‘2. baro geleneğe aykırı’ diyenlere soralım, sizin örfünüz gaylik mi?

‘2. baro geleneğe aykırı’ diyenlere soralım, sizin örfünüz gaylik mi?


Önce, “Önüne gelen ikinci, üçüncü baroyu kurar. Alevi barosu, Sünni barosu olur. Yakışır mı, böyle bir şey, Türkiye’ye” dediler..

Milliyetçi kesimi tahrik etmek için, “PKK bile baro kurabilir” dediler..

Kemalistleri tahrik etmek için, “Hilafet çağrısı yapmak isteyenler de baro kurabilir” dediler..

Kanun çıktı..

“Hah hah ha.. İkinci baro kurulamadı, ne oldu, nanik” dediler..

Uzun sürmedi..

İstanbul’dan ikinci baronun kurulduğuna dair haber geldi..

Sırada Ankara ve İzmir var.

Ama bu arada..

Kanun çıkmadan önce, “PKK’lılar, marjinal örgüt yanlıları bile baro kurarlar” diyenler..

Sonrasında “Ne oldu, ne oldu kuramadınız işte” diyenler..

Pes ettiler mi?

Hayır..

İstanbul’daki ikinci baronun kuruluş dilekçesi, Türkiye Barolar Birliği’ne verilince, yıllarca İstanbul Barosu’nda yönetim kurulu üyeliği yapan, şu an Barolar Birliği Yönetim Kurulu üyesi olan Hüseyin Özbek, itirazını yaptı:

“Geleneklerimize aykırı”!

Ay çok hoşsun Hüseyin bey.

Eşcinsellere destek veren baro açıklamaları, geleneklerimize çok mu uygundu?

Bir tane açıklamanı, bir tane itirazını duymadık biz senin, gaylere, lezbiyenlere, homoseksüellere destek veren baro açıklamalarına karşı..

Senin İstanbul Baro Yönetim kurulu üyesi olduğun dönemde, başörtülü stajyerlere ruhsat verilmemesi, geleneklerimize çok mu uygundu?

Ne geleneği ya..

Biz de işi masumlaştırıyoruz..

“Geleneğe çok mu uygundu” da, ne demek?

Hitler’in faşistliğinden daha faşist bir uygulama dememiz gerekir..

Lenin’in komünistliğinden daha komünist, Haccac-ı Zalim’in zalimliğinden daha zalim uygulama dememiz gerekir..

2010’lu yıllarda, Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuş bir genç kıza, başındaki örtü sebebi ile ruhsat vermemek, zalimliğin/vicdansızlığın en kralı değilse, nedir?

Başörtülü stajyerlere ruhsat vermeyenler, şimdi gelmişler..

İkinci baro kurulmasına, “geleneklerimize aykırı” diye itiraz ediyorlar..

Ayak oyunları ile, müracaatlarını kabul ettirmemek için, numara çekiyorlar..

Son numaraları, “Anayasa Mahkemesinin, iptal başvurusunu esastan görüşmeye başlayacağı bir süreçte, Anayasaya açıkça aykırı düzenlemeye bir anlamda geçerlilik kazandırmaya yönelik bu aceleciliği son derece yanlış bulmaktayım” açıklamaları..

Beyefendiler gestapo şefi..

Neyin hukuka uygun, neyin hukuka aykırı olduğuna kendileri karar veriyor.

TBMM kanunu çıkarmış..

Hiç sallamıyorlar bile..

“TBMM ne bilir, biz biliriz” diyorlar..

En azından “Anayasa Mahkemesi iptal edene kadar, kanun hukukidir” diyeceklerine..

“Anayasaya açıkça aykırı düzenleme” diyerek, “bu işler bizden sorulur. Biz ne dersek o!” buyurganlığı ile açıklamalar yapıyorlar..

Bir anlamda, Anayasa Mahkemesi’ne de, sopa gösteriyorlar..

“İptal et.. Yoksa, anlarsın ya...” diyorlar..

Allah korusun, bunların eline bir fırsat geçerse..

Türkiye’nin halini tahmin etmek bile istemiyorum..

PKK’ya, DHKP/C’ye, bilumum eşcinsellere, gaylere, homoseksüellere baro içinde oda bile verirler..

“Terörist faaliyetlerinizi, baromuz çatısı altında rahatlıkla ifa edebilirsiniz” bile derler..

Daha fazlasını ne ben söyleyeyim, ne de siz okuyun..

Ama, soyut bir suçlama yapmadığımı ispat açısından, İstanbul Barosu’nun binasına, daha üç hafta önce asılan DHKP/C’li afişini hatırlatarak, ikinci baro kuruluşuna karşı çıkanların, o afişe ses etmediklerinin, baro yönetimini istifaya davet etmediklerinin altını çizeyim..

Hatta, Barolar Birliği olarak, İstanbul Barosu’nun yönetimi hakkında disiplin soruşturması açılması için girişimde bulunmadıklarını hatırlatayım..

Baroların PKK yandaşlığı içerikli açıklamalarına ses çıkaramayan. 

Baroların DHKP/C’li teröristlerin avukatlığını yapma girişimlerine soruşturma açamayan..

Baroları CHP’nin arka bahçesi gibi kullanılması için, iktidar partisi aleyhine günübirlik açıklama yapılmasına sessiz kalanlar..

Bakın, çoklu baro sistemine, kanunlaştıktan sonra dahi, nasıl çelme takmaya kalkışıyorlar:

“Çoklu baro olarak bilinen düzenleme mesleki bir ihtiyacın değil, siyasi gücün meslek örgütlerini denetim ve etki alanına alarak yandaşlaştırma düşüncesinin ürünüdür.”

Affedersiniz, Barolar Birliği’nin Yönetim Kurulu üyesi beyefendi..

“Yeni kurulan barolara, kabzımallar mı üye kabul ediliyor. Onlar da avukat değil mi.”

Öyle ya..

Şu anki barolara nasıl ki avukatlar üye ise..

Yeni kurulacak barolara da, avukatlar üye..

Mevcutları kutsayıp, yeni kurulacak olanları, yandaşlıkla suçlamak, hangi iflas etmiş aklın ürünü olabilir?

Veya..

“Anayasa Mahkemesinin, iptal başvurusunu esastan görüşmeye başlayacağı bir süreçte, Anayasaya açıkça aykırı düzenlemeye bir anlamda geçerlilik kazandırmaya yönelik bu aceleciliği son derece yanlış bulmaktayım” ifadesinin hangi hukuki altyapısı vardır?

O mahkeme, yürütmeyi durdurma talebini reddetmedi mi?

Reddettikten sonra,  “İptal başvurusunun sonucunu bekleyelim” diye itiraz etmenin, bir hukukçuya yakışır bir yanı olabilir mi?

Daha önemlisi.. “TBB’nin, daha önce kurumsal olarak çoklu baroya karşı olduğunu açıklamıştır” cümlesi kurmak, bu sebeble de, yeni baronun müracaatının reddi gerektiğini söylemek, TBMM’ye darbe değil midir?

Kimden alıyor, bu adamlar o yetkiyi?

Kimden alıyorlar, bu küstahlığın cesaretini?

Bir açıklasalar da, bilsek..

Google+ WhatsApp