıp kullanılmadıkları ile alakalıdır. Kavramlar, düşüncelerin inşası, yüreklerin inşası, toplumların inşası için olmazsa olmaz kutsal hazinedir. Kavramlarımız gök kubbemizde bulunan güneşimizdir o olmazsa karanlıkları aydınlık olarak benimser zamanla kutsal hale getirilir. Kişiye ve topluma yapılan en büyük hizmet ıslahtır. Toplumsal zenginlik, refah seviyesi toplumun ıslahını sağlamaz, sırf refah toplumun azgınlığını ve taşkınlığını arttırır. Batı ontolojik ve epistemolojik olarak hayatı madde merkezinde (ene, ego) doğrultusunda adlandırdığı için o doğrultuda hayatı, toplumu, ideallerini inşa ettiğinden nihaî noktanın maddi imkânlarda sonsuz olana erişmektir. Maddeye, maddi zenginliklere ulaşmak için her yolu mubah addetmiştir. Makyavelizm’i baş tacı etmiştir. İnsan insanın kurdudur anlayışı ile ötekileştirdiği toplumların öldürülesi maddi manevi bütün değerlerinin istismar edilmesini, aşağılanması sağlayarak kendini yüceltmek için mağrur ve mağdurları oynamaktan geri durmamaktadır. Sekülerleşme ile birlikte insanlığın tek geçer akçesinin para, meta ve maddenin olduğunu yedi düvelden âlemi arza yaymaktadır. İslam medeniyeti istismarın değil, ıslah yoluyla müşküllerin halledilmesi yolunu bireyde, toplumda uygulamaktadır. Bireyi sıradanlaştırmadan her bireyi farklı bir âlem olarak görür. Keyfiyetler doğrultusunda kişilerin istidatlarının gelişmesine zemin hazırlanır. Her şeyden önce fıtrat ile paralellik arz eden İslam’ın insanı ıslah ediciliğinin, yapısallığının tedricen kemale erdirdiği mutlaktır.

Bu kemale eriş mistik bir ortamda inziva ile bireysel olarak toplumdan soyutlanmayla değildir. İnşa sürecinde mekân her yerdir, eğitim, ilim, ihlâs, amel ve takvanın hayat içinde müşahhas olarak aksetmesidir. Dünya ve ukba tasavvurundaki farklılık batıda var olan sonlu hayatta en müreffeh şekilde güç, ihtişam, hazların bin bir türlüsüne sahip olarak yaşamak arzusu ve çabası içindedir. Yapılanların meşru, gayrimeşru olması önemli değildir arzı mevuta ulaşmada kendisinin, kendi milletinin kutsallarının devamı önemlidir. Dünya tasavvurları biz ve ötekiler üzerine bina edilmiştir. Bizler dünyanın efendisiyiz gerisi işin piyonudur, gerisi laf û güzaf, boş uğraş ve çabalardan ibarettir.

Birey yasalara tabi oldukça her şeyin hallolacağının, sistemin düzeninin işleyişinde bir sorun olmayacağı düşünce ve kanaati hâkimdir. Birey ve toplum hukukta bir zafiyet gördüğünde işi kılıfına uydurularak istismar ettiği mutlaktır. Hukuk örümcek ağı misalidir, at arılarının delip geçtiği, sivrisineklerin takılıp kaldığı bir işleve sahiptir. Erdemler, namus hazların geniş mekânında ayakkabıların paspasına dönmüştür. Doğu, madde ve manayı vahiy merkezli inşa ederek bireyi, toplumu şekillendirir. Bireyi toplum birey olmaktan öte biz anlayışı ile hareket ederek nefsinden öte kardeşini tercih etmektedir. Hakkaniyetten yana taviz vermeden dosdoğru yolda yürüyerek ıslah olmuş toplumun toplu mutluluğuna ermiş olunur. Sonsuz olan hayatın otokontrolü, hesabın çetinliği davranışların istikametini belirlemektedir. Olayın öncesinde olumsuzlukların oluşmaması için meşru ortamın imkânlarının arttırılması sağlanır. “Helal dairesi keyfe kafidir” (Said Nursi) meşru zeminde geniş imkanlarla, oluşabilecek pürüzler, aksaklıklar giderilerek çözümlerden sonra var olan sorunların tezahürünün yinelenmesi ile yaptırımlar ıslah yönüyle müeyyidele dönüşür. Batının paradiğması insanlık için bireyselleşme, yalnızlaşma sanal alem içinde cenneti dünyaya inşa etmektedir. Güç ve hazların ihtiyaçların yoğunluğu içinde cennete yakın yaşamak ve kaos ortamında tatminsizlik ile birlikte yok olma, hiçleşme korkusunun tetiklediği çözüm intihardır. Bu paradiğmayı allayıp pullayarak insanlığa pazarlarken ötekisini yok sayar, nostaljileştirir, tahkir ederek kompleks oluşturma çabası içindedir. Bu bir medeniyeti bütün zaafları ile birlikte kutsayıp yüceltmek, diğerlerinin insanlığın nazarından tefekküründen kaçırmaktır. ‘Eskiden İslam filozoflarının mütefekkirlerinin oluşturdukları yüksek kültür ve bu kültürün sağladığı özgüvenle hikmeti anayurduna döndürme çabası varken günümüzde Müslümanlar hakikatle bağlarını tesis eden kültürden öte sanal bir medeniyete tabi oldular.’ (Ali Şeriati) Sanal bir cennet tasavvuru ve pratiğine pervane olmak burjuvazinin dine karşı tavrı toptan reddetme tarzında olmuştur. Toplumsal yapısındaki dini dayatmanın doğduğu, zaman sürecinde kemikleşen olumsuz din anlayışına karşılık reaksiyoner olarak cümle alemindeki din ve dini motifleri anlamadan dini afyon olarak adlandırmıştır. Modern imkanlara sahip olmak medeni olmak mıdır? Medeniyet insanın yükselme merhalelerine sahip olma halidir. Madde ve mana birlikteliği ile kemale doğru ilerleme halidir. İnsan yetenekleri geliştiği oranda medenidir; gözle görülen, değil zihri ve ahlaki bir olaydır  (A.şeriati) Maddenin değişmesi, kullanılan imkanların artması, biyolojik ihtiyaçların farklı çeşitlerle ve bolca karşılanması kişiyi medeni kılmaz. Fakat bazı bilgi ve kazanımları sağlamakla birlikte bireyin ve toplumun amaç ve araçtaki keyfiyetten yoksunluğu hikmetini yitiren hayatın daha yoğun bir şekilde sekülerleşmesine neden olmaktadır.

Amacın değişmesi ile ömrün modern bir görünüme kavuşması için seferber edilmesi, sonu olmayan kısır döngüler içinde tavus kuşu tarzında renk cümbüşüne yeni görüntüler katma çabası ile zihinlerin, gönüllerin, hayatların heba olması. Bir medeniyetin kendine olan güvenini yitirmesi hiç kuşku yok ki o medeniyetin temsil ettiği dünya görüşünün artık zaafa uğradığının ve bu nedenle zeval bulmaya başladığını gösterir. “Onların her şeylerini tahrip ettik. Felsefeleri, dinleri mahvoldu. Artık hiçbir şeye inanmıyorlar, derin bir boşluğa düştüler. Anarşi veya intihar için olgun hale geldiler.” (Luis Massignon)

Kendi değerlerine karşı bigane üstün körü bilgilerle tahkir eden, kınayan kompleksli halin, batının iç yüzüne vakıf olmadan dış yüzünde ki albeniliği medeniyet diye toplumuna avazı çıktığınca haykırmak ne kadar muteberdir. Eşyanın, tabiatın, insanın ne olduğunu doğru anlamak, adlandırmak hayatın olmazsa olmazıdır.

Batı hayatı anlamak ve adlandırmaktan ziyade sürüncemede bırakarak antolojik ve epistemolojik olarak çıkmazdadır. Zihinlere ve gönüllere mıh gibi saplanan, rahatsız eden düşüncelerin kemirgenine karşı hayatı bilim ve teknolojinin yoğunluğundan, sofistliğinde, kaoslaştırarak baştan savmaktır. Eşyanın, insanın hakikatinin arayışlarına karşı farklı söylemleri bağnazlıkla itham ederek maddenin anlamlaştırılamayan tezini mutlak bir durum olarak, yoğunlaştırılmış söylemlerle geçer akçe kılmaya çalışmaktadır. İnsanın irade sahibi olarak neyi niçin yaptığını sorgulaması hayatı anlamak ve adlandırmak daha çok iradeye yakışırken hayatı arzularının limanın da teskin edeceğini sanan batının hayat tasavvura. Bazıları başkasının doldurduğu bir korkuluk olarak yaşar, samanı başkasından,duruşu kendisindendir.

Varlığı,olayları,insanı….vs. anlamak ve adlandırmada tasavvuru hazır lopçuluğa kaçmak,yoğunluğun,girdabında,spontane söylemlere ölümüne biat etmektedir.

Hayatı anlamak ve adlandırmakta bir sancının yönlendirmesi, güçlü bir veya birçok marazın etkisiyle büyük alem ile küçük alem arasında ki ilahi ahengi yakalayabilmek, basiretli bakış açısıyla bakabilmenin sonucudur.

Özden gelen, sergilenen hal ve kaller fıtratla paralellik oluşturduğu müddetçe bireyin toplumun kimliği, karakteri en muhkem şekilde oluşmuş olur.

Kendin olabilmenin şartları çok kapsamlıdır. Anlamak hayatı adlandırabilmekten geçmektedir. Gelecek için geçmişten hisse alabilmek, özgün olarak inşa olmak mukallitliğin dışında geçmişten bu güne ve geleceğe özgün düşünce, özgün felsefenin oluşmasıyla hayata en müşahhas terkibi sunmak gerekiyor.

Aslını unutmak kadar hiçbir şey tekâmüle engel teşkil etmez.

 

şaban tekin

iktibas


Keyword : radyo vakit - şaban tekin - iktibas -
Bookmark and Share
 

DİĞER HABERLER

Safları sıklaştıralım
Erdoğan “Kudüs’teki Harem-i Şerif, sadece Filistinlilerin değil 1,7 milyarlık tüm İslam aleminin onurudur, namusudur, kutsal mekanıdır. İslam dünyasın
'Kudüs, tüm İslam ümmetini ilgilendiren bir davadır'
Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Dr. Yusuf el-Karadavi, Kudüs'ün sadece Filistinlileri değil tüm İslam ümmetini ilgilendirdiğini belirtti. Kara
İsrail'in 'Mescid-i Aksa' ihlallerine Türkiye'de büyük protesto | Foto
Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa'yı ibadete kapatan İsrail, Şanlıurfa, Malatya ve Adıyaman'da protesto edildi. Şanlıurfa'da Sivil Toplum Kurul
Ege'de gece yarısı 6,3'lük deprem | FOTO
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Gökova Körfezi'nde saat 01.31'de 6,3 büyüklüğünde deprem ka
Atalet - Çökkünlük
“Gevşemeyin ve üzülmeyin! Eğer mü'min iseniz, üstün olan sizsiniz” (3/139) Takva azim ve gayret ile ulaşılabilecek bir gayedir. Atalet ise bu hedefe
Sahi, Mescidler/Camiler kimindir?
"Mescidler Allah'ındır. Öyleyse Allah'tan başkasına kulluk/dua etmeyin." (72.Cin sûresi, ayet.18) "Allah'ın mescidlerinde O'nun adının anılmasını eng
Erdoğan Şehitler Köprüsü'nde milyonlara seslendi
15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştiren FETÖ'nün arkasında kimlerin olduğuna işaret eden Erdoğan, "Önce bu hainlerin kafasını koparacağız" dedi. 'Ko
"Ya olacağız, ya öleceğiz"
Erdoğan, "Bundan sonra ülkemizde hiçbir şey 15 Temmuz öncesi gibi olmayacaktır. Ya olacağız, ya öleceğiz" dedi ve "15 Temmuz yeni Çanakkale zaferimizd
Amacına ulaştı
Hürriyet gazetesi ve Doğan Haber Ajansı’nın günlerdir Suriyeli mültecileri hedef gösteren yayınları, barbarca bir cinayetle sonuçlandı. Sakarya Kaynar
"Adalet" Başbağlar'a 24 yıldır uğramadı
210 hanenin 191'i yandı. Olay yerinde 585 boş kovan bulundu, kovanlara balistik incelemesi yapılmadı. Olayın ardından gözaltına alınan Gürsel Aktaş, H
1 -


Ahmet Anapalı

İslam Ordularının muhteşem Malazgirt Zaferi (1)

29/08/2016 - 20:23

Ahmet Anapalı
Abdullah Yıldız
Abdurrahman Dilipak
Ahmet Mercan
Ahmed Kalkan
Ahmet Kekeç
Ahmet Varol
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Kaçar
Ardan Zentürk
Ali Karahasanoğlu
Atasoy Müftüoğlu
Beşir Eryarsoy
Ceren Kenar
Cihan Aktaş
Coşkun Uzun
Ersoy Dede
Hayrettin Karaman
Hamdi Akan
Halime Kökçe
Hamza Er
Hamza Türkmen
Hikmet Ertürk
Hüseyin Bülbül
Hüseyin Alan
Hüseyin Gülerce
Ibrahim Karagül
Ismail Kılıçarslan
Kemal Songür
Kenan Alpay
Kemal Öztürk
Mehtap Yılmaz
Mehmet Durmuş
Merve Şebnem Oruç
Mustafa Çelik
Mustafa Bozacı
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Armağan
Nedret Ersanel
Osman Coşkun
Osman Atalay
Ramazan Kayan
Selahaddin E. Çakırgil
Süleyman Seyfi Öğün
Sükrü Hüseyinoğlu
Tülay Demircan Koyuncu
Yakup Döğer
Yavuz Bahadıroğlu
Yıldıray Oğur
Yiğit Bulut
Türkiye'de Boşanma Sebebleri nelerdir?
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden eve nakliyat Gaziosmanpasa Evden eve nakliyat Eyüp Evden eve nakliyat Sultangazi Evden eve nakliyat Bayrampasa Evden eve nakliyat Günesli Evden eve nakliyat Sirinevler Evden eve nakliyat Yenibosna Evden eve nakliyat Küçükçekmece Evden eve nakliyat Basaksehir Evden eve nakliyat