2020’nin en korkutucu vakası

2020’nin en korkutucu vakası


Çin’de ortaya çıkan koronavirüsünün, yeni adıyla COVID-19, neden olduğu endişe giderek artıyor. İran’ın, görülen vakaları geç açıklamasına rağmen sessizliğini nihayet bozup virüs nedeniyle yaşanan ölüm sayısını ikiden altıya çıkarması, İtalya’nın Cuma günü iki vakanın ölümle sonuçlandığını bildirmesi, Güney Kore ve Japonya’da virüsün hızla yayılıyor olması küresel ölçekteki korkuyor artırıyor.

Koronavirüsü ilk olarak Çin’in Hubei Eyaleti’nin başkenti Wuhan’da ortaya çıktı. Henüz kesinleşmemiş olmasına rağmen, virüsün insana ilk bulaştığı yerin canlı hayvan pazarları olduğu söyleniyor. Ancak Dünya Sağlık Örgütü’nün son açıklamalarına bakarsak, Çin dışındaki bazı ülkelerde görülen vakaların Çin’le doğrudan ilişkisinin henüz kurulamaması, sağlık örgütlerinin en büyük tedirginliklerinden biri olarak görülüyor.

Daha açık söylersek… Çin dışında görülen vakaların bazıları Çin’den gelmiş olmayabilir ve diğer ülkelerde kendiliğinden ortaya çıkmış olabilir. Eğer bu tez doğru çıkarsa, karşımızda bugüne kadar sahip olduğumuz bilgileri sil baştan yapmamızı gerektirecek biyolojik bir tehdit var. Umalım ki doğru olmasın.

Çin’de virüsten kaynaklanan son vaka sayısı, sürekli değişen son verileri takip etmek zor olsa da ve güvenilir olmasa da, bugün itibarıyla 76.940’a ulaşmış durumda. Toplam ölüm sayısı ise 2443. Çin makamları, iyileşenlerin sayısının 23.085 olduğunu iddia etse de, uzmanların çoğu buna inanmıyor. Çin’in Hubei’de uyguladığı ağır ve sert karantina koşullarının sağlıklı vatandaşları da etkilediği ve yayılmayı engellemediğini söylenirken, Çin’in en başından beri virüsle ilgili doğru veri akışı sağlamaması en büyük şikayet konusu. 11 milyondan fazla insanın yaşadığı Wuhan’da ölüm sayısının 100.000 civarında olduğunu speküle eden uzmanlar dahi var.

Çin gibi Komünist Parti’nin sözünün üzerine söz söylenmeyen bir yerde, Parti ile iyi geçindiği müddetçe işini gücünü sürdürebilen iş adamları bile eleştirel konuşmalara başladığına göre, Çin’deki tehdit tahminlerimizden büyük. Japonya’da İmparatorun doğum günü için her yıl yapılan etkinliklerin iptal edilmesi, İspanya’da geçtiğimiz hafta iptal edilen uluslararası konferans gibi pek çok toplantının bu endişe sebebiyle ertelenmesi, Çin gibi devasa bir ekonominin ağır yara alması ihtimaline karşı piyasalarda yaşanan endişenin giderek artması, artık sadece Çin’e değil, başka ülkeler arasında da uçak, gemi ve tren seyahatlerinde kısıtlamalara gidilmesinin değerlendiriliyor olması, bazı bölgelerde okulların, kültür merkezi gibi toplu alanların kapatılıyor olması, koronavirüsünün verdiği zararın çarpan etkisiyle arttığını gösteriyor. Diamond Princess isimli cruise gemisinde 634 vakanın görülmesi ve iki ölünün olması, küresel turizmi de ciddi manada etkileyecek bir sağlık krizi ile karşı karşıya olduğumuzu ortaya koyuyor.

Vaka sayısının 602 olduğu Güney Kore’de 165’e çıkan yeni vaka sayısıyla beraber ölü sayısının beş olarak açıklanması, 138 vaka sayısı görülen Japonya’da bir ölüm, vaka sayısının 117 olarak açıklandığı İtalya’da iki ölüm gerçekleşmesi, Hong Kong, Tayvan, İran, Fransa, Filipinler’de ölümle sonuçlanan vakaların sayısının bir ila altı arasında değişiyor olması ve vakanın İngiltere, ABD, Almanya, İspanya, Avustralya, İsrail, Irak dahil 33 ülke ve bölgede görülmesi, virüsün yayılma hızının SARS virüsünün ötesinde olduğunu ortaya koyuyor.

Daha da korkutucu olan virüse karşı kesin çözüm üretecek bir ilacın henüz bulunamamış olması. Virüsün semptomlarının görülme süresinin net süre bilinmese de ortalama 15 güne varıyor olması (Hubei’de 27. günde ortaya çıkan bir vaka olduğu biliniyor), hastalığın fark edilene kadar bulaşmasını kolaylaştırırken, bir taşıyıcının 2-4 kişiye virüsü bulaştırıyor olması da yayılmanın hızını logaritmik olarak artırıyor.

Ayrıca, virüsün hava yoluyla bulaşıyor olma ihtimalinin yüksek olması nedeniyle, imkansızmış gibi düşünülse de, zarf içinde teslim edilen evraklarda dahi, hasta kişinin öksürürken, hapşırırken, ve hatta konuşur ve nefes alırken bile aktardığı virüsün bulunabileceği, yine bazı uzmanlar tarafından iddia ediliyor.

Koronavirüsünün henüz Türkiye’de görülmemiş olması bizler için rahatlatıcı bir haber. Ancak küresel dünyada hareket alanının devasa boyutlarda olması, tedavisi bulunmadığı sürece, virüsün ülkemiz için de bir tehdit olmadığı anlamına gelmiyor. Devlet gibi bireylerin de gerekli tedbirleri almasında ve gelişmeleri yakından izlemesinde kendileri, aileleri ve çevreleri için yarar var.

Google+ WhatsApp