Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
İNDİRİLEN DİN'E EVET, ÖTEKİ DİN'LERE HAYIR
* Erdoğan: IKYB'yi referandum kararından vazgeçmeye çağırıyorum * Hasenattan Salihata Pasif İyiden Aktif İyiye * Nasıl bir Eş... * Çokluk, Çoğunluk, Çoğulculuk * Dünyayı Kim Kurtarabilir? * Cemaatler biterse İslam bitermiş! * Arakan'a Ağlamaktan Kolay Ne Var? * Erdoğan, New York'ta yeni Türkevi binasının temelini attı * 6 soruda IKBY'nin tartışmalı referandumu | Grafikli * Sabra ve Şatilla… 35 yıllık yaramız

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

GIDA AMBARI

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

STAR

YENİ AKİT

YENİ ŞAFAK

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

İRİP RADYO

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

ÇAĞRI TV

HİLAL TV

KANAL A

TGRT HABER

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 197407
Toplam 386012255
En Fazla 606285
Ortalama 152093
Üye Sayısı 125
Bugün Üye Olan 0

Korkmayın, Viyana’yı yeniden kuşatma gibi bir hesabımız yok!

Artık terör örgütleriyle, terör saldırılarıyla, cinayetlerle Türkiye'ye müdahale edemiyorlar. PKK üzerinden, FETÖ üzerinden, DHKP-C üzerinden tehdit edemiyorlar. Artık medyaya yerleştirdikleri “adam”larıyla Türkiye'ye yön veremiyorlar. Artık sermaye baskılarıyla ürkütemiyorlar. Fonladıkları STK'lar üzerinden toplumsal projeler uygulayamıyor, siyasi dalga
2017-09-19 - 07:53

Korkmayın, Viyana’yı yeniden kuşatma gibi bir hesabımız yok!

 
Artık terör örgütleriyle, terör saldırılarıyla, cinayetlerle Türkiye'ye müdahale edemiyorlar. PKK üzerinden, FETÖ üzerinden, DHKP-C üzerinden tehdit edemiyorlar. Artık medyaya yerleştirdikleri “adam”larıyla Türkiye'ye yön veremiyorlar.

Artık sermaye baskılarıyla ürkütemiyorlar. Fonladıkları STK'lar üzerinden toplumsal projeler uygulayamıyor, siyasi dalga oluşturamıyorlar. Ellerindeki kartlar zayıfladı, örtülü savaş aparatları birer birer devreden çıktı, çıkarıldı.

Bütün Avrupa Türkiye'yi durdurma telâşına düştü

Şimdi devletten devlete cepheler şekillendirip, Türkiye ile aralarına kalın duvarlar örmeye çalışıyorlar. Eskiden gazete manşetleri üzerinden söylediklerini şimdi kendi Başbakanlarıyla söylüyorlar. İç politikaları, seçim kampanyaları, medya tartışmaları, entelektüel kavgaları Türkiye üzerinden yürüyor.

Bütün askeri/güvenlik stratejilerinin merkezinde Türkiye var, ülkemizin öncülük ettiği yeni siyasi dalganın durdurulması var. “Türkiye'yi durdurmak” en büyük hedefleri haline geldi. Avrupa'nın, Atlantik ekseni ülkelerin, büyüyen, güçlenen Türkiye'yi sınırlamak, dizginlemek, kontrol altına almak gibi meselesi var.

Tarihİ hesaplarımızla döndük, ortalık karıştı

Yüz yıl önce de böyle bir meselesi vardı onların. Osmanlı'yı çözmek, siyasi haritasını dağıtmak, İstanbul'u ele geçirmek, paramparça edilen coğrafyada onlarca uydu devlet kurmak. Bunun için yıllarca uğraştılar. Her türlü hinliği, örtülü operasyonu, fitneyi kullandılar. İslam milletini birbirine düşürmeyi başardılar. Küresel güç haritasının tek Müslüman merkezi gücünü tarih dışına ittiler.

Yüz yıl dolmadan biz yeniden tarih sahnesine döndük. İddialarımızla döndük. Hafızamızla, tarihi derinliğimizle, siyasi hesaplarımızla döndük. Sadece kendimiz için, ülkemiz için, coğrafyamız için, ortak bağımız olan ülke ve toplumlar için döndük. Hesabımız bir tehdit inşa etmek değildi. Özgürlüğümüzle, onurumuzla, ülkelerimiz ve şehirlerimizle barış içinde, refah içinde yaşamak için, o vesayet zincirlerini kırıp gerçekten özgür olmak için sahneye döndük. Söz de, karar da milletin olacaktı, bizim olacaktı.

Kuşatma, saldırı “iç işgal”

Bu niyetimiz ortaya çıkar çıkmaz kuşatmaya alındık. Önce sessiz müdahaleler başladı. Türkiye yükseliyordu, bu yükselişten yararlanmak istediler, “gelin her yerde beraber çalışalım, ortak olalım” dediler. Aslında bu “ortak olma” hali dolaylı müdahaleydi, kontrol altına alma çabasıydı. Baktılar bu olmadı, yetmedi, coğrafyasındaki bütün yıkımlara rağmen Türkiye sağlam adımlar atmaya devam etti. Varacağı yer belli oldu, belirginleşti.

İşte o zaman açık oynamaya, açıktan savaşa başladılar. Vekâletsavaşları devreye sokuldu. Ülke içinden PKK bir “dış müdahale aparatı” olarak yeniden formatlandı. “İçeriden işgal girişimi”başlatıldı. Vesayet yerine, siyasi denetim yerine silahlı işgaldi amaçları, Türkiye'yi parçalamanın ilk adımlarını atıyorlardı. 7 Haziranseçimleri sonrası terörle mücadele dediğimiz şey aslında bu iç işgalgirişiminin savuşturulmasıydı.

Proje ne kadar büyükse o kadar büyük oynarız..

Sınırlarımızın hemen güneyinden yine PKK/HDP üzerinden siyasi tarihimizin en tehlikeli “müdahalesi” yapıldı. İran sınırından Akdeniz'e kadar ülkemizin bütün güney kapılarını kapatmak için bir harita uygulamaya, bir kuşak oluşturmaya başladılar. Çembere alınıyorduk, kuşatılıyorduk.. Bu kuşak başarılı olursa nefes alamaz hale gelecektik, hapsedilecektik, savunma kalkanlarımız yok edilmiş olacaktı.

Proje ne kadar büyükse, Türkiye'nin müdahalesi de o kadar büyük oldu. Birileri hâlâ kavrayamamış olsa da, meseleyi sadece PYD ölçeğinde göstermek istese de bu, çokuluslu müdahalelere verdiğimiz en akıllıca tepki oldu. Çünkü yıllardır hep içeriden yapılan o çokuluslu müdahaleler zincirine ilk kez dış müdahale, açık saldırı halini alıyordu.

Bu işte derin bir siyasi hesap var

Almanya'nın, Hollanda'nın, Avusturya'nın, genel anlamda Avrupa Birliği'nin Türkiye karşıtı bir cepheye dönüşme eğilimi, iç politikalarıyla sınırlı bir tepki değildir. Derin bir siyasi hesap görülmekte, bir proje uygulanmaktadır. Bizler her geçen gün bu projenin yeni safhalarıyla yüzleşmekteyiz. Devamı da gelecektir. Açıklamalar, tepkiler, reaksiyonlar, başka meseleler üzerinden daha da sertleşecektir.

ABD'nin Irak işgalinde zirveye çıkan neocon aşırı sağ dalga çok geçmeden Atlantik'in doğu kıyılarını yoklamaya başlamıştı zaten. Şimdi bakıyoruz, Almanya/Avusturya üzerinden bir faşizm dalgası hortlatılıyorTürkiye düşmanı, İslam düşmanı, bu iki “düşman” ile açık savaşa hazırlanan bir ırkçı yükseliş bütün Avrupa'ya yayılıyor. Ve doğrudan devletler tarafından, sistem içinden besleniyor, yönetiliyor.

Medeniyet, kimlik eksenli ayrıştırma

Bu bir medeniyet, kimlik ayrışması üzerinden temellendiriliyor. Son on yılda çokkültürlülük gibi, bir arada yaşamak için, Avrupa değerleri gibi, 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana pazarladıkları her şeyi silip attılar. Üstelik bu hiç umurlarında bile olmadı. Türkiye ile ilişkileri hep medeniyet, kimlik eksenli oldu. Bir taraftan entegrasyon pazarlıkları yapılırken aynı ülkeler aynı zamanda Türkiye içindeki terör organizasyonlarını destekliyor, içerideki terör saldırılarını yönetiyordu.

Gezi olaylarını kendi istihbarat teşkilatları bizzat yönetti. İstanbul sokaklarını yakıp yıktılar. Bu ülkeye hiç unutamayacağı utanç manzaraları yaşattılar. Hedef ortadaydı. Erdoğan'ı tasfiye edip, etrafındakileri devre dışı bırakıp, tarihi uyanışı sabote edecekler, Türkiye'yi daha güçlenmeden yolun başında durduracaklardı.

Durduramıyoruz o zaman imha edelim!

17-25 Aralık'ta aynısını yaptılar. Yine aynı tasfiye hedefi, yine aynı amaç vardı ortada. Ama her seferinde kullandıkları örgütler, çevreler, istihbarat aparatları değişiyordu. Biri yıpranıyor, yenisini sahneye sürüyorlardı. Hepsi bugünler için hazırlanmış, yıllarca bu görevler için yetiştirilip beslenmişlerdi.

15 Temmuz, bütün bunların çok daha ötesinde Türkiye'ye açık saldırıydıİstiklal Savaşı'ndan bu yana ilk kez böyle bir saldırıya maruz kaldık ve saldırı doğrudan müttefiklerimizden geldi. Kan döktüler, Meclis'i bombaladılar, sivil katliamlar yaptılar. Artık Türkiye'yi durdurmak mümkün değildi, öyleyse imha edilecekti, iç savaş çıkarılacaktı.

Zaten harita çalışmaları güneyden başlatılmıştı. Bu saldırıda, bilinen bütün terör örgütlerini, askeri ve sivil unsurları kullandılar. Saldırı çok büyüktü, çokulusluydu, dolayısıyla zafer de yeni bir istiklal zaferiydi.

Tarih yürüyüşü, yükselen ülke

Türkiye bütün bunlara rağmen yoluna devam ediyordu. Erdoğan da yerindeydi, AK Parti de, o büyük tarihi yürüyüşü devam ettiren kadrolar da.. Millet çok daha güçlü bir şekilde bu tarih yürüyüşününarkasındaydı. Yüzlerce yıllık siyasi tarihin 21. yüzyıl hesaplaşması yaşanıyordu ve biz, yüz yıl önce dağılan bir ülke olmaktan yüz yıl sonra yeniden yükselen ülke olabilmiştik.

Şüphesiz Avrupa ülkeleri bugünkü durumu bir AB meselesi, bir referandum meselesi, bir mülteci ya da iç güvenlik meselesi olarak görmüyor. İşte o yüzlerce yıllık hesapla değerlendiriyor, ona göre pozisyon alıyor. Bu yüzden tarihimizin en ağır hesaplaşmasıyla karşı karşıyayız. Mücadele çok büyüktür, sonuçları sadece Türkiye değil bütün coğrafya üzerinde derin izler bırakacaktır.

Uykuları kaçıyor!

Dikkat ederseniz, içerideki etki unsurları yok olmadı ama zayıfladı. Operasyon alanları daraldı. Şimdi kendi ülkelerinden, devlet olarak pozisyon belirliyorlar. Başkentler harekete geçiyor, ardı ardına Türkiye uyarıları yapıyor. Bu arada hâlâ içeride varolan dar çevreleri de bu arada sahneye sürüyorlar.

16 Nisan referandumu Türkiye için en kritik eşiğin aşılmasıdır. Türkiye'nin yeni küresel güç haritasına göre yeniden formatlanması, temellerinin güçlendirilmesi, bir üst lige çıkarılması, küresel ölçekte oyuncuya dönüştürülmesi uykularını kaçırıyor. Çünkü bunun geri dönüşü olmayacağını biliyorlar. Tarihin değişeceğini, oyunun değişeceğini, güç ilişkilerinin yeniden biçimleneceğinibiliyorlar.

Onlar biliyor ama bu ülkenin gafilleri, tarih bilmezleri anlamakta zorluk çekiyor. Referandumu kişiselleştirip büyük Türkiye mücadelesine ağır darbe vuruyor. Dahası, ihanet ölçüsünde ortaklıklara giriyor, Türkiye'yi durdurma mücadelesinden ülkemize savaş açanlarla aynı cephedeyer alıyor.

16 Nisan öncesi yeni müdahale başlattılar..

Gezi, 17 Aralık ve 15 Temmuz'da oluşan dış müdahale cephesinin referandum üzerinden bir kez daha oluşmasının nedeni bu. PKK'dan DHKP-C'ye, Almanya'dan Avusturya'ya, FETÖ'den Atlantik İttifakı içindeki karanlık merkezlere kadar herkes bu cephenin içinde.

Avusturya Başbakanı'nın “AB, Türkiye ile ilişkilerini kessin”demesi, işin nerelere uzandığının göstergesidir. Bu sözler, Almanya'nın kısıtlamaları, içerideki ve dışarıda oluşturulan yeni cephe, 16 Nisan referandumuna karşı da bir çokuluslu müdahalenin varlığının kanıtıdır.

Elbette olmayacak, yine başaramayacaklar, milletimiz bundan da zaferle çıkacak ve çok daha güçlü adımlarla yol yürüyecek. Ama tehlike ortadadır, iyi tahlil edilmelidir, 16 Nisan'dan önce neler yapabilecekleri öngörülebilmelidir.

Hepsini Türkiye korkusu sarmış

“Hayır” cephesinin, bir demokratik tercih olmanın ötesine geçip, daha önceki müdahaleler gibi, yeni bir dış müdahale aracına dönüşmesi gibi bir tehlike söz konusudur. Bu yüzden dışarıdaki cephe kadar içerideki ortaklarına da dikkat edilmelidir. İç hesaplarla dış müdahale aracı haline gelenlerin, bu küresel oyunda Türkiye'yi durdurma aparatına dönüşenlerin oluşturduğu tehdit ortadadır.

Ama yeni bir durum var: Bundan önceki müdahaleler Türkiye'yi yeniden kontrol altına almaya, küçültmeye, sınırlandırmaya, yönetilebilir alana çekmeye dönüktü. Referandum meselesinde gördüğümüz tablo ise farklı. Hepsini bir Türkiye korkusu sarmışKontrol altına almak yerine etkisini azaltmaya çalışıyor, savunmaya geçiyorlar. Bu da Türkiye'nin ne kadar güçlendiğinin göstergesidir.

Oysa bizim Viyana'yı yeniden kuşatma gibi bir hesabımız yok!”
 
 
ibrahim karagül
yeni şafak

Keyword : radyo vakit - ibrahim karagül -
Bookmark and Share
 

DİĞER HABERLER

Arakan'a Ağlamaktan Kolay Ne Var?
Yanıyoruz! İnliyoruz! Ağlıyoruz! Çaresizce seyrediyoruz! Hepimizin; Ama hepimizin vebalidir Arakan! Hiç birimiz masum değiliz... Biz
Suriyeli Anne Almanya’da Bakıcı Aileye Verilen Çocuğunu İstiyor!
Almanya’da daha rahat bir hayat yaşayacağı ümidiyle çocuklarından Ali İbrahim’i bir arka- daşıyla 2 yıl önce Almanya’ya kaçak yollardan gönderdiğini a
İsrail için boşaltılıyor
ABD ile İsrail, Suriye ve Irak’ın parçalanmasıyla sonuçlanacak harita için 3,5 milyon insanı yerinden ederek, korkunç bir insansızlaştırma projesi uyg
En çirkin pazarlık
Irak’taki referandum süreci çirkin bir harita pazarlığına dönüştü. Bir yıldır referandum inadını sürdüren Barzani, ABD’nin, “Referandumu ertele, Kerkü
ABD Afganistan Hezimetini Pakistan'a Yüklüyor
21 Ağustos 2017’de yeni Afganistan stratejisini açıklayan ABD Başkanı Donald Trump "Zafer kazanamadan süren Afganistan savaşıyla ilgili ABD halkının h
Yüzleşmeye doğru: İran, S400, İHA, İsrail...
Hava Kuvvetlerimizin kurulduğu 1911 yılından 2009 yılına kadar 5765 uçak envantere girdi. Bunların içinde kıssası en kuvvetli dönem 1947 -1955 arasıdı
Almanya'nın Türkiye hazımsızlığı
Bugün Almanya’da Türkiye karşıtı olmayan söylem bulmak neredeyse imkânsız. İçinde üç milyon civarında Türk barındırmasına rağmen durum bu. Sanki o seç
Erdoğan'dan Astana'da İslam dünyasına net mesajlar
Erdoğan, Arakanlı Müslümanlara yönelik katliamlara ilişkin, “Bölgede yaşanan insani dramın önüne geçmek için Myanmar ve Bangladeş hükümetleri ile birl
'Sessiz Kalınırsa Arakanlı Müslümanlar Yok Olacak'
Arakani, Myanmar hükümetinin Arakan eyaletindeki planının, kargaşa çıkartıp, Rohingyaları Arakan'dan tasfiye ederek bölgeye Bangladeşli, Sri Lankalı v
Varlık İçinde Yokluk Çeken Ülke: Burkina Faso
Dünyanın en yoksul ülkeleri arasında bulunan Burkina Faso, 13 bölge ve 45 şehirden oluşuyor. Kayıtlara göre 18 milyonluk nüfusun yüzde 70'i Müslüman o
1 - Cemaatler biterse İslam bitermiş!
2 - Dünyayı Kim Kurtarabilir?
3 - Çokluk, Çoğunluk, Çoğulculuk
4 - Nasıl bir Eş...
5 - Arakan'a Ağlamaktan Kolay Ne Var?
6 - Hasenattan Salihata Pasif İyiden Aktif İyiye


Abdullah Yıldız

Okullar Açıldı… Şeytanî Tuzaklara Dikkat!

19/09/2017 - 14:39

Abdullah Yıldız
Ahmet Anapalı
Abdurrahman Dilipak
Abdülaziz Kıranşal
Ahmet Kekeç
Ahmed Kalkan
Ahmet Mercan
Ahmet Varol
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Kaçar
Ardan Zentürk
Ali Karahasanoğlu
Atasoy Müftüoğlu
Beşir Eryarsoy
Ceren Kenar
Cihan Aktaş
Coşkun Uzun
Ersoy Dede
Fatma Tuncer
Hamdi Akan
Hayrettin Karaman
Hamza Er
Halime Kökçe
Hamza Türkmen
Hikmet Ertürk
Hüseyin Alan
Hüseyin Bülbül
Hüseyin Gülerce
Ibrahim Karagül
Ismail Kılıçarslan
Kenan Alpay
Kemal Öztürk
Kemal Songür
Mehtap Yılmaz
Mehmet Durmuş
Merve Şebnem Oruç
Mustafa Çelik
Mustafa Armağan
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Bozacı
Nedret Ersanel
Osman Atalay
Osman Coşkun
Ramazan Kayan
Selahaddin E. Çakırgil
Sevtap Mendi
Süleyman Seyfi Öğün
Sükrü Hüseyinoğlu
Tülay Demircan Koyuncu
Yavuz Bahadıroğlu
Yakup Döğer
Yıldıray Oğur
Yiğit Bulut
Türkiye'de Boşanma Sebebleri nelerdir?
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden eve nakliyat Gaziosmanpasa Evden eve nakliyat Eyüp Evden eve nakliyat Sultangazi Evden eve nakliyat Bayrampasa Evden eve nakliyat Günesli Evden eve nakliyat Sirinevler Evden eve nakliyat Yenibosna Evden eve nakliyat Küçükçekmece Evden eve nakliyat Basaksehir Evden eve nakliyat