2018’de İslâm Dünyası -1

2018’de İslâm Dünyası -1


2018’de İslâm Dünyası -1

 

 

Bu haftaki yazılarımızda Allah izin verirse İslâm dünyasında 2018’de meydana gelen gelişmelerin öne çıkanlarından bazıları hakkında özet bilgiler vermeye çalışacağız. 

2019’da İslâm dünyasında en çok gündem oluşturan gelişmelerin başında, Washington Post gazetesinin Suudi Arabistanlı yazarı Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul’daki Başkonsolosluğu binasında korkunç bir yöntemle öldürülmesi olayı yer aldı. Olayın bu kadar çok gündem oluşturmasında tabii işlendiği mekânın, işleniş tarzının, bir devlet adına böylesine korkunç bir cinayet işlenmesinin, öldürülen kişinin öldürüldükten sonra cesedinin parçalanarak imha edilmesinin, Suud yönetiminin cinayetle ilgili olarak izlediği politikanın ve daha başka etkenlerin önemli rolü oldu. Suud yönetimi başlangıçta Kaşıkçı’nın, 2 Ekim 2018 tarihinde Başkonsolosluk binasından evlilikle ilgili resmi evrakları aldıktan sonra çıkıp gittiğini ileri sürdü. Fakat onun içeri girdikten sonra bir daha çıkmadığının kesinlik kazanmasından sonra Başkonsolosluk binasında öldüğünü itiraf etmek zorunda kaldı. Ama planlı bir cinayet işlenmediğini, kavga yüzünden hayatını kaybettiğini ileri sürdü. Sonrasında cinayetin planlı bir şekilde işlendiği, Suudi Arabistan’dan bu amaçla 15 kişilik bir tim gönderildiği ispat edilince cinayetin kasıtlı olduğunu kabul etmek zorunda kaldı. Fakat cesedin ne olduğu hakkında ikna edici bir bilgi vermediği gibi veliaht prens Muhammed bin Selman’ın da cinayetle ilgisinin olmadığını ileri sürdü. 

2018’de İslâm dünyasında öne çıkan önemli gelişmelerden biri de Filistin’deki Büyük Dönüş Yürüyüşü oldu. Filistin’deki direniş grupları her yıl 30 Mart tarihinde ihya edilen Toprak Günü’nde, 2018’de aynı zamanda “Büyük Dönüş Yürüyüşü” adı verilen bir etkinlik başlatma kararı aldılar. Bu etkinlik bir kerelik yürüyüş olmayacak, sivil gösterilerle devam edecekti. Etkinliğin iki önemli amacı vardı: Birincisi, Filistinlilerin vatanlarına sahip çıkma konusundaki kararlılıklarından ve çıkarıldıkları evlerine geri dönme konusundaki ısrarlarından vazgeçmedikleri, işgal ne kadar uzasa da vatana dönüş konusunda kararlı duruşun değişmeyeceği mesajı vermek. İkincisi de Gazze üzerinde 2006’dan beri yani 12 yıldır devam eden ablukanın yarılması, işgal rejiminin bu ablukadan vazgeçmeye zorlanması. O yüzden işgal rejimini ablukadan vazgeçmeye zorlama amacıyla eylemlerin, gösterilerin, etkinliklerin sürdürüleceği açıklandı. 

Büyük Dönüş Yürüyüşü’nü organize eden kurul gösteri ve yürüyüşlerin kesinlikle işgal güçleriyle çatışma amacı taşımadığını, tamamen sivil amaçlı olduğunu dile getirerek gösterileri “barışçıl” olarak nitelendirdi. Ancak işgal rejimi bu gösterilere silahla saldırdı. 2018’in sonuna doğru hazırlanan bir rapora göre işgalcilerin Büyük Dönüş Yürüyüşü eylemlerine saldırmaları nedeniyle öldürülenlerin sayısı 253’ü bulmuştu. Onlar arasında çocukların sayısı 45 idi. Yaralı sayısı ise 25 bin 477’yi bulmuştu. Yaralananların arasında çocukların sayısı ise 4379’u bulmuştu. Yaralananlardan 2050 kişi de kadınlardandı. 

2018’de Filistin’le ilgili önemli gelişmelerden biri de ABD’nin siyonist işgal rejimi nezdindeki büyükelçiliğini, artık işgal devletinin resmî başkenti olarak tanıdığı Kudüs’e taşıması oldu. ABD Başkanı Trump, siyonist işgal devletinin resmen kuruluşunu ilan etmesinin yetmişinci yıldönümüne tekabül eden 14 Mayıs 2018’de, ona bir kuruluş yıldönümü hediyesi olarak Tel Aviv’deki büyükelçilik binasını Kudüs’e nakletti. Tabii onun nakil işleminde böyle cüretkâr davranmasında, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması karşısında Arap dünyasından ve genelde İslâm dünyasından pek ses çıkmamasının da önemli rolü olmuştu. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp