1 milyon lira krediyi iki banka nasıl verdi?

1 milyon lira krediyi iki banka nasıl verdi?


1 milyon lira krediyi iki banka nasıl verdi?

 

 

Ne kadar garip değil mi?

Ankara’daki villasını elden çıkartırken, FETÖ’nün önemli avukatlarından birisine satış yapan..

Sonrasında da, yine FETÖ’nün organize ettiği MİT TIR’ları operasyonunu ile ilgili bazı bilgileri onlardan alıp, çarpıtarak Cumhuriyet gazetesinde manşet yaptıran ve böylece Türkiye’yi uluslararası arenada zor duruma düşürmeye çalışan Can Dündar..

İstanbul’da Boğaz’a nazır yalısını alırken İş Bankası’ndan kredi çekmişti..

“Faizi düşüktü-değildi” tartışmalarına girip, yeniden bankayı açıklama yapmaya zorlamayalım..

Can Dündar villayı satıp, yalıyı alırken çektiği kredinin benzeri..

Can Dündar’a verilen kredide teminat olarak yalının üzerine konulan bir ipotek bulunduğundan..

Alacak da garanti altına alınmış sayılırdı..

Dolayısı ile..

Can Dündar’a verilen krediden daha vahimi..

Şimdi yine FETÖ olyları ile gündeme gelen, bir başka sözümona gazeteci ismi ekseninde gündeme geldi..

Kim bu kişi?

Halen CHP milletvekili olan Eren Erdem..

Kredinin hikayesini, Eren Erdem’in kendi ağzından dinleyelim:

“Ben milletvekili olurken, hiçbir malım yoktu. Taşınmazım yoktu, arabam yoktu.

Şimdi de yok.

Ama milletvekili olurken, borcum da yoktu. Şimdi 1 milyon lira borcum var. İki bankadan aldığım kredi borcum var. Halkbank’tan ve İş Bankası’ndan.”

Şecaat arzederken, sirkatin söyler, merd-i kıpti..

Eren Erdem de, “Ben şöyle adamım, ben böyle adamım” diyerek cesaret gösterisi yaparken, önemli bir kredi usûlsüzlüğünü itiraf etmiş oldu..

Nedir o usulsüzlük?

Eren Erdem aynı açıklamada bas bas bağırıyor:

“Benim tek kuruş malvarlığım yok..” 

Tamam mı?

Tamam..

Devam edelim..

“Eşimin, çocuklarımın da tek kuruşluk malvarlığı yok.” diyor, aynı Eren Erdem..

O zaman soru şu:

“Halkbank ve İş Bankası yöneticileri, Eren Erdem’in iddiasına göre bu şahsa verdikleri 1 milyon lira kredinin teminatı olarak, kendisinden ne aldılar?”

Bu iki bankadan hangisinin, 1 milyon liranın ne kadarını kredi olarak verdiğini bilmiyorum..

Hatta Eren Erdem’e çok fazla güvenilir bulmadığım için..

“1 milyon lira kredi aldım” sözünün doğruluğundan dahi emin değilim..

Fazlası da olabilir..

Eksiği de olabilir..

Bu durumda görev, muhatap iki bankanın yönetimlerine düşüyor..

Eren Erdem’in 4 yıldır sabahtan akşama kadar  demedik laf bırakmadığı Halkbankası’nın yöneticileri, bu adama ne kadar kredi vermişlerdir açıklasınlar..

Yetmez..

Karşılığında hangi teminatı almışlardır, onu da açıklasınlar..

Yine İş Bankası yöneticileri..

Bu kadar tartışmalı bir isime, ne kadar kredi açtıklarını açıklasınlar..

Karşılığında hangi teminat alınmıştır, onu da söylesinler..

Daha dahası var..

Acaba bu kredinin verilmesinde, teminat alınma prosedüründe, CHP’nin İş Bankası yönetimine atadığı üyelerin bir dahli olmuş mudur?

Hani biliyorsunuz ya..

Yurtdışından, Kurtuluş Savaşı’nda kullanılmak üzere Müslümanların yolladığı paralar, Türkiye İş Bankası’na sermaye olarak kullanılmış, sahipliği de, Cumhuriyet Halk Partisi’ne bırakılmış..

O sahiplik sebebi ile, şu an Türkiye İş Bankası’nın dört yönetim kurulu üyesini, CHP atıyor..

Evet, yanlış okumadınız. İş Bankası’nın dört yönetim kurulu üyesi, CHP Genel Merkezi tarafından belirleniyor..

Kimleri belirlediklerini söylemeye gerek yok sanırım.

Şu CHP milletvekilinin oğlu..

Bu CHP milletvekilinin kardeşi..

O CHP’li yöneticinin kayınbiraderi..

Dolayısı ile..

CHP’lilerin atadıkları yönetim kurulu üyelerinin, Eren Erdem’e verilen kredide bir rolleri var mıdır, yok mudur, açıklanması gerekir..

• 

Okurlarımızdan özel istekler var.. 

“Okur” dediysem, samimi okurlarımız değil..

FETÖ yanlısı, bize çelme takmak isteyen okurlar..

Derler ki, “Dolardan hiç bahsetmiyorsun. Kaç oldu, haberin var mı?”

Onları da memnun edelim bari..

Dolardan da biraz bahsedelim..

Eski yıllarda döviz ile ilgili gelişmelerde trafik şöyle işlerdi..

Kur sabitti..

Oynamalar birkaç ayda bir, topluca yapılırdı..

Oynama olacağını yani devalüasyon olacağı haberini, günler öncesinde basından öğrenirdik..

Hemen ardından, tüpten (evlerdeki yemek pişirme, kısmen de ısınma aracı) margarine, evde kullanılan ampüle kadar kadar birçok temel tüketim maddesi piyasadan kaybolur.

Sonra devalüasyon açıklanır, ardından da ortalıktan kaybolan (stoklanan) temel tüketim maddeleri ile birlikte aklınıza ne geliyorsa, o zamanki tabiri ile iğneden ipliğe her şeye zam geldiği açıklanırdı..

Alışverişe gittiğimiz dükkanda satıcıyla sorardık, “İğneye gelen zammı anladık da.. Büyük ihtimalle o iğneyi biz yapamıyoruz, dışardan geliyordur ama.. Bu toprakların üretimi ipliğe niye zam geldi ki?” diye..

Bir cevap alamazdık.

Elektrikten suya hemen her şeye gelen zamlarla, “Yıkılmadık ayaktayız” der, yolumuza devam ederdik.

Şimdi olan ne?

Yılbaşından bu yana, eski sistemdeki tanımlaması ile, dolar bazında % 25 devalüasyon yaşanmış...

Doların fiyatı % 25 artmış ama..

Ben günlük hayatımda..

Yılın başında ekmeği 1.25’den alıyordum. Yine aynı fiyattan alıyorum..(Yakınında Halk Ekmek olanlar için de örneğim aynı.. Daha düşük fiyattan ama, yılbaşındaki fiyatlarla aynı fiyattan ekmeği alıyorlar.)

Bitkisel yağ lazım, yılbaşındaki fiyatla aynı fiyata alıyorum.

Suyu aynı fiyata kullanıyorum.

Doğalgaz aynı, elektrik aynı fiyat..

Benzin-mazotta yılbaşına göre küçük bir farklılık var.. Ama onun da hesabı, son ayarlama ile görüldü.. Artık artmayacak..

O zaman bize ne, dolardan, bize ne doların fiyat artışından..

“Bekleriz.. Sabrederiz..

25 Haziran’da görüşürüz” deriz..

Olur biter..

Bu arada, Merkez Bankası baskılara dayanamayıp, dün akşam saatlerinde dolar spekülatörlerinin gazını almak için, seçimi de beklemeden bir atak yapmış..

Faizi yükseltmiş..

Bakalım, bu kararla, spekülatörlerin ne kadar gazını alacaklar..

Esas hesaplaşma, 25 Haziran’da..

Faizi dün 3 puan yükselten Merkez Bankası, inanıyorum ki, o gün de beş puan-6 puan birden indirmesini bilecektir..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp