Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
İNDİRİLEN DİN'E EVET, ÖTEKİ DİN'LERE HAYIR
* 'Korkuyla yaşasınlar' * Hayat tarzımızı hesaba çekelim! * Başka Türkiye yok * İman Allah'ı Hakkıyla Takdir Etmektir * Fesâd-ı Zamanda Budalalığa methiye * İslam Ticaret Ahlakı ve İslami Finans Üzerine (Röportaj) * Biz yanabiliriz ama emperya- listler asla risk almamalı! * "Hindistan, Türkiye'nin Asya'ya açılan kapısı olabilir" * Avustralya'da 'Buyurun, ben Müslümanım' etkinliği | Foto * "Srebrenitsa'da BM bayrağının altında soykırım yapıldı"

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

GIDA AMBARI

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

MİLLİ GAZETE

SABAH

STAR

YENİ AKİT

YENİ ASYA

YENİ ŞAFAK

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA ARİFAN RADYO

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BOLU ŞAFAK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA GÖZYAŞI FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

YOZGAT UFUK FM

İRİP RADYO

İSTANBUL AKRA FM

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

ÇAĞRI TV

HİLAL TV

KANAL 7

KANAL A

TGRT HABER

TV 5

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 17027
Toplam 370041278
En Fazla 606285
Ortalama 154505
Üye Sayısı 124
Bugün Üye Olan 0

Pakistan'ın milli şairi ve mücadele insanı Muhammed İkbal

Muhammed İkbal verdiği konferansları,dersleri ve yazdığı şiirleri ile bir taraftan ümmeti tekrar ihya etmek için samimiyetle çalışırken diğer yandan Hint Müslümanlarını İngiltere’ye karşı mücadeleye teşvik ediyor ve Müslüman toplumun sahip olacağı bağımsız bir devletin temellerini atıyordu. Pakistan'ın manevi kurucusu büyük İslam şairi, mütefekkir
2017-04-30 - 17:06

Pakistan'ın milli şairi ve mücadele insanı Muhammed İkbal

 
 

Muhammed İkbal verdiği konferansları,dersleri ve yazdığı şiirleri ile bir taraftan ümmeti tekrar ihya etmek için samimiyetle çalışırken diğer yandan Hint Müslümanlarını İngiltere’ye karşı mücadeleye teşvik ediyor ve Müslüman toplumun sahip olacağı bağımsız bir devletin temellerini atıyordu.

 Ömer Aymalı / Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

Pakistan'ın manevi kurucusu büyük İslam şairi, mütefekkir Muhammed İkbal Pakistan’ın Pencap bölgesine bağlı Siyalkot’ta 9 Kasım 1877'de dünyaya geldi. İlk eğitimini Kur'an üzerine aldı. Kur'an eğitimini medresede tamamladıktan sonra, Arapça ve Farsça hocasının yönlendirmesiyle İslam edebiyatıyla ilgilenmeye başladı. İngilizce eğitim veren Scotch Mission College (İskoçya Misyon Lisesi)’da liseye başlayan İkbal  1893 yılında dereceyle mezun oldu. Liseden sonra 2 yıl da İskoçya Misyon Lisesi’nin yüksek bölümünde okuyarak felsefe ve İngilizceden öğretmenlik diploması aldı.

10 yıllık bu eğitimin sürecinin ardından üniversiteye devam etmek istedi ancak bulunduğu şehir Siyalkot’ta üniversite yoktu. Bu sebeple Lahor’a giden Muhammed İkbal buradaki en seçkin üniversite olan Goverment Collage Devlet Yüksek Okuluna kaydoldu. Kişiliğinin yön aradığı dönemde Mir Hasan ve Prof.Arnold gibi iki değerli hocadan ilim tahsil eden Muhammed İkbal lisans eğitimini altın madalya ile tamamladı. Yüksek Lisans eğitimini de yine aynı okulda yaptıktan sonra 1899 yılında mezun oldu.Lahor’da Oriental College’de akademisyenlik yapmaya başladı. Bu okulda Arapça dersleri veren İkbal, diğer yandan Government College’de Felsefe dersleri verdi.

Muhammed İkbal 1905 yılında Batıyı daha yakından tanımak ve felsefe tahsilini geliştirmek amacıyla İngiltere’ye gitti. Cambridge Üniversitesine kaydını yaptırdı ve burada ünlü Prof.Taggart’ın öğrencisi oldu. Ayrıca ünlü oryantalistlerden A. Nicholson ve R. G. Browne ile de dostluk kurdu.Yüksek Lisans eğitiminin ardından İngiltere’den Almanya’ya geçti ve burada da Felsefe üzerine  doktorasını tamamladı. Daha sonra tekrar İngiltere’ye dönen İkbal Londra’da siyasal bilgiler fakültesinde başarılı bir şekilde eğitimine devam etti ve diploma ile birlikte avukatlık yapabilme belgesini aldı.

"Asrın firavunları, hep beni avlamak için çabalayıp durdular"

İkbal İngiltere’de kaldığı 3 yıllık süre içinde bir taraftan eğitimini tamamlarken bir taraftan da İslam konulu bir dizi konferans verdi. Muhammed İkbal Avrupa’da bulunduğu süre içinde düşünce ufku genişlemiş ancak kendi köklerinden, dininden imanından, anlayışından  kopmamıştı. İkbal bunu şu cümleler ile ifade edecekti: "Çağdaş Avrupa kültür ve ilimlerinin ışığı özümü alamadı, gözümü kamaştırmadı. Çünkü ben, gözüme Medine'nin sürmesini çekmiştim. Batı eğitim ve öğretim ateşinin içinde eğleştim ama İbrahim'in, Nemrut’ un ateşinden sağ salim çıktığı gibi çıkıp kurtuldum. Asrın firavunları, hep beni avlamak için çabalayıp durdular; fakat ben onlardan korkmadım ve korkmuyorum. Zira Yed-i Beyza'yı (Kur'an) taşıyorum. Yıldızları ele geçirdimse ve zorluklar bana boyun eğdilerse buna şaşmayın! Çünkü ben, O büyük Peygamberin (sav) kölelerindenim ki, çakıllar O'nun ayağıyla şereflenip yıldızlardan daha kıymetli oldular ve O'nun ayak izlerinden kalkan tozlar, misk kokusundan daha güzel ve çabuk etrafa koku saçtılar."

İkbal Batı medeniyetini tahlil imkanı bulduğu bu yıllarda, bu medeniyetin temellerinin çürük olduğunu ve dine karşı büyük bir düşmanlık içerisine girdiğini tespit ederek şu sonuca ulaşacaktı: "Latin medeniyetinden sakın ki, bu medeniyet, hak ehli ile sürekli mücadele halinde olup, kurnazlığı ile yeni fitneler doğurarak, Lat ve Uzza'yı Harem-i Şerife (Kabe'ye) tekrar dikmek istiyor. Bu medeniyetin aldatıcı sihriyle kalpler köreliyor; ruh onun serabıyla susuzluktan yok olup parçalanıyor ve kalbin ateşi sönüyor. Hatta bu medeniyet, cesetten kalbi söküp çıkarıyor.

Gerçekten Avrupa'da ilim gelişmiş ve sanayi ilerlemiştir. Fakat orası hayat menbaından eser olmayan karanlıklar ummanıdır. Orada maddenin putlaştırmasının tezahürü olarak banka binaları sanat güzelliği ve görünüş ve temizlik bakımından, kiliselerden üstündür. Avrupa'nın böbürlenip durduğu şu ilim, hikmet, siyaset ve hükümet, kof görüntüden başka bir şey değildir. Gerisinde hakikat yoktur. Semavî yönetim ve İlahi vahiyden nasibi olmayan, fakat elektirik ve buharı kullanmada son derece mahir bir millet! Araçların hakim olduğu ve sanayinin tahakkümü altında bulunan bu medeniyette kalpler ölüyor; şefkat, vefa ve asil insanî mevhumlar maktul düşüyor."

"Batı medeniyetinin ışığı parlak, hayat ateşi kızgın, cayır cayır yanıyor."

İkbal, Batı medeniyetinin halini ise şöyle tasvir ediyordu: "Batı medeniyetinin ışığı parlak, hayat ateşi kızgın, cayır cayır yanıyor. Ancak bu medeniyetin İlkbaharında Hz. Musa'nın rolünü temsil edip ilham alan, Allah'ın kelamıyla şereflenen kimse yok. Yine Hz. İbrahim'in rolünü yüklenip putları parçalayacak, ateşi soğuğa ve selamete çevirecek kimse yok." Bu değerlendirmelerinden sonra, İslam ve Batı medeniyetlerini karşılaştırarak şu sonuca ulaşıyordu: "Batı medeniyeti, insanlığa faydalı gelişmelerin esaslarını aldığı Doğu İslam ülkelerine bu iyiliğin karşılığı olarak sefalet ve sefahati, şer ve tahripleri, bozgunculuk ve kötülüğü vermiştir. Arap yarımadası, Batı'ya eşitlik, temizlik ve rahmete davete! bir yüce Peygamber'i(sav) tanıtmış; Avrupa ise buna karşılık saldırganlık ve zorbalığı, sefalet ve fuhşu, sefahet ve yokluğu hediye etmiştir."

Muhammed İkbal bu tahlilleri ile 27 Temmuz 1908’de üç buçuk yıl kaldığı Avrupa’dan tekrar ülkesine geri döndü. Government College’da felsefe ve İngiliz filolojisinde akademisyenlik yaptı. İkbal bu süre içerisinde eğitim sisteminin Müslüman gençleri köklerinden kopardığını dini duygu ve sevgilerini söküp aldığını görüyor ve buna şu cümlelerle itiraz ediyordu: "Günümüzün okuyan geçlerinin elindeki kadeh boş, dudakları susuzluktan çatlamış, yüzü parlak fakat gönlü zindan, aklı münevver fakat basireti kör, yakîni zayıf, ümitsizliği büyüktür. Yabancılar onların İslami toprak ve kerpiçlerinden kiliseler inşa ediyorlar. Çıtkırıldım ve lüks bir gençlik. Gönüllerinde ümit ve emelleri daha beşikteyken ölüyor. Okul, onlardaki dînî duygu ve sevgilerini söküp almış ve onlar heykeller haline gelmişler. Batı medeniyeti iliklerine işlemiş ve onlar, bir parça arpa ekmeği dilenmek için el açmışlar ve bu uğurda ruhlarını satmışlar. Bu zavallılar mümindirler, ama ne ölümün sırrını biliyorlar, ne de Allah'tan başka bir galib-i mutlak olduğuna inançları var. Frengistandan Lat ve Menat satın alıyorlar. Müslümandırlar; fakat akılları putları tavaf ediyor. Frenkler bu nesli harpsiz, darpsiz öldürdüler."

"Gönlüme saplanan dikeni çıkaracağım.’

Nihayetinde İkbal çok geçmeden öğretim üyeliğinden istifa etti. Öğretim üyeliğinden istifa etmesinin sebebi okul idarecilerinin onun söz ve hareketlerine sınır koymaya çalışmasıydı. İkbal bunu şöyle ifade edecekti: "İngilizlerin hizmetinde iş yapmak güçtür. Gönlümde milletime söylemek istediğim bir hayli mesaj var. İngiliz devletinin hizmetinde bulunmakla bunları rahatlıkla söyleyemem. Artık hür bir insanım. Ne istersem söyleyebileceğim ve böylelikle gönlüme saplanan dikeni çıkaracağım.’

Muhammed İkbal resmi görevinden istifa etmesine rağmen hiçbir zaman eğitim ve öğretim işlerinden geri kalmadı. Devamlı olarak Lahor‘daki Islâm akademisiyle irtibat halinde olan İkbal orada dersler verirken, çeşitli üniversitelerde de ilmi konferanslar veriyordu.

"Trablus şehitlerinin kanları"

Muhammed İkbal aynı zamanda bir Türkiye sevdalısıydı. Osmanlı devletinin son yıllarında üst üste gelen harp felaketleri İkbal’i de derinden etkimekte kalbini yaralamaktaydı. Trablusgarp, Balkan savaşlarının gerçekleştiği yıllarda duygularını şiirlerle dokunaklı bir şekilde ifade edecekti. İslam dünyasının içinde bulunduğu yıkımın verdiği üzüntüyü Huzur-i Risalet-Meabda şiirinde şöyle dile getirecekti: Hz.Peygamberin manevi huzurunda ona : Sen cihan bahçesinin bir rayiha biçiminde çıktın,bize ne hediye getirdin” diye sorması üzerine İkbalin verdiği cevap onun duygu ve düşüncelerinin hangi boyuta ulaştığını gösteriyordu: “Efendimiz, bir kâse sunuyorum. Bu kâse içindeki şey cennette bile bulunmaz. Bunun içinde ümmetin onuru parlıyor. Trablus şehitlerinin kanları onun içindedir.”

"Allah, İslam’ın son askerlerini muzaffer kılsın"

Türkiye’nin Kurtuluş savaşı sürecinde de Muhammed İkbal tüm kalbiyle milletin yanında oldu. Milli mücadelenin zor günlerinde Mustafa Kemal Paşa bütün İslam alemine yönelik birkaç beyanname yayınlamıştı. Bu beyannamelerde şu dikkat çekici cümleler bulunmaktaydı: “Bütün İslam yüreklerinin bir kalp halinde çarpması için kendisini perişan eden Türk milletine Müzahir olun”. “İslam’ın her tarafında duçar-ı hezimet olan sancakları Anadolu’da toplanmıştır.” Muhammed İkbal bu beyannameleri 250 bin kişinin Kurban bayramı namazı için toplandığı Lahor’daki tarihi Badşahi Camiinde okuyarak uzun bir konuşma yapacak ve şöyle diyecekti: “Dua edelim kardeşlerim, o bayrak, o burçlardan kıyamete kadar düşmesin. İslam’ın güneşi kararmasın, Allah, Müslümanları Hıristiyanlara karşı savunan büyük lider Mustafa Kemal’e yardım etsin. İslam’ın son askerlerini muzaffer kılsın.”İkbal’in bu çok ünlü konuşmasından sonra Hint yarımadasındaki müslümanlar ellerinde ne varsa Anadolu’ya yardım olarak gönderdiler.

Pakistan'ın kuruluşunun fikri temelini attı

Muhammed İkbal verdiği konferansları,dersleri ve yazdığı şiirleri ile bir taraftan ümmeti tekrar ihya etmek için samimiyetle çalışırken diğer yandan Hint Müslümanlarını İngiltere’ye karşı mücadeleye teşvik ediyor ve Müslüman toplumun sahip olacağı bağımsız bir devletin temellerini atıyordu.

"Bir mezar toprağından kulağıma geldi ki, Yerin altında da yaşamak mümkündür. Başkalarının istediği gibi yaşayan insan, Nefes alır, lakin canı yoktur." diyen ikbal milletine hür iradesini kazandırmak için çalıştı. 1930 yılında Hint Müslümanlar Birliğinin kongresinde başkan seçildiğinde yaptığı ilk konuşmada bağımsız bir devlet fikrini ortaya attı. İngiliz hakimiyetinde bulunan Pencap, kuzeybatı eyaletleri,Sind ve Belucustan’ı içine alan topraklar üzerinde bir Müslüman devleti kurulmasının gündeme getirdi. İlk başlarda Muhammed Ali Cinnah dahil birçok kişi bu fikre karşı çıkmış olsalar bile İngilizlerin kışkırtmaları ile Hintlilerin Müslümanlara yönelik katliamlarının artması üzerine bu fikrin doğruluğu ortaya çıktı.

Muhammed İkbal hür bir Pakistan fikrini gerçekleştirmek için ülkenin dört bir tarafında konferanslar verdi. İngilizler, açıktan reddedemedikleri bu fikri uluslar arası bir toplantıda ele alınıp tartışılmasını teklif ettiler. 1931 yılında Londra’da yapılan toplantıya Müslümanlar adına İkbal,Cinnah ve birkaç lider katıldı. İkbal bu toplantıda bir taraftan İngilizlerin niyetlerini tam olarak anlamaya çalışırken diğer taraftan da fikirlerini bağımsız delegelere anlatma fırsatı buldu.

Londra’daki bu toplantılardan sonra İkbal İspanya’ya geçerek Müslümanların bir zamanlar kurmuş olduğu Endülüs medeniyetini yerinde görme fırsatını yakaladı. Oradan da Mussolini’nin ısrarlı daveti üzerine İtalya’ya geçti. İtalya’dan Hindistan’a dönen Muhammed İkbal Londra’daki toplantılarından çıkardığı sonucu ve bağımsızlık yönündeki görüşlerini kamuoyuna açıklayarak teşkilatlanma çalışmalarına hız verdi. 1933 yılının şubat ayında Afgan Kralı Nadir Han’ın daveti üzerine Kabil’e giderek ülkenin eğitim sisteminin organizasyonunu yaptı ve bir üniversitenin kurulmasına yardımcı oldu.

Muhammed İkbal yoğun çalışmaları esnasında yorgun da düşmüştü. 1934 yılında şiddetli bir boğaz enfeksiyonu geçirdi. Yoğun çalışma temposunda buna pek önem vermedi.  Ancak ağırlaştığını hissedince doktora gitti, fakat bu süre içinde hastalığı ilerlemiş ve gırtlak kanserine çevirmişti. İkbal’in sağlığı her geçen gün daha kötüye gitti. Ancak o acıyı da ölümü de rıza ile karşıladı. Sevenlerin müteessir olmaması için de şöyle diyordu: " Ölüm benim için acıdır zannetmeyin. Gözümden bir cihan kayıp olmuşsa ne çıkar. Benim gönlümde daha yüzlerce cihan var." 

 

Kaynaklar:  

Abdulkadir Karahan; Doğudan Gelen Ses

Abdulkadir Karahan, Dr. Muhammed İkbal ve Eserlerinden Seçmeler

İbrahim Refik; Şark'tan Yanık Bir Feryat İkbal

Samiha Ayverdi; Abide Şahsiyetler  Mustafa Sarper Alap;

Türklerin Unutulmayan Dostu Muhammed İkbal

 

 


Keyword : radyo vakit - dünya bülteni -
Bookmark and Share
 

DİĞER HABERLER

Unutulmuş bir zafer: Kut'ül Amare
Osmanlı İmparatorluğu’nun, Birinci Dünya Savaşı’nda savunma yapmak durumunda kaldığı cephelerden biri de bölgede bulunan petrol yatakları sebebiyle İn
Sivas Özgür-Der’de 16 Nisan Referandumu Konuşuldu
Öncelikle referandumun erken yapıldığını düşünüyorum. Bir yıl sonra yapılması daha uygun olurdu. Lakin Hendek siyaseti,Suriye ,15 Temmuz ve MHP'deki ç
Tarihi yarımadada 102. yıl yoğunluğu | Foto
Tarihin en kanlı muharebelerinden birine sahne olan Gelibolu Yarımadası, Çanakkale Kara Savaşlarının 102'nci yılı dolayısıyla 24-25 Nisan'da gerçekleş
TBMM Osmanlı Meclisi'nin devamı mıydı ?
Ancak meclisin etrafının çevrildiği bu saatlerde Meclisi Mebusan’da önemli bir karar alını- yordu. Sinop Milletvekili Rıza Nur Bey mecliste söz alarak
Ferisilik ve Ferisi Dindarlığı
Hz. Peygamber’in hadisinde ifade edildiği üzere, mümin, insanların elinden ve dilinden selamette/güvende olduğu kimsedir. Oysa bugün bizzat yaşadıklar
Pakistan'ın milli şairi ve mücadele insanı Muhammed İkbal
Muhammed İkbal verdiği konferansları,dersleri ve yazdığı şiirleri ile bir taraftan ümmeti tekrar ihya etmek için samimiyetle çalışırken diğer yandan H
Foça neyimiz olur?
Foça bir çoğumuz için İzmir’in bir ilçesidir. Ancak Osmanlı dönemi sınırlarında Foça adında bir yerleşim yeri daha vardır. Bugun Bosna Hersek toprakla
Mitolojiler ve Gerçekler
Batı uygarlığı, halklar ve ırklar arasında bir hiyerarşi olduğuna inandığı için, özellikle kolonyalist vesayeti aşmak isteyen Batı dışı toplumlar için
Banja Luka Neyimiz Olur?
Banja Luka şehri Saraybosna'dan yaklaşık 60 sene sonra feth olunmuş (1527-1528). Macar ve Alman topraklarına açılan bir kapı olan Banja Luka’nın alınm
Kral Çıplak
… kralın çıplaklığını haykıracağız ve Allah’ın bizim için seçtiği elbiseyi kuşanacağız. O elbise ki, bizi bu dünyâda her türlü kötülük- ten koruduğu g
1 - 'Korkuyla yaşasınlar'


Abdullah Yıldız

Namazımızda miracı yaşayabiliyor muyuz?

25/04/2017 - 15:03

Abdullah Yıldız
Ahmet Anapalı
Abdurrahman Dilipak
Ahmet Mercan
Ahmet Kekeç
Ahmed Kalkan
Ahmet Varol
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Kaçar
Ardan Zentürk
Ali Karahasanoğlu
Atasoy Müftüoğlu
Beşir Eryarsoy
Ceren Kenar
Cihan Aktaş
Coşkun Uzun
Dilek Buz
Ersoy Dede
Hamza Er
Hamdi Akan
Hayrettin Karaman
Hamza Türkmen
Halime Kökçe
Hikmet Ertürk
Hüseyin Alan
Hüseyin Gülerce
Hüseyin Bülbül
Ibrahim Karagül
Ismail Kılıçarslan
Ibrahim Sediyani
Kemal Songür
Kemal Öztürk
Kenan Alpay
Mehtap Yılmaz
Mehmet Durmuş
Merve Şebnem Oruç
Mustafa Bozacı
Mustafa Çelik
Murat Kayacan
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Armağan
Nedret Ersanel
Osman Atalay
Osman Coşkun
Ramazan Kayan
Selahaddin E. Çakırgil
Süleyman Seyfi Öğün
Sükrü Hüseyinoğlu
Tülay Demircan Koyuncu
Taha Özhan
Yakup Döğer
Yavuz Bahadıroğlu
Yıldıray Oğur
Yiğit Bulut
Son Olayları Nasıl Değerlendiriyorsunuz
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden eve nakliyat Gaziosmanpasa Evden eve nakliyat Eyüp Evden eve nakliyat Sultangazi Evden eve nakliyat Bayrampasa Evden eve nakliyat Günesli Evden eve nakliyat Sirinevler Evden eve nakliyat Yenibosna Evden eve nakliyat Küçükçekmece Evden eve nakliyat Basaksehir Evden eve nakliyat