Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
Gerçek mü`minler şu kimselerdir ki; Allah hatırlatıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine O`nun ayetleri okunduğu zaman imanları güçlenir ve daima Rablerine güvenirler. Onlar namazı hakkını vererek kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan cömertçe sarf ederler. Enfal 2-3
* Suudi Arabistan’ı içerden okumak * Evlilikle İlgili Kur’an’ın Koymuş Olduğu İlkeler Nelerdir ? * Âdetten Töreye, Örften Ma’ğrufa * Allah'a Ortak Koşmak (Şirk) Nasıl Olur? * İslâm Kölelik ve Cariyeliği kaldırdı mı? (Video) * Norveç’te ne oldu? * Çocukları katledilen Saraybosnalı aileler 'adalet' bekliyor * Mugabe gitti ama Zimbabve’de diktatörlük sürecek * Son başlangıç... * Bir ayet Bin İbret

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

GIDA AMBARI

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

STAR

YENİ AKİT

YENİ ŞAFAK

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

İRİP RADYO

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

ÇAĞRI TV

HİLAL TV

KANAL A

TGRT HABER

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 217940
Toplam 400030818
En Fazla 606285
Ortalama 153917
Üye Sayısı 125
Bugün Üye Olan 0

Kur'an'a Yaklaşımlar

Konu Kur’an olunca söze bir ayetle başlamak yerinde olacaktır: “ Eğer okunan bir Kitapla dağlar yürütülseydi veya onunla yer parçalansaydı yahut onunla ölüler konuşturulsaydı (o Kitap yine bu Kur’an olurdu). Fakat bütün işler Allah’a aittir. İman edenler, kâfirlerden ümit kesip daha anlamadılar mı ki, Allah dileseydi, elbette insanların hepsini toptan hidayette kılardı. Allah’ın vadi gelinceye kadar inkâr edenlere, yaptıklarından dolayı
2017-11-19 - 19:54

KUR’AN’A YAKLAŞIMLAR

 

Bu konuyu üç ana başlık altında ele alarak anlatmaya çalışacağız.

A: Geleneksel Yaklaşımlar:

1: Kur’an’ı anlamadığı halde orijinal metni okuyanların yaklaşımları:

a- Sadece sevap Kazanmak Amacıyla Okumak,

b- İstenilen Hedeflere Ulaşmak İçin Okumak,

c- Musikisinden Haz Almak İçin Okumak,

d- Tıbbi hastalıklara şifa bulmak için okumak                                             

2: Anladığı dilden okuyanların yaklaşımları:

a- Sadece bilgi edinmek maksadıyla okumak,

b- Bazı gaybi olayların şifrelerini aramak maksadıyla okumak

c- Kendi görüşlerini onaylatmak için okumak,

d- Kur’an’ın, Bir Kısmını görmeyen Bir Yaklaşımla Okumak:

e- Ayetlerin bağlamını gözetmeden okumak,

f- Kur’an’ın önüne birtakım kitaplar koyarak, onların penceresinden okumak.

B: Modernist Yaklaşımlar    

a- Mealci Bir Mantıkla Okumak

b- Tarihselci Bir Mantıkla Okumak

c- Modernist Bir Mantıkla Okumak:

C-Batıni Yaklaşımlar

a: Kur’an’a Tasavvufî bir yöntemle Yaklaşmak.

b: Mezhebi Bakış Açısıyla Yaklaşmak

   Konu Kur’an olunca söze bir ayetle başlamak yerinde olacaktır:

 “ Eğer okunan bir Kitapla dağlar yürütülseydi veya onunla yer parçalansaydı yahut onunla ölüler konuşturulsaydı (o Kitap yine bu Kur’an olurdu). Fakat bütün işler Allah’a aittir.  İman edenler, kâfirlerden ümit kesip daha anlamadılar mı ki, Allah dileseydi, elbette insanların hepsini toptan hidayette kılardı. Allah’ın vadi gelinceye kadar inkâr edenlere, yaptıklarından dolayı ya ansızın büyük bir belâ gelmeye devam edecek veya o belâ evlerinin yakınına inecek. Allah, vadinden asla dönmez. “(Rad 13/31)

 

A: Geleneksel Yaklaşımlar:

1: Anlamadığı halde orijinal metni okuyanların yaklaşımları:

a- Sadece sevap Kazanmak Amacıyla Okumak,

Biz Müslümanlar okunsun, anlaşılsın ve yaşansın diye gönderilmiş olan bir kitabı, yıllarca anlamadan okuruz. Ona duyduğumuz sevgi ve saygıyı anlatmakla bitiremeyiz. Abdest almadan ona elimizi sürmeyiz, Yüksek yerlerde muhafaza ederiz, kısacası ona saygı adına yapılması gereken ne varsa hepsini yapmaya çalışırız. Ama onu anlamak için hiçbir gayret göstermeyiz. Bu nedenle dünyada en çok okunan kitap Kur’an olmasına rağmen; en az anlaşılan ve yaşanan kitap ta yine Kur’an olmuştur. Çünkü dünyanın her yerinde insanlar bir kitabı öğrenmek için okurlar. Müslümanlar ise Kur’anı sadece okumak için öğrenirler ve bir ömür boyunca da anlamadan okurlar. Bu zulüm dünyada Kur’an’dan başka bir kitaba yapılmamıştır.

Bu yaklaşımdaki bir başka yanlış ise, Kur’an’ı, diriler için değil ölülere hediye etmek amacıyla okumaktır. Bu konuda o kadar ileri gidilmiştir ki, artık mezarlıklarda, “taze okunmuş Yasin” ya da “hatim”ler, alınır satılır bir meta haline getirilmiştir. Daha gülünç olanı ise, içine Yasin üflenmiş, İhlâs ve Fatiha üflenmiş balonların satışa arz edilmiş olmasıdır.

b- İstenilen Hedeflere Ulaşmak İçin Okumak,        

            Geleneğin getirdiği faydacı anlayışın sonucu olarak Kur’an’ın belli sureleri belli amaçlara ulaşmak için bir araç olarak okunmaktadır. Bunların okunmasıyla nelere ulaşılacağını “Peygamberimize asılsız isnatlarla Surelerin Faziletine Dair” yazılanlara baktığımızda şunları görüyoruz:

FATİHA: Her derde deva, zehire şifadır. (Ramüz 321/11)

YASİN SURESİ: Bu mübarek sureyi 70 defa okuyan her muradına nail olur.

ŞURA SURESİ: Bu sureyi okuyan hasmını mağlup eder.

KAMER SURESİ:70 Defa okuyan zalimin şerrinden kurtulur.

CUMA SURESİ: Helalinden evlenmek isteyen 18 defa okursa nasibi açılır.

NEBE SURESİ: İkindiden sonra okuyan dünya ve ahiret saadetine nail olur.

HAC Süresini okuyan, hac ve umre yapmanın sevabını alır. İla ahir her sureye bir yakıştırmada bulunulmuştur. (Beyzavi 4/62)

Aklınıza şöyle bir soru gelebilir, “Bu niyetle okumanın insanlara ne zararı vardır?  Verecek Allah değil mi? Eğer Allah Teâlâ böyle bir vaade bulunmuşsa elbette bir sure için Allah böyle bir şey vaat etmiyor. Bu halimizle insanları aldatmış, Allah’a da iftira etmiş olmaz mıyız? Şimdi bu surelerin bizlerden ne istediğini yakinen göreceğiz… Buna en çok hasta ve ölülere okunan Yasin suresinden bir örnek vermek istiyoruz:

Biz ona şiir öğretmedik, zaten ona gerekmezdi de. Bu bir öğüt ve apaçık bir Kuran’dır. Diri olanları onunla uyarasın ve kâfirlerin üzerine de azap sözü hak olsun diye (gönderdik).” (Yasin 36/69-70) buyrulmaktadır.

Bu ayeti okuduğumuz bir ölü bizimle konuşacak olsaydı şöyle demez miydi? “Bu ayet diriler için öğüt olduğunu söylüyor, ben ise ölüyüm ve o şansı kaybettim. Sen bu ayeti bana değil önce kendinize, sonra da hayatta olan insanlara okuman gerekir. Şimdi sen okuduğun ayete uygun davranmıyorsun. Yanlış yapıyorsunuz” demez miydi? Bunun gibi okuduğumuz her ayet ve surenin bize vermek istediği bir mesaj veya bize yüklediği bir mükellefiyet vardır. Bunları yerine getirmeden okuyup üflemek, sadece üflemek olacağını anlamak zor olmasa gerek.

c- Musikisinden Haz Almak İçin Okumak,

Kur’an’ı, tecvitli ve teganni ile ve sadece musikisinden haz duymak için okumak da yaygın bir yaklaşımdır. Kur’an okumak neredeyse müzik zevkine indirgenecek boyutlara kadar taşınmış bulunmaktadır. Bu tarz Kur’an okunan yerlere “Kur’an ziyafeti” sloganıyla on binlerce kişinin akın edip, hiçbir şey anlamadan abartılı tegannilerle okunan Kur’an’ı dinleyip duygulandıkları, büyük haz duydukları görülmektedir.

Ancak aynı on binlerin, Kur’an’ın mesajının anlatılacağı, Rabbimizin o vahiylerle bizden neler istediğinin açıklanacağı konferans, seminer, panel ve sempozyumlara katılımın ise, yüzlerle ifade edilen rakamlara ulaşmadığını görürsünüz. Bu kalabalıkları bir araya getirenler, en azından her hafızın okumuş olduğu ayetlerin meallerini vererek Rabbimizin bizlere vermiş olduğu mesajdan da haberdar etmeleri gerekmez mi? Kur’an, müzik zevkini tatmin etmek amacıyla okunmamalı, anlamak anladığını yaşamak gayesiyle okunmalıdır. Bu konuda Rabbimiz şöyle buyurur:

“Biz, her peygamberi, ancak bulunduğu kavminin diliyle gönderdik ki, onlara apaçık anlatsın. Bu itibarla Allah dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de hidayete erdirir. O azizdir ve hakîmdir.” (İbrahim 14/4)

d- Tıbbi hastalıklara şifa bulmak için okumak

Kalplerdeki hastalıklara şifa vermek, manevi kirlilikleri, şirki, fesadı yok etmek için indirilmiş Kur’an’a, fiziki hastalıkları tedavi edecek bir kitap kabul etmekte bir başka yanlışlıktır.

“Ey insanlar, size Rabbinizden bir öğüt, kalplerde olanlara bir şifa, müminler için de bir hidayet ve rahmet gelmiştir.”(Yunus 10/57)

Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kur’an kılsaydık, diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? Araba yabancı dilden (kitap) olur mu? De ki: O, inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara uzak bir yerden bağırılıyor (da Kur’an’da ne söylendiğini anlamıyorlar.)” ( Fussilet-41/44)

Kur’an, Müminler için doğru yolu göstermek, sinelerde bulunan düşünsel hastalıklara hikmet dolu öğütleri ile şifa vermek için gönderilmiştir. Allah’ın hidayet için göndermiş olduğu kitaba, tıbbi bir ilaç gözüyle bakmak çok açık bir yanlıştır. Doktorun hastaya yazdığı reçeteyi okuyarak tedavi olması ne kadar anlamsız ise, Müslümanların biyolojik rahatsızlıkları için Kur’an okuyarak tedaviye çalışmaları da bir o kadar yanlıştır.

Bu anlamdaki muskacılık faaliyeti, hayatı düzenleyen hükümler taşıyan ayetleri değişik biyolojik hastalıkların tedavi aracı haline getirerek, esas amacından uzaklaştırmaktadır. Bir kere daha hatırlatalım ki onun şifa oluşu, gönüllerde yer eden küfür, şirk, nifak, dünyevileşme ve beşeri olanı ilahi olana tercih etme hastalıklarına karşıdır. Yerinde kullanılmayan reçete yaraya merhem olmayacaktır.

2: Anladığı dilden okuyanların yaklaşımları:

a- Sadece bilgi edinmek maksadıyla okumak,

Kur’an’ı, sadece bilgi edinmek ve entelektüel bir boyut kazanmak için okumak ve Kur’an’a bu amaçla yaklaşmak da Kur’an’ın indiriliş amacına aykırı bir anlayıştır. Çünkü Kur’an okuyup öğüt alınmak, yaşayıp ahlak edinmek için gönderilmiş bir kitaptır. Kendisiyle amel edilmeyen bilginin sahibine bir faydası yoktur. Bu anlayıştaki insanlar, Kur’an’ın bereketinden istifade edemezler.
Nitekim bugün yüzlerce “ilahiyatçı akademisyen” ve “İslamcı yazar” bu konuda ibret verici, çok sayıda örnek sunmaktadırlar.
Kendilerinin yaşamadıkları, onunla amel etmedikleri ayetlerin bilgilerine sahip, ilmiyle amil olmayan bu tür kişiler Kur’an’ın diliyle kınanmaktadır:

Kendilerine Tevrat öğretildiği halde, onun gereğini yapmayanların durumu, sırtına kitap yüklenmiş merkebin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini yalanlayan kimselerin durumu ne kötüdür! Allah zalimleri doğru yola eriştirmez.” (Cuma 62/5)

Kitabı sadece bilgilenmek,  akademik bir çaba göstermek için okuyup onun hükümlerini hayata taşıma kaygısı duymayanların durumu, böyle zelil bir durumdur.

Allah, ayetlerin bilgisine sahip olup, onu insanlara anlattığı halde o bilgiyi hayatına aktarmayanları uyarmakta ve Allah’ın en sevmediği halin bu olduğunu beyan etmektedir.

“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?  Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir günahtır. Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi saf bağlayarak savaşanları sever.” (Saf 61/2-4)
            Aynı şekilde Rabbimiz iyiliğin bilgisine sahip olup onu başkalarına tavsiye ettiği halde kendisini unutanlar için de şöyle buyurmaktadır:

Siz; insanlara iyiliği emreder de, kendinizi unutur musunuz? Hâlbuki kitabı da okuyorsunuz, hiç aklınızı başınıza almayacak mısınız?” (Bakara 2/44)

                       

b- Bazı gaybi olayların şifrelerini aramak maksadıyla okumak,

Kur’an’a gaybi olayların şifrelerini bulmak maksadıyla okumak; onun vermiş olduğu açık ve anlaşılır öğütlerini görmezden gelerek harflerinden, ifade biçimlerinden bir takım anlamlar çıkarmaya çalışmak; ya da onu bir şifre kitabı olarak görmek ve bu amaçla Kur’an’a yaklaşmak da doğru bir yaklaşım değildir. Hâlbuki Kur’an sadece öğüt vermek, ihtiva ettiği değer ve hükümlerle hayatımızı yeniden tevhit ekseninde inşa etmek amacıyla indirilmiştir:

Andolsun biz Kur’ân’ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?”  (Kamer 54/17)                     

            Gerçekten onlara, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, ilim üzere açıkladığımız bir kitap getirdik.”(Araf 7/52)

 

            c- Kendi görüşlerini onaylatmak için okumak,

Kur’an’ı özne olmaktan çıkarıp nesneleştirmek, belirleyen olmaktan çıkartıp belirlenen konumuna dönüştürmek ve Kur’an’a kendi ön yargılarımızı tasdik ettirmek amacıyla okumakta bir diğer yanlış yaklaşımı teşkil etmektedir. Hâlbuki Kur’an hep merkezde ve özne konumunda, belirleyen otorite noktasında tutulmalıdır ki, o bizim aklımızı, imanımızı, şahsiyetimizi ve hayatımızı vahyin ölçüleri ile inşa edip, bizi arındırabilsin. Bize Rabbimizin rızasını kazandırabilsin.

Eğer böyle olmaz da, önyargıların, ön kabullerin kirlettiği, şartlandırdığı bir akılla ve önceden sahip olduğumuz Kur’an’ın aydınlığından uzak, hevamızın ürünü fikirlerimizi destekleyecek hükümler aramak amacıyla Kur’an’a yaklaşırsak, Kur’an bize hazinelerini açmayacak, bize rehberlik yapmayacak ve bizi aydınlatmayacaktır. Böyle bir duruma düşmekten Allah’a sığınmalıyız. Kur’an bize değil, biz Kur’an’a tabi olmak için çalışan kullar olmakla emrolunduğumuzun bilinciyle hareket etmeliyiz.

Rabbin, onların işlerinin karşılığını elbette tamamen verecektir. O, şüphesiz, onların yaptıklarını bilir.” “ Sen, emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tevbe edenler de dosdoğru olsunlar. Aşırı gitmeyin. Çünkü O, yaptıklarınızı görür.” (Hud 11/111-112)

 

d: Kur’an’ın, Bir Kısmını Görmeyen Bir Yaklaşımla Okumak:

Böyle bir anlayışla Kur’an’a yaklaşmak; ya da Kur’an’ın bir kısmını uygulayıp, bir kısmını da hayatın dışında bırakan bir anlayışla Kitabı okumak da insanlık serüveninde sürekli var olan bir sapma türünü oluşturmuştur. Bunların durumuyla ilgili olarak da Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

Gerçekten, Allah’ın indirdiği Kitap’tan bir şeyi gizlemede bulunup onu az bir değere değişenler var ya, onların karınlarına tıkındıkları ancak ateştir. Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları günahlardan arındırmaz. Onlara elem verici azap vardır.”  Onlar doğruluk yerine sapıklığı, mağfiret yerine de azabı alanlardır.” (Bakara 2/174-175)

“…Yoksa kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanın cezası; dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar, azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.”(Bakara 2/85)

İşte bu ayetlerden de anlaşılacağı üzere, Kitaptaki bir kısım hükümleri, ibadetleri yerine getirip, diğer bir kısmını ise terk edip, uygulamama hali, Rabbimizce, “Kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını da inkâr etmek” olarak değerlendirilmektedir. Özellikle kamusal alan diye tanımlanan konuları ilgilendiren ayetler hayatın dışına itilerek uygulama şansından mahrum bırakılmaktadır.

Özelikle hüküm ayetlerinin devre dışı bırakılmasını istemeleri manidardır.

 

e- Kur’an’ın bütünlüğünü ve ayetlerin bağlamını gözetmeden okumak,

Kur’an bütünlüğünü gözetmeyen, “parçacı yaklaşım”la okumak, aynı konuyu düzenleyen, ya da aynı konu ile ilgili bir birini tamamlayan bilgilleri veren yahut da aynı konuda birbirini açan, tefsir eden, birbirini tamamlayan diğer ayetleri dikkate almadan bir ayetten istediği hükmü çıkarıp onunla amel etmek, Kur’an’ın amacına uygun bir sonuca ulaştırtmadığı gibi, bu anlayışa bağlı olarak pek çok sorunların meydana gelmesine de yol açmaktadır.
Hâlbuki aynı konuda değişik surelerde yer alan başka ayetlerin de birlikte ele alınması suretiyle ve Kur’an bütünlüğü içinde bir konu hakkında doğru hükme ulaşmak mümkün olabilir. Aynı şekilde, dinin kendisi ile (yoruma açık alanda) yapılan bazı yorumlarının birbirine karıştırılması sonucunda, kendi yorumunu mutlaklaştıranların, diğerlerini dışladığı, hatta Müslüman bile kabul etmeyerek öldürmeye kadar gidebildiği ciddi sorunlar yaşanmıştır.
Bir başka tutumla Kur’an’ı parçalara ayırıp, bu parçalardan bir kısmını öne çıkarıp, esas alarak, Kitabın bütünlüğünü ve diğer kısımlarını ihmal ederek Kur’an’a yaklaşmak, onun doğru anlaşılmasını ve bütüncül olarak idrak edilip aynı bütünlük içinde hayatı inşa etmesini engelleyen önemli bir zaaf olarak büyük sıkıntı ve sapmalara yol açabilmektedir. Böyle yapanlara Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

Kuran’ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi kitaplarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen Yahudi ve Hrıstiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine andolsun ki hepsini, yaptıklarından hesaba çekeceğiz.”(Hicr 15/90-92)

                                  

f- Kur’an’ın önüne birtakım kitaplar koyarak, onların penceresinden okumak.

“Kur’an’dan Din öğrenilmez” diyerek Allah’ın kitabını bertaraf edenler, dini, efendilerin, üstatların kitaplarından öğrenmeye kalkınca ortaya bu günkü hilkat garibesi bir din anlayışı çıkmış oldu.
Tüm insanlara hitap eden ve akıl sahibi herkesin öğüt alması için kolaylaştırıldığı vurgulanan kitabın anlaşılması için hiç bir engel yoktur. (Kamer 54/17, 22, 32, 40) Kur’an’ı okumayı terk edenler, vahiyle belirlenen ölçü ve ilkelerden habersiz oldukları için; yazılıp söylenenlerin Kur’an’la sağlamasını yapma imkânından da mahrum kalmaktadırlar. Böyle olunca da Kur’an’a aykırı olarak ifade ettikleri bidat ve hurafe nevinden düşünceleri, “bir hikmeti vardır” anlayışı ile kabul etmek zorunda kalıyorlar.

Onlar Allah’ı bırakıp hahamlarını, papazlarını ve Meryem oğlu Mesih’i Rab edindiler. Hal bu ki, tek olan Allah’tan başkasına kulluk etmemekle emrolunmuşlardı. Ondan başka ilah yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir.”(Tevbe 9/31)            

Peygamberimiz (as) Adiyy b. Hatem’in  “Onlar rahiplerine tapmıyorlardı ki” şeklindeki itirazına şöyle cevap vermişti:

“ Ne münasebet, onlar Allah’ın helal kıldıklarını haram, haram kıldıklarını da helal sayıyorlardı. Halkta buna itaat ediyordu. Böylece onlara tapmış oluyorlardı” buyurmuştur.

İşte, Allah’ın hükümlerine uygunluğunu tahkik etmeden, kör taklitle, önderlerinin Kitaba aykırı düşüncelerini benimseyip tabi olanlar da tıpkı bunlar gibi âlim ya da önderlerini Rabler edinme konumuna düşmektedirler.
Yüzleri ateşte çevrildiği gün: «Keşke Allah’a itaat etseydik, keşke Peygamber’e itaat etseydik!» derler. Yine derler ki: «Ey Rabbimiz, doğrusu biz, beylerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yanlış yola götürdüler. Ey Rabbimiz! Onlara azabın iki katını ver ve kendilerini büyük bir lânet ile lânetle.»” (Ahzab 33/66-68)       

 

B- MODERNİST YAKLAŞIMLAR

                                              

a- Mealci Bir Mantıkla Okumak. (Peygamberi devreden çıkartarak okumak)

Malum olduğu üzere Allah Teâlâ her defasında kitabını bir elçi vasıtası ile göndermiştir. Çünkü kitabın hayata geçirilmesi o elçinin eliyle ve diliyle mümkün olmuştur. Sözün davranışa dönüştürülmesi, ilk muhatabı olan Elçilerin davranışlarıyla cisimleştirilmiş ve ümmete örnek gösterilmiştir:

“Andolsun ki, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar,  Allah’ı çok zikredenler ve sizin için Resulüllah güzel bir örnektir.” (Ahzab 33/21)

Mealcilikle temayüz etmiş insanların Kur’an’a, Peygambere ve Onun hadislerine yaklaşımlarında büyük bir sakatlık görüyoruz. Kur’an okumaları Kur’an bütünlüğünden uzak, ayetler bağlamından kopartılarak lâfzî bir okuma biçimiyle okunmaktadır. Örneğin insanı sarhoş edip aklı gideren içkiler konusunda sadece Kur’an’da ismi zikredilen şarabın yasaklandığını, aynı özelliğe sahip adı anılmayan diğer içkilerin haram olmadığını söyleyecek kadar ileri gidiyorlar.

İbadetler konusunda örneğin Namaz kılmada peygamber gibi kılmaya ihtiyaç yoktur. Namaz duadır. İnsan bir miktar ayakta, oturarak veya yolda giderken de dua eder ve böylece namazını kılmış olur” şeklinde bir anlayışa sahiptirler.

Peygamberimizin hadislerine yaklaşımda ise, süpürüp atıcı bir yöntem kullanmaktadırlar. Uygulamada hadislere ve kuran dışında hiçbir şeye bakmadan düz bir mantıkla hareket etmektedirler. Peygamber (as) uygulamada örnek olarak almamanın tabii bir sonucu olarak namazlarda rekât sayısı diye bir uygulamaları da yoktur. Bu anlayışta en az tarih boyunca altında hadis yazan sözleri Kur’an’ın eleğinden geçirmeden, toplayıp alanların yapmış olduğu yanlış kadar büyük bir yanlıştır.

Özellikle Kur’an’ın uygulaması olan fiili sünnetleri göz ardı etmek, kabul edilebilir bir şey değildir. Çünkü Peygamber (as), bu dinin tebliğinden mesul olduğu kadar tebliğ ettiği ayetlerin hayata nasıl uyarlanacağını kusursuz olarak göstermekten de mesuldür. Çünkü onda olan bir özellik, Allah tarafından hiç kimseye verilmemiştir. Hayatta iken vahyin devam sürecinde yapmış olduğu şeyler Allah’ın iradesine uygun değilse hataları vahiyle düzeltilmiştir. Bu imkân sadece peygamberlere verilmiş bir imkân olduğundan o’nun örnekliği, yapıp ettiklerinin doğru olduğundan ve Allah tarafından kabul edildiğinden eminiz. Bizim veya peygamber (as) dışındaki ona uygun olmayan yapıp etmelerin ise akıbeti meçhuldür.

En kestirme olarak şunu kesin olarak biliyoruz ki, Peygamberler asla dinine ihanet etmez. Keyfi olarak bir şey yapmaz. İnsanları zora sokmak için uğraşmaz. “İki şey arasında Rabbim tarafından muhayyer bırakılsam, kolay olanını tercih ederim” sözü onun bu konudaki yaklaşımını ortaya koymaktadır. Allahtan olmayan bir şeyi dindenmiş gibi bildirmez. Böyle bir durumun olması halinde onu elçi olarak gönderenin nasıl bir tehditle tehdit ettiğini görüyoruz:

“Eğer o, bize karşı bazı sözleri uydurup-söylemiş olsaydı, Elbette biz onu bundan dolayı kuvvetle yakalardık. Sonra da onun şah damarını keser atardık. Hiçbiriniz de onu koruyamazdınız. Doğrusu Kur’an Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.” (Hakka 69/44-47)

Peygamberden olduğundan emin olduğumuz konularda peygambere uymak, İslam’a uymak, Kur’an’a uymak ve dolayısı ile Allah’ın hükmüne uymaktır. Uymamak ise bu saydığımız şeylere uymamak ve Allahın hükmünden uzak kalmak anlamına geleceği gayet açıktır.

İslam’ın şiarı olan “emri bil mağruf nehyi anil münker” olarak ifade edilen, iyiliği emretmek kötülüğü nehyetmek sadedinden olarak Müslüman’a yakışan, bu insanlara doğruları hatırlatarak yanlıştan dönmelerini sağlamaktır. Kimsenin ayıp ve kusurlarını araştırmak, sayıp dökerek muhasebesini tutmak bizim işimiz değildir. İnanıyoruz ki Allah hiç kimsenin gayretine ihtiyaç duymayacak şekilde herkesin yapıp ettiklerinin muhasebesini tutuyor. Zira yapılan hiçbir şeyi ihmal etmeyip İmhâl ettiğini açıkça bildiriyor.(Yasin 36/12) Gizli ve açık tüm işlerin sonunun Allaha varacağına inanıyoruz. Onun için kendimizi o güne hazırlamanın gayretinden başka kederimiz yoktur.

Şunu çok net olarak bilmeliyiz ki kimsenin meal okumasından rahatsız değiliz çünkü kırk yılı aşkın bir zamandan beri ulaşabildiğimiz insanlara anadillerine çevrilmiş, anladıkları dilden Kur’an okumalarını tavsiye ediyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde anlamadıkları bir dilde yazılmış bir kitabın harflerini seslendirmek için kitap okuma biçimi yoktur. Bu sadece Müslümanlara özgü bir okuma biçimidir. Merhum Iraklı âlim Gazali (çağdaşımız) bu gerçeğe parmak basarak, Müslümanların bu gün, bu halde olmalarının yegâne sebebinin bu olduğunu teslim ediyor. Müslümanlar olarak(!) Allahın, insanlar okuyup anlasınlar da hallerini düzeltip Allah’ın istediği gibi Allaha kulluk etsinler diye, açık anlaşılır (Yusuf 12/2)ve öğüt alınması için kolaylaştırdığı (Kamer 54/17-22-32-40) kitabını,  örtüp kapatmak için elimizden geleni ardımıza koymuyoruz. Bu işin hesabını vermek her halde kolay olmayacaktır.

Bu nedenle bizim anlaşılmasını istediğimiz, mealcilik yapanların okuma biçiminin yanlışlığını anlatmaktır. Böyle bir okuma ne Allah’ın, ne peygamberin ve nede Müslümanların razı olacağı bir okuma biçimidir. Elbette dinin kaynağı Kur’an, Şarî ise Allah Teâlâ’dır. Ancak peygamberi de bu dinin birinci elden uygulayıcısıdır. Onu hesaba katmamak, razı olunan uygulamayı hesaba katmamak olacağından, yapılan amellerin kendini tatminden öte bir anlamı olmayacaktır.

Akıllı insan akıbetinden emin olmadığı bir işi yapmaktan imtina eder. Zira akıllı olmak bunu gerektirir. Dibini görmediği suya girmenin, yüzmede bilmiyorsa sonucu bellidir. Koruyup kurtaracak bir tedbir almadan insan suya girmez iken; ebediyen kazanıp kaybetmekten emin olmadığı bir yola girer mi? Bu iş ben yaptım olduyla olacak şey değildir.  Dünyadaki yanlış hesaplarımız “Bağdat’tan” dönüyor. Ama dinde yaptığımız yanlışlar ahiretten dönmüyor. Onun için bu işteki yanlış tercihlerimizin düzeltilmesi ise din gününe kalmaktadır. Orada ise düzeltme imkânı yoktur. İnsan ancak yapıp ettiklerinin sonuçlarını kucağında bulacaktır.

 

(Devam edecek)

hüseyin bülbül

iktibas


Keyword : radyo vakit - hüseyin bülbül -
Bookmark and Share
 

DİĞER HABERLER

Allah'a Ortak Koşmak (Şirk) Nasıl Olur?
Şirki tanımlamak için öncelikle tevhidi belirlemek gerekmektedir. Tevhidin sınırları belli olarak tanımlanması, şirkin tanımını kolaylaştırır. İslam
Bir ayet Bin İbret
Surenin başından itibaren hicretten sonra Medine de Müminler için, kendilerine saldıranlara karşı savaşma izni verilmişti. Bununla beraber Allah mümin
Taha 124
“Kim Benden ve Benim uyarıcı mesajımdan yüz çevirirse, apaçık bir öğüt olan Kur’an’ımın hatırlanmasını engelleyici tedbirler alırsa, İyi bilsin ki o
Meşru Olanı Yaşamak mı? Yaşanılanı Meşrulaştırmak mı?
Bir yanda hakikat diye bir derdi olanlar, öte yanda hakikatle derdi olanlar? Müslüman olmak, hakikat diye bir derdi olmaktır Hakikatle derdi olanları
Modern Dünyanın 'Mele'leri
“Mele” "kavmin eşrafı, ileri gelenleri" demektir. Bu kelime, Arapların bir şey tıka basa dolduğunda, deyimlerinden alınmıştır. "Çok meşgul, işleri pe
Siyasi İslâm
Bugün “ılımlı İslâm” konusunu yazmak, ılımlı olan ve olmayanın İslâm değil, Müslümanlar olduğunun altını çizmek istiyordum. Arşivime baktım, 12 yıl ön
Çağrı
“Dost ve müttefik” diye bildiğin ABD, küresel bir teröre hazırlanmaktadır. Amerika, gözünü kan bürümüş bir cuntanın işgali altındadır. Petrol ve silah
'Tasavvufun dengesizliğine karşı İslam'ın dengeli yapısı'
Tasavvuf, İslam'ın dengeli ve vasat yapısından zühd şeklinde bir evril-meyle ortaya çıkan hareketlerle kök bulabilmiştir. Bilindiği gibi, insanın yapı
Tevbe samîmi olursa kabule şayân olur
Allah’ın sıfatlarından biri Tevvâb olduğu gibi, kulun sıfatlarından biri de tâib (tevbe eden)dir. Bu iki isim ilahlık ve kulluğun ilişkisi halinde sür
Tüm Ahlaksızlıkların Anası: Dünyevileşme
Dünyevileşme (namı diğer `sekülerleşme`), bir Yahudileşme hastalığıdır. Kur'an, bu hastalığa yakalanan İsrailoğullarını ibret nazarlarına sunar. Onlar
1 -


Abdullah Yıldız

Kalbimiz Camide Cami Kalbimizde

31/10/2017 - 14:29

Abdullah Yıldız
Abdurrahman Dilipak
Abdülaziz Kıranşal
Ahmed Kalkan
Ahmet Kekeç
Ahmet Varol
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Kaçar
Ardan Zentürk
Ali Karahasanoğlu
Atasoy Müftüoğlu
Cihan Aktaş
Coşkun Uzun
Fatma Tuncer
Hamza Er
Hayrettin Karaman
Halime Kökçe
Hamza Türkmen
Hamdi Akan
Hikmet Ertürk
Hüseyin Gülerce
Hüseyin Bülbül
Hüseyin Alan
Ibrahim Karagül
Ismail Kılıçarslan
Kemal Öztürk
Kenan Alpay
Kemal Songür
Mehtap Yılmaz
Mehmet Durmuş
Merve Şebnem Oruç
Mustafa Çelik
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Armağan
Mustafa Bozacı
Nedret Ersanel
Osman Atalay
Ramazan Kayan
Sevtap Mendi
Selahaddin E. Çakırgil
Süleyman Seyfi Öğün
Sükrü Hüseyinoğlu
Tülay Demircan Koyuncu
Yakup Döğer
Yavuz Bahadıroğlu
Yıldıray Oğur
Yiğit Bulut
Türkiye'de Boşanma Sebebleri nelerdir?
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden eve nakliyat Gaziosmanpasa Evden eve nakliyat Eyüp Evden eve nakliyat Sultangazi Evden eve nakliyat Bayrampasa Evden eve nakliyat Günesli Evden eve nakliyat Sirinevler Evden eve nakliyat Yenibosna Evden eve nakliyat Küçükçekmece Evden eve nakliyat Basaksehir Evden eve nakliyat